Meşhed Şehrinin Mektep ve Medreseleri*

TUHED Turkish History Education Journal
2015: 4 (1), 236-254 www.tuhed.org Türk Tarih Eğitimi Dergisi
© 2015 TUHED Tüm Hakları Saklıdır. ISSN: 2147-4516
Çeviri:
Türkçeye Çeviren: Elnur AĞAYEV**
Çevirmenin Notu
Meşhed, İran İslam Cumhuriyeti’de Horasan Vilayeti’nin baş şehridir.
Günümüzde geniş caddeleri, büyük camileri, kütüphaneleri ve mimari eserleriyle
ticaret, kültür, sanayi ve turizm alanlarında İran’ın Tahran’dan sonra gelen ikinci büyük
şehridir. Tarihi medreselerle edebiyat, ilâhiyat, ziraat, tıp ve diğer modern ilimlerin
okutulduğu fakülteleri ihtiva eden üniversitelerinin bulunduğu şehir, yılın her
mevsiminde İmam Ali er-Rızâ’nın türbesini ziyarete gelen çok sayıda yerli ve yabancı
ziyaretçinin uğrak yeri durumundadır. Nüfusu hızla artan şehirde 1986 yılında 1.
463.500 kişi yaşarken bu sayı 2000 yılının başlarına ait tahminlere göre 2 milyonu
geçmiştir.1 Çevrisi yapılan bu çalışmanın yazıldığı 1900’lü yıllarda ise Rusya’daki
ansiklopedilere Meşhed şehri ile ilgili şöyle bilgiler yansımaktaydı: “Meşhed, Horasan
Fars eyaletinin ana şehridir. Tejen nehriyle sulanan verimli topraklara sahiptir. Kuzeydoğu
İran’da birkaç ticaret yolu üzerinde yerleşen en önemli şehirdir. Kervansarayları,
görkemli ana camileri vardır. Şiilerin önemli ziyaret merkezidir. Nüfusu 70-80 bin
civarındadır. Halı, şal, ipek, kumaş, çelik bıçak ve keçeleriyle ünlüdür. Ticaret yollarına
yakınlığı ve uygun yerleşimi nedeniyle Hazarötesi bölgelerimizle canlı bir ticari ilişkisi

* Rahim Halilov (1900). Meşhet Şehrinin Mektep ve Medreseleri. Kafkas’ın Yer Adlarının ve Halklarının
Betimlenmesiyle İlgili Belgeler Toplusu. C. 27. Birinci Bölüm. Tiflis: Kafkasya Eğitim Bölgesi Dairesi’nin
Yayını. ss. 102-119 [Рагимъ Халиловъ. (1900). Мектебы и медресе гор. Мешгеда. Сборник
материалов для описания местностей и племен Кавказа (СМОМПК). выпускъ двадцать
седьмой. отдѣлъ I. Тифлисъ: Изданiе Управленiя Кавказскаго Учебнаго Округа. c. 102-119].
** Yrd. Doç. Dr. Lefke Avrupa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü. eagayev@eul.edu.tr
1 Daha geniş bilgi için bkz.: Mustafa Öz. (2004). Meşhed. TDV İslam Ansiklopedisi (C. 29, ss. 363-365).
İstanbul; M. Streck. (1997). Meşhed. MEB İslam Ansiklopedisi (C. 8, ss. 145-159). Eskişehir.
Rahim HALİLOV
237
vardır. Meşhed pazarlarında pek çok Rus ürünlerine rastlamak mümkündür.”2 Erivan
Vilayeti Uluhanlı okulunun3 ve Erivan Öğretmen Seminariyası’nın4 Azerbaycan
Türkçesi (dönemin ifadesiyle Tatar Dili5
) öğretmenliğini yapan Rahim Halilov, 1899

2 Meşhed. Brokgauz ve Yefron’un Ansiklopedik Sözlüğü (C. 19, ss. 229-230). S.-Peterburg 1896
[Мешхед. Энциклопедический словарь Брокгауза и Ефрона (т. 19, с. 229-230). С.-Петербургъ
1896].
3 Tarihen Azerbaycanlıların yaşadığı Uluhanlı bölgesi Çarlık Rusyası döneminde Erivan Vilayeti’ne bağlı
olmuştur [Çarlık Rusyası’nda gerçekleştirilen 1897 yılı ilk genel nüfus sayımında Uluhanlı’nın nüfusu
2.757 Müslüman olarak kayda geçmiştir. Bkz.: Rusya İmparatorluğu 1897 Yılı İlk Genel Nüfus Sayımı:
“1897 Yılında Yapılan İlk Genel Nüfus Sayımında Rusya İmparatoluğu’nda Bölgelerinde Hakim
İnancına Göre Nüfusu 500 ve Üzerinde Olan Yerleşim Yerlerinin Göstergeleri”. S.-Peterburg 1905. s.
55 (Первая всеобщая перепись населения Российской империи 1897 г. «Населенные места
Российской империи в 500 и более жителей с указанием всего наличного в них населения и
числа жителей преобладающих вероисповеданий, по данным первой всеобщей переписи
населения 1897 г.». Санкт-Петербург 1905. c. 55). Kafkasyaötesi Statistik Komitesi’nin yıllık olarak
yayınladığı ve resmi verilerini içeren Kafkasya Takvimi’nin 1900 yılı basımında ise Uluhanlı’da 3062
Tatar’ın yaşadığı not edilmiştir. Bkz.: Kafkasya Takvimi. 1900 yılı için. editör: E. Kondratenko. LV Yıl.
Tiflis 1899. s. 18 (Кавказский Календарь. на 1900 годъ. подъ редакцею Е. Кондратенко. LV годъ.
Тифлисъ 1899. c. 18)]. Sovyetler Birliği döneminde Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti,
günümüzde ise Ermenistan Cumhuriyeti sınırları içindedir. 1881 yılında bu bölgede Uluhanlı Okulu
açılmıştır. Azerbaycan eğitim tarihinde önemli yeri olan ve çok sayıda aydın, bilim adamı yetiştiren bu
okul, 1988 yılında Ermenstan-Azerbaycan, Dağlık Garabağ sorunu başladıktan sonra Ermenilerin
bölgede gerçekleştirdileri etnik temizlikle beraber faaliyetine son vermiştir. Azerbaycan
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 29 Aralık 2006 yılında okulun 125. Yıldönümü ile ilgili 1883 nolu ferman
imzalamıştır. Uluhanlı okulu ile ilgili bkz.: Ziyeddin Meherremov. (2010). Erivan’da Eğitim-Öğretim ve
Aydınlanma (1800-1920 Yıllarında Edebi-Kültürel Ortam, Bakü: Nurlan Yayınevi. s. 64-65 vd. [Ziyəddin
Məhərrəmov. (2010). İrəvanda Məktəbdarlıq və Maarifçilik (1800-1920-ci İllərdə Ədəbi-Mədəni Mühit),
Bakı: Nurlan Nəşriyyatı. s. 64-65 vd.]; Asker Zeynalov. (2013, 31 Mayıs). Unutulmaz Uluhanlı Okulu.
Respublika gazetesi. s. 7 [Əsgər Zeynalov. (2013, 31 May). Unudulmaz Uluxanlı Məktəbi. Respublika
qəzeti. s. 7]. Kafkasya Takvimi’ne göre Rahim Musarza oğlu Halilov [anılan kaynakta soy ismi Halimov
olarak geçmektedir] 1892-1894 yıllarında Uluhanlı Okulu’nda öğretmen olarak çalışmıştır. Bkz.:
Kafkasya Takvimi. 1893 yılı için. editör: E. Kondratenko. XLVIII Yıl. Tiflis 1892. s. 246 [Кавказский
Календарь. на 1893 годъ. подъ редакцею Е. Кондратенко. XLVIII годъ. Тифлисъ 1892. c. 246];
Kafkasya Takvimi. 1894 yılı için. editör: E. Kondratenko. XLIX Yıl. Tiflis 1893. s. 269 [Кавказский
Календарь. на 1894 годъ. подъ редакцею Е. Кондратенко. XLIX годъ. Тифлисъ 1893. c. 269].
4 Erivan Öğretmen Seminariyası 1881 yılında açılmış ve 1918 yılına kadar eğitim faaliyetini
sürdürmüştür. Bu eğitim kurumuyla ilgili daha fazla bilgi için bkz.: Nazim Mutafa. (2013). İrəvan Şəhəri,
Bakı; Meherremov, a.g.e. s. 66.
Kafkasya Takvimi’ne göre Rahim Halilov 1897-1903 yıllarında Erivan Öğretmen Okulu’nda
Azerbaycan dili [anılan kaynakta Tatar Dili olarak geçmektedir] öğretmenliği yapmıştır. Bkz.: Kafkasya
Takvimi. 1898 yılı için. editör: E. Kondratenko. LIII Yıl. Tiflis 1897. s. 301 [Кавказский Календарь. на
1898 годъ. подъ редакцею Е. Кондратенко. LIII годъ. Тифлисъ 1897. c. 301]; Kafkasya Takvimi.
1899 yılı için. editör: E. Kondratenko. LIV Yıl. Tiflis 1898. s. 315 [Кавказский Календарь. на 1899
годъ. подъ редакцею Е. Кондратенко. LIV годъ. Тифлисъ 1898. c. 315]; Kafkasya Takvimi. 1900
yılı için. editör: E. Kondratenko. LV Yıl. Tiflis 1899. s. 335 [Кавказский Календарь. на 1900 годъ.
подъ редакцею Е. Кондратенко. LV годъ. Тифлисъ 1899. c. 335]; Kafkasya Takvimi. 1901 yılı için.
editör: E. Kondratenko. LVI Yıl. Tiflis 1900. s. 343 [Кавказский Календарь. на 1901 годъ. подъ
редакцею Е. Кондратенко. LVI годъ. Тифлисъ 1900. c. 343]; Kafkasya Takvimi. 1902 yılı için.
editör: E. Kondratenko. LVII Yıl. Tiflis 1901. s. 375 [Кавказский Календарь. на 1902 годъ. подъ
редакцею Е. Кондратенко. LVII годъ. Тифлисъ 1901. c. 375]; Kafkasya Takvimi. 1903 yılı için.
editör: E. Kondratenko, LVIII Yıl. Tiflis 1902. s. 385 [Кавказский Календарь. на 1903 годъ. подъ
редакцею Е. Кондратенко. LVIII годъ. Тифлисъ 1902. c. 385].
5 1930’lu yıllara kadar Rusya dilbiliminde Azerbaycan Türkçesinden Oğuz, Türk, Türk-Tatar, Tatar,
Azerbaycan dili adlarıyla bahsedilmiştir. Bkz.: Zemine Ziyayeva. (2001). Azerbaycan Diyalektolojisinin
Tarihi Üzerine. Karadeniz Araştırmaları. (30). s. 93-94.
Turkish History Education Journal 2015: 4 (1), 236-254
238
yılının yaz tatilini İran’ın yukarıda bahsi geçen Meşhed şehrinde geçirmiştir. Burada
bulunduğu iki buçuk aylık sürede onun en fazla dikkatini ve ilgisini bu şehrin mektep
ve medreseleri çekmiştir. Bu kurumları tarihi geçmişleri, mimari yapıları ve eğitim-
öğretim boyutlarıyla yakından inceleme şansı bulan yazar, geri dönüşünde bu
izlenimlerini makale haline getirmiş ve Kafkas’ın Yer Adlarının ve Halklarının
Betimlenmesiyle İlgili Belgeler Toplusu’nun6 27. cildinde yayınlatmıştır.7 Toplunun bu
sayısına giriş yazısı yazan editör L. Lopatinski, makaleyi, “geçmişin uykusundan
uyanmak için sadece bir dürtü bekleyen İran eğitim-öğretimiyle ilgili okuyucuda fikir
oluşturacak ilginç bir çalışma”8 olarak değerlendirmiştir.
Bu çalışmanın Türkiye Türkçesine çevrilmesinde iki amaç güdülmektedir: 1.
Türkiye okuyucusunda İran mektep ve medreseleri ile ilgili, özellikle de 19. yüzyıl sonu
ve 20. yüzyıl başlarındaki durumları ile ilgili fikir uyandırmak. 2. Aynı dönemdeki
Osmanlı İmparatorluğu mektep ve medreselerli ile karşılaştırma yapabilmek için veri
sağlamak.
Makalenin çevirisi yapılırken, konunun daha iyi anlaşılması için bazı kavramların
açıklanması ihtiyacı doğmuştur. Bundan dolayı da çevirenin notu (ç.n.) ibaresiyle bazı
kavramların açıklamaları verilmiştir. Çevirmenin notu ibaresi olmayan açıklamalar
yazarın kendi açıklamalarıdır.
Meşhed Şehrinin Mektep ve Medreseleri
1899 yılının yaz tatili fırsatını kullanarak İran’ın Horasan vilayetine gittim ve iki
buçuk aylık süremi onun baş şehri olan Meşhed ve çevresinde geçirdim. Meşhed şehri
ve ona bağlı çevre bölgelerde bulunduğum sürede beni en çok buradaki halk eğitimi
ilgilendirdi. Ve bu makalede konuyla ilgili edindiğim izlenimlerimi aktarmak istiyorum.

6 Kafkas’ın Yer Adlarının ve Halklarının Betimlenmesiyle İlgili Belgeler Toplusu [Rus. Сборник
материалов для описания местностей и племен Кавказа (СМОМПК)-Sbornik materialov dlya
opisaniya mestnostey i plemen Kavkaza (SMOMPK)] Kafkas’ın tarihi, coğrafyası, burada yaşayan
halkların etnografi, edebiyat, dil, folkloru üzerine akademik ve popüler çalışmaların yayınlandığı bir
topludur. Kafkas Eğitim Bölgesi Dairesi’nin Yayını olan bu toplu 1881-1915 yılları arasında Tiflis’te 44
cilt olarak yayınlandıktan sonra yayınına ara vermiştir. 1926 (45. cilt) ve 1929 yıllarında (46. Cilt) birer
cilt daha yayınladıktan sonra faaliyetini sonlandırmıştır.
7 Bu makale Rahim Halilov’un Kafkas’ın Yer Adlarının ve Halklarının Betimlenmesiyle İlgili Belgeler
Toplusu’nda yayınlanan ilk çalışması değildir. Toplu editörünün ricası ve desteğiyle hazırladığı “Erivan
Guberniyası Müslüman-Şiilerinide Muharrem Ayı Matemi” isimli çalışması Toplu’nun 1898 yılında
basılan 25. cildinde yayınlanmıştır. Bkz.: Rahim Halilov. (1898). Erivan Guberniyası Müslüman-
Şiilerinide Muharrem Ayı Matemi. Kafkas’ın Yer Adlarının ve Halklarının Betimlenmesiyle İlgili Belgeler
Toplusu. C. 25. birinci bölüm. Tiflis: Kafkasya Eğitim Bölgesi Dairesi’nin Yayını. s. 161-188 [Рагимъ
Халиловъ. (1898). Траурный месяцъ магаррамъ у мусульманъ-шiитовъ Эриванской губернiи.
СМОМПК. выпускъ двадцать пятый. отдѣлъ I. Тифлисъ: Изданiе Управленiя Кавказскаго
Учебнаго Округа. c. 161-188 ].
8 L. Lopatinskiy. (1900). Önsöz. Kafkas’ın Yer Adlarının ve Halklarının Betimlenmesiyle İlgili Belgeler
Toplusu. C. 27. Tiflis: Kafkasya Eğitim Bölgesi Dairesi’nin Yayını. s. VI [Л. Лопатинскiй. (1900).
Предисловiе. СМОМПК. выпускъ двадцать седьмой. Тифлисъ: Изданiе Управленiя Кавказскаго
Учебнаго Округа. c. VI].
Rahim HALİLOV
239
İran’ın tüm vilayetlerinde olduğu gibi, bu vilayette de eğitim kurumları iki
dereceye ayrılıyor: mektep ve medrese. Bu kelimelerin her ikisi Arapçadır. Birincisi
ilkokul, ikincisi ise yüksek dini okul anlamına gelmektedir. Mektep, şöyle söylemek
gerekirse, medrese için öğrenci hazırlama görevini görmektedir.
İlk dereceli eğitim kurumu olan mektep, hemen hemen büyük veya küçük tüm
köylerde köy mescitlerinin yanı başında yerleşmekte ve bunlarla köy mollaları
ilgilenmektedir. Kışın soğuk olduğunda öğrenciler (şâkirdler) mollanın evine toplanırlar.
Zahmeti karşılığında mollalar her öğrenciden önemsiz miktarda bir ücret alıyorlar: 15-
20 kopeyk9
ten fazla olmayan bu ücret aylık veya haftalık (perşembe günleri) ödeniyor.
Meşhed’in 30 verst10 uzaklığında yerleşen Cağark köy okulundaki öğretmen ayda
yaklaşık 6 ruble11 alıyor ve bu iyi bir para sayılmaktadır. Bu aylık dışında öğrenciler
Kur’ân’ın ve herhangi diğer bir kitabın önemli bölümlerini tamamladıklarında
öğretmenlerine hediye getiriyorlar.
Her mektepte, Kelamullah yani Kur’ân tamamlandığında şâkirdler (öğrenciler)
mollaya pahalı hediyeler getiriyorlar. Bu pahalı hediye öğrencinin durumuna göre
değişiyor: 3-4 funt12 ağırlığında baş şeker,13 herhangi bir ölçüde çiçekli alacalı basmalı
geleneksel Rus kumaşına benzer kumaş, hurma, birkaç funt ağırlığında kuru üzüm ve
benzeri tatlılar. Bazen de bu hediye para olabiliyor; ama bu para 50-60 kopeyki
geçmez. Bu bayram gününde tüm öğrenciler okuldaki derslerden izinli sayılıyor ve
molla ile beraber günün sebepkarının evine gidiyorlar. Onlar için burada yemekler ve
tatlılar hazırlanmıştır. Öğrenciler akşama kadar burada oynar ve daha sonra evlerine
dağılırlar. Meşhed’in merkezinde de aynı günlerde öğrenciler elbisenin üstüne ayak
bileklerine kadar uzayan bir keten bluz giyerler ve arkadaşlarının evine öyle giderler.
Bir mollanın bana anlattığına göre, öğrencilerin Arap erkeklerine benzemeleri için bu
elbise giyilmektedir.

9 Kopeyk-kapik [Копейк]- Çarlık Rusyası, Sovyetler Birliği ve şimdi de Rusya Federasyonu’nda
kullanılan kuruş anlamında madeni para. (ç.n.)
10 Verst [верст]- 1.06 km.lik Rus uzunluk ölçüsü. Bkz.: Vedat Gültek. (2004). Rusça-Türkçe Sözlük.
Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları. s. 12.
11 Ruble [рубль]- Çarlık Rusyası, Sovyetler Birliği ve şimdi de Rusya Federasyonu’nda kullanılan 100
kopeyk değerinde kağıt para. (ç.n.)
12 Funt [фунт]- 409.5 grama eşit ağırlık birimi. Bkz.: Gültek, a.g.e. s. 1838. (ç.n.)
13 İran’da bu şekere kəlleğənd [كلهقند] denmektedir. Bkz.: Nəyyerzaman Səqəfi (Hatəmi). (1999). Farsca
Azerbaycanca Lüğət. cilt 2. Tehran: “Naşer” Nəşriyyatı. s. 322. (ç.n.)
Turkish History Education Journal 2015: 4 (1), 236-254
240
Köy mekteplerinde öğrencilerin sayısı genelde 20-30 arasında değişmektedir.
Çok sayıda mektebin bulunduğu şehirlerde ise mekteplere göre öğrenci sayıları
farklılık göstermektedir. Örneğin, 60 mektebin bulunduğu Meşhed şehrinde
mekteplerin öğrenci sayıları 25’i geçmemektedir ve buradaki eğitim masrafıyla köy
mekteplerindeki eğitim masrafları aynıdır. Bir molla, eğitim masrafını ödemede
düzensiz davranan velilerden derd yanıyordu. Ona göre öğrenci velilerinin düzensiz
ödemelerinden dolayı köy öğretmenleri şehir öğretmenlerine göre kendilerini daha
güvende hisediyorlar. Durumu şöyle açıklıyordu: Köylerde bir, bazen de nadiren iki
okul bulunmaktadır. Bundan dolayı eğitim masraflarını ödemede tuttarlı davranmayan
velilerin çocukları, biten ayın masrafı ödenmediğinden dolayı mollalar tarafından
mektepten uzaklaştırılıyordu. Köyde başka mektep olmadığından bu velilerin
çocuklarını okula gönderebilmeleri için öğretmeni memnun etmeleri gerekiyordu.
Mektep sayılarının çok olduğu şehirlerde ise başka şartlar geçerliydi. Eğer
öğrencilerden biri, örneğin ayın sonunda eğitim masrafı olan 15-20 kopeyki
getirmediyse, öğretmen birkaç gün bekledikten sonra öğrenciyi gereken parayı, yani
aylık eğitim harcını ödemesi için velisine gönderir. Elbette, bununla amacına
ulaşamayınca molla öğrenciyi birkaç defa daha velisinin yanına göndermek zorunda
kalıyor. Bu durumda sık sık karşılaşılan manzara şudur: Öğretmenin bu tacizlerine
kızan veli, ödemesini de yapmadan çocuğunu onun yanından alıp başka bir mollanın
yanına gönderiyor. Bu manzaradan sonra şunu cesaretle söylemek mümkündür:
Yeryüzünde İran’dan başka bir ülke yoktur ki orada öğretmenlerin hakkı böyle acınacak
düzeyde olsun ve ayrıca bu acınacak düzeydeki hak düzensiz elde edilsin.
Okulda öğrenciler ayaklarını altlarına büzüp hasır veya eski kilim serilmiş yerde
oturuyorlar. Mekan hiçbir zaman hijyenik şartlara uygun değildi: Mekanlar karanlık,
kışın soğuk ve aşırı nemlidir; yazın öğrenciler açık havada ağaçların altında gölgelik
yerde öğrenim görüyorlar. Okula öğrenci alımı ders yılı boyunca devam ettiğinden
gruplar kurulamıyor ve her öğrenciye ayrıca ders veiliyor; bazen iki veya üç öğrencinin
belirli kitapta aynı yerleri öğrendikleri oluyordu.
Okula kaydını yaptıran 8-9 yaşlarındaki erkek çocuklar kitap arkasına geçiyor
ve birinci dersten itibaren mollanın kontrolünde Kuran’ın dörtte birini oluşturan
çerekeye14 göre Arap harflerini ezberliyor. Erkek çocuk bu taş baskılı kitaptan mekanik

14 Çereke- Arap alfabesinin, Kur’ân-ı Kerim’in bazı surelerinin ve en çok okunan duaların toplandığı
kitapçığa denir. Eskide medreselerde çocuklar Kur’ân eğitimine başlamadan önce Çereke’yi
Rahim HALİLOV
241
olarak ve bilinçsizce kademeli şekilde Arapça kelimeleri ayırt etmeye başlıyor. Okumayazmanın
sese dayalı öğretim metodu olan usul-i cedid ve usul-i sövt konusunda
İran’da herhangi bir tasavur bulunmamaktadır. Bu yeni metod mollalar tarafından
gözardı edilmekte, onların birçoğu bu kolay yöntemin öğretimi nasıl etkileceğini
bilmiyor, onun iyi bir iş olmadığını ve hatta günah olduğuna inanıyorlar. Bunların
devamında çok yetenekli olan çocuklar çerekenin okunuşunu bilinçsiz şekilde altı ay
içinde öğrenebiliyor ve Kur’ân’ı tamamlamaları nerede ise bir yılı alıyor. Mektepte
bulunduğu bu uzun süre boyunca öğrenci yazı yazmayı öğrenemiyor ve ancak Kur’ân’ı
bitirdikten sonra molla onlara bu güzel sanatı öğretmeye başlıyor. İran’da matbu
örnekler bulunmadığından her mollanın güzel yazı yazmayı bilmesi gerekiyor. Molla bu
güzel yazıyla öğrenciye örnekler sunuyor. Bu örnekler genelde milli şairler Sadi, Hafız
ve benzelerinin şiirlerinden oluşmaktadır. Mollanın güzel yazıya sahip olması onun
tanınması bakımından önemlidir ve bunun sayesinde öğrencilerinin de sayısı
artmaktadır.
Burada, mektebe başladığı bir yıllık veya daha fazla bir süre sonunda yazmayı
öğrenen öğrencinin mollaya hediye getirmesi gibi eski bir gelenek mevcuttur. Böyle bir
olayda hediye 3-4 funt ağırlığında baş şeker olmaktadır. Şunu da vurgulamak gerekiyor
ki, öğrenci yazmayı ayrı ayrı harfleri ve onların karışık birleşimlerini öğrenerek değil,
kelimeler ve cümlelerden başlayarak öğreniyor. Çünkü o mollanın yazdıklarını
bilinçsizce kopyalamaktadır. Bundan dolayı da bu öğrenci daha uzun yıllar bağımsız
veya dikteyle yazı yazamamaktadır.
Kur’ân’ı bitirdikten sonra öğrenciye milli şairlerden birinin kitabı verilmektedir: Bu
kitap genelde, 1175 yılında (Hicri takvime göre 571 yılı) Şiraz’da doğmuş olan İran’ın
ahlakçı şairi Sadi’nin Gülistan eseri olmaktadır. Mektepte okutulan tüm kitaplar ana
dilleri olan Farsça yazıldığından öğrenciler ayrı ayrı kelimeleri anlamakta zorluk
yaşamamaktadırlar. Fakat içerik bakımından çocukların bu metinleri anlamaları zor
olmaktadır. Bu gerçeğe uygun bir atasözü de oluşmuştur: “Sadi’yi yedisinde okuyan
anlamını ve kıssadan hisseyi yetmişinde anlar”.

bitiriyorlardı. Bazı bilgilere göre bu kelime aslen Farsçadır. Kur’ân’ın ¼’ü anlamındadır. Günümüzde
çereke genellikle cenaze törenlerinde ve diger dini törenlerde okunan (Yâ Sin, Rahman, Küçük sureler)
ve dualardan (günlük namazlardan sonra okunan dualar, Ramazan ayının duası, hatim duası, kurban,
sofra duası, defin töreninin kuralları vs.) oluşmaktadır. (ç.n.)
Turkish History Education Journal 2015: 4 (1), 236-254
242
Birinci kitaptan sonra öğrencilere, aralarında tabi ki Şii bakışına göre
hazırlanmış dinin temel kurallarını içeren eserlerin bulunduğu diğer kitaplar veriliyor.
Bunlarla beraber molla öğrencilere oruç (ruja), namaz kılınması, boy abdesti alınması,
zekat, humus ve benzerleri konusunda da bilgi vermektedir. Ramazan ayı boyunca
öğrenciler diğer kitapları bir tarafa bırakarak öğretmenin rehberliğinde sadece Kur’ân
okuyorlar.
Perşembe günleri milli şairlerin şiirlerinin bilgisi konusunda yarışmanın
düzenlenmesine önem veriliyor. Bunun için öncelikle mektep öğrencileri iki gruba
ayrılıyor. Birinci gruptan herhangi bir öğrenci şiir söylüyor. Sonra ikinci gurptan bir
öğrenci diğer gruptaki öğrencinin söylediği şiirin son harfinden başlamak üzere başka
bir şiir söylüyor. Yarışma böylece devam eder. Bir grubun söylediği şiirin son harfıile
başlayan yeni bir şiir söyleyemeyen grup yenik sayılıyor. Bu durum öğrencileri sonraki
haftaya kadar daha fazla şiir ezberlemeye zorluyor. Tüm bunlar birlikte ele alındığında
bu gelenek, İranlıların kendi şairlerinin şiirlerini daha iyi bilmelerine ve konuşmalarında
onların vecizelerini ve şiirlerini kullanmalarına olanak sağlıyor. Bundan dolayıdır ki
Doğu halkları arasında kendi zengin edebiyatını ve şairlerini bilme konusunda İranlılar
ilk sırayı işgal etmekteler.
Aritmetiğin dört işlemi buradaki hiçbir mektepte öğrencilere bizdeki şekilde
öğretilmemektedir. Fakat, öğrencilerin mektepte verilen eğitimden memnun kaldıkları
ve mektep bitiminde velilerinin ticari ilişkilerinde yardımcı olabilmeleri için gereken
işlemleri öğrendiklerinden buradaki eğitimi yeterli bulduklarını da unutmamak gerekir.
Bundan dolayı da mollalar biraz daha yaşlı olan öğrencilerin eğitimini sadece ağırlık,
uzunluk ve para ile ilgili işlemlerle sınırlı tutuyorlar. Ana dilleri olan Fars dilininin grameri
mektep programına dahil edilmemiştir. Haftada 6 gün ders yapılmaktadır; Cuma günü
tatildir; Perşembe günü derslerin tekrarı ve şiir bilgisi yarışması günüdür.
Belirlenen bir programın olmadığı böyle mektepte doğal olarak kursun süresi
belli olmamakta ve birkaç kitabın öğrenilmesi ile sınırlı kalmaktadır. Öğrencilerin önemli
bir kısmı 9-10 yıl mektebe devam edip yazma ve okumayı öğrendikten sonra velilerinin
tarım ve zanaat işlerini devralıp eğitimi bırakıyor. Bu öğrenciler arasında eğitimine
devam etmek isteyen ve okulun ona daha fazla bir şey veremeyeceğini görenler
medreseye veya yüksek dini okullara gidiyorlar.
Rahim HALİLOV
243
Mekteplerdeki fiziksel cezaya gelince o her yerde bulunmaktadır ve falaka15 her
mektepte uygulanan bir yöntemdir.
Meşhed, İsfahan, Şiraz, Kerman, Tebriz vb. şehirler tüm İran’da medreseleriyle
ünlüdürler. Az şehir bulunur ki (tabii ki, daha fazla veya daha az nüfuslu) orada
mescidin yanında medrese bulunmasın: Meşhed, İsfahan gibi büyük şehirlerde ise çok
sayıda medrese vardır. Örneğin, Meşhed’de böyle yüksek eğitim veren okulların sayı
18’dir ve onlar kurucularının desteği sayesinde tutunmaktadırlar. Bu 18 okul arasında
zengin olanları şunlardır: Mirze Cafer medresesi, Fazil Han medresesi, Nevab
medresesi, Abaskulu Han medresesi ve Heyrat Han medresesi.
Meşhed’deki tüm medreselerin dış kısımları düzgün dörtgen düzeninde, kerpiç
duvarlarla çevrili iyi görünümdedir. İç kısım ise öğrencilerin (tullâbın16) barınmaları için
hücrelere ayrılmıştır. Bu hücreler arasında dershane olarak adlandırılan daha büyük
bir hücre bulunmakta ve yaşlı öğrenciler burada müctehidden17 leksiya18 (ders-i haric)
dinliyorlar. Medresenin taş döşenmiş avlusunun nerede ise tam ortasında taştan
yapılmış bir havuz bulunmaktadır. Meşhed şehrinde her zaman su bulunmadığından
talebelerin ihtiyacının karşılanması için haftada bir defa kuyudan bu havuza su
dolduruluyor. Avluda ayrıca talebelerin çiçek yetiştirmeleri için boş alan da
bulunmaktadır; fakat tüm medreselerin avluları böyle büyük değildir; bazılarında bu
alan daha geneldir ve burada çınar ve diğer ağaçlar bulunmaktadır; bazılarında ise
alan yetersizliğinden ağaç da bulunmamaktadır. Medresenin büyük kapısı geceleri
kilitleniyor; avlu temiz tutuluyor; fakat yazın havuzdaki su bozulunca kokusu tüm avluyu
kaplıyor.
Hücrelerin ve dersliklerin çatısı Meşhed’in tüm medreselerinde tonoz biçiminde
ve tuğladan yapılmıştır; dış kısımlar ise değişik renklere boyanmıştır. Bundan dolayı
da üzerinde kemerli revakın bulunduğu büyük kapıdan medresenin avlusuna

15 Falaka- Ceza aracıdır, uzun bir sopadan oluşmaktadır, her iki ucuna ip sarılmaktadır, sorunlu
oğrencinin ayakları buna bağlanıyor ve sopayla tabanına vuruluyor.
16 Tullâb (طلآب) Arapçadaki talebe (طلبه) kelimesinin çoğulu olup, bilgi arayan, öğrenmek isteyen
anlamına gelmektedir.
17 Müctehid (مجتھد) - Arapça bir kelimedir. Âyet ve hâdislerden şer’î hükümler çıkaran din hukuk bilgini,
hukuk danışmanı anlamına gelmektedir.
18 Leksiya- Konferansa dayalı öğretim metodu (ç.n.)
Turkish History Education Journal 2015: 4 (1), 236-254
244
girdiğinizde bazı kısımlarına kaşi19 adında fayans döşenmiş ve zevkle boyanmış
duvarlar hemen dikkatleri çekiyor. Hücrelerin büyüklükleri tüm medreselerde aynı
değildir; şöyle ki İmam Rza’nın eski avlusunun (sahn-ı köhne) yakınına yerleşen Mirze
Cafer’in en güzel medresesinde hücreler diğerlerine göre çok daha geniş ve ferahtır.
Hücreler ortalama 5-8 arşin20 kare büyüklüğündedir ve bu büyüklüğüne rağmen burada
2’den 4’e kadar talebe kalmaktadır. Hücrelerin kapı ve pencereleri (arusi de
denmektedir) avluya açılmaktadır. Işık hücreye pencereden ve kışın, keten tohumu
yağına batırılmış ince kağıtlarla kaplanmış kapının üstündeki ızgaralı küçük
pencerelerden girmektedir. Bazen de bu küçük pencerelere kâğıt yerine cam takıldığı
da görülmektedir. Meşhed medreselerinde, genelde ise tüm İran medreselerinde
olduğu gibi alışılmış soba değil, taş sobalar/şömine vardır. Zemin her zaman, İran’ın
onur duyduğu ve zengin öğrencilerin serdiği topraksı ve kırmızımsı halılar veya
fakirlerin serdiği hasır ve keçelerle kaplıdır. Kapı ve pencerelerde büyük delikler
bulunmaktadır ve bundan dolayı da kışın hücreleri ısıtmak mümkün olmamaktadır.
Öğrenciler önce şömineyi yakıyor, sonra ateşi kül dolu kil kaba veya direkt zeminde
açtıkları çukur yere -ateş-dana- koyuyorlar. Bunun üzerine, her tarafı pamuk battaniye
ile kaplı olan sandalyeyi yerleştiriyorlar. Battaniyenin altındaki hava ısınıyor ve
talebeler ellerini ve ayaklarını onun altına sokarak ısıtıyorlar. Sandalye aynı zamanda
üzerine mum, derslik ve kalemdanın koyulduğu masa görevini görmektedir. Tüm
bunlardan sonra hücrelerin karanlık, soğuk, nemli ve dumanlı/kömür gazı dolu
olmasına şaşılmamalıdır; bundan dolayıdır ki öğrencilerin büyük kısmı sık sık uzağı
görememekten ve romatizmadan acı çekmektedir.
Meşhed medreselerinin dış görüntülerinden kısaca bahsettikten sonra şimdi de
onların ortaya çıkması, içeriği ve buradaki eğitimle ilgili bilgilere geçelim.
Herhangi bir medresenin açılması, köprü, mescidin yapılması eski zamanlardan
beri İran’da faydalı ve sevap bir iş olarak görüldüğünden Meşhed’de ve genelde İran’ın
tümünde medreseler özel şahısların parasıyla yapılmıştır. Devlet maddi destek
göstermemekle beraber, öğretmenlerin ve medreselerin ekonomi kısmını yönetenlerin
davranışlarını bile kontrol etmemektedir. Medreselerin kurucusu herhangi bir prens,

19 Cilayla kaplı bu tuğla öncelikle Kum ve İsfana şehirleri arasında yerleşen Kaşan’da hazırlandığından
ona kaşi (كاشى) ismi verilmiştir.
20 Arşin- 0.71 metreye eşit olan uzunluk ölçüsü birimi. Bkz.: Gültek, a.g.e. s. 26. (ç.n.)
Rahim HALİLOV
245
han veya devletin önemli görevlilerinden biri olduğu takdirde bile o özel bir şahıs olarak
görülmektedir. Örneğin, Meşhed’de birer medrese kuran Abaskulu Han, Heyrat Han
ve bazı prensler (navablar) burada özel bir şahıs olarak bulunmuşlardır ve bu
yaptıklarını hayır işi olarak görmüşlerdir.
Kurucuları medreselere kendi isimlerini veriyorlar; onu iyi konumda tutmak ve
talebelerin geleceğini temin etmek için belirli mülkünü gelir olarak medreseye
bırakıyorlar. Vasiyet edilen mülk vakıf malı olarak adlandırılıyor ve hayır işi için bağış
anlamına geliyor. Bağış yapanın varisleri ve bağış yapanın kendisi de bu mülk
üzerindeki haklarından mahrum oluyorlardı. Medresenin kurucusunun ismi de
vakıfnameye yani vakıf belgesine yazılıyordu. Bu şekilde de İran’daki toprak
vergisinden muaf olunuyordu. Vakıfnamede medresenin kurulma tarihi, kurucusu,
medreseye vasiyet edilen mülkün yıllık gelirleri ayrıntılı şekilde belirtiliyordu. Ayrıca
vakıf mülkünün sınırları, büyüklüğü, yöneticisinin atanma kuralları kesin şekilde
yazılıydı. Yöneticiye “mütevelli” deniyordu ve bu Arapça bir kelime idi; bu kelime
medrese, mescit ve herhangi bir hayır kurumunun gelirlerini yöneten anlamına
gelmektedir. Meşhed medreselerinin vakıf mülkleri aşağıdakilerden oluşmaktadır:
Tarım arazisi, köyler, hamam, dükkân, pınar; nakit para bulunmamaktadır.
Vakıfnamede vesiyet edenin imzası ve mührü bulunmaktadır. Ayrıca dindar ve dürüst
olan şahıslar imzalarıyla buna tanıklık ederlerdi. Daha sonra şehrin müctehidi ve devlet
yetkilisinin de tanıklık yapması gerekirdi. Vesiyet eden, esasında vakıfnamede
mütevelli olarak yakınlarından herhangi birisini gösteriyordu. Dolayısıyla mütevellilik bir
miras olarak devrediyordu. Şöyle ki müfevelli öldüğünde yerine oğlu geçiyordu vb.
Bunun yapılma nedeni yöneticinin gelirden büyük pay almasıydı. Mütevvellinin alacağı
miktar tüm medreselerde aynı değildir; Mütevelli bazı medreselerde gelirin 1/15’ini,
bazılarında ise 1/10’ini ve 1/8’ini alır; bu rakam tamamen vakfın vakıfnamede
belirlenen kurallarına bağlıdır; vakıfnamede mütevellinin vakıf malının yönetmi
karşılığındaki hakları, yetkileri ve alacağı ücret belirtilmektedir. Vakıfnamede
mütevellinin atanmadığı durumlar nadiren oluyordu. Fakat mütevvellinin
belirlenmemesine rağmen burada bir istek belirtiliyordu; mütevvelli daha dindar ve
dürüstlüğüyle seçilen birisi olmalıydı. Fakat Meşhed’de sonuncu özellik çok da
önemsenmezdi ve bu durumlarda dini yetkileri ellerinde toplayan daha güçlü dini
önderler yönetimi ele geçiriyor, bu da onlara ek gelir sağlıyordu.
Turkish History Education Journal 2015: 4 (1), 236-254
246
Medresenin tüm mülkleri mütevelli tarafından kiralanıyordu. Kira gelirlerinin bir
kısmı medrese binasının tamiri ve dükkân, banyo, mütevelli ücretleri için kesiliyordu.
Geriye kalan kısmı ise öğrenciler arasında eşit dağıtılıyordu; öğrencilere burs şeklinde
dağıtılan bu paralar bazen aylık verilmekteydi. Örneğin, Abaskulu Han medresesinde
aylık verilmekteydi. Bir kısım medreselerde burs yılda bir veya iki parça şeklinde
veriliyordu. Öyle medreseler de vardır ki, -örneğin Fazıl Han medresesi gibi- öğrenciler
burslarını aynî olarak alıyorlardı. Bu medresede her öğrenciye yılda 3’er halvar21
buğday ve yakacak veriliyor. Mütevvelliler öğrenci bursları konusunda dürüst
davransalardı, şimdi o 20-30 defa artmış olurdu. Fakat buna kimse dikkat etmemekte
ve yöneticiler açgözlülüklerinden vazgeçmiyorlardı. Meşhed’de gayrimenkul mülklerin
gelirleri 30 misli artmasına rağmen, öğrenciler hala 40-50 yıl önceki düzeyde burs
alıyorlar. Konuyla ilgili örnek olarak aşağıdakini gösterebilirim; Meşhed’in aşağı cadde
kısmındaki Pain Hiyaban’da Şahverdi Han kervansarayı ve onun yanında da İmam
Rıza mülkü olan hamam bulunmaktadır. Bu mülkler 30-35 yıl önce 300 ruble ederdi;
ama şimdi 6.000-7.000 ruble ediyor, fakat gelir-gider kaleminde değeri hala eski
şekliyle, yani 300 ruble gösterilmektedir.
Mütevellilerin bu istismarlarına rağmen, hatta daha yaşlı öğrenciler ve leksiya
okuyan müctehidler bile onları engelleyemiyorlar. Profesörler öğrencilerin
mütevellilerle ilgili şikâyetlerini kulak ardı ediyor ve bundan dolayı mütevvelliden bir
açıklama istemiyorlardı. Çünkü bunun bir sonuç vermeyeceğini biliyorlardı. Öğrenciler
arasında daha cesur olan ve müctehidin de yardımıyla mütevvellinin istismarlarını takip
edenler oluyor. Fakat burada da olay mütevellinin lehine sonlanıyor. Örneğin,
Meşhed’de iki seyit kardeş bulunmaktadır: Hacı Mirze Habib Ağa ve Mirze Memmed
Bağır Ağa. Bunların lakabı, yuvarlak topuzlu sopa anlamına gelen Şafti’ydi. Diğer
ifadeyle kolu zorlu, vurucu, güçlü olan anlamında. İmam Rıza medresesi dâhil birçok
büyük medresenin vakıf mülkleri bu iki kardeşin elinde toplanmıştı. Bu kurumlarında
eğitim alan ve çok fakir durumda yaşayan talebeler, vakıf gelirlerinin istismar edilmesi
konusundaki şikâyetlerini uzun süre dillendirdiler. Sonunda Profesör Ağa Şeyh
İsmail’in bu suçlamaları dile getirmesine muvaffak oldular. Fakat etkili insanlardan Reis
Talebe ve Fazil’in de desteğini almasına rağmen hoca hiçbir şey yapamadı. Sonunda
o da mütevellilerin çevirdiği dolapların kurbanı oldu; yukarıda ismi geçen iki

21 Halvar [халваръ] İran’da 19 puda eşit ağırlık ölçüsüdür. [Pud (пуд)- Eskiden Ruslarda kullanılan 16.38
kg.’lık ağırlık birimi. Bkz.: Gültek, a.g.e. s. 1346 (ç.n.)]
Rahim HALİLOV
247
destekçisiyle beraber resmi şekilde Meşhed’den uzaklaştırıldılar. Ve hala de
sürgündeler.
İki etkili insanın mütevellilerin açgözlülüklerini durdurmak için yaptıkları bu
girişim sonuç vermeyince daha az sesi çıkanlar da bu bu istismar konusunda susmayı
tercih ettiler. Bu iki kardeş ise vakıf parasıyla dipsiz ceplerini şimdi daha fazla
dolduruyorlar.
Sabah saat 9’da kıdemli talebeler, yani küçük öğrencilere ders veren
müderrisler, dershaneye toplanıyorlar, kısa süre içinde profesörler de geliyorlar.
Profesör gelince talebeler yerlerine geçiyor ve onu selamlıyorlar. Bundan sonra
profesör minbere çıkıyor ve dünkü konunun devamı olan leksiyasına başlıyor. Böylece,
İslam teolojisi ve hukuku bütün olarak anlatılmakla talebeler köy ve şehir mollalığı için
yetiştirliyor. Profesör, peygamberin veya imamların bazı vecizelerini okuduktan sonra
parçayı yorumluyor, ünlü Müslüman bilginlerinden örnekler veriyor, değerlendirmeler
yapıyor.
Müctehid-profesöre gösterilen saygının yanında, talebelerin leksiya boyunca
hocalarıyla bilimsel tartışma yapma hakkı vardı. Böyle tartışmalarda bazen de
öğrenciler galip ayrılıyor ve tüm sınıf bu galib düşünce etrafında birleşiyor. Bazen
leksiya tamamen bu tartışma şeklinde devam ediyor; bir kısım öğrenci hocalarıyla
beraber muhalif düşüncelerin temelsiz olduğunu kanıtlamaya çalışıyor; muhalifler ise
düşüncelerini esaslandırmak için dönemlerinin ünlü İslam dini bilginlerinden alıntılar
yapıyor ve bu alıntılardan kendi düşüncelerinin adeletli olduğu yönünde çıkarsamalar
yapıyorlar. Kendi düşüncelerinin adaletli olduğunu kanıtlamaya çalışan öğrencilerin
böyle bir tartışmalarına şahit oldum. Tartışma şuydu: örneğin, birisi namaza yeni
başlamıştır. Bir süredir cemaat namazını yakından tanımadığı bir imamın
(pişnamazın22) arkasında kılmaktadır. Daha sonra izlenimleri sonucu imamın inancının
tam olmadığı sonucuna varıyor. Bu durumda yeni namaza başlayanın imamla beraber
kıldığı namazları tekrar etmesi gerekiyor mu, gerekmiyor mu? Tartışanlar düşüncelerini
şöyle esaslandırıyorlardı: Şeriata göre her Müslüman birini imam olarak kabul
edecekse öncelikle onu incelemelidir. Dindarlığından ve dine bağlılığındam emin
olduktan sonra onu imam olarak kabul etmelidir. Eğer buna dikkat edilmemişse ve çok
sayıda hayranlarının olmasına rağmen imamın şeriatın öngördüğü özellikleri

22 Şeriata göre pişnamaz dürüst, inançlı ve toplum işlerinde iştirak eden birisi olmalı.
Turkish History Education Journal 2015: 4 (1), 236-254
248
taşımadığına karar verilmişse, bu durumda namaz kılan o imamı bırakmalı ve onun
imamlığında kıldığı tüm namazlarını yeniden kılmalıdır.
Profesörlerle tartışmalara katılmaktan tereddüt etmeyenler genelde bilgi
yönünden hocasından az aşağıda bulunan çok güçlü ve yetenekli öğrencilerdi. Böyle
talebeler Meşhed’deki kursu tamamladıktan sonra, Meşhed profesörlerinden fazla bir
şey duymayacaklarını fark ettiklerinde eğitimlerini tamamlamak için Meşhed-Ali, yani
Necef’e gidiyorlar. Çünkü en zor dini soruları çözen tüm Şii dünyasının önemli
ulemaları veya müctehitleri Mezopotamya’da yaşıyorlar. Bir Meşhedli öğrencinin ifade
ettiği gibi, Necef medreselerinde leksiyaları 7 binden fazla öğrenci dinliyor ve onların
bakımı için büyük paralar harcanıyor.
Mektepten medreseye geçen öğrenciler hemen leksiyalara alınmıyorlar. Onlar
önce, daha yaşlı olan talebelerin kontrolünde Arapça metni iyi anladıkları ve grameri
ayırdedebildikleri zamana kadar Arapçayla uğraşıyorlar. Çünkü daha sonraki
aşamada, leksiya döneminde Arapça olan Kur’ân ve hadislerden sık sık parçalar
okunuyor ve öğrencilerin bu metinleri anlamaları gerekiyor. Arap dilini öğrendiklerine
emin olunduktan sonra eğitimlerine başlanıyordu.
Bunun için genç talebe titizlikle Arap etimolojisini-sarfı, Arap söz dizimini-nahvı
öğreniyor. Gramer konusunda şu kitaplar mevcuttur: 1. امثله - Emsile, 2. Sarv-ı Mirhond,
3. Merah - hazırlayan Ahmed ibn Ali, 4. Bine, 5. Maksud vb. Söz dizimi konusunda
şunlar vardır: 1. Avâmil- İbn Hacib Cürcani’nin eseri, 2. Samadiye- Şeyh Bahaeddin’in
eseri, 3. Elfiye- İbn Malik), 4. Şerh-i Cami- Molla Cami’nin eseri, 5. Enmuzec vb.
Bu ve benzeri kitapların öğrenimi iki-üç yıl sürüyor. Bundan sonra ise öğrenciler
müctehitlerden aşağıdaki konularda leksiya dinliyorlar: 1. İlm-i fıkıh dersi - insanın
davranışlarını, onun Allah ve insanlar karşısındaki görevlerini belirleyen kanunlardır.
Bundan dolayı ilm-i fıkıh iki ana kısma ayrılmaktadır: birinci kısmı dini görevler olan
İbadât’i [عباداټ] içermektedir. İkinci kısmı ise karşılıklı sözleşmeleri, gönüllü
yükümlülükleri ve benzerlerini içerir. 2. İlm-i Üsul dersi - Allah’ın varlığı inancının ispat
edilmesini delillere dayanarak inceleyen dini öğretidir. Öğrencilere göre öğretimde en
zor olan kısım budur ve bu kısmı başarılı şekilde öğrenen birisi ileride müctehid ve
profesör olabilir. Bunlarla beraber Şii dünyasında değişik görüşler ve dedikodular da
bulunmaktadır. Bundan dolayı da öğrencilerin çok sayıda düşünürün öğretisiyle
tanışmaları için İlm-i Âhkâm [اجكام علم] gibi düşünce veya teoloji kitaplarını da takip
Rahim HALİLOV
249
etmeleri gerekiyor. İlm-i fıkıh dersinde Şeraiul İslam ve Şerhi’l-Umde kitapları, İlm-i
Üsul dersinde ise Muhakik-Kummi’nin Kavanin; Şerhi Kebir, Mesalik; Cevâhiru’lKelâm,
Mealim vb. kitaplar kullanılmaktadır.
Medreselerde esas yeri dini bilimlerin almasına rağmen, öğrencilerin gelecekte
alanlarında çalışırken ihtiyaçları olacak diğer bazı dersler de öğretilmektedir. Bunun
için de ilahiyat dersleri yanında İlm-i Hülasa, İlm-i Riyaziye (matematik) gibi müspet
bilimler de öğretiliyor. Önce dört aritmetik işlemler, kesirler, ilişkiler, oranlar vb.leri
anlatılıyor. Kıdemli talebelerin cebir (cebr-ü mukabele) konusunda bilgileri vardı. Ayrıca
İlm-i Hendese (geometri) öğretilmektedir. Bu sonuncu bilim özellikle gelecek
faaliyetlerinde toprağı mirasçılar arasında paylaştıklarında, alışveriş yaptıklarında çok
işlerine yarayacaktır. Şah Abbas’ın çağdaşı ve yakın danışmanı Şeyh Bahauddin ünlü
Şii matematikçisi olarak kabul görmektedir. Onun kabri Meşhed’in ünlü Gevher Şad
(Timur’un gelini) mesciti ile İmam Rıza türbesinin doğu tarafı arasındadır. Kabrinin
etrafı İmam’ın türbesinin büyük ve güzel binaları ile çevrilidir. O kendinden sonra
matematik ve astronomi konusunda çok sayıda bilimsel eser bırakmıştır. Ayrıca Şii
teolojisi üzerine de birkaç değerli kitabı bulunmaktadır.
Tarih medresede öğretilmemesine rağmen, bir zorunlu dersmiş gibi kıdemli
öğrenciler kendi istekleriyle onunla ilgilenmekteler. Çoğunluk İran, Arap ve genelde
tüm Doğu tarihini iyi biliyor. Meraklarını şu kitaplar karşılamaktadır: Ali Yezdi’nin
Zafername ve Nasih-i Tevarih, Fazlullah’ın Tarih-i Mucem, Abdullah Bin Fazlullah’ın
Tarih-i Vassaf, ünlü tarihçi Mirhond’un 7 ciltlik Ravzatu’s-Safa, Muhammed Bin Cerir’in
Tarih-i Taberi, Ebu’l Fazl’ın Came-il Sabuktekin ve daha başkaları.
Bu kitapları Meşhed’de bulmak zordu ve ayrıca fakir olan talebeler için fiyatları
çok yüksekti. Bundan dolayı da bu kitapların bir veya iki nushası tüm medrese için
yeterli oluyordu. Kitabı olanlar da onu okumaları için arkadaşlarıyla paylaşıyordı.
Haftalık eğitim beş gündür - Cumartesi, Pazar, Pazartesi, Salı ve Çarşamba.
Perşembe ve Cuma günleri dinlenme günüdür. Bu gün dua ediliyor ve Kur’ân
okunuyor. Ayrıca, bir ay devam eden Ramazan’da, Muharrem’in ilk on gününde, 7-8
gün devam eden Nevruz’da ve diğer Şii bayramlarında da eğitim olmuyor. Haziran’ın
ortalarından Ağustos’un başlarına kadar, yazın en sıcak günlerinde de okul yaz tatiline
çıkıyor.
Turkish History Education Journal 2015: 4 (1), 236-254
250
Her medresenin burs almayı ve medrese hücresinde kalmayı hak eden önemli
sayıda talebeleri vardır. Bunun yanında medreselerde bir de yukarıdaki özellikleri
kazanmak için adaylar bulunmaktadır. Hak sahibi olanlardan birisi ayrıldı mı,
adaylardan biri mütevellinin bilgisi dahilinde hemen onun yerini dolduruyordu.
Medrese hücrelerinde yaşayanların yemek yemeleri için ortak bir masa yoktu.
Hatta yemek de pişirilmiyordu ve herkes farklı şekilde yemek ihtiyacını karşılıyordu.
Meşhed’de nerede ise tüm medreseler pazarların yakınında bulunduğundan yemekler
ya oradaki aşhanelerde yenir, ya da medreseye yemek istenirdi. Yemekler çok
kalitesizdi. Menüde genelde et çorbası (ab-kuşt) veya yuvarlak uzun şaşlık (lüle
kebap), pilav olmaktaydı. Fakir öğrenciler bu türlü ciddi yemeklerden mahrumdurlar ve
ancak, şöyle ifade etmek gerekirse, kuru ekmekle geçiniyorlar. Onlar bu ciddi
yemekleri ancak bazen zengin evlerine davet edildiklerinde görebiliyorlar.
Meşhed medreselerinin yanında kütüphane bulunmamaktadır ve bu da
talebelerin ağır durumunu daha da zorlaştırıyor. Bundan dolayı da onlar ders kitaplarını
ve gereken diğer kitapları kitapçılardan almak zorundalar. Veya eski kitaplarını
kullanmayan talebelerden kitaplarını istiyorlardı.
Talebelerin yaşı 18 ile 35 arasında değişiyor. Az olmakla birlikte 50-60
yaşlarında gri sakallı talebelere de rastlanıyor. Yetenekleri ve dindarlıklarıyla
diğerlerinden farklı olmayan bu talebeler ömürlerinin sonuna kadar medresede
yaşıyorlar.
Mütevellilerin açgözlülüklerine rağmen Meşhed’de bulunan 18 medresenin yıllık
toplam geliri 60 bin rubleyi bulmaktadır ve burada 1200 talebe bulunmaktadır.
Onlardan 200 öğrenci Mirze Cafer medresesinde eğitim almaktadır. Bazı
medreselerde öğrencilerin sayı 40-50’yi geçmemektedir.
Öğrencinin bir medreseden diğerine geçmesi söz konusu değildir; fakat çok
hoşlandığı profesörün leksiyalarını takip etme gibi bir özgürlüğü bulunmaktadır. Bu ve
diğer ilişkiler bağlamında geniş özgürlüklerini kullanan öğrenciler İran’da bir güçtür ve
hükümetin onları dikkate alması gerekecektir. Profesörlerin ilmi derecelerini onu
dinleyenlerin sayısı belirlemekte ve leksiyalarından dolayı bir ücret almamaktalar.
6 Mart 1900
Erivan şehri
Rahim HALİLOV
251
Kaynakça
Gültek, V. (2004). Rusça-Türkçe Sözlük, Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları.
Кавказский Календарь. на 1893 годъ. подъ редакцею Е. Кондратенко, XLVIII
годъ. Тифлисъ 1892.
Кавказский Календарь. на 1894 годъ. подъ редакцею Е. Кондратенко. XLIX годъ.
Тифлисъ 1893.
Кавказский Календарь. на 1898 годъ. подъ редакцею Е. Кондратенко. LIII годъ.
Тифлисъ 1897.
Кавказский Календарь. на 1899 годъ. подъ редакцею Е. Кондратенко. LIV годъ.
Тифлисъ 1898.
Кавказский Календарь. на 1900 годъ. подъ редакцею Е. Кондратенко. LV годъ.
Тифлисъ 1899.
Кавказский Календарь. на 1900 годъ. подъ редакцею Е. Кондратенко. LV годъ.
Тифлисъ 1899.
Кавказский Календарь. на 1901 годъ. подъ редакцею Е. Кондратенко. LVI годъ.
Тифлисъ 1900.
Кавказский Календарь. на 1902 годъ. подъ редакцею Е. Кондратенко. LVII годъ.
Тифлисъ 1901.
Кавказский Календарь. на 1903 годъ. подъ редакцею Е. Кондратенко. LVIII годъ.
Тифлисъ 1902.
Лопатинскiй, Л. (1900). Предисловiе. СМОМПК. выпускъ двадцать седьмой.
Тифлисъ: Изданiе Управленiя Кавказскаго Учебнаго Округа. c. I-XIV.
Мешхед. Энциклопедический словарь Брокгауза и Ефрона. т. 19. С.-Петербургъ
1896. с. 229-230.
Məhərrəmov, Z. (2010). İrəvanda Məktəbdarlıq və Maarifçilik (1800-1920-ci İllərdə
Ədəbi-Mədəni Mühit), Bakı: Nurlan Nəşriyyatı.
Mutafa, N. (2013). İrəvan Şəhəri, Bakı.
Öz, M. (2004). Meşhed. TDV İslam Ansiklopedisi (C. 29, ss. 363-365). İstanbul.
Turkish History Education Journal 2015: 4 (1), 236-254
252
Первая всеобщая перепись населения Российской империи 1897 г.
«Населенные места Российской империи в 500 и более жителей с
указанием всего наличного в них населения и числа жителей
преобладающих вероисповеданий, по данным первой всеобщей переписи
населения 1897 г.». Санкт-Петербург 1905.
Səqəfi (Hatəmi), N. (1999). Farsca Azerbaycanca Lüğət. I-II cilt. Tehran: “Naşer”
Nəşriyyatı.
Streck, M. (1997). Meşhed. MEB İslam Ansiklopedisi (C. 8, ss. 145-159). Eskişehir.
Zeynalov, Ə. (2013, 31 May). Unudulmaz Uluxanlı Məktəbi. Respublika qəzeti.
Ziyayeva, Z. (2001). Azerbaycan Diyalektolojisinin Tarihi Üzerine, Karadeniz
Araştırmaları. (30). s. 93-106.
Халиловъ, Р. (1898). Траурный месяцъ магаррамъ у мусульманъ-шiитовъ
Эриванской губернiи. СМОМПК. выпускъ двадцать пятый. отдѣлъ I.
Тифлисъ: Изданiе Управленiя Кавказскаго Учебнаго Округа. c. 161-188.
Халиловъ, Р. (1900). Мектебы и медресе гор. Мешгеда. СМОМПК. выпускъ
двадцать седьмой, отдѣлъ I. Тифлисъ: Изданiе Управленiя Кавказскаго
Учебнаго Округа. c. 102-119.
Rahim HALİLOV
253
Turkish History Education Journal 2015: 4 (1), 236-254
254

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar