KARAHANLI TÜRKÇESİ DÖNEMİ KUR’AN TERCÜMELERİNDEN RYLANDS NÜSHASINDA FARSÇA TERCÜME ETKİSİ ÜZERİNE MÜLAHAZALAR

A. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi [TAED] 55, ERZURUM 2016, 11-27

Öz
Türkçe ile İranî diller arasındaki ilişki çok eski yüzyıllara kadar
gitmektedir. Bu ilişki, Türklerin İslamiyet’i kabul etmeye başladıkları X-XI.
yüzyıllarda daha da artmış, Türklerin İslamiyet’i anlamaları ve hayatlarının
bir parçası hâline getirmeleri noktasında Fars kültürü Türk dinî muhitine ve
Türk diline az veya çok tesir etmiştir. Bu tesir Türkçeye yapılan ilk Kur’an
tercümelerinde de görülmektedir. Ancak konu üzerinde ne yazık ki yeterince
durulmamıştır. Bu sebeple Karahanlı Dönemi Kur’an tercümelerinden
Rylands nüshasında daha önce kısmen üzerinde durulan Farsça - Türkçe
tercüme ilişkisi incelemeye alınmıştır.
İncelemede verilen örnekler bir makalenin hacmi gereği
sınırlandırılmıştır. Ancak bu örneklerden hareketle dahi Türkçe tercümenin,
Farsça tercümenin tercümesi olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Anahtar Sözcükler: Karahanlı Türkçesi, Kur’an tercümesi, Rylands
nüshası.
IDEAS ABOUT THE PERSIAN TRANSLATION EFFECT IN THE
RYLANDS MANUSCRPIT FROM THE QARAKHANID TURKISH
QUR’AN
Abstract
The relationship between the Turkish and the Persian languages dates
back to very old centuries. This relationship became stronger in the 10th and
11th centuries when the Turks started to accept Islam, and the Persian culture
had an impact on the Turkish religion neighborhood and the Turkish
language in terms of the way they understand the Islam and making it a part
of their lives to some extent. This impact has been seen in the first Turkish
Qur’an translations as well. However, the topic hasn’t been emphasized
sufficently. Therefore, Persian-Turkish translation relationship which was
discussed partially in the Rylands manuscrpit from the Qarakhanid period
Qur’an translation has been examined.
The examples which were given in the study have been restricted by
taking the volume of the article into consideration. However, it is easily
thought that Turkish translation is the translation of the Persian translation
when these examples are reviewed.
Keywords: Qarakhanid Turkish, Qur’an translation, Rylands manuscrpit.
Ø. Giriş:
Çin kaynaklarına göre MÖ II. yüzyıldan beri Çin ve Batı arasındaki İpek Yolu’nun
rotasında bulunan Soğdlar, Amu Derya ve Sir Derya nehirleri arasında kalan İslam dünyasında

 Arş. Gör.; Kırıkkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, ysimsek55@gmail.com.
12* TAED
55 Yaşar ŞİMŞEK
Maveraünnehir adıyla anılan coğrafyanın kadim tacirlerindendi.
1 Bu bölge uzun yıllar Türk ve
Karahanlı devletlerinin kontrolünde kalmış, Buhara, Semerkant, Kaşgar, Merv gibi kültür
merkezlerinin gelişmesiyle sadece Soğdlara değil pek çok Türk kavmine de ev sahipliği
yapmıştır. Bölge bugün Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan arasında bölünmüş olsa da
tarihin derinliklerinden getirdiği kültür havzası birikimini hȃlȃ korumaktadır.
Antik Türkistan’ın tüccar ve diplomat kavmi, dinî hoşgörüleri ve entelektüel birikimleri
ile temayüz eden, ekonomik konuları politikaya tercih eden, ticareti savaştan daha yararlı gören,
ilk yazılı belgeleri IV. yüzyıla ait olan Soğdlar, en eski dönemlerden itibaren Avrasya
coğrafyasında, Çin’in Taşkurgan bölgesinden, İndus nehri boyunca Atlas Okyanusu’na,
Akdeniz’e ve Kırım’a değin İpek Yolu üzerindeki kolonileri ve kervanlarıyla yalnızca ipek ve
baharat değil, kelimeleri de taşımış, İpek Yolu’nun genel geçer dili Soğdca, kültürleri
birbirleriyle âdeta harmanlamıştı2
.
Bölgede yaşayan Soğdlar ve Türkler arasındaki ilişkinin oldukça geriye gittiği bir sır
değildir. Sakaların en yakın yerleşik komşusu, Buhara, Semerkant vahaları ile belki Fergana
Vadisi’nde ve buna bitişik diğer bölgelerde yerleşmiş olan Soğdlardı. Soğdlar, bölgeleri Araplar
tarafından fethedilinceye kadar, Semerkant’ın da içinde bulunduğu bir dizi küçük kent devleti
hâlinde varlıklarını sürdürdüler.
3
Soğdlar ile Türkler arasındaki ilişkiler, Soğdların Manihaizm’in Türkistan’daki
misyonerliğini yapmış olmaları, Manihaizm’i Türkler arasında yaymış olmaları ile de doğrudan
alakalıdır. III. yüzyılda Mani tarafından eski İran’da kurulan bu din, Türkistan’a, Hindistan’a
hatta Avrupa’ya Soğdların misyonerlik faaliyetleri ile ulaşmıştı. Soğdların Doğu Türkistan’da
ve Maveraünnehir bölgesinde eskiden beri meskûn oldukları bilindiğine göre Türk - Soğd
ilişkileri sadece ticari ilişkilerle sınırlı kalmamış, dil, din, kültür alışverişi Köktürk
Dönemi’nden önce başlamış olmalıdır.
4
Türkistan bölgesinin Hun ve Türk devletleri tarafından idare edilmeye başlamasıyla
bölgede yaşayan Soğdların Türk devletlerinin çatısı altında varlıklarını sürdürdükleri ve
Türklerle ilişkilerini yoğunlaştırdıkları düşünülebilir. İlişkinin boyutunu anlatan en güzel örnek

1
Süer Eker, Orta Asya’nın Gizemli Halkı: Soğdlular Soğd ve Soğdca, Türkbilig, 2012/24, s. 77-92.
2
Süer Eker, Divanü Lügati’t-Türk ve İran Dillerinden Kopyalar Üzerine I, International Journal of Central Asian
Studies, Vol. 13, 2009, s. 237.
3 A. K. Narain, İç Asya’da Hint-Avrupalılar, Erken İç Asya Tarihi, İletişim Yayınları, İstanbul, 2009, s. 242.
4
bk. Selim Karakaş, Türk Tarihinde Maniheizm (VIII.-XIII. Yüzyıllar), Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı (doktora tezi), Ankara, 2010, s. 51-83.
Karahanlı Türkçesi Dönemi Kur’an Tercümelerinden Rylands Nüshasında Farsça Tercüme Etkisi Üzerine Mülahazalar
TAED55* 13
I. Türk Kağanlığı Dönemi’ne ait üç yüzü Soğdca bir yüzü Sanskritçe olan Bugut Yazıtı’dır. VI.
yüzyılda bir Türk kağanı tarafından yaptırılan bu yazıt, Soğdların ve Soğdcanın Türkler arasında
çok mühim bir mertebede bulunduğunun kanıtı durumundadır5
. Bu ilişkinin iki taraflı çıkar
ilişkisine dayandığını tahmin edebiliriz. Soğdlar, ticaretteki üstün meziyetleriyle ülkedeki
ekonomik ilişkileri düzenliyor, Türkler de Soğdlardan istifade ederken onların dillerine statü
kazandırıyordu. Statünün boyutu zamanla Soğdların devlet erkânında boy göstermelerine kadar
ilerlemişti.
6
S. Eker, İran dilleri ve Türkçe arasındaki ilişkinin 1. Eski Persçe ve birinci fetret
dönemindeki ilişkiler, 2. Sasani Dönemi’ndeki ilişkiler, 3. Arap-İslam fütuhatını izleyen ikinci
fetret dönemindeki ilişkiler, 4. İslamlaşan İran ve Farsçalaşan Persçeyle ilişkiler şeklinde dört
ana dönemde incelenebileceğini belirtmektedir.
7
1. dönem MÖ VI - IV.; 2. dönem MS III-VI.;
3. dönem MS VII-IX. yüzyıllar arasını; 4. dönem daha sonraki evreleri kapsamaktadır. Burada
bizi ilgilendiren, son dönem, yani Türk kavimlerinin büyük çoğunluğunun İslamiyet’e geçmeye
başladıkları dönemdir. Orta Farsça olarak adlandırılan Soğdca döneminden sonra Türkçe ve
İranî diller arasındaki ilişki İslamiyet’in yükselişi ile farklı bir boyut kazanmış, artık Türkler,
Müslüman olan Farslarla ilişkilerini ticaretin ötesine götürmeye; bu ilişki neticesinde ve Orta
Asya’da yayılmaya başlayan yeni dinin etkisi ile dinî terimler değişmeye başlamış, dinî
terimlerde görülen değişimden başka, dinin algılanması ve uygulanması bakımından Fars
kültürü Türk dinî muhitine ve Türk diline az veya çok tesir etmiştir. Bu tesirin tek taraflı
olmadığı da aşikârdır.
8 Kaşgarlının, Balasagunluların, Tıraz (Talas) ve Beyza şehirleri halkının
Soğdca ve Türkçe kullandıklarını, Balasagun’a varıncaya kadar İspicab halkının dilinin çapraşık
olduğunu belirtmesinden bölgede yaşayan Soğdların en azından bir bölümünün uzun soluklu
yoğun temasların ardından Türkleştiğini anlıyoruz.
9
Türkistan’da yaşayan Türkler Müslüman olmaya başladıklarında, Arap fütuhatı
hızlanmış, İran çoktan İslamiyet ile tanışmıştı. İran’ın ve Türkistan’ın gezgin halkı Soğdlar (bu

5
bk. Cengiz Alyılmaz, Bugut Yazıtı ve Anıt Mezar Külliyesi Üzerine, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S. 13, 2003, s.
11-21.
6
bk. Colin Mackerras, Uygurlar, Erken İç Asya Tarihi, İletişim Yayınları, İstanbul, 2009, s. 435.
7
Süer Eker, Orhon Yazıtları: İran Dilleri İle İlk Temaslar ve Benzer Birkaç Öge Üzerine, III. Uluslararası Türkiyat
Araştırmaları Sempozyumu, 2010, 1. Cilt, s. 322.
8
bk. G. Doerfer, Türkische und Mongolische Elemente im Neupersischen, Wiesbaden, 1967.
9
Süer Eker, Türk-İran Dil İlişkilerinde Divanü Lügati’t-Türk Tanıklığı, Akademik Araştırmalar Dergisi, 2008-2009,
S. 39, s. 73.
Araştırmacılar en azından bir kısım Soğdların Türkleştiği noktasında hem fikirdir.
bk. Z. V. Togan, Umumî Türk Tarihine Giriş, Enderun Kitabevi, İstanbul, 1981, s. 52-53.
bk. Jean-Paul Roux, Türklerin Tarihi, Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2008, s. 83.
bk. V. V. Barthold, Orta Asya Türk Tarihi, Divan Kitap, Ankara, 2011, s. 93.
14* TAED
55 Yaşar ŞİMŞEK
dönemden sonra Fars olarak adlandırıldılar ve dilleri de değişmeye başladı), ticaretlerini artık
inançlı birer Müslüman olarak gerçekleştirirken uzun yıllardır yaptıkları kültür taşıyıcılığını bu
defa İslam adına yapmaya başlamış olabilirler miydi? Türkler, İslamiyet’i öğrenme aşamasında
iken kendilerine Araplardan daha yakın gördükleri, uzun yıllar aynı coğrafyayı paylaştıkları bu
halktan ne kadar etkilenmiş olabilirler? Kur’an’ı anlama, öğrenme ve hayatlarının bir parçası
hâline getirme aşamasında Fars dinî çevreleri Türk dinî muhitini ne derece etkilemiş olabilir?
Etkileşimin az veya çok kaçınılmaz olduğu gerçeği malum olmakla birlikte, Türkler, kutsal
kitap Kur’an’ı, kendi dillerine aktarırken İslamiyet ile daha önce tanışmış olan Farsların bu işte
bir payı olmuş mudur?
Bu soruların cevaplanması için Türkçe ilk Kur’an tercümelerinin değerlendirilmesi
konuya farklı bakış açılarının geliştirilmesinde katkı sağlayabilir. Bu sebeple, yazımızda
Karahanlı Türkçesi Kur’an tercümelerinden Rylands Nüshası olarak bilinen Manchester,
Rylands Kitaplığı Arapça Yazmalar bölümünde 25-38 numara ile kayıtlı olan nüshadaki Kur’an
kavramlarının Farsça - Türkçe karşılıklarını karşılaştırmaya aldık. Elbette burada verilen
örnekler, bir makalenin hacmini aşmamak üzere sınırlandırıldı. Kur’an kavramları için
kullanacağımız eski sözlüklerin genellikle tefsir usulüne göre hazırlanmış olması, işimizi
zorlaştıran en büyük etken idi. Kur’an’daki kavramların anlamları için Kitabu’l-ǾAyn başta
olmak üzere VIII. yüzyıldan itibaren Arap âlimleri tarafından hazırlanan pek çok sözlük
kullanılabilirdi, fakat biz Karahanlı Dönemi’nde İsfahanlı bir Arap tarafından yazılan Müfredāt
adlı Kur’an kavramları sözlüğünü kullanmayı Rylands nüshasının yazıldığı döneme denk
düşmesi sebebiyle uygun gördük.
10
Tanıtım yazıları hariç tutulursa, Rylands nüshası üzerinde yeterince durulmadığı
görülür.
11 Nüshanın söz varlığı üzerine ilk ciddi çalışma J. Eckmann tarafından hazırlanmış
olup12 bu çalışmanın tenkiti S. Tezcan tarafından yapılmıştır.
13 J. Eckmann’dan önce nüsha ile
Z. V. Togan ve A. İnan da ilgilenmiştir. A. Ata’nın hazırladığı giriş – metin – notlar – dizin
bölümlerinden oluşan çalışma, nüsha üzerine en bütüncül ve değerli çalışmadır. Yine A. Ata’nın

10 Bu eser Türkçeye aktarılmıştır: Ragıb el-İsfahanî, Müfredāt Kur’an Kavramları Sözlüğü, (tercüme: Abdulbaki
Güneş-Mehmet Yolcu) Çıra Yayınları, İstanbul, 2012.
Bu esere atıflarımızda Müfredāt kısaltmasını kullanacağız.
11 Bu nüsha üzerine belli başlı çalışmalar için bk. Osman Fikri Sertkaya, Kur’an Tercümesi (Rylands Nüshası)
Yayımı Üzerine Bazı Görüşler, Türk Dilleri Araştırmaları, 17, 2007, s. 319-334.
12 Janos Eckmann, Middle Turkic Glosses of the Rylands Interlinear Koran Translation, Akademiai Kiado, Budapest,
1976.
13 bk. Aysu Ata, Karahanlı Türkçesinde İlk Kur’an Tercümesi (Rylands Nüshası, Giriş-Metin-Notlar-Dizin), Türk Dil
Kurumu Yayınları, Ankara, 2013, s. XXI-XXIII.
Karahanlı Türkçesi Dönemi Kur’an Tercümelerinden Rylands Nüshasında Farsça Tercüme Etkisi Üzerine Mülahazalar
TAED55* 15
nüsha üzerine çeşitli yazıları bulunmaktadır. O. F. Sertkaya’nın Kur’an tercümeleri üzerine
yayınladığı yazılar ise alanda yapılan nadir eleştirel bakışlardandır.
14
Rylands nüshasında Türkçe - Farsça tercüme ilişkileri hususunda J. Eckmann, Türkçe
ve Farsça çevirilerin karşılıklı münasebetinin açık olmadığını, ancak Türkçe çevirinin aslında
bir Farsça çeviriye dayandığını15, bu Türkçe çevirinin de aslında farklı bir zamanda yapılan
Türkçe çevirinin nüshaya istinsahı olduğunu düşünmektedir.
16 Z. V. Togan17, Ş. Tekin18 ve A.
Ata ise ilk Türkçe Kur’an çevirisinin Farsça çeviri ile birlikte yapıldığı görüşündedir. Ayrıca, A.
Ata’ya göre Rylands nüshasının tercümanı İspicablı bir Türk’tür.
19
A. Ata, Türkçe ve Farsça çevirilerin birbiriyle karşılaştırıldığında bunların birbirinden
bağımsız nüshalardan alıntılanarak yapılmadığını bir bildirisinin sonunda bol miktarda örnek
vererek göstermektedir.
20 and sı- = evgend şikesten / Ǿahd şikesten [nekŝ / ĥinŝ], arıġ yād ķıl- /
arıġlıķ birle yād ķıl- = be-pākį yād kerden [tesbįĥ], aytıķ ķın = kelime-i Ǿaźāb [ķavl] … vb. pek
çok örneği işaret ederek de J. Eckmann’ın “Türkçe çevirinin aslında bir Farsça çeviriye
dayandığı görülür” tezindeki haklılık payını yabana atmamaktadır.
21 Farsça ve Türkçe
tercümeler karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, tercümeler arasındaki bağlantı -kutsal bir
metnin çevirisi oldukları için- normal bir durum olarak değerlendirilebilir. Ancak tercümede
öyle örnekler vardır ki bu örnekler doğrudan Farsça tercümenin tercümesi olarak da
yorumlanabilir. Kanaatimizde Farsça ve Türkçe tercümede Arapça sözcüğün karşılanma
biçiminin birebir aynı olmasının yanında karşılıkların Arapça sözcükle doğrudan alakasının
olmaması etkili olmuştur.
Biz yazının bundan sonraki bölümlerinde bunun gibi örnekler üzerinde durarak konuyu
yeniden tartışmaya açmak istiyoruz. Ancak buna geçmeden evvel hemen belirtmeliyiz ki
buradaki örneklerin daha önce L. Johanson’un üzerinde durduğu kopyalama kuramı ile
açıklanamayacağını düşünüyoruz. Kurama göre, dilde var olan bir sözcük o dili konuşan

14 bk. Osman Fikri Sertkaya, Makaleler 2 (Seçme Araştırma ve İncelemeler), Çantay Kitabevi, İstanbul, 2013.
15 Janos Eckmann, Doğu Türkçesinde Bir Kur’an Çevirisi (Rylands Nüshası), TDAY-Belleten, 1967, s. 55.
16 Janos Eckmann, agm., s. 57-58.
17 Z. V. Togan, The Earliest Translation of the Qor’an into Turkish, İslam Tedkikleri Enstitüsü Dergisi IV, İstanbul,
1964, s. 134-140.
18 Şinasi Tekin, Eski Türk Yazı Dillerinin Özellikleri Üzerine Düşünceler ve Bunların Teşekkülü ile Türk Siyasi
Birlikleri Arasındaki İlişkiler, İştikakçının Köşesi, Simurg Yayınları, İstanbul, 2001, s. 130-131.
19 Aysu Ata, age., s. XXVI.
20 Aysu Ata, Rylands Nüshası Kur’an Çevirisi ve Farsça Çevirinin Önemi, V. Uluslararası Türk Dili Kurultayı
Bildirileri I, Ankara, 2004, s. 221-230.
Bildiri haricinde bu örneklerin toplu hâli Aysu Ata, age., s. XVII’de de vardır.
21 Aysu Ata, age., s. XVIII.
16* TAED
55 Yaşar ŞİMŞEK
milletin yeni bir muhite girmesi neticesinde bu muhitte karşılaşılan yeni kavramların
anlamlarını üzerine alabilir. Yani sözcük, bir çeşit anlam değişmesine uğrar ve bu anlam
değişmesi genellikle genişleme yönünde olur22
. Konu üzerine Süer Eker’in örneği yerindedir:
iđi sözcüğüne İslami bir terim olarak “Tanrı” anlamının Karahanlıca döneminde Arapça veya
Farsçadan (KB iđi “1. sahip, 2. Tanrı”) kopyalandığını düşünebiliriz (krş. Ar. rabbu’l-beyt =
Far. xa:ne-xoda: = OT eb iđisi “ev sahibi”).
23 Kur’an tercümelerine bu yönüyle bakarsak pek
çok sözcüğün kopyalama yoluyla anlam değişmesine uğradığı sonucu çıkar, bu da oldukça
doğaldır, zira Türkler yeni bir muhite girmiştir ve kavramların bir şekilde karşılanması
gerekmektedir. Bizim üzerinde duracağımız mesele ise daha çok kaynak metin - Farsça tercüme
metin - Türkçe tercüme metin arasındaki tercüme ilişkileridir.
1. ĥayż çöpreki (19. sure (Meryem) 23. ayet):
Bu sözcük, Meryem suresinin 23. ayetinde Ar. nesy “unutulmak” sözcüğünün karşılığı
olarak kullanılmıştır24
.
Sözcük üzerine A. Ata tarafından ĥayż çöpreki “aybaşı paçavrası” (Ar. nesy “unutul-,
Far. rugūy-i ĥayż”); Ey kāşkį men ölsem munda burun, bolsam ĥayż çöpreki, unutılmış
31/9b3=19:23. ĥayż çöpreki: MTGR 128 ĥayż çüpreki açıklamaları verilmiştir.
25
ِسًّيا ,Ayet
ا َّمن
ً
ي
ْ
َس
ُت ن
ن
ُ
ك
َ
َذا و
َ
ه
َ
ْل
ب
َ
ُّت ق
ِي مِ
ن
َ
ت
ْ
َي
ا ل
َ
ْت ي
َ
ال
َ
ق
ِ
َة
ْخل
َى ِجْذ ِع الَّن
ل
ُض إِ
ا
َ
خ
َ
ا اْلم
َ
اءه
َ
أَج
َ
ف şeklinde geçer ve
kelimelerin anlamları şöyledir:
1. fe : böylece, sonra
2. ecāe-hā : onu mecbur etti

22 Lars Johanson, Code-Copying in Irano-Turkic, Language Sciences 20, s. 325-337.
23 Süer Eker, Türkçe-Farsça Dil İlişkilerinde Anlam Kopyaları Üzerine Notlar, Sosyoloji Yazıları 1, Hacettepe
Üniversitesi Yayınları, 2010, s. 199.
24 Aynı ayet TİEM 73’te kayıtlı tercümede, ay kāşkį män ölsä ärdim munda öŋdün bolmış ärse ärdim çıķaru unutmış
şeklinde tercüme edilmiştir. çıķaru unutmış Kök tarafından dizine madde başı olarak alınmamış, sözcük üzerine
herhangi bir açıklama getirilmemiştir. çıķaru unut- ya da çıķaru sözcüğünün ne anlama geldiği bilinmemektedir.
Sözcüğün yanlış okunmuş olabileceğini düşünüyoruz, zira aynı kavram Gülden Sağol’un çalışmasında açıklanmıştır:
ay, kāşkį men ölse irdim, mundın aşnu; taķı bolsa irdim ħor nirse, unutulmış şeklinde tercüme edilen metinde Sağol,
ħor nirse sözcüğünü dizinde madde başı yapıp “değersiz, hakir şey” olarak anlamlandırmıştır. Bu bilgilerden
hareketle sözcüğün çıķaru değil ĥaķįr ( حاقری ) ve unutmış şeklinde okunabileceğini söyleyebiliriz.
bk. A. Kök, Karahanlı Türkçesi Satır-Arası Kur’an Tercümesi (TİEM 73 1v-235v/2) Giriş-İnceleme-Metin-Dizin,
Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Eski Türk Dili Bilim Dalı,
(yayınlanmamış doktora tezi), Ankara, 2004, s. 221-346.
bk. Gülden Sağol, Harezm Türkçesi Satır Arası Kur’an Tercümesi Giriş-Metin-Sözlük, Marmara Üniversitesi
Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Türk Dili Anabilim Dalı, (doktora tezi), İstanbul,
1993, s. 221, 346.
25 Aysu Ata, age., s. 374; 183.
Karahanlı Türkçesi Dönemi Kur’an Tercümelerinden Rylands Nüshasında Farsça Tercüme Etkisi Üzerine Mülahazalar
TAED55* 17
3. el-mehāżū : doğum sancısı
4. ilā ciźı’n-naħleti : hurma ağacının gövdesine
5. ķālet : dedi (o)
6. yā leyte-nį : keşke (ben) olsaydım
7. mittu : öldü(m)
8. ķable : önce
9. hazā : bu
10. ve kuntu : ve (ben) oldum
11. nesyen : unutularak
12. mensiyyen : unutulan
13. nesyen mensiyyen : tamamen unutulmuş26
Görüleceği üzere Ar. nesy “unutulmak” sözcüğünün karşılığı olarak verilen ĥayż
çöpreki “aybaşı paçavrası” sözcüğünün Kur’an’da geçen herhangi bir sözcükle doğrudan alakası
yoktur. Ancak, nesy sözcüğünün Farsça karşılığı olarak metinde rugūy-i ĥayż şeklinde bir
tamlama kullanılmıştır. rogū, rigū Farsça bir sözcük olup “yıpranmış giysi” anlamındadır. ĥayż
ise Arapça bir sözcüktür ve “regl, adet görme, aybaşı hâli” olarak anlamlandırılır.
27
Sonuç olarak Ar. nesy sözcüğü -belki de kuvvetli bir anlatım için- Farsçaya rugūy-i
ĥayż şeklinde çevrilmiştir. Metnin Türkçeye tercümesinde ise açıkça bahsi geçen tamlamanın
çevirisi söz konusudur. Yani kaynak olarak Arapça metin değil Farsça metin esas alınmıştır.
28

26 Müfredat, s. 1053-1055.
Müfredat’ta verilen bilgiye göre sözcükle ilgili açıklama şöyle başlar: unutmak anlamına gelir… İlgili ayette ise
nesyen sözcüğü “unutulmasa da hiçbir değeri olmayan bir ev eşyası gibi olmak” anlamına gelir. Tabii burada verilen
bilgi tefsirî bir bilgidir. Buradan hareketle Farsçaya yapılan tercümede tefsir usulüne başvurulduğu sonucu çıkar.
27 Mehmet Kanar, Farsça Türkçe Sözlük, Say Yayınları, Ankara, 2010, s. 778-630.
28 Tam zıttı şeklinde bir görüş belirebilir, yani bu tercümenin önce Türkçeye ardından da Türkçeden Farsçaya
yapılmış olabileceği. Bu pek mümkün görünmemektedir. Çünkü bilinen en eski Kur’an tercümeleri Farsçadır.
Bölgede de Farsçanın yoğun şekilde konuşulduğuna dair kayıtlar vardır. Bölgede 100 yıldan fazla süren Samani
egemenliği de unutulmamalıdır. Ayrıca nüshada tercüme sıralaması Farsça - Türkçedir. Sıralama olmayan
nüshalardan biri olan Özbekistan nüshası için bu durum düşünülebilir. Özbekistan nüshasında Farsça - Türkçe
sıralama yerine çapraz şekilde tercüme sıralaması vardır. Ancak onda bile tercümenin sağ kısmının Farsça sol
kısmının Türkçe olması düşündürücüdür.
18* TAED
55 Yaşar ŞİMŞEK
2. yelinigli tamuġ (34. sure (Sebe’) 12. ayet):
Bu sözcük, Sebe’ suresinin 12. ayetinde Ar. saǾįr “ateş” sözcüğünün karşılığı olarak
…yarlıġımızdın taturġay-miz angar, ol yelinigli tamuġ ķınıdın cümlesinde kullanılmıştır.
29
A. Ata, sözcüğün yelin- fiili üzerine –(i)gli sıfat-fiil eki ile oluştuğunu ve fiil kısmının
yalın- ile aynı olduğunu söylemektedir: yalın hem fiil hem de isim köküdür. Clauson “flame”
anlamını verdiği yalın isminin kökünü yal- olarak olarak vermiştir. Fakat Altay ve Teleüt
Türkçelerinden tanıklar verdiği yalın- “to flash” için ise kök kelimeyi *yal- şeklinde
göstermiştir. Hâlbuki KB III 517 yal- “parlamak”, yalın “alev”, yalın- “yanmak” bir arada
geçmektedir. Tezcan, KB’deki yalın- fiilinin “parlamak” şeklinde düzeltilmesini önermektedir.
30
Kısacası, yalın- / yelin- “parlamak” demektir.
Ayetin ilgili kısmı رِي
َذا ِب ال َّسعِ
َ
ْ ع
مِن
ُ
ْه
ق
ذِ
ُ
ا ن
َ
ِرن
ْ
مَأ şeklindedir ve sözcüklerin anlamları şöyledir:
1. an-emri-nā : emrimizden
2. nuźıķ-hu : ona tattırırız
3. min : den
4. aźāb : azap
5. es-saǾįr : ateş
Ar. saǾįr “ateş” sözcüğü aźāb sözcüğünün ķın ile karşılandığı gibi ot “ateş” veya küyürküyürgen
“yanmak, yakan” gibi sözcüklerle karşılanabilirdi31, ancak yelinigli tamuġ gibi bir
sıfat tamlamasına başvurulması ancak Ar. saǾįr “ateş” sözcüğünün Farsça çevirisinin āteş-i
furūzān şeklinde yapılması ile açıklanabilir. furūzān bilindiği üzere “parlatan, ışık veren,
aydınlatan, yakan, yanan” anlamlarındadır32
.

29 Aysu Ata, age., s. 33.
30 Aysu Ata, age., s. 185.
31 TİEM 73’te kayıtlı tercümede küyürgän ile Harezm Türkçesi Kur’an Tercümesinde ise tamuġ ile karşılanmıştır.
bk. Suat Ünlü, Karahanlı Türkçesi Satır-Arası Kur’an Tercümesi (TİEM 73 235v/3-450r 7) Giriş -Metin-İncelemeAnalitik
Dizin, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Eski Türk Dili
Bilim Dalı, (yayınlanmamış doktora tezi), Ankara, 2004, s. 131.
bk. Gülden Sağol, age., s. 323.
32 Mehmet Kanar, age., s. 1123.
TİEM 73’te kayıtlı tercümede de aynı şekilde tercüme edilmiştir. TİEM 73’teki tercümenin bu kısmı Rylands nüshası
ile neredeyse birebir aynıdır. Harezm Türkçesi Kur’an tercümesinde ise bu ayet eksiktir.
bk. A. Kök, age., s. 192.
bk. Gülden Sağol, age., s. 193-194.
Karahanlı Türkçesi Dönemi Kur’an Tercümelerinden Rylands Nüshasında Farsça Tercüme Etkisi Üzerine Mülahazalar
TAED55* 19
Görüldüğü üzere burada da yelinigli tamuġ “kor ateşli cehennem” tamlamasına
kaynaklık edecek bir sözcük veya tamlama, kaynak metin Kur’an’da bulunmamaktadır.
Çevirinin bu şekilde yapılması ancak Farsça tercümeden etkilenme veya Farsça tercümenin esas
alınması ile açıklanabilir.
3. bekümiş taġ (16. sure (Nahl) 15. ayet):
Sözcük, Nahl suresinin 15. ayetinde Ar. revāsi sözcüğünün karşılığı olarak kemiştiler
yer içinde bekümiş taġlar tā yoķatmasun sizlerni cümlesinde kullanılmıştır.
33 Sözcük Ata
tarafından “sabit ve gösterişli dağ” şeklinde anlamlandırılmıştır.
34
Ayetin ilgili bölümü
َ
ِسي
ا
َ
و
َ
ِض ر
ْ
ِي األَر
َى ف
ْلق
أَ
َ
و şeklindedir ve ayette geçen sözcükler şu şekilde
anlamlandırılabilir:
1. ve elķā : ve bıraktı, koydu, attı
2. fį el-arđı : yeryüzünde
3. revāsi(ye) : dağlar?
Arapça sözcük aslında “sabit olmak” anlamına gelmektedir. resā eş-şeyyi yersū “şey
sabit oldu” ersāhu ġayruhu “onu başkası sabitleştirdi”. r-s-v kökünden türeyen sözcük, Sebe’
suresi 13. ayette şöyle geçer: ķudūrin rāsiyātin “sabit, yerinden oynamayan büyük kazanlar”.
Naziāt suresinin 32. ayetinde ve’l-cibāle ersā-hā “dağları oturttu (sabit kıldı).
35 Son örnekte
görüleceği üzere “dağ” sözcüğü Kur’an’da cibāl / cebel ile karşılanır ve sıkça kullanılır.
36 rāsįǾ
ve revāsį sözcükleri ise r-s-v kökünden türemiş aslında “sabit olmak, sabit olan şey” anlamına
gelen bir sözcüktür. Sözcüğün “dağ” anlamı tefsirlerden kaynaklanır. Zira dağ, “yerinden
oynatılamayacak şey”dir. Kısacası çeviride bekümiş sıfatına kaynaklık edecek bir sözcükten söz
edilemez. bekümiş taġ, rāsįǾ ve revāsį sözcüklerinin karşılığı olarak verilen Far. kūh-ı üstüvār’ın
çevirisidir.
37
4. belgülüg ĥüccet (35. sure (Fātır’) 40. ayet):
“Açık delil, kanıt, basiret” anlamlarına gelen sözcük Ar. baśįret sözcüğünün karşılığı
olarak Fātır’ suresinin 40. ayetinde olar belgülüg ĥüccet üze tururlar cümlesinde

33 Aysu Ata, age., 50.
34 Aysu Ata, age., 255.
35 Müfredat, s. 428.
36 bk. Şaban Kurt, Kur’an-ı Kerim Sözlerini Bulma Kılavuzu, Çağrı Yayınları, İstanbul, 2009, s. 112-113.
37 üstüvār bilindiği üzere “sağlam, muhkem, dayanıklı” demektir.
20* TAED
55 Yaşar ŞİMŞEK
kayıtlanmıştır.
38 Ar. baśįret sözcüğünün Farsça karşılığı olarak ise ĥüccet, ĥüccet-i rūşen ve hā-i
peydā kullanılmıştır. Kavram, belgülüg belgü ile karşılanabilirdi, zira tercümenin 28/5a1 ve
27/41b1 varaklarında aynı kavram bahsi geçen şekilde karşılanmıştır39:
Ĥaķįķat kim aymamaķım üze Tangrı üze meger rāstnı yaraġlıġ bütünlükin keldürdüm
sizke belgülüg belgü birle İđingizdin … (28/4b1, 5a1= 7:105).
Keldi olarķa yalavaçları belgülüg belgüler birle (29/50b1=9:70).
Sonuç olarak Ar. baśįret sözcüğü Türkçe ile karşılanabilirken Farsça çeviriden
etkilenerek belgülüg belgü yerine belgülüg ĥüccet kullanılmıştır.
5. hemįşe yaǾnį ulaşu (33. sure (Ahzāb) 53. ayet):
Bu sözcük 33. surenin (Ahzāb) 53. ayetinde ebeden sözcüğünün karşılığı olarak
geçmektedir40:
hemįşe yaǾnį ulaşu ol erür Tangrı üskinde uluġ
Ayetin ilgili bölümü ve ayetteki kelimelerin anlamları şöyledir:
ا
ً
ِظيم
َ
ع
ََّّللاِ
َ
ِعند
َ
ان
َ
ك
ْ
ُم
ك
ِ
ا إِ َّن َذل
ً
د
َ
أَب
1. ebeden : ebediyyen
2. inne : muhakkak
3. źalikum : bu
4. kāne : oldu
5. Ǿindallāhi (inde allāhi) : Allah'ın katında
6. Ǿažįmen : büyük
ebeden sözcüğü metinde sadece ulaşu ile karşılanabilmektedir:
Tevbe suresinin 22. ayeti:
ٌ
ِظيم
َ
ٌ ع
ر
ْ
أَج
ُ
ه
َ
ِعند
َ
هَّللا
ا إِ َّن
ً
د
َ
ا أَب
َ
يه
ِ
ف
َ
ين
دِ
ِ
ال
َ
خ
Cāvidāneler anıng içinde ulaşu 29/16a2=9:22

38 Aysu Ata, age., s. 257.
39 Aysu Ata, age., s. 257.
40 Aysu Ata, age., s. 81.
Karahanlı Türkçesi Dönemi Kur’an Tercümelerinden Rylands Nüshasında Farsça Tercüme Etkisi Üzerine Mülahazalar
TAED55* 21
Tevbe suresinin 84. ayeti:
ِرِه
ْ
ب
َ
ق
َ
َى
ل
َ
ع
ْ
ُم
ق
َ
الَ ت
َ
ا و
ً
د
َ
َت أَب
م َّما
ُ
ْه
ن
ِ
ه
م
دٍ
َ
َى أَح
ل
َ
ِ ع
ه
ل
َ
ُص
الَ ت
َ
و
namāz ķılmaġıl kimerseke olardın öldi ulaşu ađaķın turmaġıl anıng gūrı üze
29/60a3=9:8441
Yukarıda görüldüğü gibi ebeden sözcüğü Türkçe ile karşılanabilmektedir. Ancak Ahzāb
suresinin 53. ayetinin tercümesi hemįşe yaǾnį ulaşu ol erür Tangrı üskinde uluġ şeklinde
yapılmıştır. hemįşe ve ulaşu sözcükleri aynı anlama gelen biri Farsça diğeri Türkçe iki
sözcüktür. Tercümeyi yapan ebeden sözcüğünün altında yazan hemįşe sözcüğünü önce yine
hemįşe ile daha sonra yaǾnį diyerek ulaşu ile karşılamıştır. Yani bir çeşit ikileme oluşturmuştur.
Kısacası, hemįşe sözcüğüne Türkçe tercümede aslında gerek yoktur.
6. būstān (9. sure (Tevbe) 72. ayet):
Rylands nüshasında Ar. cennet sözcüğünün karşılığı olarak çoğunlukla uçtmaĥ / uştmaĥ
kullanılmıştır:
48. sure (Fetĥ) 5. ayet42:
kigürgü üçün müǾminlerni hem müǾminlerni uçtmaĥlarķa aķar astnıda arıķlar
4. sure (Nisā) 57. ayet43:
…munu kügrür-miz olarnı uştmaĥlarķa kim …
20. sure (Tāhā) 121. ayet44:
…yapışturu āġāzladılar ol iki üze uştmaĥ yapraķındın …
9. sure (Tevbe) 72. ayette ise cennet sözcüğü Far. būstān sözcüğü ile karşılanmış, cennet
sözcüğünün karşılığı olarak cennet hiç kullanılmamıştır45:
müǾmin uraġutlarķa būstānlar kim aķar …
Bu durum da tercümeyi yapanın Farsça tercümeden etkilenmesi ile açıklanabilir, zira
cennāt-ı Ǿadn “Ǿadn cennetleri” Farsçaya būstānhā-yı bāşįden şeklinde çevrilmiştir. bāşįden

41 Aysu Ata, age., s. 706.
42 Aysu Ata, age., s. 136.
43 Aysu Ata, age., s. 10.
44 Aysu Ata, age., s. 72.
45 Aysu Ata, age., s. 42.
22* TAED
55 Yaşar ŞİMŞEK
“olmak, kalmak, konaklamak” demektir.
46 Ǿadn sözcüğü ile ilgili Müfredat’ta şu bilgiler
kayıtlıdır: adn cennetleri, yani istikrar ve sebat cennetleri. Ǿaden bi-mekān-ı keźā falan yerde
karar kıldı. Maden yatakları anlamındaki maǾden kelimesi de bu anlamdan gelmektedir.
47
Görüşümüzü çevirilerin karşılaştırılması destekleyecektir:
cennāt-ı Ǿadn
9. sure (Tevbe) 72. ayet turġu būstānlar būstānhā-yı bāşįden
19. sure (Meryem) 61. ayet turġu būstānlar būstānhā-yı bāşįden
20. sure (Enbiyā) 76. ayet ulaşu turġu būstānlar būstānhā-yı peyveste būden
cennāt-ı Ǿadn “istikrar ve sebat cennetleri” “sürekli meskun olunacak yer” anlamındadır.
Tabloda görüldüğü üzere Enbiyā suresinin 76. ayetinde cennāt-ı Ǿadn, ulaşu turġu būstānlar ile
karşılanmıştır. Burada çeviriye elbette bir eleştiri getirilemez, çünkü ulaşu turġu būstānlar,
kavramı tam olarak karşılamaktadır. Peki neden sadece Enbiyā suresinin 76. ayetinde böyle bir
tercüme yapılmıştır? Tevbe ve Meryem surelerinin tercümelerinde aynı kavram neden ulaşu
turġu būstānlar ile ya da Enbiyā suresinin tercümesinde kavram neden turġu būstānlar ile
karşılanmamıştır? Farsça tercüme ile Türkçe tercüme arasında çok ciddi benzerlik vardır (ulaşu
turġu = peyveste būden; būstān = būstān).
Bu yazıda sadece 6 örnek üzerinde duruldu.
48 Bu 6 örnek belli bir gruplandırmaya göre
seçildi. 1, 2, ve 3. örnekler Farsça tercümenin doğrudan Türkçeye tercümesine; 4 ve 5. örnekler
Farsça tercümeden etkilenme olarak değerlendirilebilecek sözcüklere örnektir. 6. örnek ise
Farsçaya iki sözcükle tercüme edilen sözcüklerin Türkçeye iki, üç sözcükle tercüme edilen
sözcüklerin üç sözcükle karşılanması gibi tercümede sayıca denk olan örneklerden biridir.
Bunun gibi örnekler, Özbekistan nüshasında az sayıdadır. Farsçaya iki, üç, dört sözcük
ile tercüme edilen sözcüklerin Türkçeye bir veya iki sözcükle tercüme edildiği çok sık görülür.
Farsça tercümenin zaman zaman tefsir usulüne kaçtığı da görülebilmektedir. Mesela furķān
sözcüğü Türkçeye ayırt kemişgen ile tercüme edilirken Farsçaya nuśret-i cüdā konend-i miyān-ı
ĥaķķ u bāŧıl şeklinde tercüme edilmiştir. Özbekistan nüshasında, Farsça tercüme ile Türkçe
tercüme arasında kesin bir bağlantı görülmemektedir. Taradığımız örnekler incelenirse durum
rahatça anlaşılabilir49:
āmm: uġraġan, ķaśd konende [268a]/5 = M:2; aśĥābi’l-caĥįm: tamuġ eyeleri, yārān-ı
āteş-i buzurg [29b]/3 =B:19; Ǿavź: āyāt, nişānhā [9b]/1 = B:41; bāsiŧ: yay-, derāz kerden

46 Mehmet Kanar, age., s. 264
47 Müfredat, s. 682.
48 Aysu Ata’nın işaret ettiği diğer örnekler için bk.: Aysu Ata, age., s. XVIII-XX; Aysu Ata, agm., s. 230.
49 İlk sözcük Kur’an’daki sözcük, ikinci sözcük Türkçeye tercüme edilen sözcük, virgülden sonraki yani üçüncü
sözcük Farsçaya tercüme edilen sözcüktür.
Karahanlı Türkçesi Dönemi Kur’an Tercümelerinden Rylands Nüshasında Farsça Tercüme Etkisi Üzerine Mülahazalar
TAED55* 23
[210b]3 = M:28; beġżāǾ: yigrenmek, düşmānį-yi nihān [198b]/1 = M:64, [253b]/4 = M:14; beŝŝ:
yay-, perāgende kerden [144a]/2 = N:1, [43a]/1 =B:164; caĥįm: tamuġ, āteş-i buzurg [29b]/3 =
B:119; cāriĥ: kesb ķılgan, murġan u segān-ı şikār [248a]/5 = M:4; cezā: öte-, kifāyet kerden
[10b]/2 = B:48; ebrāś: ala tenlig, pįs [104a]/1 = A:49; edā: ötemek, güzārde şoden [47b]/5 =
B:178; ednā: ķadrsızraķ, nezdįkter yaǾni kemter [14b]/3 = B:61; el-ķayyūm: peyveste örelik
ķılġan, pāyende [77b]/5 = B:255, [91a]/2 = A:2; el-vāsiǾ: king, tevānger ferāħkār [81b]/4 =
B:261; er-raǾūf: ķulluķ ķıl-, Ǿibādet [104b]/2 = A:51; er-raǾūf: raĥmet ķılġan, mihrbān [99a]/4 =
A:30; mülk: erklenmek, taśarruf şoden [144b]/5 = N:3; eźā: naĥoş kelgen nerse, āzār [64a]/3 =
B:222; furķān: ayırt kemişgen, nuśret-i cüdā konend-i miyān-ı ĥaķķ u bāŧıl [11b]/4 = B:53;
ġalebet: yingil-, ġalebe kerde şoden [93b]/3 = A:12; ĥacc: ĥacc, ziyaret kerden-i ħāne [52a]/1 =
B:189; ĥaşr: yıġ-, zūd būd gird kerden [265b]/4 = N:172; hevā: hevā, ārzū-yı dileva [30a]/1 =
B:120; iflāh: ķurtul-, restegārį yāften [117b]/4 = A:104; inžār: küyül-, zamān dāde şoden
[113b]/4 = A:88; iǾtimār: ziyāret ķıl-, Ǿumre āmeden [41a]/4 = B:158; ittibāǾm: uyul-, pesresvį
kerde şoden [43b]/4 = B:166; ķıśāś: tüzlük ķılışmaķ, berāber [217a]/3 = M:45; kiber: uluġluķ,
buzurg-ı sāli [101b]/3 = A:40; maşrıķ: maşrıķ, cāy-ı ber āmeden āftāb [28b]/2 =B:115;
sıbġat’allāh: artmaķ, nigāh dāşten-dįn-i ħudāy [35a]/4 = B:138.
50
Demek ki bu durum, Rylands nüshasında daha çok karşımıza çıkmaktadır. Farsça -
Türkçe tercüme ilişkisinin Rylands nüshasında daha net görülmesinde nüshanın şu ana kadar
bilinen en eski Türkçe Kur’an tercümesi olmasının mutlaka bir payı olmalıdır.
Sonuç:
1. Tercüme iki dili de (Farsça ve Karahanlı Türkçesi) bilen bir kişi tarafından aynı veya
yakın zamanda yapılmış olmalıdır. Bölgede, geçmişi çok eskilere dayanan Soğd – Fars - Türk
ilişkileri Kur’an’ın tercüme meselesinde etkisini göstermiş, Farsça tercüme (ya da tercümeler)
Kur’an’ın Türkçeye tercümesinde model olmuştur. Buradaki model ile çevirinin nasıl
yapılacağını değil, çevirinin bizzat kendisini kastediyoruz. Yani Türkçe tercümenin Farsça
tercümenin tercümesi olması kuvvetle muhtemeldir.
2. Tercümeyi yapan şahsın Türk olduğunu iddia etmek yerine iki dilli biri tarafından
yapıldığını söylemek daha makuldür. Çünkü bölgede Farslar ve Türkler iç içedir. Bu iç içelik
mezhep birliğinde de görülür. Bugün aynı bölgede yaşayan Taciklerin büyük çoğunluğunun

50 Emek Üşenmez, Türkçe İlk Kur’an Tercümelerinden Özbekistan Nüshası, Eskişehir Valiliği Yayınları, Eskişehir,
2013.
24* TAED
55 Yaşar ŞİMŞEK
sünni ve dillerinin Türkçeden yoğun şekilde etkilenmiş olması bunun delilidir. Tercümenin
yapıldığı dönemde, yönetim kademesinde bulanan ya da bulunmayan Fars asıllı birinin Türkçe
bilmesi olağanüstü bir şey değildir.
Kaşgarlının Soğd / Soğdak sözcüğüne verdiği anlamı burada paylaşmak yerinde
olacaktır:
Buhara ve Semerkant arasındaki Soğd bölgesinden olan, Balasagun’a konan, Türkler
gibi giyinip onların huylarını alan iki dilli bir kavim.
51 Bu iki dilin Farsça - Türkçe olduğu
aşikârdır.
3. Meselenin burada verilen örneklerle çözülemeyeceği çok açıktır. Çünkü burada
verilenlerin tam tersi örnekler de vardır. Mesela Ar. Ǿarş sözcüğü Farsçaya taħt-ı buzurg
şeklinde tercüme edilirken Türkçeye Ar. Ǿarş ile tercüme edilmiştir 52 . Ancak bu örnekler
yukarıdaki örneklerin benzerlerine nazaran oldukça azdır. Ayrıca böyle örneklerin pek çoğunu
Türkçe tercümedeki Arapça asıllı sözcükler oluşturmaktadır. Türkçe tercümede kullanılan bazı
Arapça sözcüklerin Farsçaya geçtikleri hâlleriyle kullanılması da düşündürücüdür. Mesela, Ar.
Ǿarż “sunma, sunuş” sözcüğü Türkçe tercümede Farsçaya geçtiği şekliyle (Ǿarża) yer
almaktadır.
53
Rylands nüshasında, Farsça tercümenin Türkçe tercüme ile çeşitli açılardan ilişkili
olduğu kesindir, ancak bahsi geçen diğer hususların eldeki veriler dâhilinde ihtimal ve
çıkarımlardan öteye geçemeyeceği unutulmamalıdır.
Yapılması gereken Kur’an’ın Farsçaya yapılan en eski tercümelerini de Arapça – Farsça
- Türkçe tercümelerin Farsçasıyla söz varlığı açısından karşılaştırmaktır.
54 Böylece Kur’an’ın
Türkçeye tercümesi meselesinde tercüme için ana kaynağın mı yoksa Farsça tercümelerin mi
kullanıldığı ortaya çıkacaktır. Bu işe başlamadan evvel de Doğu Türkçesiyle yazılmış satırarası
Kur’an tercümelerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi elzem durmaktadır.

51 DLT, s. 826.
52 bk. Aysu Ata, age., s. 225.
53 bk. Aysu Ata, age., s. 228.
54 Farsça tercümelerin karşılaştırmalı metin yayını hâlihazırda mevcuttur: H. Yagmaî, Terceme-i Tefsir-i Taberi .
bk. Aysu Ata, age., s. XIII.
Karahanlı Türkçesi Dönemi Kur’an Tercümelerinden Rylands Nüshasında Farsça Tercüme Etkisi Üzerine Mülahazalar
TAED55* 25
Kısaltmalar
A: Āl-i İmran Suresi
Ar. :Arapça
B: Bakara Suresi
E: EnǾām Suresi
Far. :Farsça
DLT: Divanu Lugati’t-Türk
KB: Kutadgu Bilig
M: Māide Suresi
N: Nisa Suresi.
Kaynaklar
Alyılmaz, C. (2003). Bugut yazıtı ve anıt mezar külliyesi üzerine. Türkiyat Araştırmaları
Dergisi, 13, 11-21.
Ata, A. (2004). Rylands nüshası Kur’an çevirisi ve Farsça çevirinin önemi. V. Uluslararası Türk
Dili Kurultayı Bildirileri I, Ankara, 221-230.
Ata, A. (2013). Karahanlı Türkçesinde ilk Kur’an tercümesi (Rylands Nüshası, Giriş-MetinNotlar-Dizin).
Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Barthold, V. V. (2011). Orta Asya Türk tarihi. Ankara: Divan Kitap.
Doerfer, G. (1967). Türkische und Mongolische elemente im neupersischen. Wiesbaden.
Eckmann, J. (1967). Doğu Türkçesinde bir Kur’an çevirisi (Rylands nüshası). TDAY-Belleten,
51-69.
Eckmann, J. (1976). Middle Turkic glosses of the Rylands ınterlinear Koran translation.
Budapest: Akademiai Kiado.
Eker, S. (2009). Divanü Lügati’t-Türk ve İran dillerinden kopyalar üzerine. I. International
Journal of Central Asian Studies, 13, 233-283.
26* TAED
55 Yaşar ŞİMŞEK
Eker, S. (2009). Türk-İran dil ilişkilerinde Divanü Lügati’t-Türk tanıklığı. Akademik
Araştırmalar Dergisi, 39, 70-85.
Eker, S. (2010). Orhon Yazıtları: İran dilleri ile ilk temaslar ve benzer birkaç öge üzerine. III.
Uluslararası Türkiyat Araştırmaları Sempozyumu, C 1, 321-332.
Eker, S. (2010). Türkçe-Farsça dil ilişkilerinde anlam kopyaları üzerine notlar. Sosyoloji
Yazıları 1, Hacettepe Üniversitesi Yayınları, 197-211.
Eker, S. (2012). Orta Asya’nın gizemli halkı: Soğdlular Soğd ve Soğdca. Türkbilig, 2012/24,
77-92.
Ercilasun, A. B. ve Akkoyunlu, Z. (2014). Divanu Lugati’t-Türk. Ankara: Türk Dil Kurumu
Yayınları.
Johanson, L. (1998). Code-copying in Irano-Turkic. Language Sciences, 20, 325-337.
Kanar, Mehmet (2010). Farsça Türkçe sözlük. Ankara: Say Yayınları.
Karakaş, S. (2010). Türk tarihinde Maniheizm (VIII.-XIII. yüzyıllar). Yayımlanmamış doktora
tezi, Ankara: Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Kök, A. (2004). Karahanlı Türkçesi satır-arası Kur’an tercümesi (TİEM 73 1v-235v/2) Giriş-
İnceleme-Metin-Dizin. Yayımlanmamış doktora tezi, Ankara: Ankara Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Kurt, Ş. (2009). Kur’an-ı Kerim sözlerini bulma kılavuzu. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Mackerras, C. (2009). Uygurlar. Erken İç Asya tarihi, İstanbul: İletişim Yayınları, 425-449.
Narain, A. K. (2009). İç Asya’da Hint-Avrupalılar. Erken İç Asya tarihi, İstanbul: İletişim
Yayınları, 209-244.
Ragıb el-İsfahanî (2012). Müfredāt Kur’an kavramları sözlüğü. (Tercüme: Abdulbaki Güneş -
Mehmet Yolcu). İstanbul: Çıra Yayınları.
Roux, J. P. (2008). Türklerin tarihi. İstanbul: Kabalcı Yayınları.
Sağol, G. (1993). Harezm Türkçesi satır arası Kur’an tercümesi giriş- metin-sözlük.
Yayımlanmamış doktora tezi, İstanbul: Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları
Enstitüsü.
Karahanlı Türkçesi Dönemi Kur’an Tercümelerinden Rylands Nüshasında Farsça Tercüme Etkisi Üzerine Mülahazalar
TAED55* 27
Sertkaya, O. F. (2007). Kur’an tercümesi (Rylands nüshası) yayımı üzerine bazı görüşler. Türk
Dilleri Araştırmaları, 17, 319-334.
Sertkaya, O. F. (2013). Makaleler 2 (seçme araştırma ve incelemeler). İstanbul: Çantay
Kitabevi.
Tekin, Ş. (2001). Eski Türk yazı dillerinin özellikleri üzerine düşünceler ve bunların teşekkülü
ile Türk siyasi birlikleri arasındaki ilişkiler. İştikakçının Köşesi, İstanbul: Simurg
Yayınları.
Togan, Z. V. (1964). The earliest translation of the Qor’an into Turkish, İslam Tedkikleri
Enstitüsü Dergisi, IV, 134-140.
Togan, Z. V. (1981). Umumî Türk tarihine giriş. İstanbul: Enderun Kitabevi.
Ünlü, S. (2004). Karahanlı Türkçesi satır-arası Kur’an tercümesi (TİEM 73 235v/3-450r 7) Giriş
-Metin-İnceleme-Analitik Dizin. Yayımlanmamış doktora tezi, Ankara: Hacettepe
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Üşenmez, E. (2013). Türkçe ilk Kur’an tercümelerinden Özbekistan nüshası. Eskişehir:
Eskişehir Valiliği Yayınları.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar