HAŞİM BEY MECMUASI EDVAR BÖLÜMÜNÜN KAYNAKLARI*

Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014, p. 2053-2074, ANKARA-TURKEY
ÖZET
Haşim Bey Mecmuası 1852 ve 1864 tarihli olmak üzere iki kez
basılmıştır. 1852 baskısında edvar bölümü yoktur. 1864 tarihli ikinci
baskısı ise iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, Haşim Bey’in de
“Edvar” olarak tanımladığı müzik teorisi konularını içermekte, ikinci
bölüm ise Güftelerin yer aldığı bölümdür.
Haşim Bey Mecmuası edvar bölümü üzerine çeşitli çalışmalar
yapılmıştır. Haşim Bey Mecmuasının kaynakları üzerine ise herhangi
bir çalışma yoktur. Bazı çalışmalarda, Haşim Bey’in hangi eserlerden
alıntı yaptığına değinilmişse de bu kaynaklarda detaylar verilmemiştir
ve eksikler vardır. Haşim Bey Mecmuasının ilk basılı edvar olması ve
edvar geleneğinin son örneklerinden biri olması nedeniyle hangi
kaynaklardan yararlanıldığının belirlenmesinin, hangi eserlere ve hangi
döneme ışık tuttuğunun ortaya konulması açısından önemli olduğu
düşünülmektedir. Kaynak bilgisi verilmeyen yazılı ya da basılı
kaynaklar üzerinde yapılan çalışmalarda, “kaynak tespit” çalışmalarının
yapılmasının çalışmanın güvenilirliği açısından önemli olduğu
söylenebilir. Çeviri ya da çeviri kritiklerin yapıldığı çalışmalarda bu tür
“kaynak tespit” çalışmalarına yeterince yer verilmediği görülür.
Bu çalışmada, Haşim Bey’in “Haşim Bey Mecmuası” ya da “Edvar”
olarak bilinen eserinde, dolaylı ya da direk alıntı yaptığı kaynaklarının
tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla, öncelikle Haşim Bey’in
işaret ettiği müelliflerin eserleri, ardından da yakın dönemlerde yazılı ya
da basılı eserler incelenmiştir. Tespit edilen kaynak eserler, bu
eserlerden yararlanılan bölümler ve dikkat çeken özellikleri ile
karşılaştırmalı olarak ortaya konulmuştur. Haşim Bey mecmuasında,
yararlanılan kaynaklardan direk ve dolaylı alıntılar yapıldığı, bu
kaynakların, adı belirtilen ve belirtilmeyen kaynaklar olarak iki şekilde
sınıflandığı görülmüştür. Adı belirtilen ve adı belirtilmeyen kaynaklar
tablolar halinde sunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Haşim Bey Mecmuası, Edvar, Kantemiroğlu
Edvarı, ed-Dürerü’l Müntehabat, Tedkik ü Tahkik, Kevseri Mecmuası

*Bu makale Crosscheck sistemi tarafından taranmış ve bu sistem sonuçlarına göre orijinal bir makale olduğu
tespit edilmiştir.
** Yrd. Doç. Dr. Kırıkkale Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü Müzik Bilimleri ABD, El-mek:
gyalcin@hotmail.com
2054 Gökhan YALÇIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
THE SOURCES OF EDVAR SECTION OF HASIM BEY
MECMUASI
ABSTRACT
Hasim Bey Mecmuası was published twice as in 1852 and 1864.
There is not an edvar section in issue of 1852. The issue in 1864 is
composed of two section. The first section consist of topics in music
theory which he defined as “Edvar”. Lyrics take part in second section.
Various studies are made about edvar section in Hasim Bey
Mecmuası. There is not any study about the sources of Hasim Bey
Mecmuası. In some studies even though it is adverted that which works
he quotes from, the details of these sources were not given and there
are some defects. Since Hasim Bey Mecmuası is the first printed edvar
and one of the last sample of edvar tradition it is important to reveal
what works and what period shed light on in terms of to determine
which resources utilized is thought to be. In the studies are made on
written or printed sources which are not consist resource information,
doing "resource detection” works in terms of the reliability of the study
can be said to be important. It is seen that this kind of "source
detection” are not include adequately in translations or studies consist
translation critics.
In this study, in Hasim Bey’s work named Hasim Bey Mecmuası
or known as “Edvar”, it is intended to identify the sources which he
directly or indirectly quotes. For this purpose, primarily the works of
authors which Haşim Bey refers and then the written or printed
resources of the recent era are examined. The resource works which are
detected, the sections which are utilized from these works and its
salient features are exerted comparatively. In Hasim Bey Mecmuası, it is
seen that citations are made directly and indirectly from the utilized
sources are classified as its name are determined and not determined.
The resources of which name determined and not determined are
presented in tables.
Key Words: Hasim Bey Mecmuası, Edvar, Cantemir’s Edvar, edDürerü’l
Müntehabat, Tedkik ü Tahkik, Kevseri Mecmuası
1. Giriş
Haşim Bey 1230 [1815] tarihinde İstanbul’da doğmuştur. II. Mahmud zamanında
Enderun’a alınmış, Dellalzade ve Hamamizade Dede Efendiden musiki eğitimi almıştır. 24 yaşında
tanınmış bir müzisyen olmuş, 34 yaşında Sultan Mecid’in musahibi ve serhanende sıfatıyla saray
fasıl heyetini idare etmiştir. Sultan Aziz, Haşim Bey’i bu görevinden kısa bir süre aldıktan sonra
müezzinbaşılığa getirmiştir (Öztuna, 2009:255). Türk müziğinin önemli isimleriyle çalışmış
(Karataş, 2014:880) ve birçok öğrenci yetiştirmiştir. Hacı Arif Bey, Bolahenk Nuri Bey, Hacı Faik
Bey, Hanende Karantinacı İsmail Bey, Ekmekçi Bağdasar yetiştirdiği öğrenciler arasındadır. 1852
ve 1864 yıllarında “Haşim Bey Mecmuası” olarak bilinen eserini yayınlamıştır (Öztuna, 2009:255).
Haşim Bey Mecmuası, Türk müziği edvar geleneğinin son örneklerinden olmasının yanı
sıra ilk basılı edvar olma özelliği de taşımaktadır. Safiyyüddin Abdülmü’min Urmevi ile başladığı
bilinen edvar geleneğinin son temsilcilerinden biridir diyebiliriz. Diğer bir taraftan Abdülkadir
Haşim Bey Mecmuası Edvar Bölümünün Kaynakları 2055
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
Meragi ile başladığı bilinen “Şerh’ül Edvar [Kitabu’l Edvar’ın açıklaması]” adlı eserinde olduğu
gibi “Şerh” geleneği, Kantemiroğlu Edvarından sonra isim verilmeden alıntı yapma geleneğine
bıraktığı ve bu geleneğin son örneklerinden birinin de Haşim Bey Mecmuası olduğu söylenebilir1
.
Fakat Haşim Bey Mecmuasının diğer kaynaklardan en önemli farkı tek bir yazma eser olmaması2
ve yüzlerce örneğinin basılmış olmasıdır. Başka bir ifade ile Haşim Bey’in mecmuasında alıntı
yaptığı el yazması eserler, tek bir nüsha olmaktan çıkarılmış, çoğaltılmış ve daha çok kişiye
ulaştırılmıştır. Bu nedenle, Haşim Bey Mecmuasında yararlanılan kaynakların neler olduğunun
belirlenmesinin önemli olduğu düşünülmektedir.
1.1. Problem Cümlesi
Bu çalışmanın problem cümlesi; Haşim Bey Mecmuasının Edvar Bölümünün Kaynakları
nelerdir? Olarak belirlenmiştir.
1.2. Çalışmanın Amacı
Haşim Bey Mecmuasının kaynakları üzerine (isimlerini verdiği kaynaklar ve
müelliflerinin haricinde) bazı çalışmalarda, Haşim Bey’in hangi eserlerden alıntı yaptığına
değinilmiştir (Judetz, 1998:25; Tura, 2001:154; İhsanoğlu ve diğerleri, 2003:149; Judetz, 2007:85).
Fakat bu kaynaklarda detaylar verilmemiştir ve eksikler vardır. Bu çalışmanın amacı da, Haşim
Bey’in “Haşim Bey Mecmuası” ya da “Edvar” olarak bilinen eserinde, dolaylı ya da direk alıntı
yaptığı kaynaklarının tespit edilmesi ve gerekçeleri ile açıklanması olarak belirlenmiştir.
1.3. Çalışmanın Önemi
Bu çalışmanın Haşim Bey Mecmuasında hangi kaynaklardan yararlandığı belirlenerek
hangi eserlere ve hangi döneme ışık tuttuğunun ortaya konulması açısından önemli olduğu
düşünülmektedir. Ayrıca, Haşim Bey Mecmuası üzerinde çalışma yapacak araştırmacıların
yararlanılan kaynakları bilmesi, karşılaştırma yaparak incelenmesini sağlayacağı ve bu şekilde
doğru sonuçlara ulaşılacağı söylenebilir. Bu çalışma, aynı zamanda diğer yazılı ya da basılı
eserlerin incelenmesinde de bir model olma özelliği taşıdığı düşünülmektedir. Çeviri ya da çeviri
kritiklerin yapıldığı çalışmalarda bu tür “kaynak tespit” çalışmalarına yeterince yer verilmediği
görülür.
1.4. Yöntem
Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bilindiği gibi, nitel araştırma
yöntemi gözlem, görüşme ve doküman analizi gibi veri toplama yöntemlerinin kullanıldığı,
algıların ve olayların doğal ortamda gerçekçi ve bütüncül bir biçimde ortaya konmasına yönelik
nitel bir sürecin izlendiği araştırma olarak tanımlanmaktadır (Yıldırım ve Şimşek, 2008:39).
Çalışmada ilk olarak Haşim Bey'in isim verdiği yazarların eserlerine ulaşılmıştır. Daha
sonra ise özellikle onsekizinci ve ondokuzuncu yüzyıl edvar kitaplarına ulaşılmış, incelenmiş ve
alıntı yapılan bölümler tespit edilmiştir. Alıntı yapılan bölümler, Haşim Bey Mecmuası ile
karşılaştırılmış ve sözcük ya da cümle eksikliklerinden yola çıkarak Haşim Bey'in asıl ele aldığı
kaynaklar da belirlenmeye çalışılmıştır. Ele alınan kaynaklar, karşılaştırma yolu ile tablolar halinde
sunulmuştur. Bulgular içerisinde sadece Haşim Bey'in değil, ayrıca incelenen diğer eserlerin de
hangi kaynaklardan yararlanıldığı hakkında fikir verebilecek bulgulara ulaşılmıştır.

1
Judetz’e göre (2007:86), Kantemiroğlu edvarını kendine mal eden yazarlar “yeni bir yapıya sokulan metin
düzenlemelerinin “yayın yönetmenleri”, asıl yazarın yerini alan kimseler idiler.”
2 Örneğin, “Kevseri Mecmuası”nın tek bir nüshası vardır ve birkaç makale dışında hiçbir bilgi yoktur.
2056 Gökhan YALÇIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
1.5.Sınırlılıklar
Haşim Bey Mecmuası 1852 ve 1864 tarihli olmak üzere iki kez basılmıştır. 1852
baskısında edvar bölümü yoktur. 1864 tarihli ikinci baskısı ise iki bölümden oluşmaktadır. Birinci
bölüm, Haşim Bey’inde “Edvar” olarak tanımladığı müzik teorisi konularını içermekte, ikinci
bölüm ise güftelerin yer aldığı bölümdür. Bu çalışma, Haşim Bey mecmuasının ikinci baskısı ve bu
baskının edvar bölümü ile sınırlandırılmıştır.
2. Bulgular ve Yorum
Haşim Bey Mecmuasında Müzik Teorisi/Edvar Bölümü şu alt başlıkları içermektedir;
No Başlık Sayfa No
1 Mukaddime 2-3
2
Usulün tarifi ve usuller 4-14
Yeni usuller 15-18
3
Edvar ilmine dair risale 19-22
Makamların tarifi 23-44
Eski edvar kitaplarında musiki 45-73
4
Tarif-i şedd [Şedd’in tarifi] ve perde-i nimlerin
şedd tarikleri [yarım perdelerde şedd yolları]
74-76
5
Der tarif-i makamat gayri mütedavile
[kullanılmayan makamların tarifleri]
77-85
6 Batı müzik teorisi ile ilgili bilgiler 86-87
Araştırmanın bu bölümünde bulgular, Haşim Bey Mecmuasının alt başlıkları sırası takip
edilerek verilmiştir. Mecmuadan ve yararlanılan kaynaklardan karşılıklı olarak alınan bölümler
tablolar halinde sunulmuş ve yorumlanmıştır.
2.1. “Mukaddime” Bölümü
Sultan Abdülaziz Han’a övgüler ile başlayan mukaddime [önsöz] bölümünde Haşim Bey,
Abdülbaki Nasır Dede’nin sınıflandırmasında olduğu gibi “Müteahhirin/Sonrakiler” (Tura,
2006:20) şeklinde bir ayırt edici sıfat kullanmaktadır;
“…alel-husus hükema-i müteahhirinin ihtira-kerdeleri olan edvar-ı makamat her
ne kadar kabule şayan ise de bervech-i tafsil şerh ve beyan etmeyip kasr eylemiş
olmalarıyla bu abd-i aciz-i bivaye mingayr-i liyakat vesa-i acizanem miktarı
edvar-ı makamatı dahi bervech-i izah şerh ve beyan ile işbu mecmuaya
mukaddime olarak sebt ve tahrir kılınmış olmakla…”
Tura’ya göre (Tura, 2006:20) “Müteahhirin”, Ladikli Mehmed Çelebi’yi ve ondan sonra
gelen müellifler anlamına gelmektedir. Haşim Bey’in de özellikle Ladikli Mehmed Çelebi sonrası
edvarları incelediği söylenebilir. Ayrıca, Haşim Bey “bu eserlerin her ne kadar makam
bölümlerinin takdire şayan ise de kısa tutulmuş olduğunu ve geniş bir makam bölümü eklendiğini”
belirtmektedir.
2.2. “Usulün Tarifi ve Usuller” Bölümü
Genellikle bütün edvar kitaplarında usul konusuna yer verilmektedir. Haşim Bey de hem
1852 ilk baskısında hem de 1864 ikinci baskısında usul konusuna yer vermiştir. İkinci baskısında
Haşim Bey, “Der Tarif-i Usulat/Usulün Tarifi” bölümüne yer vermiştir. Bu bölümde alıntı yaptığı
kaynağı belirtmese de alıntının, Judetz (1998:25) ve Tura'nın da (2001:154) belirttiği gibi,
Haşim Bey Mecmuası Edvar Bölümünün Kaynakları 2057
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
Kantemiroğlu’na ait “Kitabu İlmil Musiki ala vechi’l Hurufat [Kantemiroğlu Edvarı]” adlı
eserinden yapıldığı tespit edilmiştir. Aşağıdaki tabloda bu bölümden sadece “Usul’ün Tarifi” örnek
olarak alınmış ve karşılaştırılmıştır;
Tablo 1. Haşim Bey Mecmuası ve Kantemiroğlu edvarında “Usul”
Haşim Bey Mecmuası Kantemiroğlu Edvarı
“İlm-i musikide cümlesinden akdem ve ehem
olan ilm-i usuldür. Zira usulsüz nağme
mücerred musiki nağmesi değildir. Nitekim namevzun
beyt ilmi şiirden olmadığı gibi. Usul,
musikinin terazisi ve endazesidir. Öyle ki,
usulün kuvveti sebebiyle mukaffat nağme
ziyade ve noksan kabul etmez. Heyûlâ-yı usul:
anasır-ı erba’a teşbih olunub dört alamet ile tarif
olunmuştur. Mesela, “düm” “tek” “teke” “teke
teke”. Alamet-i mezkûrların ikisi zati birer
mızraba, birisi zati bir mızraba mutasarrıf olur.
Ve birisi bir mızraba mutasarrıf olur. “Tek” bir
mızrab sahibleridir. “teke” iki mızrab
sahibidir. Arızi olan hareketleri vecihle, “düm”
iki dört mızraba mutasarrıf olur. “Tek” iki, dört
ve altı mızraba mutasarrıf, “teke” dört mızraba
mutasarrıf olur. “Teke teke” sekiz mızraba
mutasarrıf olur” (Haşim, 1864:3-4).
“İlm-i musikide cümlesinden lazım olan ilm-i
usuldür; zira kavl-i ehl-i musikar üzre, usulsüz
nağme, mücerred musiki nağmesi değildir.
Nitekim na-mevzun beyt, ilm-i şiirden
olmadığı ve tasnif-i şair-i na-kâmil olduğu,
günden zahirdir. Tarif-i usul: usul,
musikinin terazisi ve endazesidir. Öyle ki,
kuvvet-i usul ile mukaffat nağme, lazım
geldiğinden ne izdiyad ne noksan gele.
Heyula-yı usul: anasır-ı erbaaya teşbih, dört
alametten kıyam olur. düm; tek; te-ke; te-ke
te-ke. Alamet-i mezkurların ikisi zati birer
mızraba, birisi zati bir mızraba mutasarrıf
olur; ve birisi dahi bir mızraba mutasarrıf
olur. [düm] ile tek bir mızrab sahibleridir.
Teke iki mızrab sahibidir. Te-ke, te-ke dört
mızrab sahibidir. Arızi olan hareketleri vech
üzre, düm iki ve dört mızraba mutasarrıf olur.
Tek iki ve dört ve altı mızraba mutasarrıf olur.
Te-ke dört mızraba mutasarrıf olur. te-ke, teke
sekiz mızraba mutasarrıf olur” (Tura,
2001:159).
Tablo 1’de görüldüğü gibi, “Der Tarif-i Usulat/Usulün Tarifi” bölümünün tamamının,
Kantemiroğlu Edvarından alındığı rahatlıkla söylenebilir. Fakat bazı önemli farklılıklar da göze
çarpmaktadır. Bu farklılıklar ana kaynağın Kantemiroğlu edvarı olduğu fakat Haşim Bey'in alıntı
yaptığı kaynağın başka bir eser olduğunu göstermektedir.
Kantemiroğlu edvarından bölümler içeren dört eser daha vardır: İlki, İstanbul Üniversitesi
Kütüphanesinde bulunan "T 1856" numaralı "Edvar-ı İlm-i Musiki", ikincisi Milli Kütüphanede yer
alan "Hk 131" numaralı "Risale-i Musiki" adlı eserdir. Üçüncü eser, Topkapı Sarayı Müzesi Yazma
Eserler Kütüphanesi "EH 2069" numaralı "Mecmua-ı musiki" ve son eser "Kevseri Mecmuası"
olarak bilinen "Kitab-ı Musikar" adlı eserdir. Hk 131'de ve EH 2069'da "usul" bölümü yoktur. T
1856'de usul bölümü vardır ki bu nüshanın, Kevseri Mecmuasının bir kopyası olduğu bilinmektedir
(Judetz, 1998:21). Haşim Bey Mecmuasında eksik olan "...ve tasnif-i şair-i na-kâmil olduğu,
günden zahirdir..." cümlesi, her iki nüshada da eksiktir. Bu bölümde Haşim Bey'in hangi nüshayı
ele aldığını söylemek güçtür. Fakat diğer alıntılar değerlendirilerek alıntının hangi nüshadan
yapıldığı söylenebilir.
"Usul'ün tarifi" bölümünden sonra usullerin daireler ile gösterilmesi bölümüne
geçilmektedir. Usuller her ne kadar Kantemiroğlu edvarında da yer verilmiş olsa da Haşim Bey
Mecmuasında yer verilen "Usul-i Cedid/Yeni Usul" adı ile iç içe yazılı usuller, Kantemiroğlu
Edvarında yoktur. Tüm usul daireleri aynı sıra ile olmasa da "T 1856"da ve "Kevseri
Mecmuası"nda mevcuttur.
2058 Gökhan YALÇIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
Tablo 2. Haşim Bey Mecmuası, T 1856 ve Kevseri Mecmuasında Darbeyn Usulü
Haşim Bey Mecmuası T 1856 Kevseri Mecmuası
Usul-ü Darbeyn 30 aded
darb
Usul-ü Darbeyn 30 aded
darb
Usul-ü Darbeyn 30 aded
darb
Tablo 2'de görüldüğü gibi daireler ve vuruşların aynı olduğu söylenebilir. Fakat Haşim
Bey'in hangi nüshadan yararlandığını söylemek güçtür.
2.3. “Edvar İlmine Dair Risale” Bölümü
Haşim Bey, makamların tarifine kadar bu bölümün büyük bir kısmını Mehmed Hafid
Efendi’nin “Ed-dürerü’l Müntehabattü’l Mensure fi Islahil Galatatil Meşhure” adlı kitabından
alıntı yaptığı görülür. 1221/1806 tarihinde basılmış bu Galatat’da Hafid Efendi, “Musiki” başlığı
adı altında geniş bir bölüm ayırmıştır3
. Genellikle “Hızır Ağa Edvarı”ndan yararlandığı bilinen
(Uslu, 2001:23-25) bu bölüm 15 sayfadır (438-453).
Haşim Bey'in makamların tariflerine kadar olan bu bölümde (2 sayfa), Ed-Dürerrü’l
Müntehabat’dan alıntı yaptığı görülür. Bu bölüm, Ed-Dürer’de 1 sayfaya karşılık gelmektedir.
Aşağıdaki tabloda her iki kaynağın giriş cümleleri örnek olarak verilmiş ve karşılaştırılmıştır;
Tablo 3. Haşim Bey Mecmuası ve ed-Dürerü’l-Müntehabat da “Musiki Tarifi”
Haşim Bey Mecmuası
ed Dürerü’l-müntehabat
“Fenn-i musiki ulûm-ı riyâziyeden olup,
makam ve ağaze ve şube ve terkip ne surette
icra olundukta istilzaz kesb olunacağını beyan
eden ilmi marufun ismi. Fi’l-asıl alet-i
kadime-i marufe-i musikara nisbet ile
musikar tesmiye olunub musikardan kesret
isti’maline binaen “elif” ile “ra” nın hazfile
musiki, sâniyen hazf-ı ya-i ula ile musiki
denmiştir…” (Haşim, 1864:19).
“Musiki ulum-ı riyaziyeden kütüb-i
edvarda tahrir ve tafsil olunduğu üzre
makam ve ağaze ve şu’be ve terkib ne surette
icra olundukta istilzaz ve ne surette eda
olundukta müteneffir olduğunu beyan eden
ilm-i marufun ismi. Fi’l-asıl alet-i kadime-i
ma’rufe-i musikara nisbet ile musikari
tesmiye olunub kesret-i istimalden evvelen
elif ve ra hazfı ile musiki ve saniyen hazf-ı
ya-i ula ile musiki denmiştir…” (Uslu,
2001:23).
Tablo 3'de görüldüğü gibi, bazı sözcükler değiştirilmiş olsa da alıntı yapıldığı rahatlıkla
söylenebilir. Haşim Bey, bazı alıntıları yaparken düzeltmeler de yaptığı görülür;

3 Mehmed Hafid, mûsikiyi bir ilim kategorisine koyarak onu “Ulûm-ı Riyâziyye”den saymış ve mûsikîde yer alan on iki
makamın on iki burca; yedi âgâzenin yedi gezegene; dört şubenin ‘anâsır-ı erba’aya; yirmi dört elhânın da gece ve
gündüzün yirmi dört saatine tekâbül ettiğini ifade etmiştir (Çalka, 2008:181).
Haşim Bey Mecmuası Edvar Bölümünün Kaynakları 2059
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
Tablo 4. Haşim Bey Mecmuası ve ed-Dürerü’l-Müntehabat’da “Fethiyye”
Haşim Bey Mecmuası ed Dürerü’l-müntehabat
“…Eş-Şeyh Zeynüddin Mehmed
Abdülhamid el-Ladiki hazretlerinin
“Fethiyye” nam telifinde Hazret-i
Süleyman ala nebiyyina ve aleyhis-selam
telamizesinden hekim Fisagores’in alettevali
evç-i şeb alem-i menamda…”
(Haşim, 1864:20).
“Eş-Şeyh Zeynüddin Mehmed b.
Abdülmecid el-Ladiki’nin “Fethiyye”
nam-ı müellifinde hazreti Süleyman ala
nebiyyina e aleyhis-selam telamizesinden
hekim Fisagores’in alet-tevali üç şeb alem-i
menamda…” (Hafid, 1806:439).
Haşim Bey, Mehmed Hafid Efendi’nin Ladikli’nin “Fethiyye” adlı eserinden alıntısını
aktarırken, Ladikli’nin babasının adındaki yanlışı düzelterek aktarmıştır (Tablo 5).
Tablo 5. Haşim Bey Mecmuası ve ed-Dürerü’l-Müntehabat’da “Ladikli”
Haşim Bey Mecmuası
Eş-Şeyh Zeynüddin Mehmed Abdülhamid el-Ladiki
Ed-Dürerü’lmüntehabat
Eş-Şeyh Zeynüddin Mehmed b. Abdülmecid el-Ladiki
2.4. “Makamların Tarifi” Bölümü
Haşim Bey, edvarının bu bölümünde 88 makamın tarifini vermiş ve bu makamları Batı
müziği tonal dizileri ile karşılaştırmıştır. Bu karşılaştırmalar üzerinde ayrıca çalışma yapılmıştır
(Yalçın, 2013:753-768). Batı müziği bilgilerine ilk olarak Haşim Bey mecmuasında karşılaşıldığı
da bilinmektedir.
Makamların tarifleri konusunda ise Haşim Bey, mukaddime bölümünde edvar kitaplarını
incelediğini ve makam bölümlerinin kısa tutulduğunu ve kitabında geniş bir makam bölümü
yazdığını belirtmektedir. Anlaşılacağı üzere, Haşim Bey bu bölümde edvar kitaplarından
yararlanmadığını belirtmektedir. Fakat makamların tarifi bölümünde direk alıntı olmasa da “Nühüft
makamı” tarifinde, Kantemiroğlu edvarından yararlandığı görülür;
Tablo 6. Haşim Bey Mecmuası ve Kantemiroğlu edvarında “Nühüft Makamı”
Haşim Bey Mecmuası Kantemiroğlu Edvarı
“…edvar-ı kadimde “ibtida muhayyer perdesinden
bed ederek neva’ya kadar inip bade ısfahan
çeşnisiyle girip hicaz, kürdi ile dügâh karar ider”
deyü tahrir etmişler ise de Recep Çelebi ve
Buhurcuzade eski hanendelerin kavli; “neva’dan
hareketle evç, muhayyer basarak dügah, rast, ırak ile
aşiran kalır” demişler. Ve Neyzen Ali Hace ve
Tanburi Mehmed Çelebi kavli; “neva perdesinden
“…edvar-ı kadimde tiz dügahdan, yani muhayyer
perdesinden hareket edip ısfahan yüzünden iner ve
hicaz gibi dügâh karar eder. Receb ve Buhurcı-zade
hanendelerin kavli üzre, neva perdesinden hareket
edip ve tamam perdeler ile varıp aşiran karar eder.
Neyzen Ali Hace ve Tanburi Mehmed Çelebi
kavli üzre neva perdesinden hareket edip rehavi
yüzünden rast perdesini bir hoş gösterir ve ondan
2060 Gökhan YALÇIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
hareket edip rehavi çeşnisiyle rast’a inip rast’tan ırak
ile aşiran kalır” diye tahrir etmişler. Kavl-i fikrim
bu tariki müstahsen görmüş isem de rehavi
çeşnisiyle rast, ırak, aşiran, yegâh açıp tekrar perde
perde rehavi yüzünden hüseyni perdesine kadar
çıkıp bade aşirana kadar inip karar ider. Bu makam
alafrangada istimali yoktur…” (Haşim, 1864:43)
tamam perdeler ile aşiran karar eder. Tanburi Koca
Angeli ve Tanburi Çelebi’nin kavli üzre, neva
perdesinden hareket edip buselik perdesiyle dügâh'a
varır ve ondan tamam perdeler ile aşiran karar kılar.
Bize cümlesinden sahih olmak üzere Ali Hoca’nın
kavli görünür… zira rehavi hareketi ile aşiran karar
eylemek sair terkibatın sübhesinden çıkar…” (Tura,
2001:107).
2.5. “Eski Edvar Kitaplarında Musiki” Bölümü
Haşim Bey Mecmuasında, “Makamların tarifi” bölümünün ardından başlık verilmeden
eski edvar kitaplarına göre musiki konuları ele alınmıştır. Haşim Bey bu bölümün girişinde de
direk alıntı olmasa da Kantemiroğlu’ndan yararlandığı görülür. Bu bölüm, Haşim Bey
Mecmuasında ve Kantemiroğlu Edvarında yaklaşık 8 sayfayı kaplamaktadır. Aşağıdaki tabloda
giriş bölümünden örnek verilmiştir,
Tablo 7. Haşim Bey Mecmuası ve Kantemiroğlu Edvarında “Oniki Makam”
Haşim Bey Mecmuası Kantemiroğlu Edvarı
“Hakim-i mezburun ihtira-ı olan makamat ki
seyr-i edvar-ı kadim üzere bunlardır; rast,
ırak, ısfahan, zirefkendiküçek, büzürk, zirgüle,
rehavi, hüseyni, hicaz, buselik, neva, uşşak
oniki burça nisbetle onikiye hasreyledi. Ve bu
yedi ağaze ki heft ağaze tabir eylemişler
bunlardır; geveşt, şehnaz, selmek, maye,
nevruz, gerdaniye, hisar, seba-i seyyareye
nisbet edip ağaze tesmiye eylemişlerdir. Ve bu
dört şubeyi dahi anasır-ı erbaaya nisbet edip;
yegah, dügah, segah, çargah yani çar-ı aslı ki,
çar-ı şubeye tesmiye eylemişler…” (Haşim,
1864:44).
“Şeyh-i musikardan tesmiye olunan on iki
makamdır: rast, ırak, ısfahan, zir-efkend-i
küçek, büzürg, zengüle, rehavi, hüseyni,
hicaz, buselik, neva, uşşak. Şeyh-i merkum
aşk-ı ilm-i musikide ziyadesiyle mübtela olub
ve on iki makamı bir biriyle mürekkeb edip
seba-i seyyare teşbih edip şube namı ile
tesmiye kılındı: geveşt, nevruz, selmek,
şehnaz, hisar, gerdaniye, maye. Bunlardan
dört dahi peyda edip ve anasır-ı erbaaya teşbih
edip şube namı ile tesmiye kıldı: yegah,
dügah, segah, çargah...” (Tura, 2001:137).
Tablo 7’de görüldüğü gibi makam, ağaze ve şube’ler ile ilgili bilgiler karşılaştırıldığında
alıntılar yapıldığı anlaşılmaktadır. Tura (2001:136) “Kantemiroğlu Edvarı”nda belirtilen “Şeyh-i
Musikar”ın Safiyüddin Urmevi ya da Abdülkadir Meragi olabileceğini belirtirken, Haşim Bey ise
“Hakim-i Mezbur” ile Pisagor’u kastettiği görülür. Başka bir deyişle Haşim Bey bu bölümünden
alıntı yaparken “Şeyh-i Musikar”ın Pisagor olduğunu düşünmektedir.
Birkaç cümle ile açıkladığı “Şedd Tariki/Şed Yolları” ve “Burçlar ve makamlar”
konularının ardından Haşim Bey, makamların insan üzerindeki tesirleri kısmında “Saatname” adlı
eserden yararlandığını belirtir;
“…Ve leyl ve neharda vakt ve tesirleri dahi sa’atname’de beyan
kılınmıştır. Mesela, Irak makamının tabiatı germ ü [cömertlik] huşk’tur
[kurudur], siyah çerdeye tesir eder denmiş idi. Yalnız Irak makamı olmayıp,
ırak’a tabi olan makam demektir. Ve kıs’alel bevaki” (Haşim, 1864:45-46).
“Musiki ilminin yüce ve hoş bir ilim” olduğu üzerine de ispat için alıntılar yapan Haşim
Bey, Şerif Ebul’ül Ferec Isfahani’nin eseri olan “Kitab-ı Egani [Şarkılar Kitabı]” adlı eserinden
alıntılar yaptığı görülür;
Haşim Bey Mecmuası Edvar Bölümünün Kaynakları 2061
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
“Şerif Ebu’l Ferec el Isfahani Kitab-ı Egani nam telifinde imam
Malik bin Enes (radiyallahü anh) hazretleri bir gün muganniyi işitti; “sem’a men
teganni şey’en ala gayri sevab” yani bir yanlış makam teganni ettiğini işittikde:
“Fe ahraca re’sebu min küvetin ile’s sevab” pencereden başlarını uzatıp ol
hanendeye hatasını söyleyip, dürüstünü talim buyurdular. “Feseelehu zalike
şahsu liyüidühu” ol kimse dahi bir defa talim ile ahz mümkün olmadığından bir
def’a talim buyurmalarını recamend oldukta; “fegale hatta tegule ehaztehu”. Ve
an Malik bin Enes İmam buyurdular ki; “sana talim ederim, lakin benden ahz
eylediğin söyleyip sair ilm gibi benden rivayet eylediğini isterim” diye ol
kimseye lüzumu kadar tekrar ile talim ve tefhim buyurdular…” (Haşim,
1864:46-47).
Bu alıntının her ne kadar "Kitab-ı Egani"den yapıldığı belirtilse de "Kitab-ı Egani" ile ilgili
Türkçe hiçbir kaynağa ulaşılamamıştır. Fakat T 1856 ile Kevseri Mecmuası arasındaki önemli
farklardan birisinin "Kitab-ı Egani" alıntısı olduğu ve bu bilgilerin Kevseri Mecmuasında
bulunduğu belirlenmiştir. Bu alıntıdan hareketle, Haşim Bey'in Kevseri Mecmuasını incelediği ve
alıntıları Kevseri mecmuasından yaptığı rahatlıkla söylenebilir.
Genellikle edvar kitaplarında musikinin yüce ilimlerden olduğunun ispatı için Safiyüddin
Urmevi’den “Deve Hikâyesi” anlatılırken bu nokta da Haşim Bey “El Egani”de olduğu belirtilen
"İmam Malik" ve "İmam-ı Azam"dan alıntılara yer vermiştir4
, fakat “Deve Hikâyesi"ni ise “Musiki
Hayvanlara Tesir Eder Mi” sorusuna yanıt olarak kullanmıştır;
“Sual varid olursa ki, hayvanata musiki tesir eder mi? Emir buyurun bir
deve götürsünler ve kırk gün ol deveyi aç koyup bir mahalde haps etsinler,
badehu devenin önüne su koyalım ve ağaze edelim, ol deve suyu terk edip
ağazeyi dinlemeğe meşgul olursa malumunuz olur ki “bu ilm-i şerif bir ilimdir”,
eğer asla iltifat etmeyip suya rağbet ederse bu ilmin vücudu yoktur dedikte,
halife emr eyledi bir deve getirdiler ve kırk gün aç ve susuz bir mahalde
hapsettiler. Yevm-i mezkur tamam olundukta ulema-ı Bağdad huzur-ı Halife’ye
cem olup deveyi çıkarıp huzura getirdiler ve suyu gösterdiler. Hemen deve-i
miskin zümamın koparıp bin canla su olan mahalle sürat ettikte şeyh-i mezkur
ağazeye başladığı anda deve suyu terk edip teganniyi dinlemeye meşgul oldu.
Üç nöbet böyle icra edip, üçüncüde Şeyhin önüne gelip gözlerinden yaş revan
ederek sudan fariğ oldu. Ol meclisde bulunan ulemanın cümlesi teaccüb kenan
hayran oldular. Ve Şeyh Safiyüddin Abdülmümin hazretlerine ziyadesiyle
tevkir ve ihtiram edip özür talep eylediler. Badehu halkı edip pek çok kimselere
talim ederek üstad-ı kamil oldular” (Haşim, 1864:48-49).
Bilindiği gibi daha sonraki yıllarda müziğin hayvanlar üzerine etkisi ile ilgili olarak “İnsan
ve Hayvanat üzerinde Musikinin Tesiri” adında çeviri (Colomb, 1891 çeviri: Mustafa Refik) ve
“Musikinin İnsan ve Hayvanat Üzerine Tatbiki” adında telif (Muzaffer Hasan, 1892) iki eser de
yayınlanmıştır.
Haşim Bey, “Yarım ve Tam Perdelerin Tarifleri”ne de yer vermiştir. Bu kısımda da
Kantemiroğlu Edvarından yararlandığı görülür. Kantemiroğlu Edvarında “Edvar-ı Musiki/Aded ü
Tesmiye-i Makamat ala Kavli Hakir/Bab-ı Salis” başlığı ile üçüncü kısımda yer verilmiştir. Haşim
Bey Mecmuası ile Kantemiroğlu Edvarı karşılaştırıldığında birebir alıntı olduğu, yapılan
karşılaştırmalar sonucunda, alıntıda bazı hatalar da olduğu görülür. Örneğin, “…tamam perdelerin
nim perdelerde olan makamları…” cümlesinde “nim” yani yarım anlamına gelen terim yerine
“nerm” olması yani “kalın ses bölgesi” olması gerektiği ortaya çıkar. Bu hatanın basımdan

4 Bu alıntıların tamamı, Kevseri Mecmuasında mevcuttur (Kevseri Mecmuası, varak 34).
2062 Gökhan YALÇIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
kaynaklandığı fakat "...mürekkeb makamlar altıdır..." alıntısında "Altı" değil "Beş" olması
gerektiği, Kantemiroğlu edvarından anlaşılmaktadır. Aşağıdaki tabloda alıntıyı ve yanlışları
gösteren bölüm örnek olarak alınmış ve karşılaştırılmıştır;
Tablo 8. Haşim Bey Mecmuası ve Kantemiroğlu edvarında “Perdelere Göre Makamlar”
Haşim Bey Mecmuası Kantemiroğlu Edvarı
“…evvela; tamam perdelerin nim perdelerde
olan makamları: Saniyen; sekizinci tiz perdelerin
makamları, Salisen; nermden tize varınca nim
perdelerin makamları, Rabian; tizden nerme
varınca nim perdelerin makamları, Hamisen;
mürekkep makamlar, Sadisen; mevcudül-ism,
madumül-cism makamlar, Sabian; makam
namiyle müstamel olan terkibat. İmdi, nermden
tamam perdelerin makamları yedi makam ki
zikrolunanlardır: ırak, rast, dügâh, segah, çargah,
neva, hüseyni. Tizde tamam perdeler üçtür: Evç,
gerdaniye, muhayyer, Nermden tize nim
perdelerin makamları dörttür: Kürdi, saba, beyati,
acem. Tizden nerme varınca nim perdelerin
makamları beştir: Şehnaz, hisar, uzzal, buselik,
zirgüle. Mürekkep makamlar altıdır: Sünbüle,
mahur, pençgâh, nikriz, nişabür…” (Haşim,
1864:49-50).
“…evvela tamam perdelerin nerm perdelerde olan
makamları, saniyen sekizinci tiz perdelerin
makamları, salisen nermden tize varınca nim
perdelerin makamları, rabian tizden nerme varınca
nerm perdelerin makamları, hamisen mürekkeb
makamlar, sadisen mevcudü’l-ism ma’dümü’l-cism
makamı, sabian makam namı ile müstamel olan
terkibat. İmdi tarif-i mezkûr üzre evvel aded ü
isimlerini beyan badehu teşrihlerini ayan idelüm.
Nermden tamam perdelerin makamları yedi makam
ki zikr olunanlardır: ırak, rast, dügah, segah, çargah,
neva, hüseyni. Tizde tamam perdelerin üçdür: evc,
gerdaniye, muhayyer. Nermden tize varınca nim
perdelerin makamları dörttür: kürdi, saba, bayati,
acem. Tizden nerme varınca nim perdelerin
makamları beştir: Şehnaz, hisar, uzzal, buselik,
zengüle. Mürekkep makamlar beştir: Sünbüle,
mahur, pençgâh, nikriz, nişabür …” (Tura, 2001:45)
Bu hatanın basımdan değil alıntı yapılan kaynaktan olduğu, aynı hatanın Kevseri
Mecmuası, T 1856'da ve Hk 131 ve EH 2069 nüshalarında da olduğu görülmüştür. Buradan
hareketle bu kaynakların da birbirinden alıntı olduğu söylenebilir.
Tablo 9. Haşim Bey Mecmuası ve Kantemiroğlu edvarında “Terkipler”
Haşim Bey Mecmuası Kantemiroğlu Edvarı
“Makam nam ile meşhur olan müstamel terkipler
yirmidir: Isfahan, büzürk, hicaz, geveşt, selmek,
maye, acem aşiran, buselik aşiran, hüzzam,
nihavend, nühüft, horasani, hüseyni, huzi, buselik,
rahatülervah, ruy-i ırak, muhalif-i Irak, sultani ırak,
arazbar, baba Tahir…” (Haşim, 1864:50).
"Makam namı ile galat-ı meşhuriyye üzre
müstamel olan terakib yirmidir: Isfahan, büzürg,
hicaz, geveşt, selmek, maye, acem aşiranı,
buselik aşiranı, hüzzam, nihavend, nühüft,
horasani hüseyni, huzi, buselik, rahatülervah,
ru-yi ırak, muhalif-i Irak, sultani ırak, arazbar,
baba Tahir…"
Diğer bir yanlış ise “Makam nam ile yanlışlıkla meşhur olan terkipler” konusundadır.
Haşim Bey “makam adı ile meşhur olan terkibler” olarak almıştır. Aslında Kantemiroğlu
“yanlışlıkla” olduğunu özellikle vurgulamaktadır. Ayrıca, Kantemiroğlu’nun belirttiği 20 terkipten
(Kantemiroğlu 20 terkip olarak belirttiği halde 19 terkib adı vermiştir) “Horasani Hüseyni”
terkibini, Haşim Bey “Horasani* Hüseyni” olarak iki ayrı terkib gibi göstererek 20 sayısına yanlış
olarak ulaşmıştır (Tablo 10).
Haşim Bey Mecmuası Edvar Bölümünün Kaynakları 2063
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
Tablo 10. Haşim Bey Mecmuasında Terkipler
*nühüft*Horasani*Hüseyni*huzi-buselik*
“…ve ırak makamına tabi terkiplerden; Sultan-i Irak ve Rahatülervah ve Zirkeşhavan ve
Besteısfahan. Bunların tarifleri icra olunub…” cümlesinde de bir hata olduğu görülmektedir.
Kantemiroğlu Edvarında “Zirkeş-huzan” olarak yapılan yanlışlık, Kevseri Mecmuasında ve EH
2069'da da aynı şekilde alınmıştır. T 1856'da Zirkeş-huran ve Haşim Bey'de ise “Zirkeş-havan”
şeklinde başka bir yanlış olarak alınmıştır. Zirkeş-haveran olmalıdır.
Tablo 11. Haşim Bey Mecmuası ve Kantemiroğlu edvarında “Zirkeşhaveran”
Haşim Bey Mecmuası Kantemiroğlu Edvarı
Zirkeş-havan (Haşim, 1864:50) Zirkeş-huzan (Tura, 2001:46)
Haşim Bey’in Nühüft ve Müberka makamlarının tarifinde de Kantemiroğlu Edvarından
alıntı yaptığı görülür;
Tablo 12. Haşim Bey Mecmuası ve Kantemiroğlu edvarında “Müberka Makamı”
Haşim Bey Mecmuası Kantemiroğlu Edvarı
“Teşrih-i makamı müberka: zamanımızda olan
müberka; dügâhtan bed ile zirgüle perdesinden
rast’ı aşıp ırak perdesine, ondan aşiran, yegâh
nerm çargâha inip, ol yoldan dönüp dügâha karar
eder. Diğer bir nev-i müberka dahi olup, segâh
kalırsa da “Gülistan” kitabında güreş
hikâyesinde olan üstad ile şakirdin muameleleri
teemmül olunarak seyr ve hareketi terk
olundu…” (Haşim, 1864:51-52).
“Teşrih-i Müberka: bu zamanede müstamel olan
Müberka oldur ki, dügâh perdesinden hareket edip
zengüle perdesinden rast perdesini aşub Irak
perdesine varur. Andan aşiran, yegâh ve nerm
çargâh'a inip gene ol yoldan dönüp dügâh
perdesinde karar virir…” (Tura, 2001:111)
Kantemiroğlu, Haşim Bey’in makam olarak açıkladığı Nühüft ve Müberka’yı “Kullanılan
Terkiblerin Açıklanışı” başlığı altında ele almıştır. Haşim Bey, "Müberka Makamı"
karşılaştırmasından hareketle, cümleler açısından EH 2069 nüshasından alıntı yaptığı söylenebilir.
Müberka makamını alıntı yaptıktan sonra Haşim Bey, diğer bir “Nev-i Müberka” olduğundan ve
“Gülistan” kitabındaki “Güreş” hikâyesini örnek göstererek “seyr ve hareketi”ne yer vermediğini
belirtmektedir;
2064 Gökhan YALÇIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
“…Diğer bir nev-i müberka dahi olup, segah kalırsa da “Gülistan”
kitabında güreş hikayesinde olan üstad ile şakirdin muameleleri teemmül
olunarak seyr ve hareketi terk olundu” (Haşim, 1864:51-52).
Yapılan araştırmalar sonucunda “Gülistan” kitabının “Sadi Şirazi”ye ait olduğu
belirlenmiştir. Haşim Bey “Segâh” kararlı “Müberka” terkibi ile ilgili bilgiyi bir anlamda kendisine
saklamıştır. Haşim Bey’e göre ise nedeni, hikâye incelendiğinde daha iyi anlaşılacaktır. Hikâye ise
şöyledir:
“Biri güreş sanatında öne çıkmıştı. Öyle ki üç yüz altmış mükemmel
oyun biliyordu ve her gün başka bir tarzda güreş tutuyordu. Bu arada
çömezlerden birinin güzelliğine içten içe meyli vardı. Üç yüz elli dokuz oyunu
ona öğretti, ancak oyunun birini öğretmeyi sürekli erteleyip ağırdan aldı. Bu
arada çocuk, kuvvet ve teknik bakımından ilerledi… zamanın birinde hükümdarın
yanında dedi ki “ustamın bana üstünlüğü büyük olmasından ve üzerimdeki
eğiticilik hakkından kaynaklanır. Yoksa kuvvet bakımından ondan aşağı değilim
ve teknik olarak onunla dengim.” Bu saygısızlık hükümdarın hoşuna gitmedi.
Güreş tutmalarını emretti. Geniş bir yer hazırladılar. Devlet erkânı, saray ileri
gelenleri ve ülkenin güreşçileri toplandılar. Oğlan, sarhoş bir fil gibi çıkageldi.
Demirden bir dağ olsa yıkardı. Ustası, gencin kendisinden daha kuvvetli
olduğunu anladı. Ona kendisinden gizlediği bir oyunla daldı. Oğlan onun
üstesinden gelemedi ve tepe üstü düştü. Usta onu yerden alıp başının üzerine
kaldırdı ve yere çarptı. İnsanlardan çığlık yükseldi. Hükümdarın buyruğuyla
ustaya mal ve hilat verdiler. Oğlanı da, ustanla iddialaştın ama başaramadın, diye
paylayıp kınadılar. Genç şöyle dedi: “Padişahım o bana kuvvetiyle üstün
gelemedi, benden esirgediği bir güreş inceliği kalmıştı, bugün beni o teknikle
yendi.” Ustası dedi ki “böyle bir gün için saklıyordum.” Bilgeler şöyle
demişlerdir: “dosta o kadar kuvvet kazandırma, çünkü düşman olursa sana galip
gelir.” Duymadın mı yetiştirdiğinden cefa gören ne demiş: “Ya zaten âlemde vefa
yok, ya da bu zamanda kimse vefa göstermiyor. Benden ok atmayı öğrenip de
sonunda beni hedef almayan yok” (Şirazi, 1258:Aktaran: Kırlangıç, 2013:48-49).
"Hüsn ü Ünsiyyet" konusu ile ilgili bölümde de ilk kaynak Kantemiroğlu Edvarıdır.
Kantemiroğlu “Hiss-i Ünsiyyet ü Zıdd Arbedet-i Musiki” başlığı altında konuyu ele almıştır;
Tablo 13. Haşim Bey Mecmuası ve Kantemiroğlu edvarında “Uyumlu ve Uyumsuz
Perdeler”
Haşim Bey Mecmuası
“İş bu mahale gelince min gayri liyakat
edvarları tetebbu ederek, nekîr ve kıtmir
makamatın seyr ve hareketleri ve teşrihleri
beyan kılınmış ise de bundan sonra dahi
makamatın beynlerinde olan hüsn ve ünsiyet ve
bilakis zıddiyyet ne suretle cereyan eder ve
neden neş’et eder, beyan edelim. Evvela; Hüsn
ve ünsiyyet-i perdeha.
hüsn ü ünsiyyet evvel: sekizinci olan perdelerde
zuhur eder. Zira onların mabeyninde muvafakat
vardır, öyle ki hemâheng olup birbirinden fark
olmaz. Yegâh ile neva, aşiran ile hüseyni, ırak
ile evç, rast ile gerdaniye, dügâh ile muhayyer.
Tizler dahi bunun aynıdır” (Haşim, 1864:52).
Kantemiroğlu Edvarı
“Umum üzre hiss-i ünsiyet-i makamat tarifidir:
hiss-i ünsiyet-i makamat oldur ki, perdeler,
makamlar ve terkibler imtizac idüb
mabeynlerinde zıdd ihtilafat göstermiyeler.
Tarif-i mezkur üzre hiss-i ünsiyyet-i evvel
sekizinci olan perdelerde zuhur eder. Zira anların
mabeyninde muvafakat vardır; öyle ki hemaheng
olub guya biri birinin sualine cevab verir. Yegâh
ile neva, aşiran ile hüseyni, ırak ile evç, rast ile
gerdaniye, dügâh ile muhayyer, segâh ile tiz
segâh, çargâh ile tiz çargâh, neva ile tiz neva,
hüseyni ile tiz hüseyni” (Tura, 2001:113).
Haşim Bey Mecmuası Edvar Bölümünün Kaynakları 2065
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
Tablo 13’de görüldüğü gibi Haşim Bey “Hüsn ü Ünsiyyet” başlığı altında Kantemiroğlu
ise “Hiss-i Ünsiyyet” başlığı altında konuyu ele almıştır. “Hüsn ü Ünsiyyet” “Güzellik ve Alışma”
anlamına gelirken (Devellioğlu, 2013:450-1315) “Hiss-i Ünsiyyet” ise “Hoşlanıp Uyuşma” (Tura,
2001:112) anlamına gelmektedir. Burada alıntının "EH 2069" ya da "Hk 131"den yapıldığı
anlaşılmaktadır. Çünkü her iki nüshada da "Hüsn ü Ünsiyyet" olarak verilmiştir. Tek fark
"Hemaheng" terimidir ki "Hk 131'de "sabr-aheng" yazılıdır. Kevseri Mecmuası ve T 1856'da ise bu
başlık ve "Hem-aheng" terimi, Kantemiroğlu Edvarında olduğu gibi verilmiştir. Haşim Bey'in bu
alıntıdan hareketle, sadece "Kevseri Mecmuası"ndan yararlanmadığı, Topkapı ya da Ankara
nüshalarından birinden de yararlandığı söylenebilir.
Bu bölümün ardından Haşim Bey, Kantemiroğlun’dan “Taksim-i külliyat” başlığı altında
ele aldığı bir taksim örneğini de aynen alıntı yapmıştır. Fakat bu taksimin “Şeyh Abdülbaki Dede
Efendi hazretlerinin” hüseynide “Küll-i Külliyyat” adını verdiği (basım hatası olarak "Gül Gülyan"
yazılıdır) bir taksimi olduğunu belirtmektedir. Bu alıntıda taksim'in yanlış isme atfedilmesinin
nedenlerinden birisinin Haşim Bey'in Kantemiroğlu Edvarından alıntı yapmadığından
kaynaklandığı söylenebilir. Haşim Bey'in yararlandığı kaynağın ise Abdülbaki Nasır Dede'nin
"Tedkik ü Tahkik" adlı eserinden bilgiler içeren bir eser olduğu düşüncesinin şu noktada ihtiyati bir
kayıt olduğu söylenebilir.
Tablo 14. Haşim Bey Mecmuası ve Kantemiroğlu edvarında “Taksim-i Külliyat”
Haşim Bey Mecmuası Kantemiroğlu Edvarı
“…Evvela dügâhtan hareket ve çargâh, nevaya
çıkıp, hüseyni’de hüseyni makamını gösterir.
Ondan yine hüseyni revişi ile gerek tamam
gerek tiz birer hareketten sonra gelir ve dügâh'ta
karar verir. Dügah’dan segâh ve çargâh'a çıkıp
neva’da neva’yı beyan eder. Tiz perdelerde
varıp sünbüle perdesiyle sünbüle makamına
girer, sünbüle’den aşağıya inip acem makamını
gösterir…” (Haşim, 1864:53-54).
“…Evvelen dügâh perdesinden hareket-i ağazeyi
şürû edip çargâh, neva çıkıp hüseyni perdesinde
hüseyni makamını gösterir. Andan gene hüseyni
makamın revişi ile gerek nerm, gerek tiz perdeler ile
biraz hareket eyledikten sonra gelip dügâh'a bir karar
verir. Dügah perdesinden segah ve çargah çıkıp neva
perdesinde neva makamını beyan eder. Andan tiz
perdeler ile çıkıp muhayyer perdesinde muhayyer
makamını gösterir. Muhayyer perdesinden dahi tiz
perdelere varıp sünbüle perdesi ile sünbüle
makamına girer. Sünbüle perdesinden aşağıya inip
acem perdesi ile acem makamını gösterir…” (Tura,
2001:127-129).
Yukarıda tabloda görüldüğü gibi direk alıntıların yanı sıra bazı hatalar da dikkat
çekmektedir. Haşim Bey’in “…gerek tamam gerek tiz” cümlesinde “tamam” sözcüğü yerine
“Nerm” olması gerektiği karşılaştırmadan da anlaşılmaktadır. Diğer farklılıkların ise Haşim Bey'in
alıntı yaptığı kaynağa yaklaştırması beklenebilir. Öncelikli olarak taksim'in isimlendirilmesinde
farklılıklar vardır;
ESER BAŞLIK
Kantemiroğlu Edvarı Der makam-ı Hüseyni Taksim-i Nağme-i Külliyyat-ı Makamat
Haşim Bey Mecmuası Hüseynide Nağme-i Külli Külliyyat
T 1856 Der makam-ı Hüseyni Taksim-i Nağme-i Külliyyat-ı Makamat
EH 2069 Der makam-ı Hüseyni Nağme-i Külli Külliyat
Hk 131 Der makam-ı Hüseyni Nağme-i Taksim-i Külli Külliyyat
Kevseri Mecmuası Der makam Hüseyni Taksim-i Nağme-i Külliyyat-ı Makamat
Başlıklar, alıntının nereden yapıldığı hakkında fikir verse de taksim'in anlatımında
kullanılan cümleler karşılaştırıldığında Haşim Bey'in Hk 131 ve EH 2069 ile benzerlik gösterdiği,
fakat "EH 2069"da cümleler bakımından hemen hemen aynı olduğu görülür. Hatta, "...taksim
2066 Gökhan YALÇIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
nağmesi ne usule ne de kaideye gelir..." cümlesi sadece Haşim Bey Mecmuasında ve Topkapı
nüshası olan EH 2069'da vardır. Bu alıntı "EH 2069"un Haşim Bey'in yararlandığı kaynak olduğu
fikrine daha çok yaklaştırır.
“Taksim-i Külliyat”ın ardından Haşim Bey “Çargâh”, “Neva” ve “Hüseyni”
makamlarının tariflerine yer vermektedir. Bu bölümde de ana kaynak “Kantemiroğlu Edvarı”dır.
Aşağıdaki tabloda ise “Çargâh” makamı örnek olarak alınmış ve karşılaştırılmıştır;
Tablo 15. Haşim Bey Mecmuası ve Kantemiroğlu edvarında “Çargâh Makamı”
Haşim Bey Mecmuası Kantemiroğlu Edvarı
“Makam-ı çargâh: Bir ulu tamam perdelerin
makamlarındandır. Kendi perdesini kutb-u daire
edip gerek nermden tize, gerek [tizden] nerme
varsa çargâh perdesinde kendüyi beyan eder.
Hükm-i çargâh: gerçi tamam perdelerin
makamlarındandır. Sair makamların hükmü
mücebince cümle perdeleri seyr eder. Lakin katı
teng makamdır ve terkibattan gayet ile
müzayekası vardır. Ve tabiatı, ne kendi bir
makamın karargâhına varır ve ne kendisi bir
karargâha varmak irtikâb eder. Bu eclden bu
makama gerek müstamel gerek gayri müstamel
terakipten tabi olmuş yoktur…” (Haşim,
1864:57).
“Teşrih-i makam-ı çargâh: çargah makamı ulu
ve tamam perdelerin makamlarındandır. Kendi
perdesini kutb-ı daire inip gerek nermden tize
gerek tizden nerme varsa çargâh perdesinden
kendüyi beyan eder.
Hükm-i çargâh: makamı merkum gerçi tamam
perdelerin makamlarındandır ve sair
makamların hükmü mücebince cümle perdeleri
seyr edebilir ve lakin bizzat katı teng makamdır
ve terkibattan gayet ile müzayekası vardır, öyle
ki bu makamın üzerinde katı az beste ve peşrev
tasnif olmuştur…” (Tura, 2001:59).
Bu üç makamın tanımlanmasında yararlanılan alıntının ne "Hk 131" ne de "EH 2069"
olmadığı görülmüştür. Cümleler bakımından Haşim Bey Mecmuasında makam tanımları, bu iki
nüshadan çok farklıdır. Bu makamlara ilişkin alıntı, T 1856'dan ya da Kevseri Mecmuasından,
diğer alıntılardan hareketle ise Kevseri Mecmuası olduğu söylenebilir.
“Teşrih-i makam-ı Hüseyni”den sonra Haşim Bey, Abdülbaki Nasır Dede’nin “Tedkik ü
Tahkik” adlı eserinden alıntılar yapmaktadır. Bu eserin belirlenen üç nüshası vardır; Müellif
nüshası, Topkapı EH 2069 nüshası ve Ankara Milli Kütüphane'de yer alan "A 8937" nüshası. Bu
bölüm Haşim Bey Mecmuasında 3 sayfaya karşılık gelmektedir.
Tablo 16. Haşim Bey Mecmuası ve Tedkik-i Tahkik’de “Makam”
Haşim Bey Mecmuası Tedkik-ü Tahkik
Malum-i erbab danişdir ki: gına ve telezzüz
istima-i Elhan cem-i insanın tabiatında ala
meratib-i istidadihim merkuzdur. Hatta ferah
veya hüzn vaktinde bittabi ağazeye maildir. Ehl-i
musiki değil ise de dehakkani dahi haddince
ağaze eyler ve istimaından hazzı vardır. Meğer ol
kimseler kim illet-i inkar ile dimağ-ı tabiatları
muhtell olmuş ola (Neuzu billah an haza). Zira
zevk ve istima-ı Elhan-ı dil ve cana sıhhat. Ve
bazılarını şemim-i ruhaniyet. Ve bazılarına
haber-i bargâh-ı izzet. Ve hikayat-ı leman-ı
hüviyettir. Böyle olduğuna bir delil-i kavi;
Hazreti Mevlana Kuddise Sirruh ül-Ali
Efendimizin mesneviyi şeriflerinde olan iş bu
Malum-u erbab danişdir ki, gına ve telezzüz-i
istima-ı elhan cem-i insanın tabiatında ala
meratibi istidadihim merkuzdur. Hatta ferah veya
hüzünden birinin uruzu sebebi ile bazı hinde
insan ağazeye maildir. Eğerçi ehl-i musiki değil
ise de, dihkanı dahi haddince ağaze eyler ve
istimaından hazzı vardır. Meğer ol kimseler kim
illet-i inkar ile dimağ-ı tabiatları ihtilal-i araz
kesb itmiş ola (neuzu billahi an haza ve
estağfirullahil azim). Zira zevk-ı istima-ı elhan
sıhhat-i dil ve candan ve bazılarına şemim-i
ruhaniyet ve bazılarını haber-i bargâh-ı izzet ve
hikayat-ı leman-ı hüviyettir. Beyt-i Şerif:
“Mıtriba esrar-ı mârâ bâz gû
Haşim Bey Mecmuası Edvar Bölümünün Kaynakları 2067
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
beyt-i şerif kâfidir;
“Mıtriba esrar-ı mârâ bâz gû
Kıssahâ-yı can-fezârâ bâz gû”
Kıssahâ-yı can-fezârâ bâz gû”
Haşim Bey, Abdülbaki Nasır Dede’nin “Tedkik ü Tahkik” adlı eserinde “ırlamak” ve ezgi
dinlemenin insanın doğasında olduğu ve inkâr hastalığına tutulmuş insanların dışında herkesin zevk
alacağına dair görüşlerini bildirdiği “mukaddime” bölümünden birebir alıntılar yapmaktadır.
Ayrıca Haşim Bey, Abdülbaki Nasır Dede’nin “asıl unsurlarıyla işitildiğinde, kendine özgü bir
bütünlük, kişilik gösteren ve başka parçalara bölünmesi mümkün olmayan ezgi” (Tura, 2006:35)
şeklinde “makam” tanımını ve bu tanıma uyan makamların isimlerine yer verdiği “Bab-ı Evvel”
bölümünden de alıntılar yapmıştır;
Tablo 17. Haşim Bey Mecmuası ve Tedkik-i Tahkik’de “Ondört Makam”
Haşim Bey Mecmuası Tedkik-ü Tahkik
“…tarif-i mezkûr üzere mevcud olan bu
ondörttür ki zikrolundu: Rast, segâh, neva,
nişabür, hüseyni, rehavi, buselik, suzidilara,
hicaz, saba, ısfahan, nihavend, ırak, uşşak
bunlardır.
Tavzih: şimdi beyan kılınacağı vecihle bu çarde
makamat-ı nagamat-ı kalileye müştemil
olduğundan tezyün için biraz izafet-i nagamat-ı
münasibeyi muktezidir. Pes müzeyyin de iki
nev’dir: biri Lazım ve biri Gayri lazım…”
Haşim, 1864:61).
“…tarif-i mezkûr üzre bil-fiil mevcud olan bu
ondörttür ki zikr olunur: rast, segâh, neva, nişabür,
hüseyni, râhevî, buselik, suzidilara, hicaz, saba,
ısfahan, nihavend, ırak, uşşak.
Tavzih: şimdi beyan olunacağı üzre bu usul-i
çardeh makamat, nagamat-ı kalileye müştemil
olunduğundan tezyün için biraz izafet-i negamat-ı
münasibeyi muktezidir. Pes müzeyyin de iki
nevidir; biri Lazım ve biri Gayrı lazım... ”
(Abdülbaki Dede, 4a).
Yukarıdaki karşılaştırma incelendiğinde verilen on dört makamdan “rehavi” makamını
Haşim Bey “Rehavi” ve Abdülbaki Nasır Dede “Râhevî” olarak aldığı görülür. Tura’ya göre
(2006:81) Abdülbaki Nasır Dede, makamlar arasında saydığı ezgi şemasının adını “Râhevî”,
bileşimler arasında saydığını ise “Rehavi” şeklinde yazmakta ve farklı tanımlar vermektedir. Haşim
Bey’in bu ayrımı dikkate almadığı görülmektedir.
Tablo 18. Haşim Bey Mecmuası ve Tedkik ü Tahkik’de “Rehavi Makamı”
Haşim Bey Mecmuası Tedkik-ü Tahkik
Rehavi (Haşim, 1864:61) Râhevî (A 8937:3b)
Tedkik ü Tahkik'in müellif ve diğer nüshalarında da (Haşim Bey dışında) "Râhevi" olarak
kullanılmaktadır. Cümleler bakımından nüshalar karşılaştırıldığında, Haşim Bey'in hangi nüshadan
yararlandığını söylemek güçtür. Makamlar arasındaki uyum konusunu da yine Haşim Bey, Tedkik
ü Tahkik’den alıntı yapmıştır;
2068 Gökhan YALÇIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
Tablo 19. Haşim Bey Mecmuası ve Tedkik-i Tahkik’de “Tam Uyumlu Makamlar”
Haşim Bey Mecmuası Tedkik-ü Tahkik
“…rast’ın suzidilara ve neva ve rehavi ve segah ve
nihavend ile; ve hüseyni’nin ısfahan ve neva ve
buselik ile; ve ısfahan’ın saba ve hicaz ile; neva’nın
nihavend ve nişabur ile mülayemeti ekmeldir….”
(Haşim, 1864:62).
“…rast’ın suzidilara ve neva ve rehavi ve segah ve
nihavend ile, hüseyni’nin İsfahan ve neva ve buselik
ile, ısfahan’ın saba ve hicaz ile, ve nevanın nihavend
ve nişabur ile mülayemeti ekmeldir…” (Abdülbaki,
4b-5a).
Tam uyumlu makamların açıklanmasının ardından Haşim Bey, makamların insan vücudu
üzerindeki etkileri ile "makamlar ve anasır-ı erbaa [dört unsur; ateş, su, hava ve toprak]" arasındaki
ilişkisini insan resimleri üzerinde daireler ile göstererek resmetmiştir. Bu resimlerin iki nüshada
daha mevcut olduğu tespit edilmiştir. Bu nüshalar T 1856 ve Kevseri Mecmuasıdır. Aşağıdaki
tabloda "Makamlar-Dört Unsur ve İnsan Üzerindeki Etkileri"nin gösterilmesi üzerine kullanılan
resimler görülmektedir;
Tablo 20. Makamlar-Dört Unsur ve İnsan Üzerindeki Etkileri
Haşim Bey
Mecmuası
T 1856 Nüshası Kevseri Mecmuası
Resimlerin üçünün de aynı olduğu ve resimler üzerindeki "Vücud-ı musiki insanın
hazine-i aşkından bir esrardır" cümlesinden hareketle alıntının Kevseri Mecmuasından
yapıldığı söylenebilir.
Haşim Bey makamların sarışın, buğday tenli, karayağız ya da kumral (ne sarışın
ne kara) insanlar için etkilerini gösteren bir daire resmetmektedir. Bu bölümde Haşim Bey,
“Farabi Edvarından istihraç olunmuştur” diyerek Farabi'ye atıfta bulunmuştur;
Haşim Bey Mecmuası Edvar Bölümünün Kaynakları 2069
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
Şekil 1. Haşim Bey Mecmuasında Farabi Edvarına atıf yapılan bir bölüm
Bu daire de Kevseri Mecmuasından alıntı yapılmıştır. Kevseri Mecmuasında daire için
yapılan açıklama "Bu daire Farabi Edvarından müstahreçtir. Makamatın tabiatını ve tesiratını
beyan ider" şeklinde iken Haşim Bey Mecmuasında ise "İş bu dairede dahi makamatın tabiatını
beyan eder. Farabi edvarından istihraç olunmuştur" şeklindedir. Bu alıntı daire olarak verilmese
de "Hk 131" nüshasının Kırşehri Edvarı bölümü olan birinci bölümünde de vardır. Kırşehri
Edvarında "imdi ol kişi kara yağızdır. Anun tabiatı germ huşkdur...” şeklindedir. Fakat bu cümle
Kantemir Edvarı değil, Kırşehri Edvarı bölümünde kullanılmıştır. Daire sırasına göre sağdan sola
doğru “ırak, ısfahan, rast, küçek” bütün bilgiler bu edvarda mevcuttur (Doğrusöz, 2012:95).
Vakitlere göre tesir eden makamlar, Türk, Habeş ya da Zenci halkına tesir eden makamlar;
insanlara tesir eden diğer makamlar da daireler şeklinde verilmiştir ve bu alıntılar da Kevseri
Mecmuasından yapılmıştır.
Haşim Bey Mecmuasında makamların tesir ettiği saatler, yıldızlar ile ilişkilendirilerek iki
cetvel halinde verilmiştir. Benzer cetvel Hk 131'de ve “ed-dürer"de de mevcuttur. Bu bölümün
Mehmed Hafid Efendinin "ed-Dürer'ül müntehabat"dan ya da Hk 131'den alıntı yapıldığı düşünülse
de iki nüsha arasında önemli farklılıklar vardır. Kevseri Mecmuasında ve T 1856 nüshasında bu iki
cetvel mevcuttur. Kevseri Mecmuasında bu cetvelin başlığı olarak "der beyan-ı eyyam meşahir-i
nagamat ve saat name" ve diğer cetvelde ise "gece tesirat-ı nagamatı beyan eder" olarak
verilmiştir. Haşim Bey'in “…Ve leyl ve neharda vakt ve tesirleri dahi sa’atname’de beyan
kılınmıştır..." cümlesi ile bu cetvele atıf yaptığı görülmektedir. Bu cetvel de başlıkları dikkate
alındığında Kevseri Mecmuasını göstermektedir. Zira T 1856'da hiç bir açıklama yoktur.
Haşim Bey "beş terkip, iki asıl makam ve bu makamların burçlar ve anasır-ı erbaa'ya
nisbetleri" hakkında bilgiler içeren bir daire daha resmetmektedir. Bu daire de Kevseri Mecmuasını
göstermektedir. Bu daire ve konuya ilişkin açıklamaların Nayi Kevseri Mustafa Efendi'ye ait
olduğu bilgisi, eserin bu sayfasında yer alan derkenarda "Mucid Nayi Mustafa Kevseri Efendi"
şeklinde verilmektedir. Haşim Bey'in insanlar üzerinde tesir eden yedi makamın ismini de daire
olarak resmetmektedir. Bu dairenin üzerinde ise şu açıklama vardır; “İş bu dairede terkim kılınan
makamat Hâkim Fisagoras’ın ihtiraıdır [buluşudur]. Akovalı Hanımefendinin edvarından
müstahrectir [alınmıştır]” (Haşim, 1864:75). Akovalı Hanım Efendi olarak yazılan bilginin ve
dairenin de Kevseri Mecmuasından alıntı yapıldığı belirlenmiştir. Fakat bilgiler karşılaştırıldığında
bu bilginin "Akovalı Hanım Efendi" olmadığı "Akovalı Hatem Efendi" olduğu anlaşılmıştır. Fakat
T 1856 sadece "…Hatem Efendi…" olarak yazılmış, Kevseri Mecmuasında ise "…Akovalı Hatem
Efendi…" olarak yazılmıştır. Bu noktada, Haşim Bey'in de Kevseri Mecmuasından yararlandığı
söylenebilir.
2070 Gökhan YALÇIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
Şekil 2. Akovalı Hatem Efendi Edvarından yapılan Alıntı
"Hatem Efendi"nin "Akovalızade Hatem Efendi" olarak bilinen ve musiki konusunda
derin bilgilere sahip, divan sahibi, şair olduğu bilgisine ulaşılmıştır (Varışoğlu, 2003:204).
Varışoğlu'na göre (2003:204-205) Hatem Efendi'nin divan'ındaki kasideleri, gazelleri, beyitleri ve
şarkıları incelendiğinde musiki kültürünün boyutlarının ne düzeyde olduğu anlaşılır ki Hatem
Efendi, güçlü bir müzik kültürüne sahiptir. Bütün bu bilgilere Kevseri Mecmuası, T 1856 ve Haşim
Bey Mecmuasında atıf yapılmasına rağmen "Hatem Efendi Edvarı" ile ilgili başka hiç bir bilgiye
ulaşılamamıştır. Onsekizinci yüzyıl şairi olan Akovalızade Hatem Efendi'nin bu eseri
bulunduğunda o yüzyıl ile ilgili önemli bir kaynağa ve bilgilere ulaşılacağı ortadadır.
2.6. Der tarif-i makamat gayri mütedavile [kullanılmayan makamların tarifleri]
Haşim Bey Mecmuasının bu bölümünde "kullanılmayan makamların tarifleri" başlığı
altında, yetmiş iki kullanılmayan makam belirlemiş ve bu makamların açıklamaları yapılmıştır;
“…Makamat-ı gayrı mütedavile ki yetmiş iki makamdır. Bunların şerhine şürû
olunacağından ta’dâdı lazım geldiğinden tahrir olundu. Pençgah-ı zaid, mahur-ı
sagir, selmek, Tahir-i sagir, nevruz, nevruz-u acemaşiran, uzzal, hisar-ı kadim,
hisarek, bestehisar, hüzzam-ı kadim, hüzzam-ı cedid, Dilara, dilküşa, sünbüle-i
kadim, sünbüle nihavend, nühüft-ü kadim, dügah-ı kadim, bestenigar-ı kadim,
bestenigar-ı atik, nihavend-i sagir, nihavend-i rumi, Nigar, nigarinek, zemzeme,
hicaz zemzeme, ısfahan zemzeme, arazbar zemzeme, küçek zemzeme, aşiran
zemzeme, rahatfeza, Şiraz, maye-i atik, aşiran maye, maveraünnehr, sebzander
sebz-i kadim, sebzender-i sebz, ruy-i ırak, müberka, hicaz-ı muhalif, muhalifek,
zengüle, Türki hicaz, mahurek, mahur-ı kebir-i kadim, ramişcan, meşkube
gülzar, meclis-i efruz, safa, dinleşin, nazenin, canfeza, şehr-naz, şevkengiz,
bezmara, naz, niyaz, ferahzar, gonca-ı rana, lale ruh, Dilruba, anberefşan,
dilaviz, ruhefza, gülruh, dildar, nevruz-u sultani, evç-i nihavendi, hicazeyn,
hisar-ı kürdi bunlardır…” (Haşim, 1864:77).
Bu bölüm incelendiğinde, Abdülbaki Nasır Dede’nin “Tedkik ü Tahkik” adlı eserinin
“bileşimler” konusundan alıntı yapıldığı görülür. Tedkik ü Tahkik’de yüz yirmi beş makam ele
alınmıştır. Haşim Bey Mecmuasında bu makamlar her ne kadar yetmiş iki görünse de her makamın
açıklaması verilmeyip bazı makamların sadece isimlerinin verilmesiyle yetinilmiştir. Örneğin,
Haşim Bey Mecmuası Edvar Bölümünün Kaynakları 2071
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
“Tarif-i makam-ı zemzeme” içerisinde “Hicaz zemzeme, ısfahan zemzeme, arazbar zemzeme, küçek
zemzeme” bunlar dahi bu kabiledendir” şeklinde aynı grupta olduğu belirtilerek açıklamasına yer
verilmemiştir.
Tablo 21. Haşim Bey Mecmuası ve Tedkik-i Tahkik’de “kullanılmayan makamlar”
Haşim Bey Mecmuası Tedkik-ü Tahkik
“Tarif-i makam-ı anberefşan: nihavend ağaze
edip karargâhı olan rast perdesine geldikte
acemaşiran ve ırak badehu yine acem aşiran ile
yegâh karar eder. Bu terkip dahi Yenikapı
Mevlevihanesi Şeyhi Seyyid Abdürrahim Dede
Efendi’nin ihtiralarıdır.
Tarif-i makam-ı dilaviz: acem perdesini evç
perdesine tahsis ile nişabur ağaze edip aşiran
karar eder. Bu terkip dahi Efendi-i Müma ileyhin
biraderleri Şeyh Abdülbaki Dede Efendi
Hazretlerinindir.” (Haşim, 1864:84).
Anberefşan: nihavend ağaze edip karargâhı olan
rast perdesine geldikte acemaşiran ve ırak
badehu yine acem aşiran ile yegâh karar eder.
Bu terkip, biraderim fakir Seyyid Derviş
Abdürrahim Dede’nin ihtiralarıdır.
Dilaviz: acem perdesini evç perdesine tahsis ile
nişabur ağaze edip aşiran karar eder. Bu terkip,
bu fakir ve hakirdin ihtira-ı acizanesidir”
(Abdülbaki, 14a).
Bu alıntının da Topkapı nüshası olan EH 2069'dan yapıldığı düşünülse de çok net
bilgilere ulaşılamamıştır. Fakat diğer alıntıların bu nüshadan yapıldığından hareketle Haşim Bey'in
"Tedkik ü Tahkik" alıntılarını da EH 2069'dan yaptığı söylenebilir.
Kullanılmayan makamların açıklanmasından sonra Haşim Bey, Türkçe Batı müziği
teorisi ile ilgili olarak ilk basılı eser olacak bölümü yazmıştır. Bu bölüm için, kullanılan terimlerin
İtalyancadan alıntı olduğu göze alınırsa Donizetti Paşa’nın ilk öğretileri olduğu söylenebilir.
“…İşbu mahalle gelinceye değin terkibat-ı gayrı mütedavilenin tarifi tamam
olup, bunun zeylinde dahi alafranga makamların tariflerine şürû olunarak seyr
ve hareketleri ve alafrangaca tâbiratları ve kaç makamdan ibaret olduğu beyan
kılınır. Malum ola ki, alafranga da istimal olunan makamat majör ton ki asıl
makam demektir. Ve ton yani çargâh demektir. Çârgâh perdesinden bed edip tiz
çârgâh’a çıkıp yine kendi perdesinde ki çârgâh karar eder. Alafrangada bu
makam cümlesinin esasıdır. Yani balada zikrolunan ud ton, mesela gerek majör
gerek minör tonlar kangı perdede bed ederse makabli sol tonda bir diyesiz
istimal olunur. Re tonda iki diyesiz istimal olunur. La tonda üç diyesiz istimal
olunur. Mi tonda dört diyesiz istimal olunur. Si tonda beş diyesiz istimal olunur.
Fa diyesiz tonda altı diyesiz istimal olunur. Ud diyesiz tonda yedi diyesiz
istimal olunur…” (Haşim, 1864:85).
3. Sonuç
Bu çalışmada, Haşim Bey Mecmuası edvar bölümü incelenmiş ve Haşim Bey'in bu edvar
bölümünü hangi kaynaklardan yararlanarak oluşturduğunun belirlenmesine çalışılmıştır. Haşim
Bey yaptığı alıntıların hemen hemen tamamı için eser ya da müellif adı belirtmemiştir. Mecmuada
adı geçen müelliflerin ise alıntı yaptığı kaynaktan aktarma olduğu görülmüştür. Haşim Bey
Mecmuasının edvar bölümünü oluşturan ana kaynakların Nayi Mustafa Kevseri'ye ait "Kevseri
Mecmuası", Dimitri Kantemir'e ait "Kantemiroğlu Edvarı", Abdülbaki Nasır Dede'ye ait "Tedkik ü
Tahkik" ve Mehmed Hafid Efendi'ye ait "ed-Dürerü'l Müntehabat" olduğu tespit edilmiştir. Kevseri
Mecmuasından direk alıntı yapmasına karşın diğer ana kaynakları hiç görmediği bu kaynakların
istinsahlarından yararlandığı görülmüştür. Kantemiroğlu Edvarı'nı hiç görmediği, alıntıları hem
Kevseri Mecmuasından hem de Topkapı Sarayı Kütüphanesinde bulunan "EH 2069" numaralı
eserden yaptığı belirlenmiştir. Tedkik ü Tahkik'de yer alan bilgileri de kesin olmasa da "EH
2072 Gökhan YALÇIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
2069"dan yapmış olabileceği belirlenmiştir. "ed-Dürerü'l Müntehabat" için ise basılı kaynak
olmasından ötürü elinde bir nüshasının olduğu ve bu eserden direk alıntı yaptığı söylenebilir.
Araştırma sonucunda, Haşim Bey'in yararlandığı ana kaynaklar ve istinsah'lar Tablo 22 ve 23'de
verilmiştir;
Tablo 22. Haşim Bey Mecmuası Edvar Bölümünün Kaynakları
Kaynak Eser Konu Başlığı ya da Açıklama Sayfa No Sayfa Sayısı
Ana Kaynak
Ed-Dürerü’l Müntehabat
Edvar İlmine Dair Risale/ Musikinin tarifi 19-21 3
Ana Kaynak: Kantemiroğlu
Edvarı
İstinsah
Kevseri Mecmuası ve EH
2069
Usulün Tarifi 3-4 1
Nühüft makamı 43 1/2
On iki makam 44 1/2
Perdelere göre makamlar 50 1/2
Terkipler 50 1/2
Uyumlu ve uyumsuz perdeler 52/53 2
Taksim-i Külliyyat 54-56 3
Çargâh, Neva ve Hüseyni makamı 57-58 2
Ana Kaynak:
Tedkik ü Tahkik
İstinsah
EH 2069
Makam /On dört makam 59-62 3
Kullanılmayan makamların tarifleri 77-85 8
Ana Kaynak:
Kevseri Mecmuası
Usuller/Yeni usuller 4-18 14
Makam ve tesirlerini gösteren üç insan resmi 63-65 3
Makam ve tesirlerini gösteren altı daire 66- 3
Dört cetvel (Saatname) 68-69 4
Ney ve Tanbur resimleri 72-74 2
TOPLAM 50
Tablo 23. Haşim Bey Mecmuasında Adı belirtilen Kaynaklar
Kaynak Eser Konu Başlığı ya da Açıklama Sayfa
No
Sayfa
Sayısı
Ana Kaynak:
Şerif Ebu’l Ferec el Isfahani/ Kitab-ı
Egani
İstinsah:
Kevseri Mecmuası
Eski Edvar Kitaplarında Musiki (İmam
Azam ve İmam Malik) 46-47 2
Sadi Şirazi/ Gülistan Müberka makamı/Güreş Hikâyesi 51 1/4
Ana Kaynak:
Farabi edvarı
İstinsah:
Kevseri Mecmuası
Daire (Makamlar ve etkileri) 66 1
Ana Kaynak:
Akovalı Hatem Efendi Edvarı
İstinsah:
Kevseri Mecmuası
Daire (dört esas makam ve bu
makamların burçlar ve anasır-ı erbaa'ya
nisbetleri)
75 1
TOPLAM 5
Haşim Bey Mecmuası Edvar Bölümünün Kaynakları 2073
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
KAYNAKÇA
ABDÜLBAKİ NASIR DEDE, Tedkik ü Tahkik. Milli Kütüphane, Milli Kütüphane Yazmalar
Kolleksiyonu, Arşiv Numarası: 06 Mil Yz A 8937.
BARDAKOĞLU, Duran (1980). Haşim Bey Mecmuası “Nazari Kısım” Üzerine Bir Çalışma,
Musiki Mecmuası, 370, 371, 372, 373, İstanbul.
BARDAKOĞLU, Duran (1981). Haşim Bey Mecmuası “Nazari Kısım” Üzerine Bir Çalışma,
Musiki Mecmuası, 375, 380, 384, İstanbul.
BAŞER, Fatma Adile (2013). Türk Musikisinde Abdülbaki Nasır Dede, Birinci Kitap: Abdülbaki
Dede'nin hayatı ve "Tedkik u Tahkik" Metin-sadeleştirme-sözlük Tıpkıbasım, Fatih
Üniversitesi Konservatuarı Müdürlüğü Yayınları 1, İstanbul.
COLOMBE, Casimire (2006) (Çev. Salih Ergan-Ahmet Şahin Ak), Müziğin İnsan ve Hayvanlara
Etkisi, Ötüken Yayınları:667, Ankara.
ÇALKA, Mehmet Sait (2013). “Nev'i Divanı'nda Musiki Terimleri”, TURKISH STUDIES -
International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic-,
ISSN: 1308-2140, Volume 3/2, Spring 2008, www.turkishstudies.net, DOI Number :
http://dx.doi.org/ 10.7827/TurkishStudies.294, p. 179-193.
DEVELLİOĞLU, Ferit (2012). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat (29. Baskı). Aydın Kitap
Evi Yayınları, Ankara.
DOĞRUSÖZ, Nilgün (2012). 18. Yüzyıl Osmanlı/Türk Müziği Çalışmaları Musiki Risaleleri
(Ankara Milli Kütüphane, 131 numaralı Yazma), Bilim Kültür ve Sanat Derneği Yayın
Nu:4, İstanbul.
EH 2069, Mecmua-i Musiki, Topkapı Sarayı Müzesi Yazma Eserler Kütüphanesi, no. EH 2069.
EKİNCİ, Mehmet Uğur (2012). The Kevserî Mecmûası Unveiled: Exploring an EighteenthCentury
Collection of Ottoman Music, Journal of the Royal Asiatic Society, Series 3, 22, 2,
sayfa. 199-225.
HASAN, Muzaffer, Musikinin İnsan ve Hayvanat Üzerine Tatbiki, İstanbul, 1892.
HAŞİM Hacı Mehmed, Mecmûa-i Kârhâ ve Nakışhâ ve Şarkıyât (2. Baskı), İstanbul, 1280 [1864].
Hk 131, Risale-i Musiki, Milli Kütüphane, Ankara, no. Hk 131.
İHSANOĞLU, Ekmeleddin ve diğerleri (2003). Osmanlı Musikisi Literatürü Tarihi, İslam Tarih,
Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi IRCICA, İlim Tarihi Kaynakları ve Araştırmaları
Serisi:10, İstanbul, 2003.
KANTEMİROĞLU, Dimitri, (Çev. Yalçın Tura), Kitabu İlmi'l Musiki ala vechi’l
Hurufat\Musikiyi Harflarle Tespit ve İcra İlminin Kitabı, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul,
2001.
KARATAŞ, Özgür Sadık (2014). “Klâsik Türk Müziği Eğitimi’nde Bir Saray Üniversitesi:
Enderûn Mektebi”, TURKISH STUDIES -International Periodical for the Languages,
Literature and History of Turkish or Turkic-, ISSN: 1308-2140, Volume 9/2, Winter 2014,
www.turkishstudies.net, DOI Number : http://dx.doi.org/10.7827/TurkishStudies.6534, p.
869-885.
KEVSERİ Mecmuası, Kitab-ı Musika, Mf 1994 A 4941.
2074 Gökhan YALÇIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/5 Spring 2014
ÖZTUNA, Yılmaz (1974). Türk Musikisi Ansiklopedisi Cilt II (1. kısım), Milli Eğitim Basımevi,
İstanbul.
ÖZTUNA, Yılmaz (1976). Türk Musikisi Ansiklopedisi Cilt II (2. Kısım), Milli Eğitim Basımevi,
İstanbul.
POPESCU-JUDETZ, Eugenia (Çev. Bülent Aksoy), Türk Musikisi Kültürünün Anlamları, Pan
Yayıncılık:38, İstanbul, 2007.
POPESCU-JUDETZ, Eugenia (Çev. Bülent Aksoy), XVIII. Yüzyıl Musiki Yazmalarından Kevseri
Mecmuası Üstüne Karşılaştırmalı Bir inceleme, İstanbul, 1998.
ŞİRAZİ, Sadi (2013) (Çev. Hicabi Kırlangıç), Gülistan (2. Baskı), Kapı Yayınları, İstanbul, 2013.
T 1856, Edvar-ı İlm-i Musiki, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, Türkçe Yazmalar, no. T 1856.
TIRIŞKAN, Ahmet Gürsel (2000). Haşim Bey’in Edvarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul.
TURA, Yalçın (2006). Tedkik ü Tahkik/İnceleme ve Gerçeği Araştırma, Pan Yayıncılık: 119,
İstanbul.
USLU, Recep (2001). Mehmed Hafid Efendi ve Musiki, Pan Yayıncılık:63, İstanbul.
VARIŞOĞLU, M. Celal (2003). Türk-İslâm Sanatlarının Felsefesi Bağlamında Müzik-Şiir
Yakınlaşması ve Hâtem Divanı’nda Musiki. TÜBAR-XIV.
YALÇIN, Gökhan (2013). “Haşim Bey Mecmuasının "Makam ve Tonalite Karşılaştırılması"
Yönünden İncelenmesi”, TURKISH STUDIES -International Periodical for the Languages,
Literature and History of Turkish or Turkic-, ISSN: 1308-2140, Volume 8/6, Spring 2013,
www.turkishstudies.net, DOI Number: http://dx.doi.org/ 10.7827/TurkishStudies.4760, p.
753-768.
YILDIRIM, Ali ve ŞİMŞEK, Hasan (2008). Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Teknikleri. Seçkin
Yayıncılık, Ankara.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar