“TEN” SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE ETİMOLOJİK BİR DENEME

Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi
Fırat University Journal of Social Science
Cilt: 25, Sayı: 2, Sayfa: 103-108, ELAZIĞ-2015
An Etymological Evaluation of the Word ‘Ten’
ÖZET
“Ten” sözcüğü, Türk Dil Kurumu’nun hazırladığı “Türkçe Sözlük”te “1. İnsan vücudunun dış yüzü, cilt
2. vücut” anlamında Farsça kökenli bir sözcük olarak tanımlanmıştır. Fakat bu sözcüğün Farsça olup
olmadığı ile ilgili çeşitli görüşler bulunmaktadır.
Clauson’a göre “ten” sözcüğü alışılmadık şekilde, erken bir tarihte Türkçeye kopyalanmış olan Farsça
bir sözcüktür. Fakat Dankoff, bu sözcüğün Divanü Lûgat-it Türk’te yanlış okunduğunu, doğru şeklin ise
“İnsan vücudu anlamına gelen” Türkçe “yēn” sözcüğüne dayandığını ileri sürmektedir. Abdullah Taymas ve
Günay Karaağaç ise “ten” sözcüğünü Türkçe bir kelime olarak nitelendirmektedir.
Bu çalışmada Dankoff, Taymas ve Karaağaç gibi sözcüğün aslının Türkçe olduğu savunulmakla birlikte,
“ten” sözcüğünün Türkçe oluşunun bir yanlış okumadan kaynaklanmadığı ve sözcüğün Türkçe olduğunu
ispatlayacak farklı delillerin de bulunduğu ortaya konulmaya çalışılacaktır.
Anahtar Sözcükler: Ten, Türkçe, Farsça, ses değişmeleri, ses olayları.
ABSTRACT
The word ‘ten’ is described to have a Persian root with the meaning of 1. skin, exterior surface of human
body; 2. human body, in Turkish Dictionary prepared by Turkish Language Society. However, there are
different opinions about the root of the word ‘ten’.
According to Clasuon, the word ‘ten’ is a Persian word unexpectedly copied to Turkish in eraly periods.
But Dankoff claims that the word ‘ten’ is a misread work in Divanü Lûgat-it Türk and must come from
Turkish ‘yēn’ which means human body in Turkish. Abdullah Taymas and Gunay Karaagac also consider
‘ten’ to be Turkish.
In this study, supporting Dankoff, Taymas and Karaagac’s view, we will try to present different
evidences that suggest ‘ten’ is not a misread, but is originally a Turkish word.
Key Words: Ten, Turkish, Perisan, sound changes, sound events.
Giriş
Eski Farsça “tanu”dan (ten, vücut) getirilen ve Farsça “tän, tan” (Exmetyanov, 2001: 196)
şeklindeki “ten” sözcüğü Türk Dil Kurumu’nun hazırladığı “Türkçe Sözlük”te “1. İnsan vücudunun
dış yüzü, cilt 2. esk. vücut” anlamında Farsça kökenli bir sözcük olarak tanımlanmıştır (TS.: 1950).
Fakat bu sözcüğün Farsça olup olmadığı ile ilgili çeşitli görüşler bulunmaktadır. Clauson’a göre
DLT’te (II: 307) geçen “er tenin kaşıttı (kişi vücudunu kaşıdı)” ibaresindeki “ten” sözcüğü
alışılmadık şekilde, erken bir tarihte Türkçeye kopyalanmış olan Farsça bir sözcüktür. Fakat
Dankoff ise bu sözcüğün DLT’te yanlış okunduğunu, doğru şeklin ise DLT’te (II: 151) geçen “kişi
öz yinin süründi (kişi kendi vücudunu kaşıdı)” ibaresindeki “İnsan vücudu anlamına gelen” Türkçe
“yēn” sözcüğüne dayandığını ileri sürmektedir (Eker, 2009: 272). Yudahin’in hazırladığı “Kırgız
Sözlüğü”nü Türkiye Türkçesine aktaran Abdullah Taymas ise Yudahin’in Farsça olarak verdiği
“den” sözcüğü ile ilgili olarak “Müellif bu sözcüğü Farsça olarak verse de bu sözcük hakikatte
halis Türkçe bir kelimedir. Türkçede y / dh (5) nöbetleşmesi malumdur. Onun için bu sözün bir
başka şekli de “yen”dir ve bu şekil DLT’te birçok yerde bazen “beden, ceset” bazen de “deri”
anlamında geçmektedir. Ayrıca bu sözcüğe diğer Uygur Türkçesi metinlerinde de rastlanmaktadır”

* Yrd. Doç. Dr., Fırat Üniv. İnsani ve Sosyal Bilimler Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Böl./ ELAZIĞ.
Elmek: skyalcin23@hotmail.com
F.Ü. Sosyal Bilimler Dergisi 2015-25/2
104
(Yudahin, 1998: 305) diyerek “ten” sözcüğünün Türkçe bir kelime olduğunu dile getirmektedir.
Ayrıca Karaağaç (2008: 834) da hazırlamış olduğu “Türkçe Verintiler Sözlüğü”nde “ten”
sözcüğünü Türkçeden Farsçaya geçmiş bir sözcük olarak nitelendirmektedir. Sözcüğün t’li ve y’li
şekilleri yanında DLT’te ve yine Borovkov tarafından yayımlanan anonim Kur’an tefsirinde sīn
(vücut, boy) şeklindeki s’li şekilleri de söz konusudur (Tekin, 1995: 114)1.
Yukarıda söylenenler dikkate alındığında “ten” sözcüğünün Türkçe oluşuna dair ispatlar
sözcüğün yanlış okunmasına veya sadece bir ses değişmesine dayandırılmaktadır. Fakat bu
çalışmada sözcüğün Türkçe olduğunu ispatlayacak farklı delillerin bulunduğu da ortaya konulmaya
çalışılacaktır.
Uygur Türkçesi metinlerinde “yin”, DLT’te hem “ten” hem “y1n” hem de “sīn” olarak geçen
ve (vücut, beden, boy, cilt, tüy, deri) anlamında kullanılan (Caferoğlu, 1993: 193; DLT, I: 167-179-
217-261-275-315; II: 151; III: 92-109-145-154-278) bu sözcük, AT.’de uzun ünlülü olarak
tasarlanan “y1n (vücut, beden)” sözcüğü ile ortaklık göstermektedir (Tekin, 1995: 183). Sözcük, “t,
d, 5, y” nöbetleşmesi ile birincil uzun ünlülerin kısalırken genişlemesi2 gibi ses olayları sonucu
“ten, tin, yin, yen, den, dene, tänä vb.” şekillerde görülmektedir. Hatta bu sözcük Türkiye Türkçesi
ağızlarında “tin” (Dadam-Bo.), “timi” (Ağlı *Küre- Ks.) (sağlam vücutlu) şekliyle de
kullanılmaktadır (DS., X: 3934). Sözcüğün Ana Türkçede tasarlanmış biçimi olan “y1n” şekli hem
genel fonetik gelişim kaideleri hem de Türkçenin fonetiği göz önüne alındığında kendisinden daha
eski olan Ön Türkçe *d’li şekle (“d1n” < y1n”) ve hatta bu sesin tonsuz karşılığı olan t’li bir şekle
(“t1n” < d1n”) dayandırılmalıdır. Çünkü *t’li şekil Ön Türkçede *d’li şekille karışmış durumdadır
ve sonra “d” üzerinden Ana Türkçe y’li şekle değişmiştir. Poppe de (1994: 45) “Altay Dillerinin
Karşılaştırmalı Grameri” adlı eserinde Ana Türkçede *d, *5 ve *y sesleri eriyerek bir *y sesi
ortaya çıkarmıştır diyerek bu durumu açıklamaktadır.
Ayrıca AT. “y1n” (< d1n < t1n) (vücut, deri, beden) sözcüğünün ilgili gelişim doğrultusunda
AT. tīn (nefes, soluk, ruh) sözcüğü ile ilişkili olduğu da düşünülebilir. Öyle ki, Poppe Çuvaşçadaki
śın (kişi, adam) sözcüğünü Çer. yeñ sözcüğünden getirmekle birlikte ET. tın (< AT. tīn) (nefes,
soluk) sözcüğü ile de birleştirmiştir. Doerfer ise śın (kişi, adam) sözcüğüne farklı bir etimoloji
önererek ses açısından çok zor bir gelişim olan ET. yalnuk > Çuv. śın (kişi, adam) şeklini
sunmuştur. Hatta bu sözcüğü Farsça “cān” sözcüğü ile birleştirmek isteyenler bile olmuştur. Fakat
Farsça “cān”ın Çuvaşçadaki karşılığı “çun” şekliyle olduğundan bu görüş zayıf kalmıştır (Ceylan,
1997: 49). Ancak Türkçe “vücut, beden” anlamındaki AT. y1n > Çuv. śın (kişi, adam) denkliği
Çuvaşçadaki ses değişim kaideleri düşünüldüğünde bu sözcük için daha uygundur. Farsçadan
alındığı söylenen “ten” sözcüğünü Çuvaşça örneği üzerinden açıklayacak olursak bu sözcük eğer
Farsça yoluyla alınmış olsaydı Çuvaşçada bu sözcüğün alınma şekli ödünç sözcüklerdeki t > ç
değişimi ve Çuvaşçaya özgü e > a değişimine göre “çan” şeklinde olmalıydı. Oysa Çuvaşçada
(vücut, boy bos, endam) anlamına gelen sözcük, Türkçe “y1n”e seslik anlamda denk gelen “śan”
veya “y1n” sözcüğüyle ilişkili olduğunu düşündüğümüz Türkçe (nefes, soluk, ruh) anlamındaki
“tīn”a seslik anlamda denk gelen “çǐm” (can) sözcüğüdür.

1 *t > s değişiminin sadece bu döneme veya bazı lehçelere özgü olmayıp daha Ana Altayca ve İlk Türkçe dönemlerinde
*t’li ve s’li çift biçimlerin var olduğu ve bu durumun çağdaş Türk yazı dillerinde bugün de izlenebilir olduğu
görülmektedir: t1l ~ s1l > Çuv şil (diş); tīn- ~ sīnçan- > Yak. sınnan- (dinlenmek), ET. tıltaġ > Tat. sılta- (özür bulmak);
talak ~ sulak (dalak) (DLT I: 111; Ceylan, 1997: 16-17).
2 AT. īġla- > Az. ağla-; TT. ağla-; Trkm. āġla- “ağlamak”; AT. ī > Az. ağac; TT. ağaç; Trkm. aġaç, AT. ī > Y. Uyg.
yaġaç, Alt. aġaş; Hks. aġas “ağaç”; AT. ī-/īd- > Çuv. yar- “göndermek”; AT. tīd- > Çuv. çar- “engellemek”; AT. ūdı-
“uyumak” > Az. oyan-; Trkm. oyan- “uyanmak”; AT. ml- > Uyg. il-/yil-/iliş-/eliş- “iliştirmek”; AT. mş > Kpç. iş/eş/yeş
“iş”; AT. ymnçke > Kpç. yinçe/inçe/inçke/yenikçe/yenişke/yinçge/yinçke “ince” (Tekin, 1995: 104-175-182-183; Tekin
vd., 1995: 22-24; Yalçın, 2013: 82-83; KTLS, 1991: 8-9-920-921; Gürsoy-Naskali ve Duranlı, 1999: 21; Arıkoğlu, 2005:
30 ; Ceylan, 1997: 166; Caferoğlu, 1993: 62; Toparlı vd., 2003: 115-323).
“ten” Sözcüğü Üzerine Etimolojik Bir Deneme.
105
Dankoff’un yanlış okunduğu kanısına vardığı “ten” sözcüğü onun iddia ettiği gibi y ve t
seslerinin yazımındaki veya okunuşundaki bir yanlışlık sonucunda ortaya çıkmamıştır. Çünkü
DLT’te yin / ten gibi y sesinin t sesi ile birlikte kullanıldığı birçok sözcüğün olması bu yanlış
okunma veya yazılmış olma iddiasını çürütmektedir yamurmak / tamurmak “kanamak, damlamak”
(DLT: II, 85), yamurgan / tamurgan “her zaman kanayan, damlayan” (DLT: I, 518-524),
yasgaşmak / tasgaşmak “tokatlaşmak, tokatlamakta yardım ve yarış etmek” (DLT: II, 338),
yençimek, yunçımak / tençmek “ısırmak, kötüleşmek, yoksullaşmak” (DLT: II, 281; DLT: III,
303), yamurmak, yemürmek / tomurmak “tomruk yapmak, kesmek” (DLT: II, 85; DLT: III, 69).
Yanlış okunduğu veya yazıldığı söylenen bu durum aslında Türkçedeki t/d/5/y seslerinin nöbetleşe
kullanımının bir parçasıdır.
“ten” sözcüğüyle ilgili olarak düşündüğümüz AT. “y1n” (< d1n < t1n) gelişimi sadece “y1n”
sözcüğüne yani asli *y’li bir yapıya dayandırılacak olsa bile aslî *y sesinin de Ana Türkçede “*c-,
*n-, *ń- ve *d- ile birlikte artık karışmış durumda olduğu bilinmektedir (Poppe, 1994: 52). Hatta bu
karışmışlık durumundan ötürü y sesinin d/5/t/tç(ť)/n/s/ś/ç/c gibi değişimler doğurduğu da
görülmektedir. Örneğin, AT. y±ti > Karag. ť±te, Koyb. ďēte, ď mte, Salb. ťētı, Soy. ťēte, Tof. çēte,
Yak. sette, Çuv. śiççå (yedi); y±ken ( < AT. y±-) > Tel. ďekken, Şor. çeken, Yak. siegen (çok yiyen,
obur); AT. y±l /yāl > Koyb. ď mlen, ď mln, Kand. ďēlen, Yak. siel, Tuv. çel, Hks. çilån, Çuv. sål-he
(yele); AT. yā > Karag., Soy., Kand. ťā, Kırg. cā (yay); AT. yāş > Karag., Koyb. ďās, ťās, Yak. sās
(yaş); yārım ( Koyb. ďārem, ťārem, Kand. ťārem, ťārım (yarım); ET. yañı >
Kuzeydoğu lehçelerinde yañı/yā/çā/nā (yeni); ET. yaġı > Soy. ta; Karg. da (düşman); ET. yala- >
Tel. dala-; Koyb. talgırben, dalgırben; Karg. telgarmen; Oyr. çilġa- (yalamak) (Tekin, 1995: 48-49-
152-185; Clauson, 1972: 910-943; Karaağaç, 2009b: 342-343). Bu ses çeşitlenmesinin sebebini
Karaağaç (2009a: 92), “Türkçede Düzensiz Ses Değişmeleri Örnekleri” adlı makalesinde şu şekilde
izah etmektedir: Uzun ömürlü bir ses olmayan “y” yarı konsonantının veya yarı vokalinin ayırıcı
fonksiyonunu yitirdiği durumlarda genellikle düşürülerek diftonglara yol açabildiği gibi “y” yarı
konsonantının beklenmedik bir şekilde gelişim göstererek yerini daha da sağlamlaştırmak
maksadıyla sızıcı bir konsonanta bıraktığı, yani tam bir konsonant haline gelebildiği de
görülmektedir. yoş > loş (yarı karanlık, az ışık alan); yal-/yaşu- (yanmak, yakmak, parlamak) >
çaşımak/çeşimek > çeşmek > çemşek > şemşek > şimşek (şimşek) örneklerindeki y > l, ç/ş
değişimlerinde olduğu gibi. Türkçenin genel fonetiği göz önüne alınırsa zayıf bir ses olan “y” sesi,
sedalı veya sedasız bir diş sesine bulaştırılarak kuvvetlendirilir; yani tam konsonant haline getirilir.
Böylece c, ç, d, t’ sesleri ortaya çıkar. Fakat bazı lehçeler sızıcı seslerden kaçındığı için bu bulaşıcı
unsur terk edilerek “ş” (Şor, Kızıl) veya “s” (Yakut) sesi tercih edilir (Karaağaç, 2009b: 406).
Örneğin, ET. yaş > Koyb. t’as (yaş); ET. yay > Koyb. t’ay; Karg. d’ay; Yak. say (yaz); ET. yen >
Çuv. śanǐ; Soy. t’en (yen, elbise kolu). Bu durum “ten” sözcüğü için de bu şekilde düşünülebilir.
Örneğin, AT. y1n > ET. yin, OT. ten, Kzk. dene, Kırg. ten, den, dene, Özb. tänä, Yak. s1n (vücut,
beden) (Tekin, 1995: 183; Gülensoy, 2007: 879; KTLS, 1991: 872-873; Koç ve Doğan, 2004: 113;
Vasiliev, 1995: 30).
Sonuç
Bütün bu anlatılanlar doğrultusunda “ten” sözcüğünün AT. “y1n” (< d1n < t1n veya tīn) olarak
tasarlanan sözcüğe dayandığı ve “t, d, 5, y, s” nöbetleşmesi, birincil uzun ünlünün kısalırken
genişlemesi gibi nedenlerden ötürü Türkçe bir sözcük olduğu ve Clauson’un iddia ettiğinin aksine
erken dönemde Farsçadan Türkçeye değil, Türkçeden Farsçaya kopyalanmış bir sözcük olarak
düşünülmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.
F.Ü. Sosyal Bilimler Dergisi 2015-25/2
106
KISALTMALAR
1. Eser Kısaltmaları
DLT. : Divanü Lûgat-it Türk
DS. : Derleme Sözlüğü
KTLS. : Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü
TS. : Türkçe Sözlük
2. Dil ve Lehçe Kısaltmaları
Alt. : Altay Türkçesi
AT. : Ana Türkçe
Az. : Azerbaycan Türkçesi
Çer. : Çeremişçe
Çuv. : Çuvaş Türkçesi
Hks. : Hakas Türkçesi
Kand. : Kandov Türkçesi
Karag. : Karagas Türkçesi
Kırg. : Kırgız Türkçesi
Koyb. : Koybal Türkçesi
Kpç. : Kıpçak Türkçesi
Kzk. : Kazak Türkçesi
OT. : Orta Türkçe
Özb. : Özbek Türkçesi
Salb. : Salbin Türkçesi
Soy. : Soyot Türkçesi
Şor. : Şor Türkçesi
Tat. : Tatar Türkçesi
Tel. : Teleüt Türkçesi
Tof. : Tofa Türkçesi
Trkm. : Türkmen Türkçesi
TT. : Türkiye Türkçesi
Tuv. : Tuva Türkçesi
Uyg. : Uygur Türkçesi
Y. Uyg. : Yeni Uygur Türkçesi
Yak. : Yakut Türkçesi
“ten” Sözcüğü Üzerine Etimolojik Bir Deneme.
107
3. Diğer Kısaltmalar
bk. : bakınız
çev. : çeviren
vd. : ve diğerleri
vb. : ve benzeri
KULLANILAN ÇEVRİYAZI SİSTEMİ VE İŞARETLER
1. ÇEVRİYAZI SİSTEMİ
ÜNLÜLER
ā Uzun a
ē Uzun e
± Uzun kapalı ė
ī Uzun ı
ǐ Kısa ı
m Uzun i
å Kısa i
u Uzun ö
ÜNSÜZLER
5 Dişler arası sızıcı d
g Öndamak g’si
ġ Artdamak g’si
k Öndamak k’si
o Artdamak k’sı
ñ Geniz n’si
ś Çuvaş Türkçesinde peltek s
v Diş dudak v’si
2. İŞARETLER
* Muhtemelen en eski şekli gösterir.
v’ Tuva Türkçesinde faringallik (gırtlaksıllık) gösterir.
k′ Ünsüzlerde telaffuz noktasının önceye kaydığını gösteren işaret.
< Bu şekle gider.
> Bu şekilden gelir.
~ Denklik bildirir.
F.Ü. Sosyal Bilimler Dergisi 2015-25/2
108
KAYNAKLAR
Arıkoğlu, Ekrem. (2005). Örnekli Hakasça-Türkçe Sözlük. Ankara: Akçağ Yayınları.
Caferoğlu, Ahmet. (1993). Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü. İstanbul: Enderun Kitabevi Yayınları.
Ceylan, Emine. (1997). Çuvaşça Çok Zamanlı Ses Bilgisi. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Clauson, Sir Gerard. (1972). An Etymological Dictionary Of Pre Thirteenth-Century Turkish. London:
Oxford University Press.
Derleme Sözlüğü (X. Cilt). (1993). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Divanü Lûgat-it Türk Dizini. (1972). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Exmetyanov, R. (2001). Tatar Tålånåñ Kıskaça Tarixi-Etimologik Süzlågå, Kazan.
Eker, Süer. (2009). “Divanü Lugâti’t-Türk ve İran Dillerinden Kopyalar Üzerine I” Internationel
Journal of Central Asian Studies, Volume, 13, s. 233-283, Seul.
Gülensoy, Tuncer. (2007). Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin Köken Bilgisi Sözlüğü. Ankara:
Türk Dil Kurumu Yayınları.
Gürsoy-Naskali, Emine ve Duranlı, Muvaffak. (1999). Altayca-Türkçe Sözlük. Ankara: Türk Dil
Kurumu Yayınları.
Karaağaç, Günay. (2008). Türkçe Verintiler Sözlüğü. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Karaağaç, Günay. (2009a). “Türkçede Düzensiz Ses Değişmesi Örnekleri”. Dil, Tarih ve İnsan.
İstanbul: Kesit Yayınları, s. 87-92.
Karaağaç, Günay. (2009b). “Çuvaş Fonolojisinin Ana Çizgileri”. Dil, Tarih ve İnsan. İstanbul: Kesit
Yayınları, s. 357-406.
Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü I. (1991). Ankara: T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları.
Koç, Kenan ve Doğan, Oğuz. (2004). Kazak Türkçesi Grameri, (Redaktör: Ayabek Bayniyazov).
Ankara: Gazi Kitabevi.
Poppe, Nikolaus. (1994). Altay Dillerinin Karşılaştırmalı Grameri. (Çev.: Zeki Kaymaz). İstanbul.
Tekin, Talat ve diğerleri. (1995). Türkmence Türkçe Sözlük. (Yayına Hazırlayan: Mehmet Ölmez).
Ankara: Simurg Yayınları.
Tekin, Talat. (1995). Türk Dillerinde Birincil Uzun Ünlüler. İstanbul: Simurg Yayınları.
Toparlı, Recep ve diğerleri. (2003). Kıpçak Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Türkçe Sözlük. (2005). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Vasiliev, Yuriy. (1995). Türkçe-Sahaca (Yakutça) Sözlük. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Yalçın, Süleyman Kaan. (2013) Çağdaş Türk Lehçelerinde Ünlüler. Ankara: Türk Dil Kurumu
Yayınları.
Yudahin, K. K. (1998). Kırgız Sözlüğü Cilt I. (Çev.: Abdullah Taymas). Ankara: Türk Dil Kurumu
Yayınları.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar