BÖLGESEL POLİTİKALAR AÇISINDAN AZERBAYCAN-İRAN İLİŞKİLERİ

45
BÖLGESEL POLİTİKALAR AÇISINDAN
AZERBAYCAN-İRAN İLİŞKİLERİ
AZERBAIJAN-IRAN RELATIONS
FROM A REGIONAL PERSPECTIVE
Halit MAMMADOV*
ÖZET
Azerbaycan ve İran ortak tarihsel ve kültürel öğeleri paylaşan komşu ülkelerdir. Azerbaycan–İran ilişkilerinde söz konusu öğelerin varlığı ciddi bir biçimde hissedilmektedir. 1991
yılında bağımsızlığını yeniden kazanan Azerbaycan’ın, güney komşusu ile ilişkileri inişli
çıkışlı bir seyir izlemiştir. Azerbaycan ve İran arasındaki temel sorunlar, tarihsel – kültü-
rel arka plan ve günümüz uluslararası ilişkileri bağlamında düşünülmelidir. Tarihsel–kültürel anlamda ilişkilerde öne çıkan noktalar, İran’da yaşayan Azerbaycan Türk nüfusunun
varlığı ve Azerbaycan’ın bir kısmının İran’ın resmi ideolojisi olan İslam’ın Şiilik mezhebine mensup olmasıdır. Bu iki nokta ilişkilere yön veren temel faktörlerdir. İran, kuzeyinde yaşayan Azerbaycan Türk nüfusu arasında etnik milliyetçiliğin yükselmesini tehdit
olarak algılamaktadır. İran söz konusu milliyetçiğin Azerbaycan kaynaklı olduğunu iddia
etmektedir. Azerbaycan ise İran’ın Şiilik vasıtasıyla iç işlerine müdahalesinden rahatsızlık duymaktadır. Şii ve Sünni nüfusun Türk kimliği altında birlikte yaşama arzusu İran’ın
Azerbaycan’da Şiiliği siyasallaştırmasıyla tehlikeye girebilir. Diğer yandan, günümüz
Azerbaycan–İran ilişkilerini bölgesel ve küresel sorunlar çerçevesinde değerlendirmek
mümkündür. Hazar’ın hukuki statüsünün belirsizliği ve İran nükleer krizi etrafında cereyan eden süreç, Azerbaycan–İran ilişkilerinin geleceğini tayin edecek önemli faktörlerdir.
Hazar’ın hukuki statüsü etrafındaki belirsizlik Batı merkezli enerji projeleri açısından
sorun teşkil etmektedir. Son dönemde Azerbaycan’ın Batıyla ve özellikle İsrail’le kurduğu
yakın askeri ve siyasi ilişkiler İran rejimi tarafından kendisine yönelik güvenlik tehdidi
olarak görülmektedir. Makalenin temel amacı, bölgesel politikalar çerçevesinde Azerbaycan ve İran arasındaki ikili ilişkileri incelemektir.
Anahtar Kelimeler: Azerbaycan, İran, İsrail, Hazar Sorunu, Milliyetçilik, Şiilik
ABSTRACT
Azerbaijan and Iran are neighboring countries with common historical and cultural elements. The presence of these elements in their bilateral relations will be felt seriously.
OAKA
Cilt: 8, Sayı: 15, ss. 45-71, 2013
* Dr., Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi. E-posta: kh.mammadov@gmail.com
Halit MAMMADOV
46
Giriş
Muhtelif kültürler arasındaki karşıtlık veya uzlaşmaların buluştuğu Kafkasya
bölgesinde yerleşen Azerbaycan, tarihsel olarak dünya güçlerinin ilgi odağında
bulunmuştur. Kafkasya bölgesi, halkların, uygarlıkların ve imparatorlukların ya-
şam alanı, geçiş yeri ve çatışma noktası olmuştur. Kafkasya tarihsel olarak Orta
Doğu, Asya ve Avrupa arasında “kara köprüsü” rolünü oynamış, kuzey – güney
ve doğu – batı ticaret yolları üzerinde yerleşmiştir.1 Günümüzde de Azerbaycan
ve Kafkasya bölgesi dünyanın önemli tabii kaynaklarının bulunduğu ve stratejik
enerji yollarının kesiştiği bir konuma sahiptir.
İran köklü devlet geleneği ve güçlü ideolojik (Şii) yapısıyla Orta Doğu,
Orta Asya ve Kafkasya bölgelerinin başlıca aktörlerindedir. İran, Kafkasya ve
Hazar’da Türkiye ve Rusya ile beraber üç önemli bölgesel aktörden biridir. Stratejik açıdan “dünyanın en önemli bölgeleriyle komşu olan, bölgedeki su ve enerji
nakil hatlarının tam ortasında yer alan İran, gerek sahip olduğu tabii kaynakları,
köklü devletçilik geleneği, gerekse kültürel zenginliği, etnik yapısı ve potansiyelleriyle bölgesinin en önemli ülkelerinden biri olarak kabul edilmektedir.”2
1 Jim Nichol, “Armenia, Azerbaijan, and Georgia: Political Developments and Implications for
U.S. Interests”, Congressional Research Service, CRS Report for Congress,15 Nisan 2011, ss.
6–45.
2 Kaan Dilek, “İran’ın Orta Asya Politikaları”, Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak
Üniversitesi Raporu, Yayın No. 7, Ankara, 2011, ss. 15–75.
Azerbaijan has had volatile relations with its southern neighbor since securing its independence in 1991. The main problems between Azerbaijan and Iran must be considered
from a historical and cultural context and current international affairs. The most crucial
historical and cultural points are that there is an Azeri Turk population living in Iran, and
some regions of Azerbaijan are under the influence of Iran’s official ideology of Islamism
and Shiite sectarianism. These two points are the main factors influencing bilateral relations. Iran perceives the growing Azeri nationalism in its northwest as an imminent threat
and declares that the roots of this nationalism are in Azerbaijan. Azerbaijan, for its part,
is disturbed by Iran using Shia sectarianism to interfere in its internal affairs. Iran’s promotion of Shiite sectarianism in Azerbaijan threatens the desire of Sunni and Shia Turks
to unite under a singular Turkish nationalism. The geopolitics of the broader region offer
additional insight into problems inherent in bilateral relations. The Iranian nuclear crisis
and the indefinite legal status of the Caspian Sea will both impact the future of Azerbaijan–Iran relations, as well as Azerbaijan’s relations with the Western countries due to the
energy resources located there. Iran will interpret Azerbaijan’s military and political relations with the West—particularly Israel—as a an attempt to intimidate Iran. The main aim
of this article is to study Azerbaijan-Iran bilateral relations from a regional perspective.
Key Words: Azerbaijan, Iran, Israel, Legal Status of Caspian Sea, Nationalism, Shiite
Bölgesel Politikalar Açısından Azerbaycan-İran İlişkileri
47
Dış politikada jeopolitik çıkarlarla ideoloji çatıştığı zaman Tahran hemen hemen her zaman, jeopolitik temelli kaygılara öncelik tanımaktadır. Bu bağlamda
İran’ın Orta Asya ve Kafkasya politikaları, öncelikle jeopolitik kaygılara dayanmaktadır.3 Fakat İran Azerbaycan politikasında ideoloji ve pragmatizmi paralel
yürütmektedir. İran’ın diğer Kafkasya ülkeleri ile ilişkilerinde veya Orta Asya
politikalarında jeopolitik ve pragmatizm daha ön plandadır.
Modern İran dış politikasının ideolojik temelleri, 1979 İran Devrimiyle atılmıştır. Böylece, 1979 sonrası İran Şii teokrasisi ve Ayetullah (Dini lider) tarafından idare edilen bir ülke konumuna gelmiştir. Bu bağlamda İran dış politikası,
dini liderlik gözetimindeki teokratik devletin devrim ve kuruluş felsefesi üzerinde inşa edilmiştir. Dolayısıyla, İran dış politikasının öncelikleri teokratik rejim
ve onun egemen elitinin arzusuyla belirlenmektedir.4
Azerbaycan–İran ilişkilerinin gelişimi, tarihi ve modern paralel bağlamlarda düşünülmelidir. Azerbaycan bölgesi uzun yıllar İran (Pers) imparatorluğu ile
muhtelif düzeyli ilişkiler içerisinde olmuştur. Tarihi Azerbaycan’ın (şimdiki Gü-
ney Azerbaycan bölgesi ve Safevi sonrası Kuzey Azerbaycan’ın bir kısmı) bü-
yük bir kısmının Şii mezhebine mensup olması ve aynı zamanda İran Caferiliği
etkisinde olduğu göz önünde bulundurulduğunda İran ve modern Azerbaycan
kimlikleri arasında yakınlığı anlamak mümkündür.
Mezhepsel anlamda Sünni olan Şirvanşahlarla ve Kızılbaş – Şii olan Safeviler arasındaki mücadele, Azerbaycan kimliğine yön vermiştir. 1538 yılında
Şirvanşahlar’ın Safeviler tarafından ilhakıyla “tek mezhep”li döneme geçiş baş-
lamıştır. Bu süreçle birlikte o zamana kadar hüküm süren dinsel hoşgörü dönemi sona ermiş, mezhepsel çatışmalar hız kazanmıştır. Bu bağlamda Şirvan ve
Horasan bölgeleri tarihsel–kültürel yapılarını muhafaza etmeye çalışmış, diğer
bölgeler ise Safevi tesirine girmişlerdir.
Tarihsel olarak dünya medeniyetlerinin geçiş noktasında bulunan ve bu medeniyetlerden etkilenen Azerbaycan, dil olarak Türkçeye, inanç–mezhep anlamında İran’a, siyasi açıdan ise Rusya’ya bağlı olarak milletleşme süreci geçirmiştir.
3 Brenda Shaffer, “Iran’s Role in the South Caucasus and Caspian Region: Diverging Views of the
U.S. and Europe”, SWP Berlin “Iran and Its Neighbors”, Temmuz 2003, ss. 17–22.
4 Ziba Moshaver, “Revolution, Theocratic Leadership and Iran’s Foreign Policy: Implications for
Iran-EU Relations”, The Review of International Affairs, Cilt: 3, Sayı: 2, Kış 2003, ss. 283–305.
Halit MAMMADOV
48
Şiiliği siyasallaştıran Safeviler’in ve Çarlık Rusyası’nın Osmanlı’yı kendilerine tehdit olarak görmesiyle, söz konusu mezhebin Sünni olan Kuzey
Azerbaycan’da (özellikle Şirvan ve Kuzey–Batı bölgelerde) yaygınlaşması söz
konusu devletlerce desteklenmiştir. Bu süreç kendi tabii seyri ile gelişmemiş,
Şiiliğin halka kabul ettirilmesinde zor kullanılmıştır. Kuzey Azerbaycan bölgesinde Kızılbaş baskılarına ve Şiileştirme politikalarına direnen Sünniler Osmanlı
devletinin desteğine güvenerek Safevilere karşı birçok ayaklanmalarda bulunmuşlardır.5
SSCB döneminde Azerbaycan’la İran dini kimliği arasında bir kopma ya-
şanmışsa da, bağımsızlık sonrası İran Azerbaycan politikasını mezhepsel bir
perspektifte geliştirmiştir. İran’ın söz konusu politikalarının karşısında en büyük
engeli Azerbaycan’da mevcut olan seküler sistem ve Türkiye’nin Azerbaycan
üzerindeki etkisi oluşturmuştur. Türk kimliğinin halk tarafından daha çok benimsenmesi, İran’ın Azerbaycan istikametindeki mezhepçi politikalarının ve en
nihayetinde devrim ihracının önünü kesmiştir. Her şeye rağmen, İran Şiilik üzerinden Azerbaycan kamuoyunda etki kurma çabasından vazgeçmemiştir.
Makalede Azerbaycan–İran ilişkileri yukarıda bahsettiğimiz tarihsel süreç ve
modern uluslararası ilişkiler çerçevesinde ortaya çıkan bölgesel sorunlar kontekstinde incelenmiştir. Azerbaycan’ın tarihsel ve kültürel alış verişte bulunduğu
ülkelerden biri olan İran’la ilişkileri söz konusu bölgesel kontekste inişli çıkışlı
bir seyir izlemiştir. Azerbaycan–İran ilişkilerini etkileyen ve yön veren etkenler
sıralanırken, Azerbaycan nüfusunun bir bölümünün İslam dininin Şia mezhebine mensup olması ve İran’ın kuzeyinde yaşayan 25 milyona yakın Azerbaycan
Türkü’nün varlığı üzerinde durulması gereken önemli iki husustur. İran Şiiliği
bölgeselleştirirken Azerbaycan da, etnik milliyetçiliği bölgeselleştirerek İran
karşısında statükoyu muhafaza etmeye çalışmaktadır.
Azerbaycan–İran ilişkilerine yön veren faktörler sadece bu sorunlarla sınırlı
değildir. Hazar’ın hukuki statüsü sorunu ve İran nükleer krizi etrafında oluşan
5 Safevi tarihi için bkz. Oktay Efendiyev, Azerbaycan Safeviler Dövleti, (Bakü: Azerbaycan
Dövlet Neşriyyatı, 1993), ss. 131–139. Ayrıca bkz., Fahrettin Kırzıoğlu, Osmanlılar’ın Kafkas
Ellerini’ni Fethi (1451–1590), (Türk Tarih Kurumu: Ankara, 1998), ss. 251–389; Sadık Müfit
Bilge, Osmanlı Çağında Kafkasya (1454–1829), (Kitabevi Yayınları: İstanbul, 2012), ss.
3–690 ; Tofik Mustafazade, XVIII Yüzillik – XIX Yüzilliyin Evvellerinde Osmanlı–Azerbaycan
Münasebetleri, (Azerbaycan Milli Elmler Akademiyası: Bakü, 2002), ss. 3–372; Behram
Hasanov, “Sovyet Kuşağından Sovyet Sonrası Kuşağına Azerbaycan’da Din”, Yayımlanmamış
Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi, Din Sosyolojisi Bilim Dalı, İstanbul, 2007, ss. 6–236.
Bölgesel Politikalar Açısından Azerbaycan-İran İlişkileri
49
jeopolitik açmaz ikili ilişkileri etkileyen diğer önemli nedenlerdir. Son dönemde
Azerbaycan’ın İsrail ile geliştirdiği ilişkileri de bu iki bölgesel sorun çerçevesinde değerlendirmek mümkündür. Hazar’ın hukuki statüsü sorunu, Nabucco
ve Trans–Hazar gibi enerji projelerinin geleceğine yönelik soru işaretlerinin artmasına neden olmaktadır. Hazar sorununun belirsizliği ve nükleer kriz süreci,
Azerbaycan –İran ikili ilişkilerinin karakterini değiştirerek, bölgesel ve küresel
konjonktüre dayalı bir ilişkiler bütünü ortaya çıkarmaktadır.
Diğer yandan, İran’ın Azerbaycan’la savaş halinde olan Ermenistan’a sağladığı iktisadi ve siyasi destek, ilişkilerde ciddi güven bulanımı olduğunu gözler
önüne sermektedir. İran’ın Kafkasya politikasında ideoloji ve pragmatizm arasındaki çelişkiyi müşahede etmek mümkündür. İran’ın jeopolitik kaygılarından
ötürü Ermenistan yanlısı tutumu, Azerbaycan ve İran arasındaki ilişkilerin menfi
zeminde gelişmesinin esas nedenidir. İran, Azerbaycan’ın Türkiye ve Batı istikametinde kurduğu ilişkilerden her zaman rahatsızlık duymuş ve Dağlık Karabağ
meselesinde Ermenistan yanlısı bir politika yürütmüştür. İran, son dönemde Kafkasya istikametindeki politikasına hız vermektedir. 2009 yılında Ermenistan’la
imzalanan demiryolu anlaşması Bakü–Tiflis–Kars demiryolu hattına karşı cevap
niteliğindedir. ABD’nin bölgedeki etkinliği arttıkça İran’ın Kafkasya politikası,
hızlı bir şekilde Rusya ve Ermenistan istikametli gelişmeye devam edecektir.
Azerbaycan–İran ilişkilerini etkileyen faktörlerden biri de, Azerbaycan dış
politikasının Batı merkezli olarak gelişmesidir. Azerbaycan, bir yandan coğrafyanın ona sunmuş olduğu meydan okuma ve imkânları çok yönlü ve dengeli dış
politikayla bertaraf etmeye veya değerlendirmeye çalışırken bir yandan da kü-
resel sistem içerisinde kendine yer edinmeye çalışmıştır. Azerbaycan’ın küresel
sisteme entegrasyonunda ABD ve AB ile ilişkiler bu çerçevede önem kazanmış-
tır. Azerbaycan’ın petrol zenginliği, Kafkasya’da ABD ve İran çıkarları arasındaki rekabette potansiyel bir odak noktasıdır. Bağımsızlığını kazanmasından bu
yana Azerbaycan, Hazar Denizi’nde en kolayca ulaşılabilir petrol rezervi erişimi
olan, Batılı şirketler için cazip bir hedef olagelmiştir.6
İran nükleer krizi etrafında gelişen süreçte Azerbaycan her ne kadar resmi
söylemde tarafsız bir pozisyona sahip olduğunu ifade etse de, bu konuda Batılı
ülkelerle ortak bir kaygı taşıdığı açıktır.
6 Varun Vira, “The United States and Iran: Competition Involving Turkey and the South Caucasus”,
A Report of the CSIS Burke Chair in Strategy, Mart 2012, ss. 2–29.
Halit MAMMADOV
50
Etnik ve Mezhepsel Sorunların Gölgesinde Gelişen İlişkiler
Azerbaycan–İran ilişkilerini etkileyen iki önemli sorunsaldan bahsetmek mümkündür. Birincisi, Şii kimliğinin Azerbaycan üzerindeki etkisidir. İran Şiiliği,
Azerbaycan ile ilişkilerinde temel avantajı olarak görmektedir. Zira Azerbaycan nüfusunun bir kısmını Şii mezhebine inanalar oluşturmaktadır.7 İran, Şiiliğin ruhani merkezi olan Kum’da Şii din adamlarının eğitim ve faaliyetlerini
desteklemek için olağanüstü miktarda para harcayarak etrafındaki Şii toplumları
üzerinde etki kurmaktadır.8 Tahran böylece Şii topluluklarla dayanışma bağları
oluşturarak ülkelerin iç işlerine müdahalede bulunmaktan da çekinememektedir.
İran yönetimi, 1979 İslam Devrimini bu metotla komşu ülkelere ihraç etmeyi hedeflemiştir. Azerbaycan Şiiliğinin Caferi koluna mensup olması İran’ın bu ülke
üzerindeki mezhep politikalarını daha da elverişli duruma sokmaktadır.9
Azerbaycan–İran ilişkilerinin gelişim sürecini etkileyen ikinci önemli faktör İran’da yaşayan Azerbaycan Türklerinin varlığıdır.10 Azerbaycan’ın bağımsız devlet olarak varlığı, İran’da yaşayan çok sayıda Azerbaycan Türkü arasında
kimlik keşfi sürecini tetiklemiştir.11
Azerbaycan coğrafyasının bugünkü haliyle ikiye bölünmesi, İran ve Çarlık
Rusya arasında gerçeklesen savaşlar neticesinde imzalanan 1828 tarihli Türkmençay Andlaşması’na dayanmaktadır.12 Bu antlaşmaya göre Aras Nehrinin
kuzeyinde kalan kısım Çarlık Rusyası’na, güneydeki Azerbaycan Türklerinin
7 Azerbaycan’ın kuzeyi ağırlıklı olarak Sünni, en güney ve Orta Azerbaycan Şia mezhebine
mensuptur. Sünni mezhebine mensup insanlar %30-35 oranındadır. Şia nüfusun %65 civarındadır.
Ancak bu farklılık hiçbir şekilde örneğin, Irak toplumunda mevcut olan bir mezhepsel ayırımın
Azerbaycan toplumunda söz konusu olduğunu göstermemektedir. Azerbaycan’da birçokları
(özellikle Sovyet dönemi kuşağı) Şii ve Sünni İslam arasındaki temel ayırımların farkında
bile değildir. Bu konuda geniş bilgi için bkz. Svante E. Cornell, “The Politicization of Islam
in Azerbaijan”, Silk Road Paper, Central Asia– Caucasus Institute Silk Road Studies Program,
John Hopkins University, Washington DC, Ekim 2006, ss. 21–22.
8 Michael Eisenstadt, “The Strategic Culture of the Islamic Republic of Iran” Middle East Studies,
MES Monographs, Sayı: 1, Ağustos 2011, ss. 1-14 .
9 Şialığın diğer önemli kolları Zeydiyye ve İsmailiyye kollarıdır. Şialığın siyasal nazariyesi için
bkz., Ahmet Vaezi, Shia Political Thought, (London: Islamic Centre of England, 2004).
10 Azerbaycan Türklerinin önemli kısmı İran’ın beş bölgesinde –Batı Azerbaycan, Doğu
Azerbaycan, Zencan, Erdebil ve Gilan’da– yaşamaktadır. İran’ın başkenti Tahran’ın yarısını ve
Şialar açısından önemli Kum Azerbaycan Türklerinin çoğunlukta olduğu bölgelerdir. Bu konuda
bkz. Rasim Agayev, “İran. Naçionalniy Faktor”, Vestnik Analitiki, 3(29), 2007, ss. 5–6.
11 Brenda Shaffer, Sınırlar ve Kardeşler, Çev. Ali Gara, Vüsal Kerimov, (İstanbul: İstanbul Bilgi
Üniversitesi Yayınları, 2008), ss. 240–242.
12 Cemil Doğaç İpek, “Güney Azerbaycan Türklerinde Kimlik Sorunu”, Türk Dünyası İncelemeleri
Dergisi, Cilt: 12, Sayı: 1, Yaz 2012, ss. 267-283.
Bölgesel Politikalar Açısından Azerbaycan-İran İlişkileri
51
nüfusun çoğunluğunu içeren bölge ise İran’a bırakılmıştır. Tarih boyunca söz
konusu bölgenin büyük bir kısmı, İran coğrafyasında yönetimde olan Ağkoyunlu, Karakoyunlu, Safevi, Afşari ve Kaçar hanedanlarına ev sahipliği yapmıştır.13
Soğuk Savaşın ardından Azerbaycan’ın bağımsızlığını yeniden kazanması
güneyde yaşayan Azerbaycan Türkleri için motivasyon kaynağı oluşturmuştur.
1989 yılından beri aktif olan milliyetçi şiarlarla güneyde yaşayan Azerbaycan
Türklerinin İran’dan ayrılması konusu gündeme gelmiştir. Elçibey döneminde
siyasal söylem olarak dile getirilen bu düşünce İran yönetimini rahatsız etmiştir.
Tahran yönetimi 25 milyona yakın Azerbaycan Türkünün varlığını ve yükselen
Azeri milliyetçiliğini ulusal birliği ve toprak bütünlüğü için tehdit olarak algı-
lamıştır.14 Söz konusu nüfusun “Azerbaycan devletinin yanı başında bulunması
ve İran’ın kuzeybatısında yoğunlaşan bu nüfusla kuzey ve güney arasında etnik
konsolidasyonun sağlanmış olması bütünleşme idealinin coğrafi anlamda nesnel
dayanağını oluşturmuştur”.15
Bütün bunların ışığında, Elçibey’in “Birleşik Azerbaycan” retoriği İran açı-
sından ciddi endişeyle karşılanmıştır.16 İran, Elçibey yönetiminin milliyetçi söylemlerine, Dağlık Karabağ’da Ermenistan’a sağladığı iktisadi ve siyasi destekle
“cevap” vermiştir.
Diğer yandan İran’da yaşayan Azerbaycan Türkleri Güney Azerbaycan Milli
Oyanış (Uyanış) Hareketi (GAMOH) çatısı altında örgütlenerek bağımsızlık taleplerini kurumsallaştırmışlardır. GAMOH’un esas faaliyet istikametini İran’da
yaşayan Azerbaycan Türklerinin bağımsızlığına ulaşması oluşturmuştur.17
13 Saleh Kamrani, “Why ‘South Azerbaijan’ Matters”, Turkish Policy Quartely, Cilt: 8, Sayı: 4, Kış
2009/2010, ss. 147–151.
14 Svante E. Cornell, “The Politicization of Islam in Azerbaijan”, Silk Road Paper, Central Asia –
Caucasus Institute Silk Road Studies Program, John Hopkins University, Washington DC, Ekim
2006, ss. 42–46.
15 Turgut Demirtepe, “Türkiye–İran-Azerbaycan İlişkileri: Sorunlar ve Fırsatlar”, USAK Gündem,
19 Nisan 2011, (http://www.usakgundem.com/yazar/2066/türkiye-İran-azerbaycan-İlişkilerisorunlar-ve-fırsatlar.html) (Erişim Tarihi: 22.08.2012) .
16 Elçibey dönemi Azerbaycan dış politikası için bkz. Nazim Cefersoy, Elçibey Dönemi Azerbaycan
Dış Politikası, (Ankara: ASAM Yayınları, 2001), ss. 3–164.
17 Örgütün liderliğini Dr. Mahmud Ali Çehregani yapmaktadır. GAMOH Azerbaycan Türklerinin
yaşadığı İran topraklarının 1924’den beri Farslar tarafından işgal altında oldukları görüşünü
savunmakta ve bu yönde uluslararası ve bölgesel faaliyetlerde bulunmaktadır. Fakat GAMOH’un
İran’da yaşayan bütün Azerbaycan Türkleri üzerinde tam anlamda etkili olduğunu söylemek
zordur. GAMOH hakkında geniş bilgi için bkz., (http://www.gamoh.biz) (Erişim Tarihi:
27.05.2013).
Halit MAMMADOV
52
Fakat milliyetçi söylemlere rağmen Kuzey ve Güney Azerbaycan arasında,
yirminci yüzyıl siyasi gelişmeleri bağlamında önemli sosyo-kültürel farklar
oluştuğunu ve bu farkların, toplumların zihninde kurumsallaşması dikkate alındığında, kuzey ve güneyin entegrasyonu ciddi engellere takılmıştır.18 Sosyo-kültürel farklılıklar İran’da yaşayan Türkler arasında, “İranlılık kimliği” daha da
güçlendirmiş ve böylece İran’ın toprak bütünlüğü korunmuştur.19
Ayrıca bölgede oluşan yeni siyasi şartlarda söz konusu söylemler dar alana
sıkışmıştır. İran yönetimi, Dağlık Karabağ’da Ermenistan’ı destekleme politikası izleyerek Azerbaycan’ın kendi iç işlerine müdahalesini minimalize etmeye
çalışmıştır. Böylece İran her ne kadar kendini bütün Müslümanların haklarının
koruyucusu ve savunucusu olarak tanımlasa da, dış politika uygulamalarına bakıldığında, dini bir meşruiyet aracı olarak kullandığı anlaşılmaktadır.20 Dağlık
Karabağ’da Ermenistan’a sağlanan destekte bu gözükmektedir. İran, Dağlık Karabağ sorununda Ermenistan’ın yanında yer almakla yetinemeyerek, savaş sürecinde Azerbaycan’ın güney bölgesinde bulunan Talış21 etnik grubu içerisindeki
ayrılıkçı fikirlere destek vermiş ve mikro milliyetçiliği tetiklemiştir.
Haydar Aliyev’in iktidara gelmesinden sonra, milliyetçi söylemlerin yerini
rasyonel ve pragmatik söylemler alsa da, Azerbaycan–İran gerginliği devam etmiştir. Cumhurbaşkanı Aliyev, Azerbaycan’da propaganda amaçlı faaliyette gösteren İran destekli grupları bertaraf etse de İran, halk nezdinde özellikle sosyal
ve kültürel alanda söz konusu gruplardan (özellikle mollalardan) kendi menfaati
için yararlanmaya devam etmiştir.22 Bu bağlamda İran Azerbaycan Şiilerinin dini
duyguları ve bu amaçla tesis edilmiş olan Azerbaycan İslam Partisi vasıtasıyla,
18 Cemil Doğaç İpek, “Güney Azerbaycan Türklerinde Kimlik Sorunu”, Türk Dünyası İncelemeleri
Dergisi, Cilt: 12, Sayı: 1, Yaz 2012, s. 277.
19 Atay Akdevelioğlu, “İran İslam Cumhuriyeti’nin Orta Asya ve Azerbaycan Politikaları”,
Uluslararası İlişkiler, Cilt: 1, Sayı: 2, Yaz 2004, ss. 129-160.
20 Mehmet Şahin, “İran Dış Politikasının Dini Retoriği” Akademik Orta Doğu, Cilt: 2, Sayı: 2,
2008, ss. 7–17.
21 Talış etnik grubu Azerbaycan’ın güneyinde İran sınırında yaşamaktadırlar. Farsçaya yakın bir
dil konuşmaktadırlar. Tamamı Şii mezhebine mensuptur. Sayıları 76 bindir. 1990’larda İran’ın
desteğiyle Alikram Hummatov liderliğinde “Talış-Muğan Cumhuriyeti”ni kurulmuş, fakat
Haydar Aliyev’in iktidara gelmesiyle Hummatov tutuklanmış, sözde Cumhuriyetin varlığına
son verilmiştir. Günümüzde son bölgesel gelişimler ışığında İran Talış ayrılıkçıklarına destek
sağlamakta ve bu yolla Azerbaycan ‘da siyasi istikrarsızlık yaratmaya çalışmaktadır.
22 Svante E. Cornell, “The Politicization of Islam in Azerbaijan”, s. 43.
Bölgesel Politikalar Açısından Azerbaycan-İran İlişkileri
53
kamuoyunun üzerinde etkili olmuş ve kontrol sağlamıştır.23 Bu dönemde İran
Dağlık Karabağ sorununda Ermenistan’ın yanında olmaya devam etmiş, bu ülkeyi ekonomik olarak desteklemiştir.
2005–2006 yıllarında Azerbaycan–İran ilişkilerinde bir yumuşama dönemi
yaşanmış ticaret, güvenlik ve enerji sektörü dâhil olmakla farklı alanlarda işbirliği yapılmıştır. Bu çerçevede 20 Aralık 2005 yılında Aliyev ve İran Cumhurbaş-
kanı Ahmedinejad’ın katılımıyla, Nahçivan için yeni bir doğalgaz boru hattının
açılışı gerçekleştirilmiştir.24
2007 yılında İran’ın Ermenistan’ın doğalgaz ihtiyaçlarını karşılamak için
boru hattı projesi gerçekleştirilmesi, ilişkileri olumsuz yönde etkilemiştir. İran bu
dönemde de Azerbaycan’ın Türk kimliğini Şia kimliğinden daha çok önemsemesinin devam ettiğini ve Azerbaycan’ın bunu içselleştirdiğini endişeyle izlemiştir.
Bu bağlamda İran 2008 yılında yaşanan Rusya–Gürcistan savaşından sonra, Türkiye tarafından bölgesel güvenliğin sağlanmasına yönelik geliştirilen “Kafkasya
İstikrar ve İşbirliği Platformu” inisiyatifine karşı kendi projesini ortaya atmıştır.
İran diplomasisi, söz konusu girişime alternatif 3+3 formatını (üç Güney Kafkasya ülkesi ve İran, Türkiye ve Rusya’yı kapsayan) Dışişleri Bakanı Mottaki’nin
Azerbaycan’a yaptığı ziyaret çerçevesinde ilk kez müzakereye açmıştır.25
2009 yılından itibaren İran, Ermenistan’ın bölgesel izolasyondan kurtulması
için 2008 yılında ilk aşaması biten doğalgaz boru hattının ikinci aşamasına baş-
lamıştır. İran rejimi ayrıca “Bakü–Tiflis–Kars” demiryolu projesine cevap olarak
İran ve Ermenistan arasında bir demiryolu inşası yapmayı düşünmektedir.
İki ülke arasındaki sorunlara rağmen, ekonomi ve ticaret alanlarında işbirli-
ğinden bahsetmek mümkündür.
23 Emil Souleimanov & Ondrej Ditrych, “Iran and Azerbaijan: A Contested Neighborhood”, Middle
East Policy, Cilt: 14, Sayı: 2, Yaz 2007, ss. 101–115.
24 Varun Vira, Erin Fitzgerald, Brandon Fite, “The United States and Iran: Competition Involving
Turkey and the South Caucasus”, CSIS, Mart 2012, ss. 19–24.
25 Sergey Drujilovskiy, “İrano – Tureçkoe Soperniçestvo v Zakavkazie”, Obozrevatel, Sayı: 4,
2012, ss. 43–48.
Halit MAMMADOV
54
İran Nükleer Krizi Etrafında Gelişen Azerbaycan–İsrail İlişkileri
Azerbaycan–İran ilişkilerinin önemli sorunsallarından birini İran nükleer krizi
etrafında yaşanan süreç ve bu çerçevede Azerbaycan’ın Batı ve İsrail ile ilişkilerinin son dönemdeki gelişimi teşkil etmektedir.
Azerbaycan’ın bağımsızlık sonrası Batı yanlısı bir politika izlemesi, İran rejimi tarafından memnuniyetle karşılanmamıştır. 1979 sonrası İran politikalarını
Batı (özellikle Amerikan) karşıtlığı üzerine inşa etmiştir. İran’ın bu yönde bir hedefi olduğuna dair yaşanan kaygı başta ABD olmakla Batı ülkelerinin tepkisiyle
karşılanmıştır. Bu bağlamda ABD öncelikle İran’ın nükleer silah üretmesini engellemeyi ve yine İran’ın İslam dünyası ve Orta Doğu’daki nüfuz genişlemesini
dengelemeyi hedeflemiştir.26
1990’ların ilk yıllarından itibaren ABD ve AB enerji politikaları çerçevesinde, Azerbaycan ve Güney Kafkasya ülkeleriyle ilişkilerini koordineli yürütmüş-
tür. Bu bağlamda ABD açısından Azerbaycan sahip olduğu doğal kaynaklarla
Batı için alternatif bir tedarikçi olarak stratejik önem taşımıştır.27 Azerbaycan
ve Batı arasındaki ilişkilerde temel noktayı 1994 yılında imzalan ve siyasi tarihe “Yüzyılın Anlaşması” olarak geçen petrol anlaşmaları oluşturmaktadır. 1994
yılında imzalanan bu anlaşma ile Azerbaycan Batı eksenli bir dış politika yürüteceğini adeta deklare etmiştir. Azerbaycan’ın bu tercihi onun bağımsızlığını daha
güçlendirmiş ve milli çıkarlarını daha iyi muhafaza etmesi açısından yeni bir
aşamayı başlatmıştır.
Azerbaycan Hazar bölgesinde sahip olduğu doğal kaynakların Batı pazarlarına ulaştırılmasında ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkilere önem vermiştir. ABD
Hazar enerji kaynaklarının küresel pazarlara çıkışını desteklemiş, ayrıca Güney
Kafkasya ülkelerinin Rusya veya İran’ın etkisine dâhil olamaması istikametinde
bölge ülkeleriyle stratejik işbirliğini geliştirmiş ve derinleştirmiştir.
Batı’yla ilişkiler çerçevesinde Azerbaycan NATO’nun barış yaratma (peace
making) misyonlarına destek vermiş, 2000 yılında Avrupa Konseyi’ne üye seçilmiştir. NATO’nun 1994 yılındaki Brüksel Zirvesinde Güney Kafkasya ülkelerinin bağımsızlıklarına, toprak bütünlüklerine ve egemenliklerine destek belirtil-
26 “ABD–İsrail–İran–Türkiye: Ortadoğu’da Değişen Güç Dengeleri”, Dış Politika, Stratejik
Araştırmalar Enstitüsü, SAE, Eylül 2009, ss. 4–6.
27 Daniel Fried, “United States and Turkey and Azerbaijan: A Strategic Partnership”, The Defence
Institute of Security Assistance Management (DISAM) Journal, Mart 2008, ss. 30–34.
Bölgesel Politikalar Açısından Azerbaycan-İran İlişkileri
55
miştir. Aynı yılda Azerbaycan’ın NATO’nun “Barış için Ortaklık” programına
katılmasını içeren bir anlaşma imzalamıştır.28
Bu anlaşmayla Azerbaycan Batı’yla ilişkilerin stratejik önem içerdiğini ve
bölgesel konularda Batı’nın desteğini kazanma niyetinde olduğunu göstermiştir.
Böylece, Trans–Atlantik kurumlara entegrasyon, Azerbaycan’ın uluslararası arenadaki konumunu güçlendirmesi açısından önem taşımıştır.29
2002 yılında İran’ın UAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı)’nın bilgisi
dışında nükleer silah yapımında kullanılabilecek uranyum zenginleştirilmesi çalışmaları yaptığının duyulması ve bu amaçla Natanz’da uranyum zenginleştirme
ve Arak’ta ağır–su tesisi inşa ettiğinin ortaya çıkması, ABD–İran ilişkilerini daha
riskli bir duruma sokmuştur.30
İran rejimi özellikle 11 Eylül sonrasında Azerbaycan’ın da bulunduğu Orta
Asya ve Kafkasya’daki bölgesel gelişmelerin kendi ulusal güvenliğine nasıl bir
etkide bulunacağını hesaplamaya çalışmıştır.31 Söz konusu bölge ülkelerinin terör konusunda ABD’nin yanında yer alması ve lojistik destekte bulunması İran
rejimi tarafından ciddi endişeyle karşılanmıştır.
Azerbaycan, jeopolitik konumu, güney Azerbaycan’da yaşayan yirmi beş
milyon Azeri nüfusun politik etkinliği ve bu nüfusun rejim değişikliğinde olası
rolü nedeniyle İran etrafında cereyan sorunda dikkate alınması gereken önemli bir aktör olarak ön plana çıkmıştır.32 İran’ın nükleer programı ve ABD ve
müttefiklerinin İran’a karşı yürüteceği herhangi bir askeri operasyon en fazla
Azerbaycan’ı etkileyecektir. İran’la 618 km sınıra malik olan Azerbaycan bu nedenle iki blok arasında dengeli bir politika izlemek zorunda kalmıştır. Azerbay-
28 Elnur Mehdiyev, “Geostrategiçeskie İntresi NATO v Azerbaydjane”, Obozrevatel, Sayı: 7, 2009,
ss. 94–106.
29 Sudaba Zeynalova, Azerbaydjano–Germanskie Otnoşeniya v Kontekste İntegratsyi Azerbaydjana
v Evropeyskoe Soobşestvo, (Mütercim: Bakü, 2008), ss. 10–11.
30 Talha Köse, “İran Nükleer Programı ve Orta Doğu Siyaseti: Güç Dengeleri ve Diplomasinin
İmkânları”, SETA Yayınları, I. Baskı, Ağustos 2008, ss. 15–20.
31 Kaveh Afrasiabi & Abbas Maleki, “Iran’s Foreign Policy After 11 September”, International
Institute for Caspian Studies, Cilt: 9, Sayı: 2, Kış/Bahar 2003, ss. 255–265; Ayrıca bkz. “Iran:
Time for a New Approach”, Co-Chairs Zbigniew Brzezinski, Robert M. Gates, Council on
Foreign Relations, New York, 2004, ss. 8–20.
32 Nihat Ali Özcan, “İran Sorununun Geleceği, Senaryolar, Bölgesel Etkileri ve Türkiye’ye
Öneriler”, TEPAV Orta Doğu Çalışmaları, Haziran 2006, ss. 65–66
Halit MAMMADOV
56
can resmi söylem olarak İran’ın nükleer programına tarafsız konumdadır.33 Di-
ğer taraftan Azerbaycan güvenlik alanında aktif bir şekilde ABD’yle ilişkilerini
geliştirmiş, uluslararası terörizmle mücadele çerçevesinde Irak ve Afganistan’a
askeri birlikler göndermiştir.
Ciddi güven bunalımı içerisinde olan Azerbaycan–İran ilişkileri, son dö-
nemde İsrail’in Kafkaslarda etkin bir politika hayata geçirmesi ve Azerbaycan
ile askeri işbirliğini genişletmesiyle daha da gergin boyuta taşınmıştır. İsrail,
İran’ın nükleer silah elde etmesini kendi varlığına karşı bir tehdit olarak görmekte ve bunu dış politika stratejisinin ana maddesi haline getirmektedir.34 İsrail
bu çerçevede, İran meselesi bakımından en stratejik konumda bulunan ülke olan
Azerbaycan’la ilişkilerine önem vermektedir.
Azerbaycan, Türkiye ve Mısır’dan sonra İsrail ile stratejik ve ekonomik iliş-
kilerini en fazla geliştiren üçüncü Müslüman ülke konumundadır. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler, Nisan 1992 yılında tesis edilmiş, 1994 yılında İsrail
Bakü Büyükelçiliği faaliyete başlamıştır.35 Azerbaycan’da yüzyıllardır bulunan
Yahudi azınlık ve Yahudi cemaati söz konusu ilişkilerin geliştirilmesinde önemli
bir faktör rolünü oynamaktadır.36
Azerbaycan, Türkiye ile birlikte ABD’deki Ermeni lobisine karşı Yahudi lobisiyle ilişkilerini geliştirmiştir. Ermeni diasporasının BTC projesine karşı faaliyetleri Yahudi lobisinin desteğiyle bertaraf edilmişti. Azerbaycan BTC tanıtımı
için, Capitol Hill’de Kafkas Yahudileri ve ABD’deki örgütlü Yahudi cemaati arasında başarılı bir kamu diplomasisi hayata geçirmiş ve 1999 yılında İpek Yolu
hakkındaki yasa ABD tarafından onaylanmıştı.37
Azerbaycan–İsrail ilişkileri özellikle 2009 sonrası petrol ve askeri teçhizat
alanlarını kapsayacak şekilde stratejik işbirliği düzeyine çıkmıştır. Bu süreçte
1,6 milyar doları kapsayan askeri işbirliğin yanı sıra İsrail’in Azerbaycan toprak-
33 David M. Herszenhorn, “Iran and Azerbaijan, Already Wary Neighbors, Find Even Less to Agree
On”, New York Times, 5 Haziran 2012.
34 Carol Migdalovitz, “Israel: Background and Relations with the United States”, CRS Report for
Congress, Eylül 2008, ss. 1–2 ve ss. 13-15.
35 Michael B. Bishku, “The South Caucasus Republics and Israel”, Middle Eastern Studies, Cilt:
45, Sayı. 2, Mart 2009, ss. 295–314.
36 Shamkal Abilov, “The Azerbaijan–Israel Relations: Non–Diplomatic, But Strategic Partnership”,
Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları, Cilt: 4, Sayı: 8, 2009, ss. 138–156.
37 Alexander Murinson, “Azerbaijan – Turkey – Israel Relations: The Energy Factor”, Middle East
Review of International Affairs, Cilt: 12, Sayı: 3, Eylül 2008 2008, s. 49.
Bölgesel Politikalar Açısından Azerbaycan-İran İlişkileri
57
larını İran’a karşı istihbarat alanı olarak kullanması da gündeme getirilmiştir.38
Azerbaycan resmi olarak böyle bir faaliyetin bulunmadığını defalarca beyan etse
de, İran Azerbaycan’ın Tahran Büyükelçisini Dışişleri Bakanlığı’na çağırmış ve
bu konuda izahat talebinde bulunmuştur.39
Azerbaycan’la İsrail arasındaki askeri işbirliği süreci, 2011 yılından başlayarak hız kazanmıştır. Söz konusu dönemde İsrail, Azerbaycan’da insansız hava
uçakları (Aerostar ve Orbiter uçakları) üretmeye başlamıştır.40 Son olarak Azerbaycan İsrail’den mayın temizleme sistemleri POMİNS–2 (Portable mine neutarlization system) almıştır. Söz konusu sistem, kendi alanında son teknolojik
unsurları kapsamaktadır.41
Azerbaycan’ın silahlanmasının nedenini, Ermenistan’la savaş halinde olmasıyla izah etmek mümkündür. Zaman zaman resmi düzeyde de bu konu dile getirilmektedir. Fakat İsrail kendi stratejik çıkarları çerçevesinde hareket ederek
ileride Azerbaycan’ı İran’a karşı istifade etmek için bir jeostratejik bölge olarak
değerlendirmektedir. İran ve İsrail arasındaki rekabetin güçlenmesine paralel
olarak, jeopolitik konumu itibariyle Azerbaycan ve Güney Kafkasya bölgesi söz
konusu rekabetin yaşanacağı alan haline dönüşmektedir.42 Tarafların argümanları ve çıkarları farklı olsa da, gelecekte yaşanacak olası bir İran müdahalesinde
Azerbaycan en fazla zarar görebilecek ülkelerin başında gelmektedir. İsrail’le
askeri ilişkiler kısa vadede elverişli olsa da, orta ve uzun vadede nasıl bir katkı
sağlayacağını öngörmek kolay değildir.
Azerbaycan İsrail’le ilişkilerinin gelişmesini üçüncü bir ülke aleyhine olmadığını resmi düzeyde deklare etmiş olsa da, İran söz konusu ilişkilerin ve geli-
38 “Iran Rebukes Azerbaijan for Allegedly Aiding Israel’s Mossad”, Haaretz, 12 Şubat 2012,
(http://www.haaretz.com/news/diplomacy-defense/iran-rebukes-azerbaijan-fo...) (Erişim Tarihi: 22.08.2012).
39 Bu konuda bkz., “Vneshnaya Politika Azerbaydjana Vsegda Bila Mnogovektornoy i
Sbalansirovannoy-MİD”, Trend İnformatsionniy Agenstvo, 29 Şubat 2012, (http://www.trend.
az/news/karabakh/1998001.html) (Erişim Tarihi: 22.08.2012).
40 Elmira Tariverdiyeva, “Iran Nedovolen Sotrudniçestvom İzrailya i Azerbaydjana v Voennoy
Sfere”, İnformaçionno – Analitiçeskiy Çentr, İzuçenia Obşestvenno – Politiçeskiy Prochessov na
Postsovetskom Prostranstve, 1 Mart 2012, (http://www.ia-centr.ru/expert/12780/) (Erişim Tarihi:
24.08.2012).
41 Vladimir Yankeleviç, “Protiv Kogo Drujit Budem”, Polosa, 26 Mart 2012, (http://inosmi.ru/
asia/20120328/189253353.html) (Erişim Tarihi: 22.08.2012).
42 Emil Souleimanov, “Is Azerbaijan Becoming Area of Confrontation Between Iran and
Israel?”, CACI Analyst, 2 Ağustos 2012, (http://www.cacianalyst.org/?q=node/5711) (Erişim
Tarihi:22.08.2012).
Halit MAMMADOV
58
şen askeri işbirliğinin kendisine karşı yöneldiğini iddia etmektedir. İran rejimi
bu çerçevede Azerbaycan karşı Ermenistan’a daha açık bir destek vermekte ve
mezhepsel politikalarla Azerbaycan’ın iç işlerine müdahale etmeye devam etmektedir.43
Hazar’ın Hukuki Statüsü Sorunu
SSCB’nin dağılmasının ardından, Hazar bölgesinde yeni jeopolitik bir atmosfer
oluşmuştur. Hazar jeopolitiği “Yeni Büyük Oyun” çerçevesinde yeniden şekillenmiştir. XIX. yüzyılda İngiltere ve Rusya arasında gelişen “Büyük Oyun” 44un
devamında bu ülkelerin yanı sıra yeni aktörler ABD, AB, Çin ve Türkiye söz
konusu jeopolitik atmosfere dâhil olmuşlardır.
Rusya, Azerbaycan, İran, Türkmenistan ve Kazakistan’ın kıyıdaş ülkeler olduğu Hazar Denizi petrol ve doğal gaz olmak üzere, jeolojik olarak iki alana
ayrılmaktadır. Bunlar, kuzeyde Rusya ve Kazakistan’a ait olan bölge ile güneyde
Azerbaycan, Türkmenistan ve İran sahillerinin yer aldığı bölgedir.45 Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan sahillerindeki potansiyel petrol kaynaklarının
Rusya ve İran sahillerinden daha çok olduğu bilinmektedir. Bu bakımdan Rusya
ve İran dışındaki diğer kıyıdaş ülkeler açısından Hazar enerji kaynakları iktisadi
kalkınma stratejisinin temelini oluşturmaktadır.46
Azerbaycan’ın Batılı şirketlerle yaptığı petrol anlaşmalarıyla birlikte yaşanan
gelişmelere ve uluslararası petrol şirketlerinin söz konusu bölgedeki faaliyetlerine paralel olarak Hazar’ın statüsü meselesi gündeme getirilmiştir. Hazar’ın
hukuki statüsünün çözümlenmemesi ve bu bağlamda var olan sorunlar bölgeye
yönelik büyük ölçekli enerji yatırımlarına engel teşkil etmektedir. Burada temel
mesele Hazar’ın deniz ve göl olması sorunsalıdır. Mevcut koşullarda Hazar’ın
hukuki statüsü 26 Şubat 1921 tarihli ve 25 Mart 1940 tarihli Sovyet–İran Anlaş-
malarına göre belirlenmektedir.47
43 Burada vurgulanması gereken nokta İran’da yaşayan Azerbaycan Türklerinin örgütsel anlamda
eksikleri olması ve Şiilik etrafında birleşmeleri nedeniyle Azerbaycan–İran ilişkilerine tesir
imkânları kısıtlı olmasıdır. Bu manada İran Türklerinin kendilerini İran’ın asıl unsuru olarak
görmeleri ve Şii mezhebine bağlı olmaları göz önünde bulundurulmalıdır.
44 “Büyük Oyun” (Great Game) Hazar ve Orta Asya bölgelerinde 19. yüzyılda Çarlık Rusyası ve
Britanya İmparatorluğu arasındaki jeopolitik mücadeleyi tanımlamaktadır.
45 İsmail Hakkı İşcan, “Uluslararası Enerji Güvenliği Açısından Hazar Bölgesi Enerji Ekonomisi
ve Hazar Denizi’ni Paylaşım Sorunu”, Sosyo – Ekonomi Özel Sayı, 2010, ss. 65–87.
46 Stanislav Jiznin & İgbal Guliyev, “Energetiçeskaya Diplomatiya v Kaspiyskom Regione”,
Vestnik MGİMO – Universiteta, Cilt: 1, Sayı: 22, 2012, ss. 24-247.
47 A.g.e., s. 242.
Bölgesel Politikalar Açısından Azerbaycan-İran İlişkileri
59
26 Şubat 1921 yılında imzalanan Sovyet–İran anlaşmasının XI. maddesi ile
İran’ın Hazar’da donanma bulundurmasını engelleyen 1828 Türkmençay Antlaşması iptal edilmiştir. Bu antlaşmaya göre iki taraf Hazar’da kendi bayrakları
altındaki gemilerle seyrüsefer konusunda eşit haklara sahip olmuşlardır. Hazar’a
ilişkin birçok düzenleme içeren antlaşma, statü konusunda açık bir düzenleme
getirmemiştir. Ancak 1 Ekim 1927 tarihinde Pehlevi Limanı’na ilişkin nota teatisinde Hazar’ın Sovyet-İran denizi olarak nitelendirildiği görülmektedir.48
Kıyıdaş Ülkelerin Tezleri
Kıyıdaş ülkelerin Hazar’ın hukuki statüsü konusundaki tezlerine bakıldığında,
söz konusu ülkelerin bu konuda farklı bakış açılara sahip olduğunu görmek
mümkündür.
İran, Hazar’ın her kıyıdaş ülkeye %20 pay verilmesini ve bu bağlamda beş
eşit parçaya bölünmesini savunmaktadır.49 İran özellikle Hazar’a kıyısı olmayan ülkelerin bu bölgedeki etkisini kırmak için çaba harcamaktadır. Böylece İran
(aynı zamanda Türkmenistan) Hazar’ı deniz olarak kabul ederek diğer kıyıdaş
ülkelere nispeten daha büyük bir ulusal alan elde etmeyi öngören bir strateji benimsemiştir. İran 1921 Sovyet–İran anlaşmasına dayanarak yeni bağımsız kıyı-
daş ülkelerin SSCB’nin bir parçası olması itibariyle, sadece %50 bir paya sahip
olduğunu iddia etmektedir. İran diğer %50’lik kısmın ise kendisine mahsus olduğunu ileri sürmektedir.50
Doğal gaz zengini Türkmenistan ise Hazar’ın hukuki statüsüne dair herhangi
bir anlaşmayı imzalama konusunda acele etmemektedir. Türkmenistan için temel
sorun, Azerbaycan’la var olan tartışmalı Kepez petrol yatağı konusudur. Azerbaycan ve Türkmenistan kıyıları arasında Hazar’ın ortasından geçerek Azerbaycan ve Türkmenistan sektörlerini birbirinden ayıran hat üzerinde tartışmalı alan-
48 Cavid Abdullayev, “Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Hazar’ın Statüsü ve Doğal Kaynaklarının
İşletilmesi Sorunu”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 48, Sayı: 1-4, 1999, ss.
270-271. Bu konuda ayrıca bkz., Samir Abdullayev, “Sovremenniy Mejdunarodno–Pravovoy
Status Kaspiyskogo Morya”, Naukovi Praçi MAUP, 2(25), 2010, ss. 259-265; Semed Semedov,
“Mejdunarodno–Pravovoy Status Kaspiyskogo Morya”, Obozrevatel, Sayı: 4, 2009, ss. 70-79.
49 Semed Semedov, “Mejdunarodno–Pravovoy Status Kaspiyskogo Morya”, Obozrevatel, Sayı: 4,
2009, ss. 70-79.
50 Aby Temirbulatov, “Pravovoy Status Kaspiyskogo Morya: Pozitsyi Prikaspiyskiy Gosudarstv”,
Geopolitika i Bezopasnost, Cilt: 4, Sayı: 12, 2010, (http://geobez.ru/index.php/20-new-one)
(Erişim Tarihi: 22.08.2012).
Halit MAMMADOV
60
lar vardır. Daha doğrusu “orta hat” petrol ve doğal gaz yatakları zengin bölgeden
geçmektedir.51
Şekil 1: Hazar’a Kıyıdaş Ülkeler
Kazakistan Hazar’ın statüsü ile ilgili sorunlar gündeme gelmeye başladığından beri, Hazar’ın deniz yatağının orta hat esasına göre ulusal sektörlere bö-
lünmesi gerektiği tezini savunmuştur.52 Kazakistan’ın bu görüşü Azerbaycan’ın
teziyle aynıdır. Bu bağlamda 2003 yılında Kazakistan, Azerbaycan ve Rusya
Hazar’ın kuzey bölümünün orta hat esasına göre paylaşılmasını öngören bir konsensüs sağlamışladır.
Rusya’nın çıkarlarına en uygun çözüm olan Hazar’a “özel statü” verilmesi fikri, Rusya’nın bu özel statüye kendi çıkarları çerçevesinde şekil verebilme
51 Ömer Faruk Ünal, “Azerbaycan ve Türkmenistan Arasında “Kepez” Problemi”, Journal of
Qafqaz University, Cilt: 1, Sayı: 2, 1998, ss. 44-52.
52 Alter Kahraman, “Hazar Ekseninde Boru Hatları Diplomasisi”, Stratejik Öngörü, Sayı: 12,
2008, ss. 133-144.
Bölgesel Politikalar Açısından Azerbaycan-İran İlişkileri
61
gücü de sağlamaktadır.53 Rusya Hazar’ın hukuki statüsünün düzenlemesinin
yerine, Hazar sorunlarıyla ilgilenecek uluslararası bir örgütün kurulmasını öne
sürmektedir.54 Kurulacak olan örgüt, kurumlar aracılığıyla orta hat sorunu ve kı-
yıdaş ülkelerin müşterek eylemlerini koordine etmeyi öngörmektedir.55 Fakat bu
öneri Azerbaycan ve Kazakistan tarafından destek görmemiştir.
Azerbaycan, Hazar’ın sektörlere bölünmesini, fiili durum olarak kabul etmekte ve bu istikamette politikalarını geliştirmektedir.56 Azerbaycan’ın tezi, tüm
kıyıdaş ülkelerin Hazar’ı sınır göl olarak resmi olarak kabul etmesini kapsamaktadır. Azerbaycan, Hazar’ın sınır gölü olduğu düşüncesinden hareketle, orta hat
esasına göre beş ulusal sektöre bölünmesini savunmaktadır.57 Azerbaycan söz
konusu sorun kapsamında müzakere edilen milli deniz sınırların belirlenmesinde uluslararası deneyimlerden faydalanılmasını teklif etmektedir.58 Bu bağlamda
Azerbaycan tezi, Hazar’ı uluslararası hukuktaki gibi bir göl olarak kabul edilip
orta hat esasına göre ulusal sektörlere bölünmesini öngörmektedir.59
53 İsmail Hakkı İşcan, “Uluslararası Enerji Güvenliği Açısından Hazar Bölgesi Enerji Ekonomisi
ve Hazar Denizi’ni Paylaşım Sorunu”, Sosyo – Ekonomi Özel Sayı, 2010, s. 78.
54 Samir Abdullayev, “Sovremenniy Mejdunarodno – Pravovoy Status Kaspiyskogo Morya”,
Naukovi Praçi MAUP, 2(25), 2010, s. 262.
55 A.g.e.
56 Ömer Faruk Ünal, “Azerbaycan ve Türkmenistan Arasında “Kepez” Problemi”, s. 48
57 Cavid Abdullayev, “Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Hazar’ın Statüsü ve Doğal Kaynaklarının
İşletilmesi Sorunu”, ss. 275-276.
58 Samir Abdullayev, “Sovremenniy Mejdunarodno – Pravovoy Status Kaspiyskogo Morya”, s.
264.
59 Alter Kahraman, “Hazar Ekseninde Boru Hatları Diplomasisi”, s. 140.
Halit MAMMADOV
62
Şekil 2: Hazar’ın Kıyıdaş Ülkeleri Arasında Orta Hat
Prensibine Göre Bölünmesi
Bölgesel Politikalar Açısından Azerbaycan-İran İlişkileri
63
Sonuç itibariyle, Azerbaycan ve Kazakistan’dan farklı olarak, İran, Rusya
ve Türkmenistan Hazar’ın hukuki statüsü çözümlenmesi meselesinde acele etmemektedir. İran’ın Basra Körfezi’nde sahip olduğu zengin petrol ve doğal gaz
yatakları nedeniyle, Rusya ve Türkmenistan’ın ise tabii kaynaklarının büyük bir
bölümü karada bulunması nedeniyle bu ülkeler hukuki statü sorununda zaman
kazanma stratejisi benimsemektedirler. Azerbaycan ve Kazakistan ekonomilerinin gelişimi ise Hazar’da sahip oldukları tabii kaynakların uluslararası piyasalara
ulaşmasına bağlıdır. Bu çerçevede, söz konusu ülkeler Hazar’ın hukuki statüye
kavuşması için uluslararası ve bölgesel girişimlerde bulunmaktadır.
Hazar’ın Hukuki Statüsünün Çözümüne Yönelik Kıyıdaş Ülkelerin Zirve
Toplantıları ve İran’ın Tutumu
Hazar’ın hukuki statüsü sorununa yönelik görüşmeler, 2002 yılından itibaren Hazar denizine kıyısı olan ülkelerin Devlet Başkan’larını bir araya getiren
Zirveler çerçevesinde sürdürülmüştür. İlk zirve 23–24 Nisan 2002 tarihinde
Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta gerçekleştirilmiştir. Bu zirve “eski” kıyıdaş
iki ülkeyle- Rusya ve İran-SSCB’nin dağılmasıyla bağımsızlıklarını ilan eden ve
uluslararası hukukun sujesi olarak Hazar’a kıyıdaş ülke konumuna gelen Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan’ı bir araya getiren bölgesel bir platform
olmuştur.
Aşkabat Zirvesi, kıyıdaş ülkeler arasında olan sorunların boyutunu görmek
açısından önemlidir. Zira Aşkabat’ta ikinci görüşmenin 2003 yılında Tahran’da
geçirilmesi yönünde karar alınsa da, bu karar çeşitli nedenlerle uzatılmış ve nihayetinde yeni Zirve sadece dört yıl sonra Tahran’da gerçekleşmiştir.
Aşkabat Zirvesinde iki önemli husus etrafında sorun yaşanmıştır. Öncelikle,
İran Hazar’ın beş eşit parçaya bölünmesi tezinde ısrar etmiş, diğer üç kıyıdaş
ülke (Azerbaycan, Rusya, Kazakistan) ise buna karşı çıkmıştır. Bu yüzden müzakereler tıkanma noktasına gelmiştir. İkinci ana sorun ise Azerbaycan ve Türkmenistan arasında yaşanan Hazar’ın merkezinde yer alan petrol yataklarının bu iki
ülkeden hangisine ait olması etrafında gelişmiştir. Azerbaycan tarafının “Kepez”,
Türkmenistan’ın ise “Serdar” diye isimlendirdikleri petrol yataklarının işletmesi
sorunu müzakere sürecini etkileyerek bu iki ülkeyi karşı karşıya getirmiştir.60
60 Bu konuda bkz. “Lideri Irana, Azerbaydjana i Turkmenii Sporyat o Delenii Kaspii”, Gazeta.Ru,
23 Nisan 2002, (http://www.gazeta.ru/2002/04/23/box_1939.shtml) (Erişim Tarihi: 31.08.2012);
Vagif Guseynov, Kaspiyskaya Nefti. Ekonomika i Geopolitika, (Moskva: Olma – Pres, 2002), ss.
375-380.
Halit MAMMADOV
64
Aşkabat Zirvesi İran’ın tezinin Rusya ile örtüşmediğini de göstermek bakı-
mından önem taşımıştır. Zirveden önce İran Rusya’nın diğer dört kıyıdaş ülkeyle
anlaşmasından ve Hazar’ın orta hat prensibine göre bölünmesinden rahatsızlık duymaktaydı. Bu nedenle zirveden nihai bir çözümün çıkacağını beklemek
“mucize” olarak nitelendirilmekteydi.61 2002 Aşkabat zirvesiyle birlikte İran
Hazar bölgesinde yalnız kalma endişesiyle statü meselesinde Türkmenistan’ın
desteğini almak için girişimlere başlamıştır. İran bu süreçte Türkmenistan’ın
Azerbaycan’la yaşadığı petrol yatakları sorununda Aşkabat’ın yanında yer almış,
diğer yandan Rusya’nın, Hazar’daki bölgesel hegemonyası konusunda endişelerini devam ettirmiştir.
Hazar’a kıyıdaş ülkelerin ikinci zirvesine 16 Ekim 2007’de Tahran ev sahipliği yapmıştır. 2007 zirvesi hukuki statü sorununun çözümünden ziyade, daha
çok Hazar etrafındaki bölgesel güvenlik mesellerine yoğunlaşmıştır. Bu nedenle
ikinci zirve İran tarafından ABD’ye karşı bir jeopolitik platform olarak kullanılmıştır.
Tahran zirvesi sonucunda beş kıyıdaş ülke, ortak bir deklarasyon imzalamış-
lardır. Hazar’a kıyıdaş beş ülkeyi bir araya getiren 2007 Tahran Deklarasyonunu
bölgesel güvenliği ön plana çıkaran ve Rusya–İran’ın Batı’ya jeopolitik bir mesajı olarak değerlendirmek mümkündür. Bu çerçevede deklarasyonun 15. bölü-
münde “kıyıdaş ülkelerin hiçbir koşulda kendi topraklarını herhangi bir kıyıdaş
ülkeye saldırı amaçlı kullanımına izin vermeyeceklerinden” bahsedilmiştir.62
Böylelikle, 2007 Tahran zirvesinde kıyıdaş ülkeler Hazar bölgesinde üçüncü bir gücün aktivitesine “karşı olduklarını” deklare etmişlerdir. Deklarasyonda ayrıca, kıyıdaş ülkelerin uluslararası anlaşmalara “ters düşmeyen ve barışçıl
amaçlara” yönelik nükleer enerji elde etme hakkına vurgu yapılmaktaydı. 2007
Tahran Deklarasyonu çerçevesinde, Rusya bu konuda İran’a destek vererek, bölge ülkeleriyle barışçıl amaçlı nükleer enerji işbirliği yapma hakkının olduğunu
onaylamıştır.63
2007 Tahran zirvesinde, Hazar’ın hukuki statüsü konusunda bir ilerleme
sağlanamamıştır. Bu nedenle 18 Kasım 2010 yılında Bakü’de geçirilen üçüncü
61 Viktoriya Panfilova, “Kaspiy v Ojidanii Çuda”, Nezavisimaya Gazeta, 23 Nisan 2002, (http://
www.ng.ru/cis/2002-04-23/6_kaspiy.html) (Erişim Tarihi: 31.08.2012).
62 Stanislav Jiznin & İgbal Guliyev, “Energetiçeskaya Diplomatiya v Kaspiyskom Regione”, s. 243
63 Sammiti Glav, “Prikaspiyskiy Gosudarstv Spravka”, RIA–Novosti, 18 Kasım 2010, (http://ria.ru/
world/20101118/297532680.html) (Erişim Tarihi: 02.09.2012).
Bölgesel Politikalar Açısından Azerbaycan-İran İlişkileri
65
zirvenin önemi ve beklentileri daha da artmıştır. Fakat bu zirvede de kıyıdaş
ülkelerin prensip ve pozisyonlarında bir değişikliğe sebep olmamıştır. Azerbaycan, Rusya ve Kazakistan’ın görüşlerinde uzlaşma olsa da, İran’ın kendi tezinde
ısrar etmesi ve Türkmenistan’ın “geleneksel” tarafsızlığı ortak bir mutabakatın
sağlanmasını engellemiştir. Bununla birlikte Bakü zirvesinde önceki iki zirveye
nispeten “beşlinin” pozisyonlarında bir gelişim gözlemlenmiştir. 64
Bakü Zirvesi çerçevesinde kıyıdaş ülkelerin Devlet Başkanları, Hazar denizinin güvenliğinin sağlanmasına dair işbirliği anlaşması imzalamışlardır. Ayrıca,
Devlet Başkanları zirve sonuçları ile ilgili geniş ölçekli ortak bir açıklama yapmışlardır. Bakü zirvesinde Tahran zirvesinde kabul edilen deklarasyonu daha da
güçlendiren Hazar’ın “barış denizi” olması ve tüm sorunların “kıyıdaş ülkelerin
katılımıyla barış yoluyla çözümlenmesi” ilkesine vurgu yapılmıştır.65
Bakü zirvesi Azerbaycan, Rusya ve Kazakistan’ın tezlerinin hukuki açıdan
yakın olduğunu bir daha teyit etmiştir. Zirve çerçevesinde Devlet Başkanlarının
ortak açıklamasında kıyıdaş ülkelerin Hazar’ın hukuki statüsünün çözümüne yö-
nelik bir Konvansiyon üzerinde çalışma niyeti özellikle vurgulanmıştır.66
Bakü Zirvesinde Hazar’ın hukuki statüsü ile ilgili önemli bir ilerleme kaybedilmese de, bölgesel güvenliği ilgilendiren konularda mutabakat sağlanılmıştır.
Bakü’de kıyıdaş ülkelerin dördüncü zirvesinin en geç 2013 yılında Rusya’da
toplanması karara alınmıştır.
Sonuç
Azerbaycan’ın bulunduğu bölgedeki temel aktörle ilişkileri de çok yönlü dış
politika stratejisi kapsamına dâhildir. Modern Azerbaycan, coğrafi olarak Kafkasya bölgesinde varlığına devam etmektedir. Bu anlamda Kafkasya bölgesinin
geleneksel aktörleri olan Türkiye (Osmanlı İmparatorluğu), Rusya Federasyonu
(Çarlık Rusya’sı) ve İran’la ilişkiler, Azerbaycan dış politikasının esas istikametini teşkil etmektedir. Azerbaycan açısından bakıldığında, Kafkasya bölgesinin
geleceğini tayin etme potansiyeline sahip bu üç güçle ilişkiler, tarihsel mirasın
oluşturduğu arka plana paralel olarak günümüz uluslararası ilişkiler koşulları
çerçevesinde de gelişim göstermektedir.
64 Nikolay Koluchigin, “Kaspiyskoe More: Proçess Virabotki Pravovogo Statusa Ostaetsa Tupike”,
Institut Blijnego Vostoka, 16 Mayıs 2012, ss. 1-7.
65 Stanislav Jiznin & İgbal Guliyev, “Energetiçeskaya Diplomatiya v Kaspiyskom Regione”, s. 244
66 “Prikaspiyskie Strani Dorabotayut Konventsyii o Pravovom Statusu Kaspiya”, RIA – Novosti, 18
Kasım 2010, (http://ria.ru/politics/20101118/297948253.html) (Erişim Tarihi: 02.09.2012).
Halit MAMMADOV
66
SSCB’nin dağılmasıyla, Azerbaycan’ın da bulunduğu Kafkasya bölgesi yeniden uluslararası ilişkilerin gündemine girmiştir. Soğuk Savaşın sona ermesi ve
Kafkasya ülkelerinin bağımsızlığını ilan etmeleriyle birlikte Rusya’nın tarihsel
rekabette olduğu Türkiye ve İran da bölgeye dönüş yapmışlardır. Azerbaycan
tarihi ve kültürel bağları bulunduğu Türkiye’yle müttefiklik ilişkileri kurmuş ve
böylece Ankara aracılığıyla Trans–Atlantik ülke ve kurumlarla temasa geçmiştir.
Gürcistan da Batı’yla entegrasyonu temel strateji olarak benimsemesiyle Bakü–
Tiflis–Ankara arasında siyasi ve stratejik hat inşa edilmiştir.
Rusya ve İran ise Kafkasya’daki etkinliğini Ermenistan üzerinden sağlamaya
çalışmıştır. İran bölgeye dönüşünü Ermenistan üzerinden sağlamış, Ermenistan
ve Azerbaycan arasındaki Dağlık Karabağ savaşında Erivan’a ekonomik ve siyasi yardımlarda bulunmuştur.
İran’ın Ermenistan’a verdiği desteğin arkasında, kuzeyinde bulunan Türk nü-
fusun Azerbaycan’la entegrasyona gidebileceği endişesi yatmıştır. İran ayrıca,
Türkiye’nin Azerbaycan üzerindeki etkisinden ve bölgede Türk kimliğine dayalı
bir organizasyondan açıkça rahatsızlık duymuştur. İran, Azerbaycan istikametinde Şii kartını kullanmaya çalışsa da, Bakü, Türkiye ile ilişkileri güçlendirme
siyaseti benimseyerek Tahran’ın mezhepsel politikasına karşı direnmiştir.
Azerbaycan, Kafkasya bölgesinin önemli aktörü olan İran’ın kendi iç işlerine
müdahalesinden ve Dağlık Karabağ konusunda Ermenistan’a verdiği ekonomik
ve siyasi destekten rahatsızlık duymaktadır. İran nükleer krizi etrafında şekillenen yeni bölgesel gündemde, Azerbaycan-İran ilişkilerinin bir dizi sınavdan
geçeceğini öngörmek mümkündür. İran’ın pragmatik bir dış politika geleneğine
sahip olduğunu varsayarsak, bu ülkenin Kafkasya politikasının geleceği hakkında fikir yürütmek kolay olmamaktadır. Günümüz itibariyle ise, İran siyasi olarak
Ermenistan üzerinden ve Hazar’ın hukuki statüsü meselesinde sorun yaratarak
bölgedeki etkinliğini sürdürmektedir.
Diğer taraftan, İran Kafkasya’nın genelinde mezhepsel bir dış politika icra
etmese de, Azerbaycan’da bulunan Şii nüfus nedeniyle bu ülkeye karşı mezhepsel merkezli bir strateji izlemektedir. İran, Gürcistan ve Ermenistan istikametinde ise pragmatik bir dış politika yürütmektedir. İran yönetimi bugün itibariyle
uluslararası arenada Rusya’ya birçok meselede ortak hareket etse de, Kafkasya
Rus–İran rekabet alanlarından biridir. Bu yüzden İran, Rusya’yı dengelemek açı-
sından Gürcistan üzerinde de etki kurmaya çalışmaktadır.
Bölgesel Politikalar Açısından Azerbaycan-İran İlişkileri
67
Kısa ve orta vadede Azerbaycan ve İran arasındaki ilişkilere yön verecek
temel sorunlar, İran nükleer krizi etrafında gelişen süreç ve Hazar’ın geleceği
meselleridir. Etnik ve mezhepsel sorunlardan kaynaklanan sorunların devam
edeceğini öngörmek mümkündür. Her iki ülke birbirini milli güvenliği için tehdit olarak görmeye devam etmektedir. Azerbaycan, İran’ın mezhepsel politikalarından rahatsızlık duymaktadır. İran ise, ülkenin kuzeyinde bulunan Azerbaycan
Türk nüfusu arasında etnik milliyetçiliğin yükselişini kendine yönelik güvenlik
tehdidi olarak değerlendirmektedir. İki ülke arasında ilişkilerdeki tek olumlu
nokta ekonomi ve ticari faaliyetlerin artmasıdır. Fakat ekonomi faktörü, bölgesel
ve uluslararası sorunların gölgesinde kalmaktadır. Bu nedenle, iki ülke ilişkilerinin temel gündemini küresel ve bölgesel sorunlar belirlemektedir.
Halit MAMMADOV
68
KAYNAKÇA
Abdullayev, Cavid, “Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Hazar’ın Statüsü ve Do-
ğal Kaynaklarının İşletilmesi Sorunu”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Dergisi, Cilt: 48, Sayı: 1-4, 1999.
Abdullayev, Samir, “Sovremenniy Mejdunarodno–Pravovoy Status Kaspiyskogo Morya”, Naukovi Praçi MAUP, 2(25), 2010.
Abilov, Shamkal, “The Azerbaijan–Israel Relations: Non–Diplomatic, But Strategic Partnership”, Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları, Cilt: 4, Sayı: 8,
2009.
Afrasiabi, Kaveh & Abbas Maleki, “Iran’s Foreign Policy After 11 September”,
International Institute for Caspian Studies, Cilt: 19, Sayı: 2, Kış/Bahar 2003.
Agayev, Rasim, “Iran: Natsionalniy Faktor”, Vestnik Analitiki, 3(29), 2007.
Akdevelioğlu, Atay, “İran İslam Cumhuriyeti’nin Orta Asya ve Azerbaycan Politikaları”, Uluslararası İlişkiler, Cilt: 1, Sayı: 2, Yaz 2004.
Bishku, B, Michael, “The South Caucasus Republics and Israel”, Middle Eastern
Studies, Cilt. 45, Sayı: 2, Mart 2009.
Brzezinski, Zbigniew & Robert M. Gates, “Iran: Time for a New Approach”,
Council on Foreign Relations, New York, 2004.
Cornell, E. Svante, “The Politicization of Islam in Azerbaijan”, Silk Road Paper,
Central Asia–Caucasus Institute Silk Road Studies Program, John Hopkins
University, Washington DC, Ekim 2006.
Demirtepe, Turgut, “Türkiye–İran–Azerbaycan İlişkileri: Sorunlar ve Fırsatlar”,
USAK Gündem, 19 Nisan 2011, (http://www.usakgundem.com/yazar/2066/
türkiye-İran-azerbaycan-İlişkileri-sorunlar-ve-fırsatlar.html) (Erişim Tarihi:
22.08.2012) .
Dilek, Kaan, “İran’ın Orta Asya Politikaları”, “Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası
Türk-Kazak Üniversitesi Raporu”, Yayın No. 7, Ankara, 2011.
Drujilovskiy, Sergey, “Irano–Turecskoe Sopernichestvo v Zakavkazie”, Obozrevatel, Sayı: 4, 2012.
Efendiyev, Oktay, Azerbaycan Safeviler Dövleti, (Bakü: Azerbaycan Dövlet
Neşriyyatı, 1993).
Eisenstadt, Michael, “The Strategic Culture of the Islamic Republic of Iran”,
Middle East Studies Monographs, Sayı: 1, Ağustos 2011.
Bölgesel Politikalar Açısından Azerbaycan-İran İlişkileri
69
Fried, Daniel, “United States and Turkey and Azerbaijan: A Strategic Partnership”, The Defence Institute of Security Assistance Management (DISAM) Journal, Cilt: 30, Sayı: 1, Mart 2008
Guseynov, Vagif, Kaspiyskaya Nefti. Ekonomika i Geopolitika, (Moskva: Olma–
Press, 2002).
Herszenhorn, M, David, “Iran and Azerbaijan, Already Wary Neighbors, Find
Even Less to Agree On”, New York Times, 5 Haziran 2012.
İpek, Cemil Doğaç, “Güney Azerbaycan Türklerinde Kimlik Sorunu”, Türk
Dünyası İncelemeleri Dergisi, Cilt: 12, Sayı: 1, Yaz 2012.
İşcan, İsmail Hakkı, “Uluslararası Enerji Güvenliği Açısından Hazar Bölgesi
Enerji Ekonomisi ve Hazar Denizi’ni Paylaşım Sorunu”, Sosyo – Ekonomi
Özel Sayı, 2010.
Kahraman, Alter, “Hazar Ekseninde Boru Hatları Diplomasisi”, Stratejik Öngö-
rü, Sayı: 12, 2008.
Kamrani, Saleh, “Why ‘South Azerbaijan’ Matters”, Turkish Policy Quartely,
Cilt: 8, Sayı: 4, Kış 2009/2010.
Koluchgin, Nikolay, “Kaspiyskoe More: Proçess Virabotki Pravovogo Statusa
Ostaetsa Tupike”, İnstitut Blijnego Vostoka, 16 Mayıs 2012.
Köse, Talha, “İran Nükleer Programı ve Orta Doğu Siyaseti: Güç Dengeleri ve
Diplomasinin İmkânları”, SETA Yayınları, I. Baskı, Ağustos 2008.
Jiznin, Stanislav & İgbal Guliyev “Energetiçeskaya Diplomatiya v Kaspiyskom
Regione”, Vestnik MGİMO – Universiteta, Cilt: 1, Sayı: 22, 2012.
Mehdiyev, Elnur, “Geostrategiçeskie İntresi NATO v Azerbaydjane”, Obozrevatel, Sayı: 7, 2009.
Migdalovitz, Carol, “Israel: Background and Relations with the United States”,
CRS Report for Congress, Eylül 2008.
Moshaver, Ziba, “Revolution, Theocratic Leadership and Iran’s Foreign Policy:
Implications for Iran-EU Relations”, The Review of International Affairs,
Cilt: 3, Sayı: 2, Kış 2003.
Murinson, Alexander, “Azerbaijan–Turkey–Israel Relations: The Energy Factor”, Middle East Review of International Affairs, Cilt: 12, Sayı: 3, Eylül
2008.
Halit MAMMADOV
70
Nichol, Jim, “Armenia, Azerbaijan, and Georgia: Political Developments and
Implications for U.S. Interests”, Congressional Research Service, CRS Report for Congress, 15 Nisan 2011.
Özcan, Nihat Ali, “İran Sorununun Geleceği, Senaryolar, Bölgesel Etkileri ve
Türkiye’ye Öneriler”, TEPAV Orta Doğu Çalışmaları, Haziran 2006.
Panfilova, Viktoriya, “Kaspiy v Ojidanii Çuda”, Nezavisimaya Gazeta, 23 Nisan 2002, (http://www.ng.ru/cis/2002-04-23/6_kaspiy.html) (Erişim Tarihi:
31.08.2012).
Semedov, Semed, “Mejdunarodno–Pravovoy Status Kaspiyskogo Morya”,
Obozrevatel, Sayı: 4, 2009.
Shaffer, Brenda, “Iran’s Role in the South Caucasus and Caspian Region: Diverging Views of the U.S. and Europe”, SWP Berlin “Iran and Its Neighbors”,
Temmuz 2003.
Shaffer, Brenda, Sınırlar ve Kardeşler, Çev. Ali Gara, Vüsal Kerimov, (İstanbul:
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2008).
Souleimanov, Emil, “Is Azerbaijan Becoming Area of Confrontation Between
Iran and İsrael?”, CACI Analyst, 2 Ağustos 2012, (http://www.cacianalyst.
org/?q=node/5711) (Erişim Tarihi: 22.08.2012).
Souleimanov, Emil & Ondrej, Ditrych, “Iran and Azerbaijan: A Contested Neighborhood”, Middle East Policy, Cilt: 14, Sayı: 2, Yaz 2007.
Şahin, Mehmet,“İran Dış Politikasının Dini Retoriği”, Akademik Orta Doğu,
Cilt: 2, Sayı: 2, 2008.
Tariverdiyeva, Elmira, “İran Nedovolen Sotrudniçestvom İzrailya i Azerbaydjana v Voennoy Sfere”, Informaçionno – Analitiçeskiy Çentr, İzuçenia Ob-
şestvenno – Politiçeskiy Prochessov na Postsovetskom Prostranstve, 1 Mart
2012, (http://www.ia-centr.ru/expert/12780/) (Erişim Tarihi: 24.08.2012).
Temirbulatov, Aby, “Pravovoy Status Kaspiyskogo Morya: Pozitsyi Prikaspiyskiy Gosudarstv”, Geopolitika i Bezopasnost, Cilt: 4, Sayı: 12, 2010, (http://
geobez.ru/index.php/20-new-one) (Erişim Tarihi: 24.08.2012).
Ünal, Ömer Faruk, “Azerbaycan ve Türkmenistan Arasında “Kepez” Problemi”,
Journal of Qafqaz University, Cilt: 1, Sayı: 2, 1998.
Vaezi, Ahmet, Shia Political Thought, (London: Islamic Centre of England,
2004).
Bölgesel Politikalar Açısından Azerbaycan-İran İlişkileri
71
Vira, Varun, Erin Fitzgerald, Brandon Fite, “The United States and Iran: Competition involving Turkey and the South Caucasus”, CSIS, Mart 2012.
Yankeleviç,Vladimir, “Protiv Kogo Drujit Budem”, Polosa, 26 Mart 2012, (http://
inosmi.ru/asia/20120328/189253353.html) (Erişim Tarihi: 22.08.2012).
Zeynalova, Sudaba, Azerbaydjano–Germanskie Otnoşeniya v Kontekste İntegratsyi Azerbaydjana v Evropeyskoe Soobşestvo, (Mütercim: Bakü, 2008).
“ABD–İsrail–İran–Türkiye: Ortadoğu’da Değişen Güç Dengeleri”, Dış Politika,
Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, SAE, Eylül 2009.
“Iran Rebukes Azerbaijan for Allegedly Aiding Israel’s Mossad”, Haaretz,
12 Şubat 2012, (http://www.haaretz.com/news/diplomacy-defense/iranrebukes-azerbaijan-for...) (Erişim
Tarihi: 22.08.2012).
“Lideri Irana, Azerbaydjana i Turkmenii Sporyat o Delenii Kaspii”, Gazeta.Ru,
23 Nisan 2002, (http://www.gazeta.ru/2002/04/23/box_1939.shtml) (Erişim
Tarihi: 31.08.2012).
“Prikaspiyskie Strani Dorabotayut Konventsyii o Pravovom Statusu Kaspiya”,
RIA–Novosti, 18 Kasım 2010, (http://ria.ru/politics/20101118/297948253.
html) (Erişim Tarihi: 02.09.2012).
“Sammiti Glav Prikaspiyskiy Gosudarstv. Spravka”, 18 Kasım 2010, RIA–
Novosti, (http://ria.ru/world/20101118/297532680.html) (Erişim Tarihi:
02.09.2012)
“Vneshnaya Politika Azerbaydjana Vsegda Bila Mnogovektornoy i
Sbalansirovannoy-MİD”, Trend İnformatsionniy Agenstvo, 29 Şubat
2012, (http://www.trend.az/news/karabakh/1998001.html), (Erişim Tarihi:
22.08.2012).

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar