MÜTERCİM VE MÜELLİF BİR ŞEYHÜLİSLAM: HOCAZADE ES’AD EFENDİ VE ESERLERİ

Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 6/2 Spring 2011, p. 713-724, TURKEY
ÖZET
Şeyhülislam Hoca Sa’dettin Efendi’nin -babaları gibi şeyhülislamlık
makamında bulunan iki oğlundan biri olan- küçük oğlu Hocazâde Es’ad
Efendi, Osmanlı tarihinde önemli olaylara sahne olan bir dönemde (1615-
1622 ve 1623-1625) şeyhülislamlık gibi mühim bir makamı temsil etmiştir.
Devlet idaresinde etkili konumumun yanında, eli kalem tutan bir müellif /
aydın olarak önemli bir sima olması onu ve eserlerini mühim kılmaktadır.
Es’ad Efendi, Firdevsî ve Hâfız ile birlikte İran edebiyatının üç büyük
temsilcilerinden biri kabul edilen Sa’dî’nin şark klasikleri arasına girmiş eseri
Gülistân’ı, Gül-i Handân adıyla Tükçe’ye tercüme eden ilk mütercimlerden
biridir. Ayrıca Gülistân-ı Şemâil adıyla kaleme aldığı manzum şemâili, Kasidei
Bürde Tahmisi ve cuma gününün önemini ve faziletlerini anlattığı Fezâil-i
Cuma adlı eserleri de vardır. Bu yazıda Es’ad Efendi’nin hayatı, şahsiyeti ve
eserleri hakkında tanıtıcı bilgiler verilmeye çalışılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Hocazade Es’ad Efendi, Şeyhülislam, Gül-i Handân
(Tercüme-i Gülistan).
THE LIFE OF HOCAZADE ES’AD EFENDI, A SHEIKHULISLAM,
AUTHOR AND INTERPRETER, AND HIS WORKS
ABSTRACT
Hocazade Es’ad Mehmed Efendi was the youngest of the two sons
whose father, Hoca Sadettin Efendi, was also a şeyhülislam.He held an
important position such as the that of Şeyhülislam between 1615 and 1622,
1623 and 1625, when many important events took place in the history of the
ottoman empire. In addition to his efficient position in state administration,
he was also a literate scholar, making him and his works important. Es’ad
Efendi was one of the first interpreters translating Sa’di’s book ‘Gülistân’
considered as an eastern classic into Turkish. Sadi is regarded as one of the
three representatives, including Firdevsî and Hâfız. He also wrote Gülistân-ı
Şemâil and Kaside-i Bürde Tahmisi in which he narrated the importance of
Friday. In this study, the life of Es’ad Efendi, his personality and his works
were analyzed.
Key Words: Hocazade Es’ad Efendi, Şeyhülislam, Gül-i Handân
(Gulistan translation).

* Öğr. Gör., Uşak Ü. Fen-Ed. Fak. Fak. Türk Dili ve Ed. Böl. El-mek: mozdemire@Gmail.com
714 Mehmet ÖZDEMİR
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 6/2 Spring 2011
Hocazade Es’ad Mehmed Efendi’nin Hayatı
Es‟ad Mehmed Efendi 14 Haziran 1570 (h.10 Muharrem 978)‟te İstanbul‟da doğmuştur. I.
Ahmed devrinde şeyhülislamlık görevinde bulunan ve Tâcü‟t-tevârîh adlı eseriyle tanınan Hoca
Sa‟deddin Efendi‟nin oğludur. Babasına nispetle “Hoca-zâde” nâmıyla anılan Es‟ad Efendi, tahsil
hayatına babasından ve Molla Tevfik Gîlânî‟den aldığı derslerle başlamıştır. Haziran 1588‟de on
sekiz yaşında iken Haseki medresesine mülâzım olmuştur. (Aktepe 1995 XVIII: 340; KahramanGüntekin
1998 360) Sahn-ı Semân, Sultan Selim ve Süleymaniye medreselerinde müderrislik
görevinin ardından Temmuz 1593‟te Dârü‟l-hadîs‟e, Şubat 1596‟da Edirne kadılığına tayin
edilmiştir. (Aktepe 1988 IV: 3589). Babası şeyhülislâm iken Es‟ad Efendi İstanbul kadılığına tayin
edilmiştir. Çelebi Müftü lakabı ile tanınan ağabeyi Hocazâde Mehmed Efendi‟nin şeyhülislâmlığı
döneminde ise Anadolu kazaskerliğine getirilmiştir. Ağabeyinin görevinden ayrılmasını müteakip 6
Ocak 1603‟te Anadolu kazaskerliğinden azledilen Es‟ad Efendi‟nin bürokrasideki bu atama ve hızlı
yükselişi babasının nüfuzu ve padişah üzerindeki tesirine bağlanmaktadır (Solakzâde Mehmed
Hemdemi, Hazırlayan: Çabuk 1989, 377)
1604-1605 ve 1606-1608 tarihleri arasında iki defa Rumeli kazaskerliğine tayin edilen
Es‟ad Efendi, hac seyahati dönüşü 2 Temmuz 1615‟te Konya yolunda iken veba hastalığına
yakalanan ağabeyi Şeyhülislâm Mehmed Efendi‟nin ölüm haberini ve kendisinin şeyhülislâmlığa
tayin haberini aynı anda almıştır. Kırk altı yaşında meşihat makamına tayin olunan (Danişmend
1972, 121). Es‟ad Efendi, padişahlığın I. Ahmed (ö. 1617), I. Mustafa (ö. 1639), II. Osman (ö.
1622) ve yine I. Mustafa, IV. Murad (öl. 1640) arasında dört defa el değiştirdiği döneme denk
düşen zaman dilimlerinde iki defa bu makama tayin edilmiş ve toplam sekiz yıl altı ay
şeyhülislamlık yapmıştır. Mensup olduğu aile ve şahsî meziyetleriyle devrinin en tanınmış simaları
arasına girmiş ve devlet işlerinde çok faal rol oynamıştır. (Aksoy 1979 III:84; Aktepe 1995
XVIII:340)
Es‟ad Efendi, I. Ahmed‟in vefatından (1617) sonra I. Mustafa‟nın tahta geçmesinde ve
ardından da hallinde etkili olup (1618), kendisinden önce amcasının tahta çıkmasında oynadığı rol
dolayısıyla da II. Osman‟ın düşmanlığını kazanmıştır. (Aktepe 1995 XVIII:340) II. Osman padişah
olduğunda Es‟ad Efendi‟nin yetkisini sınırlayarak ona yalnız fetva işlerini bırakıp ilmiye
mansıplarının tevcihini, yani ulemânın sırasını düzenleme yetkisini hocası Ömer Efendi‟ye
vermiştir. (Peçevi İbrahim Efendi, hazırlayan: Baysal, 1992 II:346).
Şeyhülislâmların sefere gitmesi âdet olmadığı halde Es‟ad Efendi, II. Osman‟ın gönlünü
almak için Hotin seferine katılmıştır. Ancak ordu İsakça‟da iken, rahatsızlığı sebebiyle seferden
dönmek zorunda kalmıştır. II. Osman geleneğin dışına çıkarak Es‟ad Efendi‟nin kızı Âkile
(Ukayla) Hanım ile evlenme isteğine Es‟ad Efendi başlangıçta karşı çıksa da sonra güçlükle rıza
göstermiştir. II. Osman tarafından Aziz Mahmûd Hüdâyî Efendi vekil tayin edilmek suretiyle nikâh
akdi gerçekleşmiştir (Uzunçarşılı, 1998 III: 461).
Aralarındaki soğukluk sebebiyle damadından daima uzak duran Es‟ad Efendi, ancak çok
önemli meseleler ortaya çıktığında saraya gitmiştir (Aktepe 1995 XVIII:340). II. Osman‟nın hacca
gitme isteğine Es‟ad Efendi ve diğer bazı ulemâ karşı çıkıp padişahı hacca gitmekten vazgeçirmeye
çalışmışlardır. (Solakzâde Mehmed Hemdemi, hazırlayan: Çabuk,1989:477-483). Es‟ad Efendi,
“padişahların hacca gitmekten çok adaletle hükmetmesi gerektiğini, zira büyük bir fitne
tehlikesinin baş gösterdiği” fetvasını verdiyse de, padişah -bir rivayete göre- fetvaları yırtmış ve
Hoca Ömer‟in de etkisiyle kararından dönmemiştir. II. Osman‟ın katliyle sonuçlanan ayaklanmada
Es‟ad Efendi padişahla isyancılar arasında arabuluculuk yapma çabasında olan ulemâ arasında yer
almıştır.
Mütercim ve Müellif Bir Şeyhülislam:… 715
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 6/2 Spring 2011
Durumun ciddiyetini ancak kavrayan II. Osman‟ın Dilâver Paşa‟yı onlara vermesi kızgın
kalabalığın dağıtılması için yeterli olmadı ve yeniçeriler I. Mustafa‟yı kaçırıp Divanhâne‟ye
götürüp derhal biat merasimini icra etmişlerdir (Solakzâde Mehmed Hemdemi, hazırlayan: Çabuk
1989, 483-490). Divanhâne‟ye zorla getirilen Es‟ad Efendi, II. Osman tahtta iken bir başkasına
biatin caiz olmadığını söylediyse de, askerlerin kılıçla zorlaması sonunda biat etmek zorunda kaldı
(Aktepe 1995 XVIII:340). Sonunda I. Mustafa padişah ilan edilirken II. Osman da Yedikule‟ye
götürülerek şehid edilmiştir. (Solakzâde Mehmed Hemdemi, hazırlayan: Çabuk,1989: 483-490).
Es‟ad Efendi, bütün çabalarına rağmen olayların büyüyüp önü alınamayacak boyutlara
ulaşmasına ve çıkan isyanda II. Osman‟ın öldürülmesine engel olamamıştır. Daha sonra damadının
cenazesine de gitmeyince görevinden istifa etmiş sayılmıştır (21 Mayıs 1622/10 Recep 1031). Bir
yıl sonra, Ekim 1623 (Zilhicce 1032)‟te IV. Murad zamanında, halefi Zekeriyyâzâde Yahya
Efendi‟nin, veziriazam Kemankeş Ali Paşa‟nın tesiriyle azlini müteakip ikinci defa şeyhülislâmlığa
tayin edilen Es‟ad Efendi, bu ikinci görevi sırasında veziriazamla geçinememiştir. (Aktepe 1995
XVIII:340). Es‟ad Efendi, bir yıl yedi ay süren bu görevi sırasında 14 Şaban 1034‟te (22 Mayıs
1625) vefat etmiş ve Eyüp‟te babasının yaptırdığı aile mezarlığına defnedilmiştir. Şu mısralar
ölümüne düşülen tarihlerdir: Eyle Es’ad Efendi cennet-i adni mekân; Es’adu’r-Rûm gitdi ukbâya.
Şahsiyeti
Es‟ad Efendi hakkında dönemine ait hemen bütün tezkirelerde ayrıntılı bilgi
bulunmaktadır. Zîrâ, Sultan II. Osman‟ın kayınpederi olma vasfını da kazanan Şeyhülislam Es‟ad,
devrinin önemli ve pek meşhur şahsiyetlerindendir. Muhtelif kaynaklar, ondan övgü dolu sözlerle
bahsetmektedirler:
Riyâzü‟ş-şuarâ‟da (Riyâzî, Nuruosmaniye, vr: 25b): “Hakkâ ki ol çâbük-süvâr-ı meydân-ı
ilm ü irfân, her fazilete mazhar ve her ma‟rifetten behrever olup arsa-i nazm-ı Fârisî‟nin fâris-i
hünermendi ve lisân-ı tâzîde İmrü‟l-Kays kendidir. Gâhî Türkî şiir demeğe dahi tenezzül
buyururlardı”.
Rızâ Tezkiresi‟nde (Seyyid Mehmed Rıza h. 1312, 10): “Hakkâ ki bir fâzıl-ı yegâne ve bir
âlim-i ferzânedir ki hurşîd-i hayâl-i Seyyid ve Sâdeddin aftâb-ı efkâr-ı rakîki yanında zerre-i
kemterîndir”.
Keşfüz‟z-zünûn‟da (Katip Çelebi h.1286 I: 372) “Molla-yı merkûm, gavvâs-ı bahr-i ulûm,
zâhid ve âbid, müteşerri‟ ü muttakî idi. Elsine-i selâsede eş‟ârı, müretteb dîvân-ı belâgat-şiârı
vardır. Kasîde-i Bürde‟yi tahmis ile bir eser-i nefis eylemiştir”.
Devhatü‟l-meşâyih‟te ( Müstakimzade, 1978, 45-46) deniliyor ki: “Müşârün ileyh vâsıl-ı
sermenzil-i tahkik, mecmau‟l-bahreyn-i şeriat ü hakikat, mevridü‟n-nehreyn-i ilm ü ma‟rifet,
güldeste-i ahlâk-ı hasene, zîver-i destâr-ı i‟tibârları ve nahl-i sünbül-i beste-i fezâil-i müstahsene,
pirâye-i râyet-iştiharları allâme-i a‟zam ve ekmel şeyhü‟l-fenn-i muavvel idi. Üsküdârî Mahmud
Efendi hazretlerinden tekmil-i tarikat ve tahsil-i sermaye-i erbâb-ı hakikat eyleyüp Mecmaü‟lbahreyn-i
ilm ü ma‟rifettir meşrebin anda Hızr-hâl ü Musâ-yi şeriat hemnişîn mazmununa mazhar
olmuşlar idi. Ekrem-i saâdet-i beşeriyye olan fazilet-i sehâ ve atiyyedir ki fukara-yi müteaffifine
dest-i tasadduku küşâd ve attâr-ı bahar gibi mevrus ve mükteseb olan dînâr u dirhemi berbâd
ederler idi. Hükümetleri eyyamında kemâl-i adalet ve şehâmetle nüsük-perdâz-ı âlem-i sadâret ve
fetvaları hengâmında bereket ve istikâmet ve diyanet ile erbâb-ı tarîka hâdi-i râh-ı eşlem olmuşlar
idi”.
Tezkiretü‟ş-suarâ‟da (Kınalızâde Hasan Çelebi, Hazırlayan: Kutluk 1978, 154-155)
“Devha-i fazl u kemâlden serzede olmuş bir şâh-ı pür-iclâl ve nihâl-i saadet ü ikbâlden münşeâb
716 Mehmet ÖZDEMİR
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 6/2 Spring 2011
olmuş bir gasn-i bâ-kemâl-i nev-bâre-i bâğ-ı saadet-mendi”... diye başlar ve övgü dolu bir dille
anlatmaya devam eder.
Tezkirelerde ve biyografik kaynaklarda yer alan bu ifadeleri şöyle özetlemek mümkündür:
Bütün ilimlere vâkıf olan Es‟ad Efendi devrinin büyük âlimlerinden biri kabul edilmektedir. Bunda,
Türkçe Arapça ve Farsça‟ya son derece hâkim olan Es‟ad Efendi‟nin küçük yaşta babasından ve
hocalarından aldığı kuvvetli tahsilin etkili olduğu düşünülebilir. Güzel ahlâk ve faziletlere sahip
olup tarikat yolunda da ilerlemiş ve hakikat ilmine vâkıf olarak müslümanlara yol gösterici
olmuştur.
Makul düşünceli, dürüst, takva sahibi olan Es‟ad Efendi‟nin Aziz Mahmud Hüdâyî‟ye
intisap ettiği, Celvetî tarikatına girdiği ve ondan Celvetiyye tarikatında hilafet aldığı da
kaynaklarda yer almıştır. (Yılmaz, 1999:137) Cömert, her zaman ihtiyaç sahibi kimselere yardım
eden biri kabul edilmektedir.
Şeyhülislâmlık ve diğer görevleri esnasında daima adaletle ve cesaretle hükmettiği, isabetli
kararlar aldığı nakledilmektedir. Her zaman doğru bildiğini yapan, cesur bir âlim olarak takdim
edilen Es‟ad Efendi, damadı olmasına rağmen II. Osman‟ın yanlış hareketlerine elinden geldiği
kadar karşı çıkmaya çalışmıştır. Buna örnek oluşturması bakımdan II. Osman‟ın Şehzade
Mehmed‟in idamı için istediği fetvayı vermemesi ve İstanbul‟daki karışıklık sebebiyle padişahın
hacca gidemeyeceğine dair fetvalar vermesini zikretmek mümkündür. Yine âsilerin biat isteklerine
karşı II. Osman tahtta iken başka birine biat etmenin doğu olmayacağını savunması ve direnmesi
cesaretine işaret olarak yorumlanabilir.
Es‟ad Efendi‟nin, yaşadığı devrin iki büyük şairi Nef‟î (ö. 1045/1635) ve Şeyhülislâm
Yahyâ (v. 1053/1643), ile tanışıklığının olması da muhakkaktır. Zirâ, Şeyhülislam Yahya ile
şeyhülislamlık makamında halef-selef olmuşlardır. II. Osman‟ın idam edilmesi sonucu cenazesine
katılmayarak müstafi sayılan Es‟ad Efendi‟nin yerine I. Mustafa tarafından meşihat makamına
Şeyhülislam Yahya atanmıştır. Daha sonra IV. Murad, saltanata çıkışının dördüncü gününde
Şeyhülislam Yahya‟yı azlederek yerine Es‟ad Efendi‟yi şeyhülislam tayin etmiştir. Es‟ad Efendi bu
makamda ölümüne kadar kalmıştır.
Nef‟i ise, Es‟ad Efendi adına iki kaside yazmıştır. Bu iki kasideden ilki Divân (Akkuş
1993, 230-233)‟da “Der Medh-i Merhûm Şeyhülislâm Es‟ad Efendi” başlığı ile yazılmış olup 47
beyitten oluşmaktadır. Bu kasidenin üç beyti aşağıda nakledilmiştir:
Müftî-i devr-i zamân Es‟ad Efendi ki felek
Eder imzâsını pîşânî-i mihre tesvîd
Mesned-ârâ-yı fazîlet ki sunulmuş eline
Kilk-i fetvâ-yı şerî‟at be-tarîki‟t-te‟bîd
Nâfizü‟l-hükm-i şer‟îat ki urur dest-i kazâ
Sûret-i hüccet-i ahkâmına mühr-i te‟kîd

İkinci kaside ise 53 beyitten ibaret olup “Der Sitâyiş-i Şeyhülislâm Es‟ad Efendi” başlığı
ile kaleme alınmıştır. Yine bu kasideden de üç beyit şöyledir:

Necm-i baht-ı kâ‟inât Es‟ad Efendi kim eder
Sa‟d-i ekber hâk-i pâyından sa‟âdet-iktisâb
Ol ki şem‟-i rûşen-i pür-tâb-ı nûr-ı re‟yidir
Hânümân-sûz-ı hatâ vü meclis-efrûz-ı savâb
Mütercim ve Müellif Bir Şeyhülislam:… 717
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 6/2 Spring 2011
Ol ki âb-ı pâk-ı pür-emvâc-ı bahr-ı lutfudur
Çehre-şûy-ı şefkat ü keştî nigûn-sâr-ı itâb

Eserleri:
Fezâil-i Cum’a: Eserin tespit edilen tek nüshası Süleymaniye Kütüphanesi, Hamidiye
Numara: 539‟da kayıtlıdır. Bu nüshanın özellikleri şu şekildedir: 16x25,5-8,5x15,5 ebadında, 208
varak, 14 satır, harekeli nesih. Aharlı, fligranlı, normal kalınlıkta, krem renkli kağıt. Ön ve arka
kapak üzerinde şemse, köşebend, zencirek bulunan, miklepli, şirazeli bordo deri cilt. Eserin iç
kısmında da başlıklar ve beyit sonları müzehheb.
Başı: Hamd u sipâs u şükr-i bî-kıyâs
Ol Hâlık-ı yektâ-yı âlem-i âferîniş....
Sonu: İzzet ü ikbâl-ile ol dâver-i devr-i zamân
Taht-ı baht u saltanatda ola dâyim kâmrân
Âyet ve hadisler yaldız renkli mürekkeple yazılırken, açıklama teşkil eden veya ayrı bir
meseleye geçişi ifade eden kelimeler ve manzum başlıklar kırmızı mürekkeple yazılmıştır. Mensur
ve manzum kısımlara geçilirken “nazım” veya “nesir” kelimeleri kırmızı mürekkeple yazılmıştır.
Eserin baş kısmında Allah‟a hamd ve niyazdan sonra manzum bir dua ile bitirilmiştir.
“Fasl-ı der beyân-ı fazl-ı cum‟a” başlığıyla asıl bölüme giriş yapılmıştır. Cuma‟nın faziletini ifade
eden hadisler tek tek ele alarak açıklanmış ve hadisler sözlük bilimi açısından da incelenmiştir.
Eser, Sultan Ahmed‟e dua ile son bulmaktadır.
Gülistân-ı Şemâil: Tespit edilen tek nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Damat İbrahim
Paşa, Numara: 381‟de kayıtlıdır. Bu nüshaya göre eserin özellikleri şöyledir:
268x 166- 151 x 88 abadında, 182 varak, 7 satır, harekeli nesih yazı. Aharlı, krem renkli
kağıt. Miklepli, şirazeli cilt. Mikleb ön ve arka kapaklar üzerinde şemse ve köşebend tezhibli bordo
deri cilt İlk varağın ön sayfasında tek beyit yer almaktadır. Eser lb varaktan itibaren müzehheb bir
besmele ile başlamaktadır. Eserin tamamına yakınında mısraların sonları da tezhiplenmiştir. “Kad
istenseha el-fâkir el-hâkîr eş-Şeyh Ali” kaydı ve iki tane vakıf mührü vardır.
Eser, mefâilün / mefâilün / feûlün vezni ile ve mesnevi nazım şekliyle kaleme alınmış olup
konusu dört halife olan manzum bir hilyedir. Tertip şekli hilye-i enbiyâlara benzemektedir. Es‟ad
Efendi dört halifeyi ayrı ayrı ele alıp önce, “hilye” başlıklı bölümlerde halifenin dış görünüşü ve
tavırlarıyla ilgili hadislerin Arapça metnini vermiştir. Pek çok yerde bu metnin hemen altına küçük
not halinde tercümesi de verilmiştir. Yazar verilen bu hadislerin manzum tercüme ve şerhini
yapmıştır. Tevhid türündeki ilk manzume de dâhil olmak üzere eser 19 bölüm ve 1196 beyitten
oluşmaktadır. Eser üzerinde şu ana kadar bir adet yüksek lisans tezi yapılmıştır1
.
Tahmîs-i Kasîde-i Bürde: Es‟ad Efendi‟nin Arapça‟ya hâkimiyetini göstermesi
bakımından kayda değer bulunan bu eserden Kâtip Çelebi ve Atâî övgüyle söz etmektedirler
(Kâtip Çelebi 1286 II: 70; Atâî 1851, 692). Esrin Süleymaniye Kütüphanesi Nafiz Paşa 846‟da
kayıtlı 19 varaktan oluşan ve Fatih 5431‟de kayıtlı 166b-185a varaklar arasında bulunan iki nüshası
vardır.

1
Kevser Torun, (2002) Es’ad Mehmed Efendi’nin Hayatı-Eserleri ve Gülistân-ı Şemâil’i, Marmara
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi)
718 Mehmet ÖZDEMİR
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 6/2 Spring 2011
Divan: Bazı kaynaklarda Esa‟d Efendi‟nin Tükçe2
ve Farsça3
divanları olduğu kayıtlıdır. S.
Nüzhet Ergun‟un iddiası ise (Ergun 1936, III: 1320), bazı tezkirelerde Es‟ad Efendi adına kayıtlı
şiirlerin çoğunun Selanikli Es‟ad‟a ait olduğudur. Onun adına kayıtlı olduğu sanılan Farsça divan
ise Es‟ad Erbilî‟ye aittir (Torun 2002, 12). Şu ana kadar yapılan araştırmalarda, Es‟ad Efendi‟nin
Divan‟ının varlığı henüz tespit edilememiştir.
İbtihâcü’t-tevârih: Babası Hoca Sadettin Efendi‟nin Tâcü‟t-tevârih adlı eserine zeyl
olarak yazılan bu eserin Süleymaniye Kütüphânesi Hüsrev Paşa 322 ve 323‟te kayıtlı iki
nüshasında bu eser, Es‟ad Efendi adına kayıtlıdır. İbtihâcü‟t-tevârih‟in Es‟ad Efendi‟ye mi yoksa
ağabeyi Mehmed Efendi‟ye mi ait olduğu konusunda kaynaklarda çelişkili bilgiler yer almaktadır.
Eserin kime ait olduğu konusunda çelişkiler olsa da, İbtihâcü‟t-tevârih‟in, Hoca Sa‟dettin Efendi ve
iki oğlu tarafından müştereken yazılan bir eser olduğu, Es‟ad Efendi‟nin de katkı sağladığı
babasından nakledilen bilgilerle kesinlik kazanmaktadır (Akgün 1998, 70).
Gül-i Handân (Tercüme-i Gülistân): XIII. yüzyıl Fars Edebiyatı şairlerinden Sa‟di,
Firdevsî ve Hâfız ile birlikte Fars şiirinin üç büyük temsilcisinden biri kabul edilir. (Tarlan 1944,
90) 23 eserden meydana gelen külliyatı ve bilhassa Bostan ve Gülistân adlı eserleri ile şöhreti
sadece İran coğrafyasıyla sınırlı kalmayıp, Doğu ve Batı edebiyatlarını çeşitli yönlerden etkilemeyi
başaran Sa‟dî‟nin Gülistân adlı eseri, Türk Edebiyatında da rağbet görüp okunurken Türkçeye pek
çok tercümesi ve şerhi de yapılmıştır4
.
Gülistân, tarih boyunca birçok dile tercüme edilerek yorumlanmıştır. Bu tercümeler
yanında yine Osmanlı sahasında Arapça, Farsça ve Türkçe olmak üzere onlarca Gülistân şerhi
yazılmıştır5
.
Esad Efendi‟nin en önemli eseri kabul edebileceğimiz Gül-i Handân‟ı, Gülistân‟ın Osmanlı
sahasında yapılan ilk tercümelerinden biridir. Yurtiçi ve yurtdışı kütüphanelerinde şimdiye kadar
tespit edebildiğimiz 10 nüshası bulunmaktadır. Bu nüshalar ve tavsifleri şu şekildedir:
Nuru Osmaniye Kütüphanesi: 003736
356 varak, 15 satır, nesih; Ölçü (Dış-İç): 278x181, 190x102
Cilt: Üzeri yeşil kaplı, miklepli şirazeli; III. Osman vakfı
Nuruosmaniye Kütüphanesi: 0004203
353 varak, 15 satır, nesih, başlık tezyinatlı, tezhipli, sayfa ara cetvelleri tezhipli, Ölçü (Dış-
İç): 285x175, 200x100; Cilt: meşin şemseli, cetvelli, miklepli şirazeli; III. Osman vakfı
Nuruosmaniye Kütüphanesi: 0004204
353 varak, 15 satır, nesih; başlık tezyinatlı, tezhipli, baş sayfa cetvelleri tezhipli; Ölçü (Dış-
İç): 289x180, 195x105; Cilt: meşin şemseli, cetvelli, miklepli şirazeli; III. Osman vakfı

2 Bkz: Ali Fuat Bilkan, Yusuf Çetindağ 2006, 81; Müstakimzade, (1978) Devhatül Meşâyih, Çağrı Matbaası,
İstanbul, s. 45-46 ; Nev‟izade Ataî, (1851) Zeyl-i Şakâik, Matbaa-i Âmire, İstanbul, s. 692
3
Bkz: Münir Aktepe, (1995) “Es‟ad Efendi, Hocazâde”, DİA, İstanbul, s. 341
4 Gülistân‟ın Türkçe tercümeleri hakkında ayrıntılı bilgi için bkz: Ahmet Kartal, “Sa‟di-i Şîrâzî‟nin Gülistân
İsimli Eserinin Türkçe Tercümeleri”, Bilig -16 Kış 2001; Ozan Yılmaz, (2008) 16. Yüzyıl Şârihlerinden Sûdî-i Bosnevî
ve Şerh-i Gülistân’ı (inceleme-tenkitli metin), (Yayımlanmamış doktora tezi) Marmara Üniversitesi Türkiyat
Araştırmaları Enstitüsü; Hülya Canpolat, (2006) Sa’dî’nin Gülistân Önsözüne Yapılan Türkçe Serhlerin
Karşılaştırılmalı İncelenmesi, (Yayımlanmamış doktora tezi) Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; Fatma
Büyükkarcı Yılmaz, (2001) Za`ifi’nin manzum Gülistân tercümesi: Kitab-ı Nigaristan-ı Şehristan-ı Dırahistan-ı
Sebzistan (2 cilt) (Yayımlanmamış doktora tezi) Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
5
Gülistân tercüme ve şerhleri için bkz: Ahmet Kartal, a.g.m, (2001); Ozan Yılmaz, a.g.t, (2008); Hülya
Canpolat, a.g.t, (2006); Fatma Büyükkarcı Yılmaz, a.g.t, (2008).
Mütercim ve Müellif Bir Şeyhülislam:… 719
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 6/2 Spring 2011
Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Revan Köşkü, Nu: 1912.
141 varak, 23 satır, ta‟lik; H. 1073/M. 1662-3‟de istinsah edilmiş; Kahverengi deri ciltli
Süleymaniye İzmir: 000559
143 vr., 23 satır, talik; İstinsah Tarihi, H. 1055; başlıklar kırmızı mürekkeple yazılmış;
eserin sonunda Es‟ad Efendi‟nin şeyhülislamlığa atanma ve vefat tarihlerini gösteren
manzumeler vardır.
Milli Kütüphane: 06 Mil Yz B 162 (DVD No: 640)
349 varak, 15 satır, harekeli nesih; Ölçü (Dış-İç): 274x170, 190x100; Cilt: Sırtı siyah
meşin, cilt kapakları pandizot bez kalplı, mukavva cilt, abadi kağıt; Söz başları kırmızı
mürekkeple yazılmış, Ahmet Halit Yaşaroğlu‟ndan satın alma.
Milli Kütüphane: 06 Mil Yz A 69 (DVD No: 1779)
136 varak, 25 satır, ta‟lik; Ölçü (Dış-İç): 200x145, 155x85
Cilt: Sırtı ve sertabı kahverengi meşin, üzeri desenli kağıt kalplı, miklepli mukavva cilt,
Ayyıldız taç fligranlı kağıt
Söz başları ve cetveller kırmızı
Mısır Milli Kütüphanesi Türkçe Yazmaları, Edebi Türkî Kula: 58
218 varak, 17 satır; Ölçü (Dış-İç): 290x180
Mısır Milli Kütüphanesi Türkçe Yazmaları, Tasavvufî Türkî: 2
157 varak, 25 satır; Ölçü (Dış-İç): 125x200
Hidiv Kütüphanesi Türkçe Yazmaları: 5566
157 varak, 25 str, nesih
Gül-i Handân’ın Muhtevası6
:
Eserin Başı: Hamd ü sipâs ve şükr-i bî-kıyâs ol vâhib-i ukûl ü havâs olan Rabbi‟n-nâs
meliki‟n-nâs ilâhi‟n-nâs….
Sonu: Âhirin âkıbetin hayr ide Hak cümlemizin
Hatema‟llahü lenâ kâtıbetehü bi‟l-hüsnâ.
Eser, uzun bir önsözle başlamaktadır. Mukaddimede, “hamdele, salvele”den sonra 2 Farsça
münâcat, 2 Farsça nat, 1 Türkçe nat ve eserin takdim edildiği Sultan I. Ahmed için yazılan uzun bir
mesnevi vardır7
. 121 beyitten müteşekkil bu manzumede Sultan Ahmed‟in seferleri, fetihleri ve
olumlu vasıfları dile getirilmiştir. Eserde, bu manzume dışında yine Sultan Ahmed‟i metheden
manzumeler mevcuttur. Ayıca babası Hoca Sadettin Efendi‟yi de sitâyişle yad eden dizeler de
vardır.
Seyyid-i asr u sa‟di milletdür
Şeyhülislâm Hâce Sa‟düddîn 8
Eser Gülistân‟ın şekil özelliklerine sadık kalınarak yani Gülistân‟da manzum yazılan metin
nazmen, mensur yazılan metin ise nesir olarak tercüme edilmiştir. Gülistân‟ın manzum kısımlarının
orijinalleri Güli-i Handân‟da tekrar yazılıp tercümesi hemen ardından yapılmıştır. Mensur

6
Bu başlık altında verilen örneklemeler her nüshadaki varak ve satır sayıları farklılık gösterdiği için sadece
Nuruosmaniye Yazma Eser Kütüphanesi: 3736 nüshası dikkate alınarak yapılmıştır.
7
Hocazade Es‟ad Mehmed Efendi, Gül-i Handan, Nuruosmaniye 3736, vr 9b
-13a
8
Hocazade Es‟ad Mehmed Efendi, a.g.e,, vr 297a
720 Mehmet ÖZDEMİR
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 6/2 Spring 2011
bölümlerin orijinal metinleri ise esere alınmamıştır. Eserde konu başlıkları, ayet-hadisler, nazım
şekli adları ve Gülistân‟ın Farsça orijinal metinleri kırmızı mürekkeple yazılmıştır.
Es‟ad Efendi, Gülistân‟ı tercüme ederken bazı manzum bölümleri “tercüme-i diger” başlığı
ile iki defa tercüme etmiştir.
Kerem ü lutfunı Hudânın gör ki
Günâhı kul ider ol utanır
Tercüme-i diger :
Hudânın lutf u ihsânın hele gör sen de ey bende
Günâhı kul iderken ol olurmış yine şermende9
O kim zulm eyleye kalmaz cihânda
Aña la‟net iderler her zamânda
Tercüme-i diger
O kim zulm eyleye kalmaz bu cihândan ider rıhlet
Velîkin tâ kıyâmet kalur anuñ üstine la‟net 10
Kim ki yokdur akl u rey ü lutf-ı ihsânı anuñ
Evde bir kes yok diyü hoş didi derbânı anuñ
Tercüme-i diger:
Kimde kim olmaya akl u himmet ü re‟y ü vakâr
Evde bir kes yok diyü a‟lâ dimişdür perdedâr 11
Es‟ad Efendi, Gül-i Handân‟ın sebebi-i telifinde eseri Farşça bilmeyen Rum şarilerin de
faydalanması için tercüme ettiğini, Sa‟dî‟nin faydalı nasihatlerini ihtiva eden eserinin Anadolu‟da
meşhur olduğunu vurgulamaktadır.
Mütercim, Gülistan‟ı Şiraz gömleği ile süslü bir geline teşbih etmektedir. Gülistan
tercümesi olan kendi eseri Gül-i Handân‟ı ise zarifâne süslemelerle Rum elbisesi giydirilmiş geline
dönüştürdüğünü iddia etmektedir12
.
Gül-i Handân‟ı itibar ehlinin gözlerini nurladırması ve büyük küçük herkesin damaklarını
tatlandırması için kaleme aldığını ve Şiraz gömleği ile süslü gelini, bir yadigâr olmak üzere bahar
çiçekleri arasına Rûmî bir çiçek olarak değiştirdiğini ifade etmektedir.
Es‟ad Efendi eserini I. Ahmed adına te‟lif ettiğini manzum bir şekilde ifade ederken,
Sa‟di‟nin Gülistân‟ını Sa‟d Zengî adına telif edip ona medhiyeler söylediğini, Câmî‟nin ise
Gülistân‟a nazire olarak kaleme aldığı Bahâristân‟ını Hüseyin Baykara adına telif ettiğini
hatırlatıyor. Kendi padişahını yüceltip bu iki hükümdarın Sultan I. Ahmed‟in dergâhında kul
olmalarının yakışacağını ifade etmektedir:
Şeyh Sa‟dî Sa‟d Zengî nâmına te‟lîf idüp
Eyledi ana Gülistân‟ı içinde çok senâ
Hazret-i Câmî Sultân Hüseynin nâmına
Söyleyüp itdi Bahâristân‟ını behcet-fezâ

9
Hocazade Es‟ad Mehmed Efendi, a.g.e,, vr 19a
10
Hocazade Es‟ad Mehmed Efendi, a.g.e,, vr 78a
11
Hocazade Es‟ad Mehmed Efendi, a.g.e,, vr 287a
12
Hocazade Es‟ad Mehmed Efendi, a.g.e, vr 6b
-7aa
Mütercim ve Müellif Bir Şeyhülislam:… 721
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 6/2 Spring 2011
Hazret-i Sultân Ahmed nâmına Es‟ad dahi
Eyleyüp inşâ Gül-i Handân‟ı itdi dil-güşâ
Dergehünde bir kara kul olsa idi yaraşır
Sa‟d-i bin Zengî ile Sultân Hüseyn Baykara13
Es‟ad Efendi, Gülistân‟ın her zaman tazeliğini koruduğunu ve teveccühe mazhar olduğunu
belirtip yaptığı tercümede bunun da etkili olduğu kanaatine ulaşmamıza kapı aralamaktadır.
Eserine Gül-i Handân‟ın adını verdiğini belirtip yazdığı 22 beyitlik manzum bir medhiye ile
övmüştür. Bu manzumenin üç beyti şu şekildedir:
Sorsalar ism-i resmini anın
Gül-i handân‟dur Gülistâ‟nın
Bir çiçek olmaya böyle hoş-bû
Cân meşâmın mu‟attar ider bu
Gerçi terkîbi cümle Türkî‟dür
Bûy-ı enfâs-ı pâki miskîdür
Gül gibi bâğ-ı dilde bûyâdur
Bülbül-âsâ zebânı gûyâdur
Misk-i Rûmî velî ki pür-dâne
N‟ola sunulsa şâh-ı pür-dâne
İtse gülgeşt-i gülşen-i Rûmı
Bulmaya kimse böyle bir Rûmî
Dâneler var ki óayli fâyıkdur
Cümlesi pâdişâha lâyıkdur
Yazılan anda hep letâéifdür
Pür-safâ gülşen-i ma‟ârifdür

Bunda var neşe-i gül-i Sa‟dî
Sanki hoş-bûy-ı sünbül-i Sa‟dî
Şu‟arâ hayliniñ ser-efrâzı
Nazm u nesrüñ bülend-pervâzı 14

Eserin bazı yerlerinde ise yazar “li mü‟ellifihi” başlığı ile Gülistân‟ın orijinalinde olmayan
kendi yazdığı Türkçe manzumeler ilave etmiştir.
Beyt li-mü’ellifihi
Sözüñ sarrâfı ol senden sorulmadın sükût eyle
Kulağ iki ve dil birdür iki işit de bir söyle 15

13
Hocazade Es‟ad Mehmed Efendi, a.g.e, vr 34b
14
Hocazade Es‟ad Mehmed Efendi, a.g.e, vr 14a-b
15 Hocazade Es‟ad Mehmed Efendi, a.g.e, vr 37a
722 Mehmet ÖZDEMİR
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 6/2 Spring 2011
Li-müellifihi:
İtdi Kârûn‟a nasîhatla Kelîmullâh kelâm
Tâ ki şükr-i ni‟met idüp mâlınıñ nef „in bula
Can kulağıyla anı işitmedi ol nâ-kabûl
Akıbet n‟olduğını Kur‟ân‟da işitdüñ ola 16
Gül-i Handân kelimesi kelimesine bir tercüme değildir. Mensur bölümü oluşturan hikâyeler
uzatılmış, daha ayrıntılı ve eklemeli hale getirilmiştir. Manzum bölümler ise genel mana muhafaza
edilmekle birlikte tercüme değil de yeniden yazılmış telif manzumeler niteliğindedir. Bunda elbette
manzumeyi tercüme etmenin, nesri tercüme etmeden daha zor olduğu gerçeğinin de etkisi vardır.
Gül-i Handân‟da Es‟ad Efendi‟nin meslekî bilgilerini de görmek mümkündür. Gülistan‟da
olmayan ancak yazarın tercümeye ilave ettiği pek çok ayet ve hadis, onun esere meslekî bilgisinin
katkısı olarak görülebilir.
Bu yazıda, Es‟ad Efendi ve eserleri hakkında tanıtıcı, kısmî değerlendirmeler -bir
makalenin çerçevesi dikkate alınarak- yapılmıştır. Yazar ve eserleri hakkında daha ayrıntılı ve titiz
bir akademik çalışmanın gerekliliği âşikârdır.
KAYNAKÇA
AKGÜNDÜZ Murat (2002), Osmanlı Devletinde Şeyhülislâmlık, Beyan Yayınları, İstanbul.
AKSOY Hasan (1979) “Es‟ad Efendi”, TDEA, Dergâh Yayınları, İstanbul
AKTEPE Münir (1995) “Es‟ad Efendi, Hocazâde”, DİA, İstanbul
AKTEPE Münir (1998) “Es‟ad Efendi” İA, İstanbul
AKÜN Ahmet (1998), “Şeyhülislam Hocazade Mehmed Efendi ve Eseri İbtihâcü‟t-tevârih”
Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Cilt: 1 Sayı: 2, Balıkesir
BİLKAN Ali Fuat Yusuf Çetindağ, (2006) Şeyhülislam Şairler, Hece Yayınları, Ankara.
BÜYÜKKARCI YILMAZ Fatma (2001) Za`ifi’nin manzum Gülistân tercümesi: Kitab-ı
Nigaristan-ı Şehristan-ı Dırahistan-ı Sebzistan (2 cilt) (Yayımlanmamış doktora tezi)
Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
CANPOLAT Hülya (2006) Sa’dî’nin Gülistân Önsözüne Yapılan Türkçe Serhlerin
Karşılaştırılmalı İncelenmesi, (Yayımlanmamış doktora tezi)Ege Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü
ERGUN S. Nüzhet (1936) Türk Şairleri, İstanbul
KAHRAMAN Seyit Ali, A. N. Güntekin, Cevdet Dadaş, (1998) İlmiye Salnamesi, İşaret
Yayınları, İstanbul
KARTAL Ahmet (2001) “Sa‟di-i Şîrâzî‟nin Gülistân İsimli Eserinin Türkçe Tercümeleri”, Bilig -
16
Kâtip Çelebi, (h.1286) Fezleke, Cerîde-i Havadis Matbaası, İstanbul
Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şuarâ (baskıya hazırlayan Dr. İbrahim Kutluk), (1978)
TTK, Ankara

16
Hocazade Es‟ad Mehmed Efendi, a.g.e, vr 299b
Mütercim ve Müellif Bir Şeyhülislam:… 723
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 6/2 Spring 2011
Mustafa Naimâ, (h.1280) Tarih, Matbaa-i Âmire, İstanbul
Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin, (1928) Tuhfe-i Hattatîn, Devlet Matbaası, İstanbul
Müstakimzâde, (1978) Devhatü’l-Meşâyih, Çağrı Matbaası, İstanbul
Nev‟izâde Atâullah Efendi Atâî, (1851) Zeyl-i Şakayık, Matbaa-i Amire, İstanbul
Peçevî İbrahim Efendi, Peçevî Tarihi (haz. Bekir Sıtkı Baysal), (1992) Kültür Bakanlığı Yayınları,
Mersin.
Seyyid Mehmed Rıza, (h. 1312) Rızâ Tezkiresi, İkdam Matbaası, İstanbul
Solakzâde Mehmed Hemdemî, Solakzâde Tarihi (haz. Vahid Çabuk), (1989) Kültür Bakanlığı
Yayınlan, Ankara
TURAN Şerafettin (1998) DİA, İstanbul
UZUNÇARŞILI Hakkı Osmanlı Devletinin İlmiye Teşkilâtı, TTK Yayınları, Ankara 1965, s.
188.
UZUNÇARŞILI İ. Hakkı ( 1965) Osmanlı Devletinin İlmiye Teşkilâtı, TTK Yayınları, Ankara
UZUNÇARŞILI İ. Hakkı (1972) İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, Türkiye Yayınları. İstanbul
YAKUT Esra (2005) Şeyhülislamlık, Yenileşme Döneminde Devlet ve Din, Kitap Yayınevi,
İstanbul.
YILMAZ Hasan Kâmil Aziz Mahmud Hüdâyî, Erkam Yayınları, İstanbul
YILMAZ Ozan (2208) 16. Yüzyıl Şârihlerinden Sûdî-i Bosnevî ve Şerh-i Gülistân’ı (incelemetenkitli
metin), (Yayımlanmamış doktora tezi) Marmara Üniversitesi Türkiyat
Araştırmaları Enstitüsü
724 Mehmet ÖZDEMİR
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 6/2 Spring 2011

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar