SİR THOMAS ROE’A GÖRE BABÜR İMPARATORLUĞU SARAYINDA NEVRUZ

Nowruz Festival in the Mughal Empire According to Sir Thomas
Roe
ÖZET
Birçok kültürde yeri olan, baharın gelişi ve yeni yılın
başlangıcı olarak sayılan Nevruz bayramı Babür İmparatorluğu’nda da
kutlanmıştı. Ekber döneminde Babürlü sarayına giren bu bayram
Cihangir ve Şahcihan döneminde de gelenek olarak devam etmiştir.
Nevruz bayramına diğer devletler ve toplumlar gibi Babürlüler de
önem vermiş, özen göstermişlerdir. Fakat Alemgir’in genel
politikasından Nevruz bayramı da etkilenmiştir. Bunun Zerdüşt
geleneği olduğunu söyleyerek Nevruz törenlerini yasaklamıştır. Bu
makalede Hindistan’da kurulan Babür İmparatorluğu’nda Nevruz’un
nasıl bir yere sahip olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. İlk olarak Sir
Thomas Roe’nun kim olduğu ve eserinden kısaca bahsedilmiştir.
Ardından Nevruz’un tanımı, hangi kültürlerde var olduğu, ne gibi
törenler düzenlendiği, İran, Türk ve İslam kültüründeki yerinden
bahsedilmiştir. Son olarak da Babür İmparatorluğu’nda ki yerinden
bahsedilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Nevruz, Sir Thomas Roe, Babür
İmparatorluğu.
ABSTRACT
Nowruz, which referred to the beginning of Spring and the
starting day of the New Year, was celebrated in the Mughal Empire
although the significance of it was beyond this culture.. It was first
entered to the palace during Ekber period and later was continued to
be a festival in Cihangir and Sahcivan periods. Nowruz Festival was


Sakarya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Öğrencisi
habibekarayel3@gmail.com
Sir Thomas Roe’a Göre Babür İmparatorluğu Sarayında Nevruz / Habibe
Karayel
124
considered to be an important festival for the Mughals as it was in the
other cultures. Unfortunately, Nowruz was affected from Alemgir`s
general political attitude and Nowruz ceremonies were forbidden with
an argument that it was a Zoroaster tradition. In this work, it has been
attempted to reveal the place of Nowruz in the Mughal Empire. After
explaining who Sir Thomas Roes is and what his works are, the
definition of Nowruz and the type of ceremonies, the place of it in Iran
and Turk-Islam cultures have been explained. At the end it has been
desired to reach a conclusion about the place of Nowruz in the Mughal
Empire.
Keywords: Nowruz, Sir Thomas Roe, Mughal Empire.
1. Sir Thomas Roe ve Eseri
17. yüzyılda İngiltere’nin yetiştirdiği en yetenekli diplomat ve
devlet adamları arasında yer alan Roe, 1580 yılında Essex’de
doğmuştur. İlk olarak Kraliçe Elizabeth’in hizmetinde bulunmuş,
1604 yılında Kral I. James tarafından şövalye ilan edilmiştir. Galler
Prensi Henry’nin teşvikiyle 1609 yılında gittiği Güney Amerika’dan
1611 yılında dönmüştür. Bu gezinin sağladığı itibar, 1614 yılında East
India Company (Doğu Hindistan Şirketi)’nin onu Babürlü İmparatoru
Cihangir’e elçi olarak göndermeye karar vermesiyle sonuçlanmıştır.
Roe 1619 yılının başına kadar Hindistan’da kalmıştır. Roe’nun 17.
yüzyılının ilk yarısındaki Osmanlı Devleti ve Babürlü İmparatorluğu
hakkında verdiği bilgiler özel bir öneme sahiptir.1 Roe’nun Babürlü
İmparatorluğu hakkındaki bilgi veren yazışmaları ve günlüğü Hakluyt
Society yayınları arasında iki cilt olarak William Foster editörlüğünde
yayınlanmıştır.2
Sir Thomas Roe, Babür Sarayındaki ilk İngiliz büyükelçisidir.
Roe, Ocak 1616 yılında Racastan bölgesindeki Acmir’de Cihangir’e
güven mektubunu sunduktan sonra ilk olarak Mandu bölgesindeki
Malva’ya ardından Ahmedabad’daki Gucerat bölgesine imparator ile
birlikte seyahat eden Roe; “Ben göçebe kralı dağların üzerinden
ormanlar boyunca, çok garip ve kullanılmamış yolardan takip
ediyorum” diye eserinde yazmıştır.

1 Alper Başer, “İngiliz Elçisi Thomas Roe’nun Yazışmalarında II. Osman
Dönemi” History Studie A Tribute to Prof. Dr. Halil INALCIK, Vol. 5/2,
Mart, 2013, s. 45.
2 Thomas Roe, The Embassy Of Sir Thomas Roe To The Court Of The Great
Mogul 1615-1619, As Narrated In His Journal and Correspondence, Edited
From Contemporary Records By William Foster, B.A, Volume I, Vol. II,
London 1899.
Sir Thomas Roe’a Göre Babür İmparatorluğu Sarayında Nevruz / Habibe
Karayel
125
Babür sarayında olduğu üç yıl boyunca Roe’nun kendi
günlüklerine göre Cihangir ile yakın ilişkileri vardı. Hatta onun
kadehine ortak olmuştur. Fakat Roe ve Cihangir arasındaki bu uzun ve
söylediğine göre yakın ilişkisine Cihangirin günlüklerinde
rastlanılmamaktadır. Bu yüzden onun raporları doğrulanamamaktadır.
Roe, ne Farsça ne de Türkçe biliyordu ayrıca o Babür kültürünü
bilmediği için, kültürleri bağlamada insanların davranışlarının
içeriğini, doğru değerlendiremiyordu. Raporlarında, kendini olumlu
bir şekilde betimlerdi.3 Yine de Roe’nun bu çalışması, bölge tarihi
üzerine döneme ait saray hayatı, teşkilat, devlet yapısı, saray adetleri
ve bayramları gibi kültürel ve politik konular üzerine önemli bir
kaynaktır. Gördüğü her şeyi özenle ve en ufak ayrıntısına kadar
kaydetmiş, birçok konu hakkında fikir edinmemize yardımcı olmuştur.
Bu çerçevede Nevruz’a yer ayırmış olup Babür İmparatorluğu’nda
kutlanışı hakkında bilgiler vermektedir.
2. Nevruz ve Babür İmparatorluğu’nda Nevruz Geleneği ve
Kutlanması
2.1. Nevruz
Farsça "yeni gün" anlamına gelen Nevruz, miladi 21 Mart,
Hicri 9 Mart’a denk gelen4 Orta Asya'dan Ortadoğu'ya ve Balkanlar'a
kadar geniş bir coğrafyada yaşayan birçok halklarda kutlanan bir
bayramdır. Çeşitli kültürlerden birçok topluluk baharın gelişini kutlar
ve yeni yılın başlangıcı olarak kabul eder. Nevruz kutlamalarının ilk
olarak ne zaman nerede başladığı bilinmese de, en erken bilgiyi İran
kaynakları vermektedir. 5
İlk kayıtların İran kaynaklarından olması ve
kelimenin farsça olması nedeniyle birçok araştırmacı Nevruz’un
sadece İran geleneğine ait bir bayram olduğu ve Türk kültürüne İran
kültüründen geçtiği kanaatine varmışlardır. Fakat On İki Hayvanlı
Türk Takvimine baktığımızda bu törenin Türkler tarafından da bilinip
kutlandığını görebiliriz. Genel olarak bakıldığında, İran geleneğindeki
Nevruz ile Türk geleneğindeki Nevruz’un farklı olduğunu görebiliriz.6
İran geleneğindeki bahar bayramı ile ilgili bilgiler Firdevsi’nin
Şehname’sinde yer almaktadır. Firdevsi bu bayramı Zerdüşt ve
Maniheizm gibi inançlarla açıklayıp dini bir temele oturtmaya

3 Abraham Eraly, Emperors of the Peacock Throne: The Saga of the Great
Mughals,Penguin Book, New Delhi, 2000, s. 279.
4
Şemsettin Sami, Kamus-i Türki, Çağrı yayınları, İstanbul, 2007, s. 1474.
5
Şinasi Gündüz, “Nevruz” Diyanet İslam Asnsiklopedisi, c. 33, DİA
yayınları, İstanbul, 2007, 60.
6 Bu farklılıkları Abdulhaluk M. Çay, Nevruz, 8. Baskı, Ankara, 1999, s. 2-4.
Eserinde sıralamıştır.
Sir Thomas Roe’a Göre Babür İmparatorluğu Sarayında Nevruz / Habibe
Karayel
126
çalışmıştır. Çeşitli efsane ve rivayetler halinde hikâyeci bir biçimde
anlatmıştır. 7
İran’ın tarihi geçmişinde var olan bu bayrama çok önem
verilmiştir. İran’da Nevruz hem dini hem de milli bir temele
dayandırılmıştır. Birçok önemli olayı da bugünle ilişkilendirmişlerdir.
İran’da yeni yıl, yazın birinci günü ile başlar ve Nevruz’a 15
gün kala evlerde hazırlıklar yapılır, özellikle çocuklara yeni kıyafetler
hazırlanırdı. Son Çarşamba akşamı halk sokaklarda, meydanlarda,
evlerinin avlularında ateş yakıp üzerinden atlarlardı. Sokaklarda gezip
müzikli eğlenceler düzenlenirdi. Evlerin temizliğine ayrı özen
gösterilir ve çiçeklerle süslenirdi.8 Görüldüğü üzere bu bayram
toplumun tamamında geniş bir coşkuyla ve heyecanla kutlanırdı.
Büyük, küçük her yaştan insan eğlenir baharın gelişi karşılanırdı.
Günümüz Türk Dünyasında Nevruz birçok Türk ülkesinde
resmi bayram olarak kutlanmaktadır. Fakat ülkemizde ise sadece halk
tarafından ya da ülke içindeki bir kısım toplulukların benimsediği,
üstlendiği ve kutladığı bir bayramdır. Hâlbuki tarihsel sürece
baktığımızda Türk kültüründe eski dönemlerden itibaren var olan bir
gelenektir.
Başta değindiğimiz gibi bu bayramın İran geleneği olduğu ve
Türklere bu yolla geçtiği gibi bir takım kanaatler vardır. Fakat Türk
kültürünü Araplar’a öğretmek amacıyla yazılmış olan Divan-ü Lügatit
Türk adlı eserde “Nevruz On İki Hayvanlı Türk takvimi ile birlikte
anılmıştır.”9
Türklerde Nevruz önemli bir değere sahiptir. Nevruz bayramı
21 Mart’ta başlar ve yeni yılın da başlangıcı olarak kabul edilir. Bu
sadece bir takvim başlangıcı değildir. Nevruz’u manevi bir muhteva
içinde yorumlamak gerekir. Baharın gelişiyle açan çiçekler, havaların
ısınmaya başlaması, güneşin daha çok ortaya çıkması gibi
güzelliklerin kutlandığı bir bayramdır.
Türklerde de Nevruz’un kutlanmasında diğer toplumlarda
olduğu gibi bir takım törenler ve adetler vardır. İkramlar için evler
hazırlıklara başlar ve çocuklar grup halinde ev ev dolaşıp bu ikramları
alırlardı. Bu ikramlar arasında “bişi” denilen hamur işi bol miktarda

7 Abdulhaluk M. Çay, Nevruz, a.g.e., s. 1.
8 Cevat Heyet, “Nevruz Bayramı İran’da” Türk Kültüründe Nevruz
Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri, Ankara, 20-21 Mart 1995, s. 120.
9 Mustafa Kafalı, “Türk Kültüründe Nevruz ve Takvim” Uluslararası Bilgi
Şöleni Bildirileri, Ankara, 20-21 Mart 1995, s. 25. (Yazar “Divan-ü Lügat-it
Türk, Besim Atalay Neşrinin, yani IV. cildinde Nevruz kelimesi yoktur.
Ancak Arapça metninin tıpkıbasımına bakıldığında görülür. Kültür Bakanlığı
Yayınları Metin, Tıpkıbasım, Ankara 1990, s. 174-175.” dipnotunu
düşmüştür)
Sir Thomas Roe’a Göre Babür İmparatorluğu Sarayında Nevruz / Habibe
Karayel
127
yapılır ve herkese dağıtılırdı. Küs olanlar “bişi” aldığında barışmış
olur. Bir nevi küslerin barışmalarına vesile olan bir bayramdı. Nevruz
akşamı yapılan fener şölenleri çocukların hafızalarında önemli yer
tutardı. Çarşı-Pazar yerleri kalabalık ve halk meydanlarda olur,
normalde erken yatan çocuklar bu özel güne mahsus olmak üzere gece
yarısına kadar eğlenebilirdi. 10
Nevruz’un İslam kültüründeki yerine gelecek olursak,
Nevruz'un bizzat Hz. Peygamber tarafından tasvip edildiği gibi
düşünceler doğru olmayıp bu kutlamalar büyük ihtimalle İran'ın
Müslümanlarca fethedilmesinden sonra İslam geleneğine girmiştir.11
İslam tarihi kaynakları ve dinler tarihi kaynakları karşılaştırıldığında
Nevruz’un sadece Mecusiliğe ve Zerdüştlüğe ait dini bir bayram
olduğu sonucuna varılamaz. İbn-i Haldun ve Taberi’ye göre İran
Zerdüşt ve Mecusi bayramı olduğunu söylemiştir. Buna karşılık İslam
Tarihçisi Kalkaşandi ise Nevruz’un Mısır, Filistin ve Suriye’deki
Müslümanlar ve Hristiyanlar tarafından da kutladığını belirtir. Yine
bazı İslam Tarihi kaynaklarında İslam öncesi ve sonrasında İran
dışında birçok ülkede, farklı toplumlar tarafından kutlanıldığı
bilgilerine rastlanır. 12
Genel olarak Nevruz kutlamalarına bakacak olursak her
toplumda benzer öğeler ve adetler vardır; ateş, su, demir döğme,
kandiller, ikramlar, akşam eğlenceleri, her yaştan insanın katılması...
Nevruz’u sadece bir topluma, bir medeniyete ait olarak göstermek
doğru bir yaklaşım değildir. Bunu Noel gibi düşünecek olursak
toplumların birbirleriyle etkileşim haline girmeye başlamasıyla
Nevruz kutlamaları da toplumlar arasında yayılmaya başlamıştır.
2.2. Babür İmparatorluğu’nda Nevruz
21 Mart 1584 tarihinde İmparator Ekber Tarih-i ilahi (İlahi
Dönem)’yi tanıttı. Onun güneş takvimindeki ay ve gün adları
Zerdüştlerinkiyle aynıydı. Yazdegird veya Celali aylarının aksine
Ekber, İlahi Takvim’in aylarına ek sıfatlar yükledi. İlahi Takvim
festivalleri Ayn-i Ekberi’de tanıtılır. Bunların birçoğu Zerdüşt’lüğe ait
şeylerdi. Babürlüler’de kullanılan tek düzenli takvim Nevruz’du. 13

10 Mustafa Kafalı, “Türk Kültüründe Nevruz” Uluslararası Bilgi Şöleni
Bildirileri, Ankara, 20-21 Mart 1995, s. 26-28.
11 Şinasi Gündüz, a.g.m., 61.
12 Şaban Kuzgun, “İslam Tarihi Kaynaklarına Göre Nevruz” Uluslar arası
Bilgi Şöleni Bildirileri, Ankara, 20-21 Mart 1995, s. 107-109.
13 Stephan P. Blake, Time In Early Modern Islam, Cambridge, 2013, s. 89.
Sir Thomas Roe’a Göre Babür İmparatorluğu Sarayında Nevruz / Habibe
Karayel
128
Ekber döneminden önce çok rastlanmasa da Yeni Yıl
kutlamaları düzenleniyordu. 1505 yılında Babür, Nevruz anısına bir
şiir yazmıştı. Fakat Afgan savaşından sonra Babür kanunlarını
açıkladığında, bunun Şeriat tarafından onaylanmadığını söyleyerek
Yeni Yıl’ın kutlanmasını reddetti. 1554 yılında Humayun Safevi
yöneticisi ile birlikte Herat’ta Nevruz’u kutladı. Başlangıçta 1546
yılında Kabil'deki bahar festivalini yasaklasa da Nevruz’un, çocuğu
Ekber’in sünneti ile çakışması sebebiyle, yumuşamış ve sakin, sade
bir kutlama gerçekleştirmiştir. 14
Ekber’den önce Nevruz’un varlığı bilinse de Babür
İmparatorluğunda tasvip edilen bir bayram olduğunu söyleyemeyiz.
Genel olarak Zerdüşt dini bayramı olarak kabul edildiği için Ekber’e
kadar Babür İmparatorluğunda bu bayramın kutlandığını söylemek
mümkün değildir. Muhtemelen daha önce bahsettiğimiz İslam Tarihi
Kaynaklarına göre Nevruz kısmında açıkladığımız gibi bir grup İslam
tarihçisi bunun Zerdüştlük’ten geldiği çıkarımını yaptığı için
Babürlülerin de aynı nedenlerden dolayı Nevruz konusunda
çekinceleri vardı. Ekber döneminde ise çeşitli dinlerden bir takım
unsurlar bir arada kullanılmış ve kendisi Din-i İlahi oluşumu üzerinde
çalışmıştır. Onun bu serbestliği ile Babür İmparatorluğunda Nevruz
kutlanmaya başlanmış ve önemli hale gelmiştir. Mesela Ekber,
kazandığı bir savaş sonrasında zaferini kutlamak yerine Nevruz
kutlamalarına katılmıştı.15
Ekber’in ilk Nevruz kutlamaları 1582’de gerçekleşti. Bu
dokuz-gün kutlamalarına benzer niteliktedir. İlk gün ve son gün en
önemli günlerdi: her iki günde de Ekber büyük meclisler düzenlerdi,
devlet memurlarına para, at, onur, elbiseler vererek ve rütbelerini
artırarak ödüllendirirdi. On yedinci günün ortasında kendi soylularını
konakta ziyaret eder ve onlara fil, deve, arap atı, inci, yakut, altın ve
pahalı kıyafetler alırdı. 16
Diğer toplumlarda olduğu gibi ateşten
atlamak gibi ritüeller olmasa da Babür zenginliğini açıkça temsil
edecek bir şekilde kutlanıyordu. Diğer toplumlarla
karşılaştırılıdığında, Nevruz daha sade daha naif bir kutlama iken
Babürlülerde en azından saraylılar tarafından gerçekleştirilen
gösterişli ve ihtişamlı bir kutlama halindedir.
Cihangir yeni yıl kutlamalarını babasından sonra da devam
ettirmiştir. Büyük bir çadır halkın arasına kurulurdu. İpek ve altından
halılar yeri kaplarken ipek ve kadife duvar halısı olarak kullanılırdı.

14 Stephan P. Blake, a.g.e., s. 90.
15 Sir Richard Burn, The Cambridge History of India, Vol. IV, Cambridge,
1937, s. 125.
16 Stephan P. Blake, a.g.e., s.90
Sir Thomas Roe’a Göre Babür İmparatorluğu Sarayında Nevruz / Habibe
Karayel
129
Avluda, görevlilerin çadırları sıralanırdı. İlk ve son gün Cihangir;
unvanlar, hediyeler dağıtır diğer günler soylularının çadırlarını ziyaret
ederdi. Festivallerin canlılığını sağlamak için şarap ve uyuşturucu gibi
İslami yasakları kaldırırdı: “Sarhoş edici içki ya da afyon kullanmak
isteyen olursa bundan onları mahrum bırakmaması gerektiği emrini
verdim” 17
Ekber döneminde olduğu gibi burada da etrafındaki
görevlilerin onurlandırılmasına rastlarız. Nevruz, yeni rütbe ve
onurlandırmanın verilmesi için bir vesile haline geldi ve özellikle her
sene ilkbaharda yapılan şenliklere dönüştü. Cihangir’in kendi eserinde
Nevruz kutlamalarına büyük yer vermiştir. Eserini kaleme alırken yeni
yılın başlangıcı olan Nevruz kutlamalarını anlattıktan sonra diğer
olayları anlatmaya devam etmiştir. Saltanatının ilk Nevruz’u 11 mart
1606 tarihine denk gelmiştir ve bu kutlamaların detaylarını, diğer
yıllarda olduğu gibi, Tüzüğünde anlatmıştır.18 Aynı esnada Sir
Thomas Roe’de Babürlü sarayında hazır bulunmaktadır.
Sir Thomas Roe eserinde, Cihangir dönemindeki bu Nevruz
kutlamalarını Tüzük ile benzer şekilde tasvir etmiştir:
Akşam Nevruz başladı. Bu yeni yılı kutlayan bir gelenek, tören
ilk yeni ay’dan sonra başlar. Bu Perslerde 9 gün adıyla anılan
gösteriye benzer, bu nedenle antik temelleri çok uzun değildir. Darbar
sarayında, kralın arkasından çıktığı yerde, yerden ayaklarına kadar
çiçeklerle bir taht dikilmişti, alanda 56 adımlık ve 43 metre genişlikte
bir trabzan19
vardı, altın, ipek ya da kadife kumaştan bir gölgelikle
üzeri kapalıdır. Tepesinde İngiliz kralı, leydim, kraliçe Elizabeth,
Londura yerlisinin eşinin olduğu bir resim vardı. Ayaklarının altına
güzel Fars halısı koyulmuştu. Bir takım emirleri almak için tahtının
önündeki küçük trabzan hariç hepsi nitelikli olan adamlar Kral ile
birlikte bu yere geldi. Bu meydanın içinde bir çok gösteri için evler
(biri gümüşten) ve bazı ilginç pazarlar kuruldu. Prens Sultan
Hurrem’in sol tarafında bir çadır vardı, çadırın destekleri gümüş ile
kaplıdır (Kral’ın tathtına yakın olan bazıları gibi). Oradaki meydan,
ahşap ve sedef kakma maddeleri ve altın bezle kaplıdır. Başının
üzerinde, değerli gibi gözüken inci saçaklı bir tül vardı, onun üstünde

17 Jahangir, Tuzuk-i Jahangir, translated by A. Roger edited by H. Beveridge,
New Delhi, 1978, s.49.
18
Nevruz kutlamalarının daha detaylı tasviri için bknz., Jahangir, a.g.e.
19 Trabzan denilen bölüm (orjinal metinde rail olarak geçiyor): Darbar
meclisinin mimari yapısı katman şeklindedir en tepede Han’a ait bir loca daha
sonra merdiven şeklinde geniş basamaklar haline aşşağa doğru iner. Kişiler
rütbelerine göre bu katmalarda bulunurlardı. Han’ın tahtının olduğu bölümün
hemen aşşağısındaki bölümde daha yüksek rütbeli kişiler bulunurdu. Hatta roe
bu mekanı tiyartoya benzetmiştir.
Sir Thomas Roe’a Göre Babür İmparatorluğu Sarayında Nevruz / Habibe
Karayel
130
elma, nar, armut gibi içi boş olan altından meyveler asılıdır. Bunun
içinde Kral zengin ince ve mücevher minderin üzerinde oturuyordu.
Sarayın etrafı ve önü kadife ile çevrilmişti, genel olarak şam kumaşı
ve tafta, bir kısmı ise altın olan kumaşlar vardır, burada herşey onların
büyüklüklerini ve zenginliklerini göstermek için ayarlanmıştı. Eskiden
krallar her çadıra gider oradan kendilerini memnun eden hediyeleri
alırdı ama şimdi bu değişti, Kral oturuyor ve ona gelen yeni yıl
hediyelerini burada alıyordu. O normal darbar saatinde geliyor ve aynı
saatte dönüyordu. Burada kendisine her türlü insan tarafından sunulan
büyük hediyeler tarif edilemeyecek kadar inanılmazdı. Festivalin
sonunda ise etrafındaki kişileri ödüllendiridi.20
Roe, Babür sarayında tanık olduğu bu festivalin etkileyici
çevresini tasvir etmiştir. Görkemli ve değerli nesneleri ayrıntısına
kadar göstermeye çalışmıştır, tıpkı bir “hanımefendinin işlemeli
terliklerinin konulduğu kaplanmış dolabı” 21
gördüğü gibi. Yani
soyluların eşleri de İmparatorluğun haremine gidiyor ve İmparatorun
eşleri ile birlikte şenlikleri izleyebiliyorlardı. Fakat İngiliz kraliyet
ailesinin portreleri ile ilgili kısım ise gerçekçi değildi.
Roe yine şunları söylüyordu, “...neler olduğunu gördüm,
hediyeler, filler, atlar ve hint dansı yapan kızlar”.22 Babürlülerin
bulunduğu coğrafya itibari ile filler bu kutlamalarda önemli yere
sahipti. Ekber, bu tarz kutlamalara türlü dinden insanların toplanıp
tanışması için fil, kaplan gibi hayvanların meydanlarda
dövüştürülmesine önem vermiştir.23

Her gece bir başka soylu kendi evi veya çadırında Cihangir’in
de katılımıyla kutlamalar yapardı. Özel konağı yapıldığından beri
burada zengin hediyeler Cihangir adına kabul edilirdi.24
Babür sarayında Nevruz’dan önce büyük hazırlıklar yapılırdı.
Bütün devlet adamları bu hazırlıklarla meşgul olur herkes titizlikle
çalışırdı. Hatta Roe sarayın bu meşguliyeti nedeniyle kendi işlerini
halledemediğinden yakınmıştı.25 Nevruz zamanı devlet işleri
görüşülmez ve sadece eğlenceler gerçekleşirdi.
Sir Thomas Roe 27 Nisan 1616 yılında Surat bakanı
Leschke’ye gönderdiği mektupta şunları yazmıştır. “...Eğer benden
haberler bekliyorsanız... Tüm bu zaman boyunca sadece Nevruz

20Sir Thomas Roe, The Embassy Of Sir Thomas Roe.., s.142
21 Sir Thomas Roe, a.g.e., s. 145.
22 Sir Thomas Roe, a.g.e., s.145.
23 Yusuf Hikmet Bayur, Hinditsan Tarihi, c. 2, TTK yayınları, İstanbul, 1947,
s. 131.
24 Bamber Gascoigne, The Great Moghuls, London, 2002, s. 148.
25 Sir Thomas Roe, a.g.e., s. 142.
Sir Thomas Roe’a Göre Babür İmparatorluğu Sarayında Nevruz / Habibe
Karayel
131
eğlenceleri ile vakit geçirdik... Dinler sonsuz, yasalar yok. Bu
karışıklıkta ne beklenebilir ki....”26
Buradan anlaşılacağı üzere Nevruz
kutlamaları Babür Sarayında uzun süren bir bayramdı.
Cihangir dönemindeki kutlamalara bakıldığında, Babürlülerin
zenginliklerini net bir şekilde görebiliriz. Kullanılan mücevherler,
kumaşlar, düzenlenen eğlenceler bu bayrama değer verdiklerinin ve
önem gösterdiklerinin bir kanıtıdır. Her ne kadar bunun bir İran
bayramı olduğu düşüncesine sahip olsalar da Nevruz’un evrenselliği
ve güzelliği bu imparatorlukta da hissedilebilir.
Şahcihan da Nevruz kutlamalarını devam ettirmiştir. Yani
Ekber’in getirdiği takvim sistemini devam ettirdi. Fakat o günlük
zaman çizelgesine başka bir yenilik getirdi. Gündüzün ve gecenin
geleneksel olarak güneşin doğuşu ve batışına göre bölünmesini,
gündüz ve geceyi eşit parçalara bölmek için değiştirdi.27
Alemgir dönemine geldiğimizde ise durum tamamen değişti.
Alemgir dini yönden daha katı kurallara sahip bir yönetim anlayışı
benimsedi ve bu anlayış Nevruz kutlamalarını da etkiledi. Resmi
tarihçilerin; Pers krallarının bu kutlamayı kutsallaştırdıklarını ileri
sürmesi nedeniyle bidat olduğunu söyleyen Alemgir saltanatının ikinci
yılında, Nevruz kutlamasını devam ettirmiyordu.28 Saltanatının on
birinci yılından sonra saray şarkıcılarının sarayda bulunmalarına izin
verse de müzik ve dans yasaklandı. Hatta bir süre sonra bunların
varlıkları bile dağıtılmıştı. Enstrümantal müzik sarayda on birinci
yılının sonuna kadar devam etti.29
İmparatorlukta yılları sayma amacıyla uygulanan İlahi takvimi
yürürlükten kaldırdı. Alemgir İlahi takvimi amaçları doğrultusunda
sevebilir ve kullanabilirdi ancak Hicri yıl idari işlerde güçlüklere yol
açtığından bu takvimi kullanmıyordu. Bu yüzden her yılın Ramazan
ayının birinci gününden başlamasına karar verdi. İlahi yılın
kullanımına devam edildiği açık bir gerçektir, Alemgir onu güneşin
doğum günü olarak kutluyordu. Alemgirname’de sık sık İlahi tarihler
kullanılır. Alemgir’in aynı tarihleri taşıyan fermanları hala varlığını
korumaktadır. İlginçtir ki Hindu takvimi 1621’in sonlarına kadar
resmi olarak kullanılmıştır30
.

26 Sir Thomas Roe, a.g.e., s. 168.
27 Sri Ram Sharma, The Religous Policy of the Mughal Emperors, Asia
Publishing House, London, 3. Edition, 1972, s. 107.
28 Yusuf Hikmet Bayur, a.g.e, s. 247
29 Sri Ram Sharma, a.g.e., s. 127.
30 Sri Ram Sharma, a.g.e., s. 127
Sir Thomas Roe’a Göre Babür İmparatorluğu Sarayında Nevruz / Habibe
Karayel
132
Sonuç
Bir kültür zenginliği olan Nevruz, geçmişte ve günümüzde var
olan bir çok topluluk ve devlet gibi Babür İmparatorluğu’ nda da
kutlanan önemli bir bayramdır. Ekber döneminden önce varlığı
bilinmesine rağmen kutlanmasının Şeriat’a uygun olmadığı
gerekçesiyle yasaklanmıştır. Ekber’in genel saltanat politikasında var
olan serbestlik sayesinde Nevruz Babür İmparatorluğunda kendine yer
bulmuştur. Bu kutlamalar o kadar önemli ve döneminde etkili bir
bayram olacak ki diplomatik temaslar için gitmiş olan İngiliz
Büyükelçisi günlüklerinde detaylı tasvirlerle Nevruz’a yer vermiştir.
Bu eser özellikle Cihangir dönemi Nevruz kutlamaları hakkında
önemli bilgiler vermektedir.
Cihangir döneminde Babür İmparatorluğunun tüm ihtişamını
ortaya koyan kutlamalara ciddi önem verilmişti. Fakat Babür
İmparatorluğu’nda bu bayramın Zerdüşt bayramı olduğu algısı
ortadadır. Kaynaklarda Babürlüler Nevruz konusu bahsedildiğinde
görülmektedir ki bu bayramı Pers bayramlarının benzeri olarak
açıklarlar. Halbuki bu sadece onlara ait bir bayram değildir.
Nevruz’un tarihine bakıldığında bu gibi bir bayramın tek bir topluluğa
ya da dine aitmiş gibi sunmak yanlıştır. Babürlülerde ise bunu acem
Bayramı olduğu inancı ağır basmış olacak ki dini kurallar konusunda
hassas bir politika izleyen Alemgir döneminde bu bayram varlığını
yitirmeye başlamıştır.
Kaynakça
Başer, Alper, “İngiliz Elçisi Thomas Roe’nun Yazışmalarında II.
Osman Dönemi” History Studie A Tribute to Prof. Dr. Halil
INALCIK, Vol. 5/2, Mart, 2013, s. 45-55.
Bayur, Yusuf Hikmet, Hinditsan Tarihi, c. 2, TTK yayınları, İstanbul,
1947.
Blake, Stephan P., Time In Early Modern Islam, Cambridge, 2013.
Burn, Sir Richard, The Cambridge History of India, Vol. IV,
Cambridge, 1937.
Çay, Abdulhaluk M., Nevruz, 8. Baskı, Ankara, 1999
Eraly, Abraham, Emperors of the Peacock Throne: The Saga of the
Great Mughals,Penguin Book, New Delhi, 2000.
Gascoigne, Bamber, The Great Moghuls, London, 2002.
Sir Thomas Roe’a Göre Babür İmparatorluğu Sarayında Nevruz / Habibe
Karayel
133
Gündüz, Şinasi, “Nevruz” Diyanet İslam Ansiklopedisi”, C. 33, DİA,
İstanbul, 2007, s. 60-61.
Heyet, Cevat, “Nevruz Bayramı İran’da” Türk Kültüründe Nevruz
Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri, Ankara, 20-21 Mart 1995.
Jahangir, Tuzuk-i Jahangir, translated by A. Roger edited by H.
Beveridge, New Delhi, 1978,
Kafalı, Mustafa, “Türk Kültüründe Nevruz” Uluslararası Bilgi Şöleni
Bildirileri, Ankara, 20-21 Mart 1995, s. 26-28.
Kuzgun, Şaban “İslam Tarihi Kaynaklarına Göre Nevruz” Uluslar
arası Bilgi Şöleni Bildirileri, Ankara, 20-21 Mart 1995, s. 107-
109.
Roe, Sir Thomas, The Embassy Of Sir Thomas Roe To The Court Of
The Great Mogul 1615-1619, As Narrated In His Journal and
Correspondence, Edited From Contemporary Records By
William Foster, B.A, Volume I, Vol. II, London 1899.
Sami, Şemsettin, Kamus-i Türki, çağrı yayınları, İstanbul, 2007, s.
1474.
Sharma, Sri Ram, The Religous Policy of the Mughat Emperors, Asia
Publishing House, London, 3. Edition, 1972.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar