BÂBÂ TÂHİR-İ HEMEDÂNÎ DİVANININ MEHDÎ-İ HAMÎDÎ NÜSHASINDA GEÇEN DOBEYTÎLERİ VE TÜRKÇE TERCÜMESİ

BÂBÂ TÂHİR-İ HEMEDÂNÎ DİVANININ MEHDÎ-İ HAMÎDÎ
NÜSHASINDA GEÇEN DOBEYTÎLERİ VE TÜRKÇE TERCÜMESİ
YRD. DOÇ. DR. AHMET FARUK ÇELİK
ÖZ
Baba Tahir-i Hemedani, İran edebiyatının parıltısı sayılan büyük
bir şâiri ve şiirleri Fars edebiyatının parlak bir aynası sayılacak değerli
bir ârifidir. Fakat tercih ettiği zâhidâne ve dervişâne hayatı sebebi
ile çok uzun zamanlar edebiyat araştırmacılarının gözünden uzak
kalmıştır. Bunun sonucu olarak da onun dili ve eserleri üzerine edebi
araştırmalar yoğunlaşamamıştır. O esaslı bir medrese ve edebiyat
tahsiline sahip olmadığı halde, sabit bir vezne bağlı kalarak da olsa
aruzla şiir söylemiş, bütün edebiyatçılardan farklı olarak duygularını
Derî lehçesi dışında, bölgesel bir dil olan Lorî lehçesi ile ifade etmiş-
tir. Bir lehçe şairi olmasına rağmen yalnız yaşadığı bölgeyi değil, hem
şiirleri ve hem irfanı ile bütün İran’ı ve başka ülke insanlarını da etkileyebilmiştir.

HAYRETÎ DİVANINDA GEÇEN “GAM” KELİMELERİNİN TASARIMLARI

HAYRETÎ DİVANINDA GEÇEN “GAM” KELİMELERİNİN TASARIMLARI
PROF. DR. ALİ YILDIRIM
Öz
Klasik şiir, şairin bireysel düşünce ve duygularının açık bir şekilde
ortaya konulduğu bir şiir değildir. Tasavvuf ve aşk bağlamında idealize
edilmiş bir sevgili ve bahçe formunda duygu ve düşünceler dile
getirilmiştir. Dolayısıyla geleneğin sınırlarını belirlediği bu çizginin
dışına pek çıkılamamıştır. Klasik şiirin başlangıcındaki anlayış ve
zihniyet, aynı şekilde bu edebiyatımızın son döneminde de karşımıza
çıkmaktadır. Sadece aradaki fark, söyleyişten kaynaklanan bir takım
değişikliklerdir. Bu çerçevede, bir şair için söylenen yorumlar hemen
diğer bütün şairler için de geçerli olan ifadelerdir. İşte bu müşterek
durum, alan çalışması yapanlar için çok önemli kolaylıklar sağlamaktadır.
Ancak asıl zor olan taraf, bu muazzam benzerlikler içerisindeki
farklılıkları ve özgünlükleri ortaya koyabilmekte yatmaktadır. Klasik

NAZÎRÎZÂDE EMÎN’İN ŞEYHÜLİSLÂM FEYZULLAH EFENDİ’YE FARSÇA METHİYELERİ

NAZÎRÎZÂDE EMÎN’İN ŞEYHÜLİSLÂM FEYZULLAH EFENDİ’YE FARSÇA
METHİYELERİ
PROF. DR. VEYİS DEĞİRMENÇAY 
ÖZ
Osmanlı döneminde yaşamış, Türkçe şiirler yanında Farsça şiirler
de kaleme almış birçok şair vardır. Bunlardan biri de Türkçe, Farsça
ve Arapça şiirleri olan Nazîrîzâde Mehmed Emîn Efendi’dir. Emîn
Efendi, Osmanlı Şeyhülislâmı Erzurumlu Seyyid Feyzullah Efendi’ye
methiye olarak Farsça iki kaside, bir kıta ve bir gazel olmak üzere
dört şiir kaleme almıştır. Bu çalışmada, Süleymaniye Kütüphanesi
Esat Efendi Bölümü’nde kayıtlı bir yazmada bulunan söz konusu
şiirler, tenkitli metni yapılarak Türkçeye çevrildi ve kısaca anlatıldı.
Ayrıca Feyzullah Efendi ve Nazîrîzâde Mehmed Emîn Efendi’nin
hayatı hakkında kısaca bilgi verildi.
Anahtar Kelimeler: Nazîrîzâde Mehmed Emîn, Şeyhülislâm Feyzullah
Efendi, Farsça Şiirler, Methiye.
ABSTRACT
We have a lot of poets who lived during Ottoman Empire period;
wrote poems not only in Turkish, but also in Persian. One of those

RÛDEKÎ-Yİ SEMERKANDÎ (Ö. 329/940)

RÛDEKÎ-Yİ SEMERKANDÎ (Ö. 329/940)
PROF. DR. NİMET YILDIRIM
ÖZ
İran’ın ilk büyük şairi ve Fars şiirinin mühendisi olarak kabul edilen
Ebû Abdullâh Cafer b. Muhammed Rudekî, III./IX. yüzyıl ortalarında
Semerkand’ın Rudek kasabasına bağlı “Benuc” köyünde
dünyaya geldi. İyi bir eğitim aldı. Uzun zamanlar Fars şiirinin en
ünlü şairi oluşu ve bilge kişiliğiyle hep ön planda oldu. Samanî dö-
neminin en ünlü şairi Rudekî, İslâm sonrası yeni Fars edebiyatının
gerçekte en büyük şairi olarak kabul edilir.
Samanî dönemi Fars edebiyatının, özellikle de övgü şiirinde tartışmasız
önderi Rudekî’dir. Musikişinaslığının yanı sıra iyi bir icracı
da olan, şiirlerinin birçoğu musiki eşliğinde okunan Rudekî’nin şiirdeki
tarzı, kendisinden sonraki Fars şairlerinkinden farklıdır. Divanı
ile çok sayıda şiiri günümüze kadar gelememiş ve ortadan kaybolmuştur.
Bu arada Rudekî’nin Horasan tarzı övgü şiirinin temellerini
attığı, daha sonraki çağlarda Unsurî, Muizzî ve Enverî’nin de bu

ERKEN DÖNEM FARSÇA MESNEVİLERDE BEZM - IYRD.

ERKEN DÖNEM FARSÇA MESNEVİLERDE BEZM - IYRD.
DOÇ. DR. SADIK ARMUTLU
ÖZ
Bezm, Arapça bir kelime olan meclisin anlam dünyasıyla eşdeğer
olan bir kelimedir. İçki içilen, eğlenilen ve muhabbet yapılan yemekli,
büyük şenlik ve eğlencedir. Bir toplumun sosyokültürel tarihi içerisinde
önemli bir yeri kapsayan, yazıldıkları devre ait oldukça detaylı
bilgiler ihtiva eden, sosyal hayatla ilgili zengin materyaller sunan
eğlence ve şenlikler, mesnevilere de yansımış, bir takım izler bırakmıştır.
Bu izler, maddî unsurlar olarak toplumun kültürel dünyasını
oluşturan sosyal tarih belgesidir. Mesnevilerde bezm olgusu, geniş
bir yelpazeden ele alınmıştır.
Her şeyden önce bezm, düzenlenmesine vesile olan ve oldukça
çok boyutlu gerekçeleriyle başlar. Sonra bezmi düzenleyenler öne
çıkar. Katılımcılar da bezmin oluşmasını sağlar. Bezmin işleyişi geniş
bir hizmet ehli tarafından sağlanır. Bezme katılımcıların uyması gereken
kurallar, bezmin vazgeçilmezlerindendir. Bezmin kendine özge

KÜÇÜKASYA’DA İSLAMİYET (DER İSLAM IN KLEIN ASIEN)

KÜÇÜKASYA’DA İSLAMİYET (DER İSLAM IN KLEIN ASIEN)
SADELEŞTİREN: PROF. DR. MEHMET KANAR 
ÖZ
Berlin Friedrich Wilhelms Üniversitesi öğretim üyelerinden Franz
Babinger’in1 7 Mayıs 1921 tarihinde açılış dersi olarak verdiği “Der
İslâm in Kleinasien: Küçükasya’da İslâmiyet” konulu makale, daha sonra
Zeitschrift der Deutschen Morgenlaendischen Gesellschaft adlı süreli
yayının 76. cildinde basılmış (Leipzig 1922, s. 126-152) ve bu makale
Edebiyat Medresesi hafız-ı kütübü Râgıb Hulûsi [Özden] tarafından
Türkçeye tercüme edilerek Dârülfünûn Edebiyat Fakültesi Mecmuası’nın
2. yıl, 3. sayısında yayınlanmıştır (Temmuz 1338/1922, s. 188-221).
Prof. Fuad Köprülü de Babinger’in makalesini okuduktan sonra bazı
hataları düzeltmek, bu arada kendi araştırmaları sonucunda kimi
konularda sahip olduğu kanaatlerini ortaya koymak için söz konusu
makaleye tenkidî bir cevap hazırlamış ve bunu “Anadolu’da İslâmiyet.
Türk istilasından sonra Anadolu tarih-i dînîsine bir nazar ve bu

YAVUZ SULTAN SELİM’İN DÎVÂNINDA OLMAYAN FARSÇA ŞİİRLERİ

YAVUZ SULTAN SELİM’İN DÎVÂNINDA OLMAYAN FARSÇA ŞİİRLERİ
PROF. DR. A. NACİ TOKMAK 
ÖZ
Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük padişahlarından biri olan
Yavuz Sultan Selim, büyük bir komutan ve imparator olduğu gibi,
devrinde hatırı sayılır şairler arasında da adı geçen bir sanatkârdır.
Bir Türk İmparatoru olmasına rağmen, Yavuz’un yazdığı şiirler arasında
Türkçe olanlar çok az olduğu halde, Farsça şiirleri bir divan
teşkil edecek kadar çoktur. Farsça Dîvânı, 1904 yılında Berlin’de, Alman
İmparatoru II. Vilhelm’in emriyle Paul Horn tarafından neşredilmiştir.
Bu makalede Yavuz’un, Alî Şîr-i Nevâî’nin, Mecâlisü’nNefâis
adlı eserinin, Osmanlı sarayında hekim olarak bulunan Muhammed-i
Kazvînî tarafından 1522 yılında yapılan Farsça çevirisinde
yer alan ve Paul Horn tarafından yapılan neşrinde bulunmayan şiirleri
ile onların Türkçe çevirilerine yer verilecektir.
Anahtar Kemlimeler: Yavuz Sultan Selim, Alîşîr-i Nevâî, Mecâlisü’n-Nefâis,

YAŞAR KEMAL’İN İNCE MEMED ROMANI İLE SADIK ÇUBEK’İN TENGSİR ADLI ROMANININ KARŞILAŞTIRMASI

YAŞAR KEMAL’İN İNCE MEMED ROMANI İLE
SADIK ÇUBEK’İN TENGSİR ADLI ROMANININ
KARŞILAŞTIRMASI
SERAP ŞENGÜL 
ÖZET
Sosyal yaşamın her koşulda insanların günlük hayatını şekillendirmede
büyük rol oynayan, önemli bir konu olduğunu söylemek mümkündür.
Bir sosyal grubun içinde yaşayan insanlar ve onların davranışları,
o toplumsal gruptaki diğer bireyleri etkilediği gibi diğer bireylerin
davranışlarından da etkilenir. Belirli bir toplumun içinde yaşayan
yazarlar, o toplumun problemlerini eserlerinde işler. Bu nedenle toplumsal
yaşam şartları her zaman edebiyata yansımıştır. Bu çalışmada
başkarakterleri sosyal adaletsizlikle mücadele eden İnce Memed ve
Tengsir adlı eserlerde, adaletsizliğin altında yatan sebepler üzerinde
durulmuştur. Romanların konusu ‘haksızlıkla mücadele eden fakir insanların
öyküsü’ olarak özetlenebilir. Çalışmada iki romanın benzerlikleri
üzerinde durulmuştur. Özetle söylemek gerekirse; çalışmanın

توازن موسیقايی غزلهای سعدی

توازن موسیقايی غزلهای سعدی
DOÇ. DR. RAHİM KOUSHESH 
ÖZET
Eşleştirmek ve dengelemek sanat bakimindan siirin kurulusunda
en önemli unsurlardan biridir. Sa’di’nin de düşüncelerindeki letafeti
ve zevki, onun nesir ve şiirinde her zaman var olmuştur.
Gazelin fars edebiyatı şiirinin bütün dönemlerinde en cok sevilen
kalıplarden biri olduğu düşünülürse onun gazellerindeki letafeti ve
zerafeti göze çarpar. Sa’di bu kalıpta en çok etkisi olan şairdir.Yazar bu
makale de Sa’di’nin gazellerini eşleştirerek inceleme yapmaya çalış-
mıştır. Makalenin amacı bu konuda etkisi olan kişileri anlatmak ve birbirileriyle
olan ilişkilerini ortaya çıkarmaktır.
Anahtar Kelimeler: Sa’di, Gazel, musiki, dengelemek.
ABSTRACT
Symmetrization and harmony are from the most important ingredients
that in the shapping of aesthetic structure of art works play a very
effective role, and this is a point that Sa’di’s awake and clever mind

تعلیم وتربیت ازمنظر سعدی

تعلیم وتربیت ازمنظر سعدی
PROF. DR. FATEMEH MODERRESİ
ÖZET
ABSTRACT
Sa'di Shirazi ,the poet of seventh century, is one of the poets and
eloquent speakers who pays attention to education and has educational
and moral ideas posted in stories and fictions and allegories.
Since there are a lot of advices and percepts beyond his two mysterious
books, Golestan and Boostan, this research tries to analys his educational
vote with descriptive approach. Results show that childhood
and teenagery ages are the most important years for improving educational
steps. He believes, both genetic and environment affect the
childs education. And he also mentions the individual variations as an
effective parameters in education. This research clamied that the relation
between science and action are important in education.
He recongnized its important to motivate childs to work and act and
decline and blame laziness. He improves this approach to education

شاعران فارسی سرای وفارسینويس ارزرومی

شاعران فارسی سرای وفارسینويس ارزرومی
PROF. DR. VEYİS DEĞİRMENÇAY 
ÖZET
Eskiden beri Anadolu’nun kültür, sanat ve ilim merkezlerinden biri
olmuş olan Erzurum’da birçok devlet adamı, âlim, bilgin, sanatkâr,
şair ve yazar yetişmiştir. İçlerinde Nef‘î, Mülhemî, Hâzık, İbrahim
Hakkı, Zihnî, Ziya Paşa, Sirâcî, İlmî, Lütfî, Nasûhî ve Gâlib gibi Farsça
eser veren ve bu dilde şiirler söyleyen şairler de çıkmıştır. Bu makalede
adı geçen şairlerin kısaca hayatı ve edebî kişiliği anlatılmış ve Farsça
şiirlerinden örnekler verilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Erzurum, Farsça Şiir Söyleyen Erzurumlu Şairler,
Farsça.
ABSTRACT
In this paper, the main character of "İnce Memed tetralogy and
Tangsir" which the subject is debate about the causes of injustice and
unfairness and injustice and the reasons behind them.
In summary, this article suggests that this novels, even if in different
countries with different cultures are written there are still similarities

FARS EDEBİYATINDA METAFİZİK YOLCULUKLAR

FARS EDEBİYATINDA METAFİZİK YOLCULUKLAR
PROF. DR. NİMET YILDIRIM
ÖZET
Göklere yolculuk çok eski zamanlardan beri çeşitli kültürlerde
edebî bir tema olarak kullanılmıştır. Zerdüşt geleneğinin Ardavirâfnâme’si,
Ardavirâf’ın Ahura Mazda’nın huzuruna kadar eriştiği
bir seyahati anlatır. Benzer eserler eski Çin, Mısır ve Yunan kültürlerinde
de vardır. İslâm’daki mirac motifinin, çeşitli Müslüman yazarların
bu konudaki eserleri yanında, Ebu’l-Alâ el-Maarrî ve İbn
Arabî’nin eserleri vasıtasıyla bu alanın en ünlü eserlerinden biri olan
Dante Alighieri’nin İlâhî Komedya’sına ilham kaynağı olduğu Asin Palacios
ve Enrica Cerulli gibi araştırmacılar tarafından kanıtlanmıştır.
Goethe’nin Faust’u da bu alanın önemli eserlerinden sayılır. Muhammed
İkbal’in Cavîdnâme adlı önemli eseri bu geleneğin son ve yüksek
örneklerinden biri olup göklere yükseliş, çeşitli gezegenlerde veya gök
tabakalarında iyi ve kötü ruhlarla, şeytan ve meleklerle karşılaşıp konuşma,

KLÂSİK TÜRK EDEBİYATINDA ŞEM’Ü PERVÂNELER VE LÂMİ’Î ÇELEBÎ’NİN ŞEM’Ü PERVÂNE MESNEVİSİ

KLÂSİK TÜRK EDEBİYATINDA ŞEM’Ü
PERVÂNELER VE LÂMİ’Î ÇELEBÎ’NİN ŞEM’Ü
PERVÂNE MESNEVİSİ
YRD. DOÇ. DR. SADIK ARMUTLU
ÖZET
Şem’ü Pervâne’ler, Fars ve Türk edebiyatında ortak işlenen türlerinden
biridir. Bu türün konusu, Pervâne’nin Şem’e, Şem’in de
Pervâne’ye duyduğu aşktır. Bu aşk, genellikle beşerî özellikler göstermektedir.
Bu mesnevilerde ideal ve ulvî bir aşkın nasıllığı dile getirilmiş,
temiz bir aşkın felsefesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. İlk defa
Anadolu sahasında Fehmî tarafından Farsça yazılmış ve II. Bâyezid’e
sunulmuştur. Bu türün en güzel örneği Fars edebiyatında Ehlî-yi Şîrâzî
tarafından yazılmıştır. Türk edebiyatında yazılan Şem’ü Pervâne’ler,
daha çok Ehlî’nin eseriyle uygunluk arz eder. Fakat Türk şairleri, mesnevilerine
kendi şahsiyetlerini vurma başarısını göstermişlerdir. Zâtî,
bütünüyle dünyevî bir aşkı anlatırken, Feyzî Çelebi konuyu tasavvufî
bakış açısıyla ele almış ve işlemiştir. Lâmi’î Çelebi de Şem’ ile

ŞU’ARÂ HOCASI MÂDER-ZÂD BİR ŞÂİR: ZÂTÎ

ŞU’ARÂ HOCASI MÂDER-ZÂD BİR ŞÂİR: ZÂTÎ
YRD. DOÇ. DR. SADIK ARMUTLU
ÖZET
Zâtî, XV. yüzyılın sonu ve XVI. yüzyılın ilk yarısında yaşamış ünlü
bir şairdir. Yazdığı manzum ve mensur eserlerle tanınmış, döneminin
önde gelen şairlerindendir. Kolay şiir yazan ve şiir tekniğini iyi bilen
bir şair olarak bilinir. Türk edebiyatında en fazla gazel yazan şairlerdendir.
Zâtî, kaynaklarda şairler hocası olarak anılır ve kendisinden
övgü ile bahsedilir. Onun öğrencilerinden biri, ünlü şair Bâkî’dir. Bir
diğer ünlü öğrencisi de Gül ü Bülbül mesnevisiyle tanınan şair Kara
Fazlı’dır.
Onun Bayazid cami avlusundaki küçük dükkânı şiirlerin okunduğu,
konuşulduğu ve şiir tartışmalarının yapıldığı akademik bir muhittir.
Hayali Bey ve Taşlıcalı Yahya da bu dükkâna gelen şairlerdendir.
Kıvrak bir zekâya, güçlü bir şiir yeteneğine sahip olan Zâtî, rindmeşrep
ve nüktadan bir kişidir. O, anadan doğma şair yaratılışlı, aynı
zamanda çok boyutlu ve çok yönlü biridir.

PARS DERGİSİ

PARS DERGİSİ
PROF. DR. MEHMET KANAR 
ÖZET
Ayda iki defa İstanbul’da neşredilen Pars dergisinin imtiyaz sahibi
ve müdürü Lâhûtî-yi Kirmanşâhî’dir. Fransızca kısmından da Ali
Novruz sorumludur. 7 Haziran 1921 (28 Ramazan 1339) tarihinde çı-
kan dördüncü sayıda Lâhûtî’ni 17 Ramazan 1339 tarihli “İran ve
Udebâ-yi an” (İran ve Edipleri) adlı beş sayfalık makalesi yer alır. Bunun
ardından Fasîhu’l-Mulk Şûrîde-yi Şîrâzî’nin “Garaz ez rûze buved
bendegî-yi Bârallah” (Oruçtan maksat Tanrı’ya kulluktur) başlıklı şiiri
gelir. Kaçar döneminin ünlü şairlerinden Visâl-i Şîrâzî’nin oğlu
Tevhîd’in “Dil neresed be kûy-i to” (Gönül ulaşamaz senin yanına) şiri
bunu takip eder. Derginin Farsça kısmı Şûrîde’nin ikinci bir şiiri “Dil
ârâm nedâred” (Gönül dinmiyor) ve Lâhûtî’nin “Çi tevan kerd” (Ne
yapılabilir?) adlı şiirleriyle sona erer.
Anahtar Kelimeler: Pars Dergisi, Lahitî.
ABSTRACT
Principal and Owner of Persian language, which is published twice

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar

İçeriği paylaş