بررسی تطبیقی ضرب المثل های ترکی سنقر با ضرب المثل های زبان فارسی

بررسی تطبیقی ضرب المثل های ترکی سنقر با ضرب المثل های زبان فارسی
DR. MESUD-İ MUTEMEDİ

-MİHRAN MUTEMEDİ 
ÖZ
Atasözleri, özel konularda söylenmiş özlü söz, dize ya da edebî cümlelerden
oluşurlar. Atasözlerinin izleri bazen klasik dönem metinlerinde
de görülebilir. Bazen de bu özlü sözler kaynaklarını halk dilinden alırlar.
Sözü edilen edebi özgün sözlerin yansımaları kentlerde, kasabalarda
ve köylerde farklı dillerde görülür. Bu kentlerden biri de Kirmanşah
eyaletine bağlı Sungur’dur. Bu eyaletin tamamı Kürtlerden oluşan nüfusunun
tersine bu şehirdeki yerli halk Türkçe konuşmaktadır. Doğal olarak
atasözleri de Türkçedir. Bu atasözlerini klasik Farsça metinlerle ve
aynı zamanda yaygın atasözleriyle karşılaştırmak, konuları ve içerikleri
açısından değerlendirmek söz konusu eyalet ve şehrin birçok özelliğini
gün yüzüne çıkaracak; halk kültürü, yerel halkın gelenek ve görenekleri
Fars Dili ve Türk Dilinin incelikleriyle birlikte ortaya koyacak, aynı zamanda

آداب حرب مغول درتاریخ جهانگشای جوینی

آداب حرب مغول درتاریخ جهانگشای جوینی
DR. RUKİYYE HİMMETİ
-DR. ABDULLAH VELİPUR 
ÖZ
Tatar ulusunun Cengizhan’ın çıkışından sonra bedevi yaşamları gereği
yaşamın çeşitli alanlarında uyguladıkları özel töreleri ve adetleri
vardı. Bu törelerin en önemlisi Atâmelik Cuveynî’nin, Moğol sarayında
uzun süren varlığı nedeniyle çok iyi bilgidiği ve hemen hemen tamamını
Tarih-i Cihanguşa’da aktarmış olduğu Moğol askeri strateji ve savaş töreleriydi.
Bu makalede tarih ve edebiyat alanındaki araştırmacılara Moğol
ulusu tarihinin karanlık köşelerinin aydınlanması amacıyla bu edebitarihi
değerli eserden faydalanılarak Moğolların savaş adetleri ve törelerini
sunmaya çabaladık.
Anahtar Kelimeler: Adetler ve töreler, Moğol, Tarîh-i Cihânguşâ, Savaş,
savaş stratejisi.
ABSTRACT
Tatar people after the insurrection of Genghis Khan, due to their
primitive life had special Customs in different fields of life. One of the
most important customs، was the Mongol campaign that Atamalek

سینمای ایران

سینمای ایران
DOÇ. DR. SABER EMAMİ 
ÖZ
Bu makale'de başlangıçtan İran İslâm devrimi ve İran-Irak savaşı-
na kadar İran sineması incelenmiştir. Sinema tekniği Kaçar Şahı Nâsı-
ruddîn Şah ve oğlu Muzafferüddin Şah’ın Avrupaya seferleriyle,
çağdaş uygarlık ürünü olarak İran’a getirildi. Farsça ilk sesli sinema
Rıza Şah zamanında “Dohter-i Lor: Lor Kızı” adlı film ile başladı. Ardından
devlet tarafından teşvik edilen bir sinema, “olay”, “ahlak”,
“müzik” ve “cinsel cazibe” ögelerine danyanarak şekillenmiştir. Bu
sinema, daha çok dinsel objeleri ortadan kaldırarak halkı laubaliliğe,
hayvani heveslerden zevk almaya, düşünceden uzaklaşmaya teşvik
etmektedir. Buna karşılık siyasi ve toplumsal temalı sinemanın temeli
büyük tiyatro ve sinema sanatçılarının çabalarıyla atıldı. 1979 İran
İslam Devrimi’nin ardından İmam Humeyni’nin ''Biz sinemaya karşı
değiliz, müstehcenliğe karşıyız'' sözüyle İran'da devrim sinemasının
temelleri atıldı.

ROMEN DİLİNDE KULLANILAN FARSÇA KELİMELER

ROMEN DİLİNDE KULLANILAN FARSÇA KELİMELER
YRD. DOÇ. DR. BERNA KARAGÖZOĞLU 
ÖZ
Dil yaşamakta olan bir kavramdır. Dilin yaşanırlığını kanıtlayan şey
kullanılıyor olması ve gerek gramerde gerekse kelimede az çok değişime
uğramasıdır. Dil bazen doğduğu coğrafyadan çıkıp sınırlarını uzak diyarlara
taşır, bazen de sadece belirli bir alana hitap eder. Ticaret ve savaş;
dili farklı coğrafyalara taşıyan iki önemli unsurdur. Elbette farklı
nedenlerle de dil mekân değiştirmektedir. Ancak gördüğümüz kadarıyla
savaş sonucu kazanılan topraklardaki hâkimiyet halkların kaynaşması-
na, dillerin hızla karışmasına vesile olmaktadır. Türklerin Ortadoğu ve
Balkanlardaki hâkimiyeti ile Türk kültürü ve dili, o toprakların kültürü
ve dili ile karışmıştır. Yapılan araştırmalarda İslam kültürüyle son şeklini
almış Farsça ve Türkçeye ait pek çok kelimenin Balkan dillerine yerleştiği
görülmüştür. Türk asıllı edip ve mutasavvıfların eserlerinde oldu-

SÂİB-İ TEBRİZÎ’NİN ŞİİRLERİNDE GEÇEN “HÂB-I BAHÂR” TAMLAMASI ÜZERİNE

SÂİB-İ TEBRİZÎ’NİN ŞİİRLERİNDE GEÇEN “HÂB-I BAHÂR”
TAMLAMASI ÜZERİNE
PROF. DR. ALİ YILDIRIM
ÖZ
İran sahasında Hint Üslubunun önemli temsilcilerinden biri olan
Sâib-i Tebrizî, XVII. yüzyılda yaşamış, kendisinden sonra İran ve Türk
edebiyatlarında pek çok şairi etkilemiştir. Bilindiği gibi Hint Üslubu
önce İran, sonra Hint ve nihayetinde Türk edebiyatını etkilemiş önemli
üsluplardan biridir. Kendine özgü dili, tamlamaları, bağdaştırmaları,
mazmunları olmak yönüyle ön plana çıkmaktadır. Bununla birlikte İran
sahasındaki şairlerin orijinal kurgu ve tamlamalarının Türk şiirine de
tamamen ve direkt yansıdığı düşüncesi hâkimdir. Hint üslubu etkisinde
şiir söyleyen şairlerin şiirleri ayrıntılı olarak incelendiğinde İran sahasındaki
bazı orijinal kurguların Türk edebiyatına hiç yansımadığı, bilakis
Türk edebiyatında kullanılan bazı kurguların da İran şiirinde olmadığı
görülmektedir.
Örneğin Hint Üslubu etkisinde yazan Türk şairlerin şiirlerinde yaygın

ÂRİF ÇELEBİ’NİN FARSÇA KASİDESİ VE TÜRKÇE ÇEVİRİSİ

ÂRİF ÇELEBİ’NİN FARSÇA KASİDESİ VE TÜRKÇE ÇEVİRİSİ
PROF. DR. VEYİS DEĞİRMENÇAY 
ÖZ
Anadolu Selçukluları döneminde yaşamış, yaklaşık yedi asır Anadolu’da,
hatta dünyada büyük etki bırakmış bir ailenin yani Mevlâna
Celâleddin-i Rûmî ailesinin torunu ve Sultan Veled’in oğlu olan Ulu Ârif
Çelebi, dedesi ve babası gibi Mevlevîlik makamında bulunmuş, birçok
yere seyahatler yapmış, Anadolu Selçuklu devlet adamları, yerel emirler
ve Moğol devlet adamları ile ileri gelenleriyle son derece yakın ilşkiler
kurmuş, Farsça şiirler de kaleme almış çok yönlü bir şairdir. Bu çalışmada
Ârif Çelebi’nin Divan’ında yer alan 63 beyitlik bir kaside, mevcut üç
yazmadan yola çıkılarak tenkitli metni kuruldu ve Türkçeye çevrildi.
Ayrıca şiirin konusu kısaca anlatıldı ve gerekli yerlerde açıklamalar yapıldı.
Anahtar Kelimeler: Ulu Ârif Çelebi, Mevlâna, Sultan Veled, Mevlevîlik,
Farsça kaside.
ABSTRACT
“Arif Chalabi”was one of the grandchildren of Mavlâna Jalâladdin alRûmî

DAKİKÎ-Yİ TUSÎ (Ö. 366/976)

DAKİKÎ-Yİ TUSÎ (Ö. 366/976)
PROF. DR. NİMET YILDIRIM
ÖZ
Samanoğulları döneminin önde gelen şairlerinden biri, ayna zamanda
Mesudî-yi Mervezî’den sonra Şahnâme yazan ikinci şair olan Ebû
Mansûr Muhammed b. Ahmed Dakikî-yi Tusî’yi asıl üne kavuşturan
onun İran ulusal değerleri başta olmak üzere kültrel mirasını aktarmayı
amaçlayan Şahnâme yazımında ilk adımı atmış olmasıdır. Dakikî’nin bir
övgü şairi olduğu konusunda tereddüt yoktur, yaşadığı dönemlerin
övgü şairleri arasında yer almaktadır. Özellikle o dönem emirlerini öven
şiirleriyle elde ettiği kazançla görkemli bir mal varlığı elde etmiş,
Samanîler döneminde yaşamış ve şiirlerinde o hanedan emirlerini
övmüştür. Dakikî’nin şiir tarzı Horasan şiir tarzıdır. Şiirleri IV./X. yüzyıl
Samanî dönemi şiiri özellikleri taşır: konuları açısından doğa
betimlemeleri, abartısiz, övgülere yer verir. Bu dönem şiirlerinde yaygın
olarak şarap, gül, bağ bahçe ve bahar tasvirleri, bilgi, akıl, sevgilinin

ERKEN DÖNEM FARSÇA MESNEVİLERDE BEZM - IIYRD.

ERKEN DÖNEM FARSÇA MESNEVİLERDE BEZM - IIYRD.
DOÇ. DR. SADIK ARMUTLU
ÖZ
Bezm, Arapça bir kelime olan meclisin anlam dünyasıyla eşdeğer
olan bir kelimedir. İçki içilen, eğlenilen ve muhabbet yapılan yemekli,
büyük şenlik ve eğlencedir. Bir toplumun sosyokültürel tarihi içerisinde
önemli bir yeri kapsayan, yazıldıkları devre ait oldukça detaylı bilgiler
ihtiva eden, sosyal hayatla ilgili zengin materyaller sunan eğlence ve
şenlikler, mesnevilere de yansımış, bir takım izler bırakmıştır. Bu izler,
maddî unsurlar olarak toplumun kültürel dünyasını oluşturan sosyal
tarih belgesidir. Mesnevilerde bezm olgusu, geniş bir yelpazeden ele
alınmıştır. Her şeyden önce bezm, düzenlenmesine vesile olan ve olduk-
ça çok boyutlu gerekçeleriyle başlar. Sonra bezmi düzenleyenler öne
çıkar. Katılımcılar da bezmin oluşmasını sağlar. Bezmin işleyişi geniş bir
hizmet ehli tarafından sağlanır. Bezme katılımcıların uyması gereken

NEF’Î’NİN TUHFETU’L-UŞŞÂK ADLI FARSÇA KASİDESİ

NEF’Î’NİN TUHFETU’L-UŞŞÂK ADLI FARSÇA KASİDESİ
PROF. DR. MEHMET KANAR 
ÖZ
Hiciv ve kasideleriyle ünlü divan şairi Nefî, XVII. yüzyılın önde gelen
şairlerindendir. 980/1572 yılında Erzurum’un Hasankale kasabasında
dünyaya gelmiş, orada bir müddet öğrenim gördükten sonra İstanbul'a
gitmiş, Dördüncü Murad'ın teveccühünü kazanmış ve bazı önemli gö-
revlerde bulunmuştur. Yakın dostları dâhil insanları rencide edecek derecede
sövgüye varan hicivler yazmaktan geri durmayan şairin hırçın
kişiliği ve davranışları, özellikle sınır tanımayan yergileri gözden düş-
mesine ve devlet adamlarının hedefi durumuna gelmesine yol açmıştır.
1044/1635 yılında çok etkili hicivleri yüzünden boğdurulmuş ve cesedi
denize atılmıştır. Nef'i'nin şiir kudreti çok yüksektir. Farsça şiirlerinde
oldukça güçlüdür. Bu dildeki manzumelerini ayrı bir divan halinde toplamıştır.
“Tuhfetü'l-uşşak” kasidesi bir İran edebiyatının birçok büyük

وگرايی درهنر ايران

وگرايی درهنر ايران
HAJAR BABAZADEH 
ÖZ
İran’da modernizasyon, batı kültür ve uygarlığına yöneliş XIX.
yüzyıl başlarında Abbas Mirza’nın reformlarıyla başladı. İran’ın Rusya
ile yaptığı iki savaşta uğradığı ağır yenilgilerden sonra Kaçar Veliahtı
Abbas Mirza ile üst düzey İranlı kesimler, İran’ın teknik ve bilimsel
geri kalmışlığı ile zayıflığının telafi yolunun uygar batının ba-
şarılarını örnek almaktan geçtiğini anladılar. Onun bu yolda ordu
kurma, yurtdışına öğrenci gönderme, üniversite kurma, Avrupalı
öğretmen ve uzmanlar istihdam etme; gazete çıkarma ve kitap basma,
hatta Nasıruddin Şah’ı Avrupalıların yaşam tarzlarını gözlemlemek
için Avrupa’ya yolculuğa teşvik etme gibi birçok çabası oldu.
İran modernizasyonu Rıza Şah zamanında merkezi bir devlet kurulmasıyla
daha geniş boyutlar kazandı. Müttefik orduların İran’a
saldırısı sırasında, 1320 hş. yılında İran halkı ilk defa yabancılarla
yakın temasta bulundu. Bu modernizasyon Muhammed Rıza Şah

مأخذ اصلی تمثیل خورندگان پیلبچهدرمثنوی

مأخذ اصلی تمثیل خورندگان پیلبچهدرمثنوی
MOHAMMAD AHMADÎ 
Öz
Bundan önce Mesnevi hikâyelerinin kaynakları ve Mesnevi konusunda
birçok araştırma yapılmıştır. Fakat bu konuda araştırma yapan
edebiyatçılar hala bu alanda çalışılabilecek konuların çok olduğu ve
Mesnevi’de yer alan örneklerin kökenleri konusunda yeni kaynakların
bulunulabileceği kanısındadırlar.
Bu makalede Mesnevi’nin “Üçüncü Defter”inin başında yer alan
“Hırsla fil yavrularını yiyenler ve öğüt verenlerin öğüdünü terk etme”
adlı hikâyenin yeni bir kaynağı örnek olarak tanıtılmıştır.
Mevlânâ Celaleddin-i Belhî’nin bu kaynaklara ulaşmış olması muhtemeldir.

Anahtar kelimeler: Kaynakbilim, Mesnevi, Helios inekleri.
ABSTRACT
Although there have been many investigations about the origins of
the Masnavis’s allegories in the past; scholars still admit that there is
more to find regarding Masnaví’s stories and allegories and their origins.

In this essay we have found a new origin for one of the Masnavi’s

مسئلة »مضمون« در شعر کودکان و نوجوانان

مسئلة »مضمون« در شعر کودکان و نوجوانان
DOÇ. DR. RAHİM KOUSHESH 
ÖZ
Başka söz kalıplarında olduğu gibi şiirde de şairin amacı sonuçta
anlamı iletmek olmasından dolayı kavram ve mazmun şiirin en
önemli unsurlarından sayılır. Mazmun şairin düşündüğü ve bize
aktardığı anlamdır: ahenk, duygu, hayal gücü ve tasvir unsurlarıyla
bağlantıları sonucu şairsel bir hal alan anlam. Kur’ân, hadis ve sünnet,
eski edebi eserler, genel kültür ve bunların yanında başka dillerden
yapılan çeviriler çocuk ve genç şiirlerindeki mazmunların asıl kaynakları
arasında sayılır. Şiirdeki özel cazibeler dolu ve zengin bu
kaynaklara erişmek, özellikle düşünsel, kültürel engellerin ve sorunların
olduğu bu yüzyılda faydalı ve uygun bir araç olarak şiirden
çocukların ve delikanlıların paylarını almaları için çok faydalıdır. bu
makalede mazmun kelimesinin terimsel ilk anlamı ve onunla ilgili
unsurları aydınlatmayı, daha sonra çocuk ve genç kuşak şiirinde

شاعران فارسیسرای و فارسینويس ارزرومی*

شاعران فارسیسرای و فارسینويس ارزرومی*
PROF. DR. VEYİS DEĞİRMENÇAY 
ÖZ
Eskiden beri Anadolunun kültür, sanat ve ilim merkezlerinden biri
olan Erzurum’da birçok devlet adamı, bilgin, sanatkâr, şair ve yazar yetiş-
miştir. İçlerinde Nef‘î, Mülhemî, Hâzık, İbrahim Hakkı, Zihnî, Ziya Paşa,
Sirâcî, İlmî, Lütfî, Nasûhî ve Gâlib gibi Farsça eser veren ve bu dilde şiirler
söyleyen şahsiyetler de çıkmıştır.
Bu makalede adı geçen şahsiyetlerin kısaca hayat hikayeleri ve Fars-
ça şiirlerinden örnekler verilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Erzurum, Farsça Şiir Söyleyen Erzurumlu Şairler,
Farsça.
ABSTRACT
From ancient times the city of Erzurum as one of the cultural centers
of artistic and scientific Anatolia has been accepted by many scholars,
scientists, writers, poets, artisans have input into existence. Among
them, there were poets who had works and poems written in Persian,
including Naf‘i, Molhami, Hazegh, Ibrahim Hakkı, Zihni Ziya Pasha,

HÂB-I HAYÂL, AYINTABLI HÜSNÜ

HÂB-I HAYÂL, AYINTABLI HÜSNÜ
NAZİRE ERBAY
- HAYRİYE DURKAYA
ÖZ
Hâb-ı Hayâl, Ayıntablı Hüsnü’ye aittir. Eser, otuz bir sayfadan
oluşmaktadır. Eser, Atatürk Üniversitesi Kütüphanesi, Seyfettin Özege
bölümünde tespit edilmiştir. Hâb-ı Hayâl, mesnevi nazım
şeklindedir ve 481 beyitten oluşur. 19. yüzyılda yaşayan Ayıntablı
(Antepli) Hüsnü hacim yönünden kısa bir mesnevi kaleme almış olmasına
rağmen, eseri zengin muhtevalı bir anlatıma sahiptir. Hâb-ı
Hayâl, bir şairin uykuya teslim olmasıyla beraber gördüğü rüyaları
anlatır. Tarihî birtakım gerçeklere yer veren mesnevi, Ayıntablı
Hüsnü’nün şairlerle ilgili düşüncelerini aktarması dolayısıyla önemlidir.

Bu çalışmada, Hâb-ı Hayâl hakkında değerlendirmeler yapılmış,
metin çeviri yazı ile verilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Hâb-ı Hayâl, Ayıntablı Hüsnü, mesnevi
ABSTRACT
Hâb-ı Hayâl is a work by Ayıntablı Hüsnü. The work consists of
thirty one pages. It was found in Ataturk University Library, Seyfettin

EŞREFOĞLU RÛMÎ’NİN GAZELLERİNDE NASİHAT VE NEFİS MUHASEBESİ

EŞREFOĞLU RÛMÎ’NİN GAZELLERİNDE NASİHAT VE NEFİS
MUHASEBESİ
YRD. DOÇ. DR. NAZİRE ERBAY
ÖZ
İnsan, hata yapmaya eğilimli yaratılmıştır. Ayrıca insan, dünyaya
belli sorumluluklarla gelmiştir. Klasik Türk şiirinde, tasavvufi konulardaki
metinlerde, nasihat, sıklıkla ele alınır. Bu eserlerdeki maksat,
insanın dünya ve ahiret mutluluğu ve kendini muhasebe etmesidir.
Dinin nasihat olduğu bilinciyle tasavvufi eserler oluşturan Eşrefoğlu
Rûmî, insanı doğru yola sevk eden, Allah’ın emir ve yasaklarını göz
önünde bulunduran mısralar oluşturur. Rûmî’nin eserlerinde, insanın
‘varlık’ına dair sorgulama yapması, nefis mücadelesi, dünya ve
ahiret mutluluğu, yaratanın rızasını kazanması için yapması gerekenler
vardır. Bu çalışmada, Eşrefoğlu Rûmî’nin gazellerindeki nasihatler
ve insanın yaptığı hatalar karşısındaki nefis muhasebesi, beyitler üzerinden
bir okuma çalışması halinde anlatılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Eşrefoğlu Rûmî, gazel, nasihat, nefis muhasebesi.
ABSTRACT

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar

İçeriği paylaş