İran Türklerinde Kimlik Meselesi

bilig Ê Yaz / 2004 Ê sayı 30: 51-84
© Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı
İran Türklerinde Kimlik Meselesi
Dr. Bilgehan A. GÖKDAĞ∗
M. Rıza HEYET∗∗
Özet: Bu makalede İran ve Güney Azerbaycan Türklerinin özellikle
20. yy’da, yani Türkçenin İran’da yasak olduğu bir dönemde kimliklerini
tanıma ve koruma yolundaki faaliyetleri; İran’da Türkçe basınyayın
hayatı ve Türk aydınlarının karşılaştıkları sorunlar ele alınmaktadır.
Bu çalışmada ayrıca İranlı Türklerin son yıllarda Azerbaycan
Türkçesiyle neşrettikleri 30’dan fazla dergi hakkında bilgi verilirken
Türk dili, edebiyatı ve tarihi konusunda onlarca eserin yayımlanması
ile ilgili geniş değerlendirmeler yapılmıştır.
Anahtar Kelimeler: İran Türkleri, kimlik meselesi, Türkoloji, basın-yayın
hayatı, Varlık dergisi.
Giriş
10 Şubat 1828’de 16 yıl süren bir savaş sonrasında Rusya ve İran arasında
imzalanan Türkmençay Anlaşması ile Azerbaycan ikiye bölünmüş, Aras
nehrinin kuzeyi Çarlık Rusyasına, güneyi ise Kacar sülalesi yönetimindeki
İran’a bırakılmıştır.
Tarih boyunca Türklerin yönetimi altında olan İran coğrafyası M.Ö.
4200’lerde Türkler tarafından kurulan “Kuti” Devletinin de üzerinde yer
aldığı bir toprak parçasıdır. Türklerin ana yurdunun bu bölge olduğuna dair
araştırmalar günden güne artmaktadır (Celilov 2000). Fars-Med-Sasanî egemenliği
ise yaklaşık 500 yıl sürmüştür. Bu tarihî gerçeklerden yola çıkıldığında
İran’ın çok eski bir Türk yurdu olduğunu apaçık görmek mümkündür.
Başta Azerbaycan Türkleri olmak üzere Türkmenler, Kaşkaylar, Horasan
Türkleri, Halaçlar, Sungurlar, Ebiverdiler, Kazaklar ve Özbekler gibi
Türk grupları İran’ın belirli bölgelerinde yaşamaktadırlar (Blega 1997: 272).


Kırıkkale Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fak. Türk Dili ve Edeb. Bölümü / KIRIKKALE
batsiz@yahoo.com
∗∗ Ankara Üniversitesi, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü / ANKARA
m_r_heyet@hotmail.com
bilig, Yaz / 2004, sayı 30
52
İran’da yaşayan Türklerin nüfusu ile ilgili kesin bir rakam verilmemektedir.
Verilen rakamlarda Türk nüfusu en az 20 milyon, en çok 35 milyon olarak
gösterilmektedir. İran’daki Türklerin nüfusu 25 milyon (Heyet Sarrafi 1999:
61), 33 milyon (Güldiken 1998:44), 20 milyon (Blega 1997), 25 milyon
(Saray 1999: 261), 34 milyon (Çehregani 2002) olarak birbirinden farklı
şekilde verilmektedir. Dünya Bankası Ülke Profilleri veri tabanına göre 66,1
milyonluk İran nüfusunun %42’sini Türkler oluşturmakta olup, bu oran da
yaklaşık 25 milyonluk bir Türk nüfusunu göstermektedir (Ütük 2002: 10).
Bin yıla yakın İran yönetimini elinde bulunduran ve ülke nüfusunun yakla-
şık yarısını oluşturan İran Türklerinin siyasi durumu oldukça ilginçtir.
Kacarlar döneminde Türklerin İran’daki konumunu anlatan Mehmet Emin
Resulzade; İran Türklerinin ne Rusya’da olduğu gibi mahkum, ne de Türkiye’de
olduğu gibi hakim bir millet olmadıklarını ve Farslarla hukukta eşit
vatandaş hâlinde olup aynı haklara, aynı imtiyazlara sahip olduklarını belirtiyor.
Resulzade’ye göre İran hükümdarlarının Türk olması Türklere özel bir
ayrıcalık bahşetmediği gibi, Fars milletinin tazyikine de sebep olmamıştır
(Resulzade 1993: 17). Fakat ne yazık ki, Kacarların hakimiyetinin sona ermesi
ve Pehlevilerin iş başına gelmesiyle İran Türkleri, ikinci dereceli vatandaş
düzeyine düşerek üvey evlat muamelesi gördüler.
İran Türkleri arasında bazı millî hareketlerin vuku bulduğunu görmekteyiz.
Rusya’da 1905 ihtilalinden sonra Azerbaycan’da özgürlük ve millî hükümet
kurma fikirleri kuvvetlenmiş ve bu gibi fikirlerin yarattığı hareketler İran’da
Meşrutiyet inkılabına sebep olmuştur. Meşrutiyet tarihinin de gösterdiği gibi,
İran’da Meşrutiyet inkılabı hem düşünce hem de hayata geçirilmesi bakı-
mından en çok Azerbaycanlı yazar, şair ve hürriyetçilerine borçludur (Heyet
1985; 20). O dönemde, Settarhan önderliğinde Tebriz merkez olmak üzere
başlayan özgürlük hareketi başarıyla ilerlemiş, 1907’den itibaren Rus-İngiliz
anlaşmaları karşısında sıkıntıyla karşılaşmıştır. Rıza Han döneminde etnik
gruplara uygulanan asimilasyon politikası İran’da millî hareketlerin biçimlenmesine
yol açtı. 1920’de Muhammed Hıyabanî önderliğinde kurulan
Azadistan devleti bu biçimlenmenin en açık örneğidir. Bu akım isyanın bir
yıl sonra bastırılmasıyla sona erdi. 1945’te Seyid Cafer Pişeveri önderliğinde
kurulan Azerbaycan Özerk Hükümeti Tahran yönetiminin kanlı müdahelesi
sonucu bir yıl sonunda yıkılmasına rağmen onun taraftarları düşüncelerini
devam ettirdiler. 1945-1946 yılları arasında Pişeveri önderliğindeki Azerbaycan
Özerk Hükümeti özellikle kültür ve eğitim alanında önemli reformlar
gerçekleştirmiştir. Bu kısa sürede Azerbaycan Türkçesi Azerbaycan’ın resmî
dili ilan edilmiş, okullarda ve devlet kurumlarında kullanılmaya başlamış ve
Gökdağ-Heyet, İran Türklerinde Kimlik Meselesi
53
ilk okul öğrencileri için Ana Dili adlı altı ciltlik ders kitabı yayınlanmıştır.
Tebriz Üniversitesi kurularak Türkçe eğitim ve öğretim ve Tebriz radyosu
tesis edilerek Türkçe yayın yapılmaya başlatıldı. Azerbaycan gazetesi Azerbaycan
Demokrat Partisi’nin (Fırkasının) resmî organı olarak siyasî, edebî ve
sosyal konularda makaleler neşretti. Onlarca Türkçe kitap, dergi ve gazete
yayınlanmaya başladı. Tebriz’de Güney ve Kuzey Azerbaycan şairlerinden
ibaret bir şairler meclisi oluşturuldu. Sahir, Sehend, Balaş Azeroğlu, Medine
Gülgün, H. Biluri, Y. Şeyda ve birçok ünlü şair ilk Türkçe şiirlerini orada
okudular. Şairler meclisinde okunan şiirler toplanarak 1945 yılında Şairler
Meclisi adlı 80’den fazla şairin şiirlerini içeren bir antoloji şeklinde hazırlanmıştır.
1941-1946 yılları arasında ülkenin yabancı güçler tarafından işgali
sırasında ve merkezî hükümetin zayıfladığı bir dönemde Azerbaycan sosyal
ve siyasal mücadelelerin odak noktası hâline geldiği gibi Azerbaycan Türk
edebiyatı da çiçeklenmeye başlamıştır. O zamana kadar daha çok gazel ve
hiciv şiirler yazan Ali Fitret, M. Biriya, H. Sahaf ve Mahzun gibi şairler artık
millî ve içtimaî konularda şiir yazmaya başladılar. Uzun yıllar yasaklı ve
boğuntulu ortamda yaşadığından dolayı Farsça şiir yazan Habip Sahir’in
Türkçe şiir yazması için güzel bir ortam sağlandı. Azerbaycan Özerk Hükü-
metinin 1946 yılında kanlı şekilde ortadan kaldırılmasından sonra Tahran
devletinin fermanıyla Türkçe yayınlanmış olan bütün kitaplar toplatılıp imha
edildi ve Türkçe yeniden yasaklandı. Azerbaycan’ın ünlü şairi Samed Vurgun
Yandırılan Kitaplar adlıyla Paris’te Uluslararası Barış Kurultayında
(1952) okuduğu itiraz şiirinde bu olayı güzel bir şekilde yansıtmıştır:
...Cellat, menim dilimdedir bayatılar, goşmalar,
De, onları hiç duydu mu senin o daş üreğin?
Her geraylı perdesinde min ananın kalbi var,
Her şikestem evladıdır bir mukaddes dileğin,
De, onları hiç duydu mu senin o daş üreğin?....
...Cellat, yanıp od olsa da küle dönmez arzular,
Tabiatın ana kalbi kul doğmamış insanı,
Her üreğin öz dünyası bir saadet arzular,
Kanlar ile yazılmıştır her azadlık destanı,
Tabiatın ana kalbi kul doğmamış insanı... .
1960’lı yıllarda rejim millî azınlıkların tarihine, diline, edebiyatına, folklor
ve etnografyasına ait bazı eserlerin neşrine imkan tanıyordu. Azerbaycan’ın
ayrı ayrı şehirlerinin etnografyası hakkında monografi ve makaleler de ya-
bilig, Yaz / 2004, sayı 30
54
yımlandı. Azerbaycan Türk folkloruna ait kitapçıklar neşredildi. Bu yıllarda
Tebriz, Erdebil ve Urmiye şehirlerinde Farsça, aralıklarla 7 adet haftalık
dergi, bir adet de günlük (Azerbaycan) gazete vardı. 1970'lerde ise bu sayı
beşe düştü. Tarih ilmi tamamen siyasî polisin nezareti altındaydı. Şah rejimi
millî şuurun artmasında edebiyatın büyük rolünü dikkate alarak, Türkçe
edebî eserlerin neşrine izin vermiyordu. Azerbaycan edebiyatının büyük
zorluklarla yayımlanmış (bazıları gizli) eserlerinin sayısı çok azdır
(Nesibzade 1997: 93-94).
1979’da İran İslam Cumhuriyeti kurulana kadar çok az sayıda Türkçe eserin
basılmasına izin verilmiştir. Prof. G. Doerfer, 2. Dünya savaşından 1969’a
kadar İran’da Azerbaycan Türkçesi üstüne ancak 20 kadar dilbilimle ilgili
çalışmanın yayınlandığını bildirip onların en iyisi olarak da M. A.
Ferzane’nin Mebani-yi Destur-i Zeban-i Azerbaycan (Azerbaycan Dili Gramerinin
Temel Kuralları) adlı eserini göstermektedir. Doerfer, ayrıca bu
eserin Muharrem Ergin’in, Osmanlıca Dersleri I, Türk Dil Bilgisi, İstanbul
1958, 2. Baskı 1962, adlı kitabı örnek alınarak yazılmış olduğunu da kaydetmektedir
(G. Doerfer 1969: 2). Pehlevi rejiminin Farslaştırma siyaseti
sonucunda, ruhsuz ve sönük bir hâle gelip resmî kullanılışı yasaklanmış olan
Türk dili ve edebiyatının yeniden canlanmasında Héyder Baba’ya Selam
eserinin büyük rolü olmuştur. Bu eserin yayınlanması Pehlevi döneminin en
büyük edebî olayı olarak değerlendirilmektedir. M. H. Şehriyar, ilk iki dizesini
ana dili olan Azerbaycan Türkçesiyle söylediği hâlde, uzun zaman yalnız
Farsça şiir yazmış ve yaratıcılığında İran klâsik üslûbunu seçerek zamanla
gazel üstadı olmuştur. O, 1953’te annesinin tavsiye ve isteği üzere ana
dilinde şiir yazmaya başlamış; ilk yazdığı Héyder Baba’ya Selam manzumesi,
kendisinin de beklemediği bir şekilde bir şaheser olmuş ve şaire yalnız
İran’da değil, bütün Türk ülkelerinde ün kazandırmıştır. Héyder Baba’ya
Selam manzumesi yayınlandıktan sonra kısa bir zamanda halk tarafından
sevilerek okunup ezberlenmiş ve İran’daki Türk edebiyatında bir dönüm
noktası yaratarak Azerbaycan şiirinde de yeni bir dönem başlatmıştır. Bu
manzume, aynı zamanda iki Azerbaycan arasında edebî bir köprü hâline
gelerek Hasret Edebiyatının güçlenmesine neden olmuştur (Heyet, 1989: 29-
30). Hasret Edebiyatı, 1828’de Kuzey Azerbaycan’ın Çar Rusyası tarafından
işgal edilmesinden sonra her iki Azerbaycan halkının birbirlerine duydukları
özlemi dile getirdikleri şiirlerden oluşmaktadır. Sovyetlerin kurulmasının
ardından sınırların tamamen kapatılması sonucunda Hasret Edebiyatı halk
şiirinden yazılı şiire geçmiştir. Hasret Edebiyatında Aras nehri ana motif
olarak ele alınmış ve Kuzey Azerbaycan’da Süleyman Rüstem Güney Azer-
Gökdağ-Heyet, İran Türklerinde Kimlik Meselesi
55
baycan’da ise Şehriyar onun en büyük temsilcileri olmuştur. İran’da Türkçe
yazma temayülünün güçlenmesiyle Türkçe bazı kitaplar yayımlanmıştır.
Pehleviler döneminde yayımlanmış olan Türkçe kitapların büyük kısmını şiir
ve halk edebiyatına ait eserler oluşturmaktadır. 1943 yılında A. Müçtehidi’nin
2500 Türkçe deyim ve atasözünü içeren eseri yayımlandı. 1953’te Ali
Tebrizli, Dâstân-i Aslî ve Kerem kitabını, ardından da Şah İsmayıl adlı tarîhî
romanını yayımlattı. 1960 ve ondan sonraki yıllarda Tebriz’in Firdevsi yayı-
nevi tarafından Şehname’nin Türkmen Türkçesine tercümesi ve Muhtar
Nâme, İskender Nâme ve Rüstem Nâme gibi Türkçe eserler yayımlandı. H.
M. Savalan, 1962 ve 1964 yıllarında Terâneha-ye Torki (Türkçe Şarkılar)
adlı iki ciltlik halk türküleri kitabını yayımlattı. M. A. Ferzane, 1963’te Bayatılar
kitabını, 1964’te ise yukarıda anılan Mebâni-ye Destûr-e Zebân-e
Azerbaycanî eserini neşretti. M. M. İtimad’ın 1957’de Gelinler Bezeği,
1965’te ise 400 beyit ve 4000 sözcükten oluşan Nisab-i İtimad veyahut
Kitab-i Lügât-i Manzum (Manzum Sözlük) adlı Farsça-Türkçe manzum
sözlüğü Tahran’da yayımlanmıştır. Ayrıca onun Çarşamba Bazarı, Gül
Gonçası, Munazire-yi Edebî (Edebî Tartışma / Şiirleşme), Ayine-yi Ahlâk
(Ahlak Aynası), Bedregetü’l-Sebyan, Mizanu’l-İnşa, Elifba-yi Cedid (Yeni
Alfabe), Tuhfet’ül-Sebyan gibi eserleri bu dönemde yayımlanmıştır. 1965
yılında Selamullah Cavid’in Nemuneha-yi Ez Folklor-i Azerbaycan (Azerbaycan
Folklorundan Örnekler) eserinin birinci cildi ve 1979’da Devrimden
hemen sonra da onun ikinci cildi, 1966’da Samed Behrengi ve Behruz
Dehgan’ın birlikte topladıkları Folklor-e Azerbaycan (Azerbaycan Folkloru),
Kısseha-ye Azerbaycan (Azerbaycan Masalları), Pâre Pâre eserleri,
1967’de Peymayi ve Firuz Heyet’in Farsça-Türkçe (Türkiye Türkçesi) ve
Türkçe-Farsça sözlükleri ve 1968-1978 yılları arasında ise H. Sadik’in
Mecmue-ye Vâkif (Vakif Mecmuası), Aşıklar, Asâri Ez Şoara-ye Azerbaycan
(Azerbaycan Şairlerinin Eserlerinden Örnekler), Sayalar, Makalat-e Felsefiye
M. F. Ahundov (M. F. Ahundov’un Felsefî Makaleleri) adlı eserleri yayımlanmıştır.
Dilbilgisine ait yazılmış olan eserler arasında S. Cavid’in
1964’te yayımladığı Hodamuz-i Zeban-i Azerbaycanî ve Farsî (Azerbaycan
ve Fars Dillerinin Kendi Kendine Öğrenme Kılavuzu) eseri daha çok günlük
konuşma konularını içermektedir. Ayrıca Heyran Hanım’ın eserleri, Fuzuli’nin
Leyli ve Mecnun eseri, H. Kerimi Meragei’nin Rengareng adlı 5 ciltlik
şiir kitabı ve onlarca Türkçe manzum eser bu döneme ait yayınlar içerisinde
yer almaktadır (Heyet 2001: 270, V. Mustafayev 1991).
İran’da Fars milliyetçiliği 19. yüzyıldan günümüze kadar ideolojik biçim ile
gelmiştir. Fikrî temellerini daha çok Fars olmayan grupların attığı Modern
bilig, Yaz / 2004, sayı 30
56
Fars Milliyetçiliği, 1924’te Kaçar Hanedanının devrilmesiyle iktidara gelmiş
ve Pehlevîler döneminde hakim ideoloji olmuştur. Fetheli Şah’ın oğlu
Celaleddin Mirza-ye Kacar, S. Hasan Takîzade, H. Kazımzade İranşehr-e
Tebrizî, Mahmut Afşar, S. Ahmet Kesrevî, E. Azad Merageî, Taki Arânî,
Timurtaş, D. Rızazade Şafak gibi Türkler ve Mirza Melkum Han (Ermenî),
Melikü’l-Şuarâ-e Bahar (Gürcü asıllı), M. Ali Furûgi (Yahûdi asıllı) gibi
diğer etnik gruplara mensup kişiler İran’da Fars milliyetçiliğinin öncülerinden
olmuşlardır (Heyet, 2002: 20). Pehlevî rejiminin uygulamalarına dayanak
yaptığı Azerî Yâ Zebân-e Bâstân-e Azerbaycan (Azeri veyahut Azerbaycan’ın
Eski Dili) 1921 yılında Ahmet Kesrevî tarafından yazılmıştır. Kesrevî
bu eserinde Türklerin Arî ırkından olduğunu ispatlamaya çalışmıştır. Azerbaycanlıların
Türk olmadıkları Azerî adlı ayrı bir ulus oluşturduklarını ifade
eden Kesrevi’ye göre Azeriler Selçukluların İran’a gelmesiyle özellikle de
Safevîler zamanında Türkleşmişlerdir.
Modern Fars milliyetçilerinin esas amacı diğer etnik grupların Farslaşmasına
yöneliktir. Fars milliyetçilerine göre Azerbaycan Türkleri sonradan Türkleşmiş
olan Türkçe konuşan bir halktır. Sovyetler Birliğinin “Türk Dilli
Halklar” görüşü ile İran Pehlevî idaresinin bakışının benzerliği dikkat çekmektedir.

Taki Arâni, Azerbaycan yâ Yek Mesele-ye Heyâti ve Memâti-ye İran (Azerbaycan
yahut da İran’ın Ölüm ve Kalım Meselesi) adlı yazısında Azerbaycan
halkının “doğu vahşileri” ve “kan içen Moğollar” tarafından Türkleştirildiklerini
yazdıktan sonra Azerbaycan’da Türkçenin yok edilmesi ve
Farsçanın yaygınlaşması için İran devletine şöyle bir teklifte bulunmaktadır:
“...Özellikle Maarif Bakanlığı’nın o bölgeye çok sayıda Fars dili öğretmeni
göndermesi ve ucuz fiyata hatta bedava olarak Farsça kitap, gazete ve makale
yayması gerekmektedir. Azerbaycan gençlerinin de fedakarcasına
Türkçe konuşmaktan vazgeçmeleri gerekiyor.” (Afşar 1989: 126-133).
Mahmut Afşar, Yegânegi-ye İraniyan ve Zebân-e Farsî (İranlıların Birliği ve
Fars Dili) yazısında Türkçenin İran’da yabancı bir dil olduğunu söyleyerek
onu çağrılmamış misafir ve rahatsız edici bir unsura benzetmekte ve
Azerbaycan’ın herhangi bir okul veya üniversitesinde Türkçenin 5 dakika
olsun bile okutulmasına karşı olduğunun altını çizmektedir (Afşar 1989:
288-289). Cevat Şeyhulislami ise Zebân-e Farsî Neşân-e Vâlâ-ye Melliyet-e
İranî (Fars Dili İranlılığın Üstün Simgesi) adlı makalesinde şöyle yazıyor:
“...Yerel diller içerisinde, Türkçenin Azerbaycan’da (Türkiye ile sınırı olan
eyalette) haddinden fazla yayılması ve Arapçanın Hûzistan’da (Irak ile sınırı
olan eyalette) çok fazla yaygınlaşması gözardı edilmeyecek iki büyük
tehlikedir. Çünkü bu iki yerel dil, Kürtçenin aksine olarak, eskiden İran’ı
Gökdağ-Heyet, İran Türklerinde Kimlik Meselesi
57
Çünkü bu iki yerel dil, Kürtçenin aksine olarak, eskiden İran’ı parçalamak
isteyen Panturanist ve Panarabistler tarafından suiistimal edilmiştir.” Müellif
sonra Türkçe ve Arapçanın konuşulduğu bölgelerde Farsçanın yayılması
için çok ilginç bir teklif ileri sürüyor: “Azerbaycan, Zencan ve Hûzistan’ın
küçük yaşlı çocuklarını Avrupa’daki gençlerin mübadelesi sisteminde oldu-
ğu gibi, Farsça konuşan saygılı Fars ailelerinde bir iki yıl misafir olarak
kabullenmekle, Farsçanın bu yaş grubu (12-16) içerisinde yayılmasına yardım
edilmelidir (Afşar 1989: 441-467). Rıza Şah’ın başbakanı, öğretmeni ve
İran’da modern Panfarsismin kurucularından olan M. Ali Furûgi, Ankara’da
Büyükelçi olduğu dönemde Şah’a ve İran Dışişleri Bakanlığına gönderdiği
mektupta İran’da alfabenin değişmemesi gerektiğini şu nedenlerle açıklamaya
çalışıyordu: “Son zamanlarda Türkler alfabelerini değiştirip Latin alfabesine
geçtiler. Dolayısıyla da onların İran Türkleriyle olan kültürel ilişkileri
kesilmiş oldu. Eğer İran’da da Latin alfabesine geçersek onların ilişkileri
yeniden kurulur ve bu da İran için büyük bir tehlike oluşturur.” Mektubunun
diğer kısmında ise İran’daki azınlıkları tehlikeli unsurlar olarak değerlendirmektedir:
“İran’da Yahûdi, Ermeni ve Asuri gibi az nüfuslu ve tehlikesiz
azınlıklar vardır. Ancak Türkler, Kürtler ve Araplar büyük nüfusa sahip
tehlikeli azınlıklardırlar. En tehlikelisi ise Türklerdir ve devletin bunu her
zaman göz önünde bulundurması gerekir.”(Heyet 2002: 16).
12 Şubat 1979’da kurulan İran İslam Cumhuriyeti geçmişte Şah yönetiminin
etnik ve kültürel asimilasyonuna uğrayan başta Türkler olmak üzere, Fars
olmayan halkların talepleriyle karşılaştı. İlk dönemlerde bu halklara bazı
idarî ve kültürel hakların verileceği yönetim tarafından ifade edilmiştir.
1979’da Tahran Üniversitesi’nde İran Hukukçular Cemiyeti’nin davetiyle
“İran kavimlerinin kültürel sorunları ve İran İslam Cumhuriyeti Anayasası”
konusunda İran’ın çeşitli etnik ve siyasî gruplarının da katılımıyla gerçekle-
şen toplantıda, hazırlanmakta olan İran Anayasası’nın değişik ilkeleri ele
alınmıştır. Bu toplantıda Azerbaycan Cemiyeti tarafından Prof. Dr. Cevat
Heyet, Prof. Dr. Hamit Nutki ve Dr. H. Katibi Anayasa’ya “okul eğitimi 4.
sınıfa kadar ana dilinde ve ondan sonra ana dili ve Fars dillerinde olacaktır”
ve “Radyo-televizyon ve bütün kitle iletişim araçları kavmî, yerel ve
millî kültürün geliştirilmesine hizmet edecektir” maddelerinin eklenmesini
istemişlerdir (Nutki 1979: 12-13). Buna benzer talepler İran’daki Arap, Kürt,
Beluç, Türkmen ve Gilekler tarafından da ileri sürülmüş, özellikle Kürtlerin
çıkışları bu dönemde bastırılmıştır. Muhtariyet talepleri rejime ve ülkeye
yönelik bölücü bir hareket olarak nitelendirilmiştir. İran Anayasasının 19.
maddesinde bütün kavimlerin eşit haklara sahip oldukları belirtilse de 15.
bilig, Yaz / 2004, sayı 30
58
maddede Farsça resmî ve zorunlu dil statüsüne sahip, Türkçe ve diğer dillerin
okullarda öğretilmesi ise sanki devletin görevi değilmiş gibi serbest bırakılmıştır.
İran Anayasasına göre, “İran’ın resmî ve ortak dili Farsçadır.
Bütün resmî belgeler, yazışmalar, metinler ve ders kitapları bu dil ve bu
alfabeyle olmalıdır. Fakat, yerel ve kavmî dillerin basında ve kitle iletişim
araçlarında kullanılması ve onların edebiyatlarının Farsçanın yanında okullarda
öğretilmesi serbesttir” (Kânûn-e Esâsî 1991: 26-27).
İran İslam Cumhuriyetinin kuruluş aşamasında Türkler etkin rol oynamışlardır.
1978 Şubatının 18-19’unda Tebriz’de meydana gelen ayaklanma Şah
rejiminin yıkılmasına önemli darbe indirmiştir. İran İslam Cumhuriyeti’nin
kurulduğu yıllarda Türklere nisbî özgürlük gözlenmektedir. Bu yıllarda
Türklerin kurduğu bazı siyasî ve kültürel cemiyetler ortaya çıktı. Azerbaycan
Demokrat Partisi ilk olarak faaliyete başlamış, Azerbaycan gazetesi ve dergisi
yayın organı olarak hizmet vermiştir. Ancak bu kısa ömürlü olmuş, 1980
yazından itibaren faaliyetine son verilmiştir.
1979 Şubatında Ayetullah Şeriatmedâri taraftarlarının kurduğu Halk-i
Müselman (Hezb-i Cumhuri-ye Helg-i Moselman-i İran) Partisi birçok şehirde
teşkilatlanmıştır. Yayın organı Farsça yayın yapan Halk-i Müselman gazetesidir.
1979 Aralık ayında Tebriz isyanı bahane edilerek parti kapatılmış,
Şeriatmedâri ev hapsinde gözetim altında kaldıktan bir süre sonra vefat etmiş-
tir.
İran İslam Cumhuriyeti’nin belli bir dönemlerinde liderlik, cumhurbaşkanlı-
ğı, başbakanlık ve ordu başkanlığı gibi önemli makamlar hep Türklerin elinde
olmuştur (S. A. Hâmeneyi; Lider ve eski Cumhurbaşkanı, E. Benisadr; ilk
Cumhurbaşkanı, M. H. Mûsevi; eski Başbakan, Mûsevi Erdebilî; Adliye
Bakanı, Safevi Devlet Muhafızları Ordusu Başkanı vs.).
1979’da Şah rejiminin devrilmesi ve İran İslam Cumhuriyeti’nin kurulmasından
sonra Türklerin sahip olduğu nisbî bir hürriyet ortamında birden bire
Türkçe matbuat ve kitapta bir patlama yaşanır. Onlarca gazete ve dergi ana
dili ile yayın yapmanın heyecanı ile ilk yıllarda millî şuuru kuvvetlendirici
yazılara ağırlık vermiştir. Devrimden hemen sonra kurulan Tebriz Şairler ve
Yazarlar Cemiyeti 1980’li yılların başında yayın organı Ülker dergisinde
devrimi öven yazılara Türk dilinde yer veriyordu. Yine bu yıllarda Tebriz’de
Genç Şair ve Yazarlar Cemiyeti Genclik adlı yayın organı ile aynı doğrultuda
yayın yapmaktaydı. 1979 Nisanında Tahran’da kurulan Azerbaycan Şairler
ve Yazarlar Cemiyeti 1981 Şubatında Güneş mecmuasını çıkarmıştır.
1979 Martında Tahran’da faaliyete başlayan Azerbaycan Medeniyeti Cemi-
Gökdağ-Heyet, İran Türklerinde Kimlik Meselesi
59
yeti ünlü şair Habib Sahir’in öncülüğünde kurulmuştur. Yoldaş, İnkılap
Yolunda, Yeni Yol ve birçok dergi, İran Türklerinin sorunlarını ve taleplerini
ele alan yazıların yanı sıra, Marksist görüşlere yer verdiğinden zaman zaman
rejim tarafından kapatılmıştır. Adı geçen dergilerin çıkarılmasında Hüseyin
Düzgün’ün hizmetleri büyüktür.
Tahran’da Azerbaycan meselelerini araştıran bir grup Çenlibel gazetesini çı-
karmıştır. Hiçbir grup ve partiyle ilgisi olmayan bazı dergiler de bu dönemde
yayımlanmaya başlamıştır. Cevat Heyet’in öncülüğünde çıkan Varlık, Tebriz’de
yayınlanan Dede Korkut dergileri ve Furûg-i Azadi gazetesinin ünlü şair
Yahya Şeyda’nın denetimindeki Türkçe bölümü Türk kültürü yolunda önemli
görevler görmüşlerdir. 50 yıllık Pehlevî idaresi yayın yapmanın açlığı içinde
onlarca dergi, yüzlerce kitap neşrini devrimin ilk yıllarında gerçekleştirdiler.
Yukarıda ismini saydığımız dergi ve gazetelerin dışında bir kısım Türkçe ve
Farsça çıkan bazı dergi ve gazeteler ise Tebriz’de Odlar Yurdu, Ulduz, Araz
gazetesi, Molla Nesreddin, Dede Korkut dergileri, Sarab’da Veten Uğrunda
gazetesi, Tahran’da Azadlık, Koroğlu, Azerbaycan’ın Sesi dergileridir. Bu
dergilerin tamamına yakını 1979-1980 yılları arasında neşredilmiş bir çoğu
birkaç sayı çıkabilmiş, bazıları maddî sıkıntılardan dolayı, bir kısmı ise İran
yönetimi tarafından çeşitli bahanelerle kapatma yoluna gitmiştir. Varlık dergisi
zamanımıza kadar yayınını sürdürmüştür.
Devrime kadar İran Türkleri arasında ana dillerinin kullanımının yasak edilmesi
neticesinde okuma yazma bilenlerin az olmasını dikkate alan bazı parti ve cemiyetler
gazete ve dergi neşretmenin yanında Türkçenin öğretilmesine ve yazılmasına
yönelik kurslar açtılar. Tebriz evlerinde Türkçe dilbilgisi kurslarının açılmasında
M. T. Zehtabi’nin büyük rolü olmuştur. Tahran ve Kum üniversitelerinde
ise C. Heyet Türk dili ve edebiyatı tarihi alanında, H. Nutki dilbilgisi, M.A.
Ferzane Azerbaycan halk edebiyatı ve H. Sadik dilbilgisi sahasında, Azerbaycanlı
öğrencilerin açtıkları özel kurslarda Türkçe ders veriyorlardı. Son yıllarda da
İran’ın birçok üniversitesinde (Tahran üniversiteleri, Tebriz, Urmiye, Erdebil,
Reşt, İsfahan, Şiraz, Zencan, Kerec vs.) öğrencilerin kişisel girişimiyle Türkçe
kurslar açılarak A.Sarrafi halk edebiyatı ve folklor ağırlıklı dersler verirken, İ.
Refref, İ. Hadi, Daşkın, İmami, T. Hudâyi, H. Gamberpur, H. Râşidi, M.R. Heyet
vd. tarafından Türkçe öğretimi gerçekleştirilmiştir.
İran İslam Cumhuriyetinin kuruluş yıllarında İran Türkleri Tebriz Tiyatro
Cemiyetini kurmuş, Arşın Mal Alan, Meşedi İbad gibi meşhur eserler sahnelenmiştir.
Tebriz’de her hafta sonu âşıkların saz çalıp şiir söylemeleri uzun
sürmemiş 1980 yılının sonlarına doğru bu faaliyetler İslâma aykırı görülmüş
ve yasaklanmıştır (Tagıyeva 1991).
bilig, Yaz / 2004, sayı 30
60
1980 yılından itibaren Türk aydınları arasında kullanılan Arap alfabesi ıslah
edilerek Türkçeye uygunluğunun sağlanması yolunda bazı adımlar atılmıştır.
Bu konuda Hamit Nutki alfabe üzerinde çalışan diğer âlimlerin (K.
Meşruteçi, H. M. Savalan, M. T. Zehtabi, B. Behzadi vs.) de görüşlerini
dikkate alarak Arap alfabesini Türkçeye uygunlaştırmaya çalışmış, Farsça ve
Arapçada olmayan ö, ı, ü gibi sesler için bazı harfler ve işaretler ekleyerek,
tespit ettiği yazı kurallarını Varlık dergisinde uygulamıştır. Hamit Nutki’nin
bu çalışmaları İmla Kılavuzu veya Yazı Kâideleri adıyla hem Varlık’ta hem
de ayrıca kitap şeklinde yayımlanmıştır. 2000-2001 yıllarında Arap alfabesinin
yeniden gözden geçirilmesi ihtiyacı duyulunca Tahran’da iki ayrı
Ortografi Semineri gerçekleşmiştir. Dr. Cevat Heyet’in başkanlığında ve
Varlık, Nevid-i Azerbaycan, Şems-i Tebriz, Erk, Çiçek, Mehd-i Azâdi, Avâyi
Eredebil gibi birçok gazete ve dergi temsilcileri ile birlikte Çiçekler Kurulu-
şu, Mişov Kültür Derneği, Güney Medeniyet Ocağı, Endişe-yi No Yayınevi,
Sâbir Derneği ve Azerbaycan Biliyurtlular Toplumu temsilcilerinin ve onlarca
yazar ve şairin katılımıyla gerçekleşen bu toplantıda alfabenin adı, ünlü
ve ünsüzlerin yazılışı, diftonglar, hemze, birleşik kelimeler ve bu gibi konular
ele alınmış, ilmî heyet tarafından hazırlanan tasarı katılımcılara dağıtılmış
ve alınan neticeler gizli oylama yoluyla seçilmiş olan 3 kişilik bir komisyon
(Behzad Behzadi, A. Sarrafi, M. R. Heyet) tarafından değerlendirilmiştir
(Türk Dili Yazı kuralları 2001). Seminerin sekreteri (kâtibi) İbrahım
Refref’in her iki seminerin geçirilmesinde büyük hizmeti olmuştur.
1979’dan günümüze kadar İran devleti tarafından gerçekleşmiş olan tek
Türkoloji semineri 1987’de Tebriz Üniversitesinde Azerbaycan Türkçesi ve
Edebî Dil Üzerine Araştırmalar adı altında düzenlenmiştir. İran Kültür Bakanlığı’nın
Doğu Azerbaycan Eyaletindeki Genel İdaresince düzenlenen bir
günlük bu seminerde Tebriz Üniversitesi rektörü Dr. Seyflu, Türkçe Araş-
tırma Merkezinin açılacağına karar verildiğini ve üniversitelerde Türkçe
bölümlerin açılması gerektiği konusunda Radyo ve Televizyon Dairesi tarafından
Yüksek Kültürel Devrim Konseyi’ne mektup gönderildiğini belirtmiştir.
Seminer’de Dr. Yesrebi İslam’da ırk, soy ve dil ve Dr. C. Heyet Azerbaycan
Türkçesinin Tarihi, Dr. Hamit Nutki Genel Azerbaycan
Türkçesi,Yazı Dili-Bedii Türkçe konularında tebliğ sunmuş Şehriyar ise
Türkçe şiir okumuştur (Varlık 1987: 3-5).
Onlarca Türkçe kitap ve derginin yayımlanması ve devlet tarafından bir
Türkoloji seminerinin yapılması İran’da Panfarsistlerin sert tepkisine neden
olmuştur. Dr. Cevat Heyet’in 1985 ve 1986 yıllarında yayınlattığı Tarih-e
Zeban ve Lehcehâ-ye Torki (Türk Dili ve Lehçelerinin Tarihi) kitabı resmî
Gökdağ-Heyet, İran Türklerinde Kimlik Meselesi
61
teşekkür mektuplarıyla Cumhurbaşkanı S. A. Hâmeney ve Başbakan M. H.
Mûsevi’nin beğenisini kazanıp Türk dili ve kültürüne büyük bir hizmet gibi
değerlendirilse de Panfarsistler tarafından İran’ın parçalanması yolunda atı-
lan tehlikeli bir adım olarak nitelendirilmiştir. İran Panfarsistlerinin önde
gelen simalarından olan Nasrullah Purcevadi, 1987’de yayınlattığı İran-e
Mazlum adlı makalesinde “...Konya’ya ilk yolculuğum olmasına rağmen her
şey benim için tanıdıktı. Yalnız mezar sahibi değil, hatta oranın binası, oradaki
bütün eşyalar özellikle de çiniler, tabelalar ve duvarları süslemiş olan
kumaşlar benimle benim dilimde konuşuyorlardı. Fakat mezarlığın dışında
her şey benim için yabancı gözüküyordu. Konya halkının dili ve yazısı 750
yıl önce yaşamış Mevlana’ya ne kadar yabancı idiyse benim için de bir o
kadar yabancıydı. Türkler de benim gibi Mevlana’yı kendilerinden biliyorlardı,
ama benim aksime onlar Mevlana’dan değillerdi...” diyerek Konya
yolculuğunu bu şekilde anlattıktan sonra Cevat Heyet’in adı geçen kitabını
sert bir dille eleştirmiştir. Ona göre C. Heyet’in amacı Azerbaycan okullarında
Farsçanın yerine Türkçenin okutulması ve ders kitaplarının Türkçe
yayınlanması gerektiğini İran İslam Devletine kabullendirmektir (N.
Purcevadi 1987). N. Purcevadi, Cevat Heyet’in kitapta yazdıklarını istediği
gibi tahrif ederek onu ve onun gibi düşünenleri Pantürkist, bölücü ve Kuzey
Azerbaycan ve Türkiye yanlısı olarak göstermeye çalışmıştır:
Büyük tepki ve teşviklere neden olan bu makale, İran’da Panfarsistlerle
Türkçenin resmileşmesini isteyenler arasındaki çatışmaları şiddetlendirdi. N.
Purcevadi, dergisinin bir sonraki sayısında Bâz Hem Derbâre-ye İran-e Mazlûm
(Yine de Mazlum İran Hakkında) adlı bir makalede Cevat Heyet’i İ-
ran’ın bütünlüğüne karşı çıkmakta ve Anayasa’yı bozmakta suçlamış ve
daha sonra hem C. Heyet’in cevabını hem de onun lehinde ve aleyhinde
yazılmış mektupları nakletmiştir. Purcevadi ikinci yazısında, Heyet-i Türk-
çe’nin İran’da resmi bir dil olmasını suçlar (N. 1987).
Dr. Cevat Heyet İran-e Mazlum makalesine yazdığı sert cevapta,
Purcevadi’nin cümleleri istediği gibi değiştirdiğini anlatıp onları düzelttikten
sonra suçlamaları yanıtlamıştır;
“Batı hayranlığının moda olduğu Şah döneminde Tahran ma-
ğazalarının %50’den fazlasının adı yabancı kökenli olduğu
hâlde Türkçe bir isim yasak olup bir kitapta Türkçe bir kelime
görülseydi Şah memurları tarafından basılışı durdurulurdu ve
o kelime çıkarılmayıncaya kadar yayınlanmasına izin
verilmezdi. Pehlevi rejimi komünizm ve Sovyetlerden daha çok
Türk ve Türkçe düşmanı idi. O yüzden de İran’a karşı içinde
bilig, Yaz / 2004, sayı 30
62
bir kelime bile bulunmayan Türkçe kitapların yakıldığı dönemde
Tûde Partisi’nin komünizmle ilgili kitapları serbest bırakılmıştı...
Yazar (Purcevadi), Türkçeyi komünizm ve pantürkizmin
yayılma aracı gibi göstermeye çalışıyor ve çelişkili bir şekilde
beni bir yerde Pantürkist, diğer yerde ise komünist adlandırı-
yor ve makalesinin 10. sayfasında da bana müslüman İranlı diye
hitap ediyor. O ve onun fikirdaşları pantürkizmin anlamını
bilmediklerinden dolayı Türkçeyi seven veya onun edebiyatını
bilen herkese pantürkist diyorlar. Onlara göre pantürkistle
türkolog aynı anlamı taşımaktadır.”
Cevat Heyet’in cevabının hemen ardından M. S. İmzalı bir Türk de, “Farslar
Moğol Neslindendir” adlı bir yazıda Purcevadi’yi sert bir şekilde eleştirir.

İkinci mektup yine M. S. imzalı bir Türk tarafından yazılmıştır. Purcevadi’yi
savunan yazısında müellif, kendisinin Türk olduğunu ve gençliğinde Azerbaycan
Demokrat Hükümeti’nin taraftarlığını yaptığını fakat, bugün pişmanlık
duyduğunu yazmaktadır. Ona göre Azerbaycan halkı bir kez bu sürece
sokulmuştur ve bugün çok daha dikkatli olması gerekir. Kasım Türkan Çin
ve güneş yurdundan Avrupa’nın kalbine dek başlıklı yazısında “Biz Türkler
tarihler yaratan muhteşem bir milletiz. Güneş yurdu ve Çin’den Avrupa’nın
merkezine kadar bir kemer gibi yer küresini çevrelemişiz. Bizim çok eski bir
dilimiz ve zengin bir kültürümüz vardır” diye Cevat Heyet’in kitapta yazdıklarının
tamamen gerçeklere dayandığını ve ona karşı düşüncelerin şovenizm
ürünü olduğunu belirtmiştir. A. S. Avrin adlı başka bir yazar Azerbaycanlıların
aslen Türk olmadıkları fikrini savunduğu mektubunda Cevat Heyet’i
Türk-Fars savaşı başlatmakla suçlamaktadır. O şöyle yazıyor: “...İnkâr
edilmez bir gerçek şu ki, kaç yüzyıl bundan önceden Azerbaycan’ın yerel dili
Farsça ve Azerîceyle karışık bir Türkçeye çevrilmiştir. Fakat bu Türkçe,
müellifin Varlık dergisinde yazdığı ve resmî yerlerde konuştuğu galiz Türkçe
değildir”. Avrin, mektubunun devamında Panfarsismin hizmetinde olan A.
Kesrevî, A. Kâreng, M. Edip Tûsi, N. Nâtik, M. Murtezevî, M. Nevvabî,
Sadık Kiya, İ. Rıza, Y. Zuka ve Rahimzade Melek gibi Türk düşmanlarının
eserlerinden faydalanmadığından dolayı Tarih-e Zeban ve Lehceha-ye Torki
kitabını bilim dışı ve siyasi amaçlarla yazılmış bir eser olarak değerlendirmeye
çalışıyor. O C. Heyet’in “Türk dilinin adının Azerbaycan kelimesiyle
değiştirilip onun Azerbaycan’la sınırlandırılması hükümetin hilesi ve yaygın
bir hatadır. Geçen 50 yılda hükümet adamları ve gerici alimler Azerbaycan’ı
tamamıyla farklı bir millet ve onun dilini de Türkçeyle hiçbir ilişkisi
Gökdağ-Heyet, İran Türklerinde Kimlik Meselesi
63
olmayan ayrı bir dil olarak göstermeye çalışmışlar” sözünü şiddetle eleştirerek
böyle sözlerin bilimsel bir kitapta değil, siyasî partilerin beyanatında
söylenmesi gerektiğini yazmıştır. Ona göre, Varlık dergisini okumayan hiç-
bir Azerbaycanlı “göçebe Oğuz kabilelerinin masalları arasındaki tanınmamış
Dede Korkut adını tanımaz. Bu gibi yabancı adları Rüstem, Gûderz,
Giv, Bijen vs. gibi tanınmış adlarla değiştirmek ayrılıkçılıktan başka bir şey
değildir” (N. Purcevadi 1987). Dergide yer alan son mektup Azerbaycanlı
olduğunu yazan Tahran’dan Z. Rahim tarafından gönderilmiştir. Azerbaycan
Demokrat Hükümeti döneminde Pişeveri ve onun kurduğu devlete karşı
mücadele ettiğini yazan Z. Rahim, kitabı okuduktan sonra Türkçeyi savunma
adı altında siyasî amaçlar gütmekten ve dolayısıyla da tehlikeli oyunların
bir daha tekrarlanmasından korktuğunu da gizlememektedir (N. Purcevadi
1987).
Güney Azerbaycan’da Türkçe yayın yapan radyo ve televizyon bulunmasına
rağmen tüm okullarda eğitim Farsça yapılmaktadır ve tüm resmî işler resmî
dilde gerçekleştirilmektedir. İran’ın içinde bulunan etnik grupların komşu
devletlerdeki soydaşlarıyla yakın kan ve dil bağları bulunmaktadır. 1991’de
bağımsızlığını kazanan Azerbaycan Cumhuriyeti ile İran arasında ilişkiler
sorunludur. Güney ve Kuzey Azerbaycan arasındaki ilişkilerin genişlenmesi
ve dolayısıyla da İran’da Türklük ve Azerbaycanlılık şuurunun artması iki
devlet arasındaki münasebetleri etkileyen en önemli faktördür.
İran’ın bünyesinde yer alan ve özellikle Azerbaycan ve Türkmen Türklerinden
oluşan Türk unsurları, bu ülkenin Türk Cumhuriyetlerine yönelik tutumunda
sorunlar meydana getirmektedir (Erol 2002: 66-75). Kafkaslarda
İran’ın politikasını belirleyen hususlar Türkiye ve Rusya’nın bölge politikalarıyla
Azerbaycan’ın yönelimleri olagelmiştir. Kafkaslarda İran’ın Türkiye’nin
lehine olacak gelişmelerden kaygılandığı, bunun aynı kaygıyı taşıyan
Rusya ile konjonktürel bir uzlaşmaya yol açtığı ifade edilebilir. İran’da nü-
fusun büyük bir bölümünü (neredeyse yarısını) oluşturan Güney Azerbaycan’ı
Kafkaslar konusunda belirleyici kılan, Güney Azerbaycan meselesinin
gelecekte alacağı boyuttur (Sarıkaya 2002: 31). Bu gelişmeler başta Azerbaycan
Cumhuriyeti olmak üzere İran, Türkiye ABD ve Rusya’nın bölgesel
politikalarını şekillendirmektedir.
İran Türk aydınlarını ilgilendiren siyasî olayların başında, Karabağ Meselesi
gelir. Karabağ’daki kanlı olaylar ve Kuzey Azerbaycan topraklarının
%20’sinin Ermeni güçleri tarafından işgali, İran Türklerini birleştiren, onlarda
millî birlik hissi uyandıran en önemli faktörlerden biri olmuştur. Karabağ sorunu
tamamıyla siyasî bir mesele olmasına rağmen, İran Türk aydınlarının her
bilig, Yaz / 2004, sayı 30
64
zaman açık şekilde itirazıyla karşılaşmıştır. Karabağ şehitlerine yas törenleri
düzenlenmiş, İran İslam Cumhuriyeti devletinden Karabağ müslümanları için
yardım talep edilmiş ve hatta gönüllü asker olarak Ermeni işgalcilere karşı
savaşa hazır oldukları İran devlet adamlarına yazılan mektuplarla bildirilmiştir.
1993 yılında Dr. Cevat Heyet ve Varlık dergisi yazarlarının teşebbüsü ve onlarca
bilim adamı, iş adamı, hekim ve yazarın imzasıyla İran İslâm Cumhuriyeti
lideri Ayetullah Hameney’e gönderilen açık mektupta, İran devletinin
Karabağ sorununa gösterdiği ilgi ve kaçkınlara yaptığı yardımdan dolayı te-
şekkür edildikten sonra, dünya Müslümanlarına karşı başlatılan yeni Haçlı
seferleri hatırlatılarak bölgede ikinci bir İsrail devletinin kurulmasına izin verilmemesi
ve Bosna Müslümanlarına olduğu gibi Karabağ müslümanlarına da
yardım amacıyla “Azerbaycan Haftası” ilan edilmesi istenmiştir.
Aynı yılda Dr. Cevat Heyet, talebelik zamanından tanıdığı Türkiye Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel’e Karabağ sorununun bir an evvel çözülmesi ve
Azerbaycan topraklarının işgalci Ermeniler’den kurtarılmasına yardım etmesi
için mektupla müracaat etmiştir. Varlık dergisinde de yayınlanan bu mektubun
bir kopyasının İran Dışişleri Bakanı Dr. A. Vilayeti’ye gönderildiği de belirtilmiştir
(Heyet. 1994). Bu mektup, İran basınında sert tepkilerle karşılaşmıştır.
Dr. Cevat Heyet’in yürek ağrısıyla yazdığı mektup, İran’da bazılarını rahatsız
etmiştir. Türkiyeli ve ana dilinin Türkiye Türkçesi olduğunu, İran’da
mikrobiyoloji ve bakteriyoloji alanında çalıştığını yazan M. Süphandağlı
Keyhan-i Havayi gazetesinde (31.08.1994) yayınlattığı cevapta C. Heyet’i
laik bir devletten yardım ummakla suçlamaktadır. Bu yazı Azerbaycan
Türkçesine de çevrilmiştir (Yol Dergisi, Temmuz-Ağustos 1994).
Mozaik bir etnik yapıya sahip olan İran, çağdaş tarihte sürekli etnik sorunlarıyla
karşı karşıya kalmıştır. Etnik istekler ve hareketlilikler merkezî devletin
zayıfladığı her zaman kendini göstermiştir. Güney Azerbaycan’da ve İran’ın
birçok bölgesinde millî istekler dile getirilmiş ve Hâtemi’nin sivil toplum
çerçevesi içinde etnik grupların sorunlarını çözme isteği her gün artmıştır.
1997’de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “İran bütün İranlıların” sloganıyla
büyük oranda oy kazanan Hâtemi, verdiği sözleri tutamayınca ikinci seçimde
birçok oyu kaybetmiştir.
8 Haziran 2001’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerine Türkler arasındaki
katılımın oranı düşüktür. %60 oranındaki katılımda Hatemi’ye %80 civarında
oy çıkmıştır (Bayır 2001: 5-19). 8 Haziran 2001 cumhurbaşkanlığı seçimi
öncesi Hatemi’ye bir dilekçe yazan bir grup Azerbaycan milletvekili, akademisyen
ve entelektüel “İran’ın sadece belli bir gruba değil, tüm İranlılara
Gökdağ-Heyet, İran Türklerinde Kimlik Meselesi
65
ait olduğunu hepimiz kabul etmek zorundayız” diyerek eğitim ve yayında
ana dillerine daha fazla hak verilmesini talep ettiler.
Güney Azerbaycan Türkleri kendilerini genellikle Türk diye adlandırırlar.
Ana dilleri için önceleri Türkî kelimesi kullanılırken, Kuzey Azerbaycan’ın
etkisiyle bazı şahısların “Azerbaycanca, Azerî, Azerbaycan dili” terimlerini
kullandığını görmekteyiz. Varlık dergisinin sahibi Dr. Cevat Heyet dergide
yayımladığı makalelerinde Azerbaycan dili, Azerbaycanca ve Azerî terimlerinin
1936’ya kadar kullanılmadığını ve o tarihten itibaren Stalin’in emriyle
uydurulduğunu söylemektedir. M. R Heyet “Şairlerimiz bizi ve dilimizi néce
adlandırırlar” adlı yazısında 12. yy. şairi Genceli Nizami’den 20. yy. şairi
Şehriyar’a kadar onlarca şairin eserlerinden örnekler vererek ana dilinin
hiçbir zaman Azerbaycan dili olarak adlandırılmadığı ve her zaman Türk dili
veya Türkî teriminin kullanıldığını ispatlamaya çalışmıştır (M.R. Heyet:
1997). Birinci Ortografi Seminerinde “dilimizin adı Türkçedir, fakat diğer
Türk lehçeleriyle karşılaştırıldığında Azerbaycan Türkçesi de denilebilir”
diye dilin adı ilmî heyet tarafından Türkçe olarak kabul edilmiştir.
1990’larda çok sayıda Türkçe dilbilgisi kitap ve sözlüğün yayınlandığına
şahit olmaktayız. Kuzey Azerbaycan’da basılan bir kitabın Güney Azerbaycan’da
yayınlanması bu dönemde artmıştır (Hasanov 1992, C. Heyet 1992).
1993’te Tahran’da yayınlanan Abdul Kerim Manzûri Hâmneyi’nin
Mokâlimât-i Rûzmerre-yi Turki-Farsi (Türkçe-Farsça Günlük Konuşma
Kitabı) adlı eseri Türkçe-Farsça konuşmaya yönelik deyim rehberidir. Kitapta
Arapça karakterleri Lâtin ve Kiril alfabelerine dönüştürmek için bir tablo
yer almaktadır. Kiril alfabesinin de tabloya dahil edilmesi Azerbaycan Cumhuriyetinden
gelecek metinlerin okunmasını kolaylaştırma isteğine işaret
etmektedir. İran Türklerinin folklor ve halk edebiyatı mahsulleri üzerine de
birçok kitap neşredilmiştir (Shaffer 2002). Sözlük alanında çıkan kitapların
sayısı son yıllarda artmaktadır. Sözlüklerin tamamına yakını iki dilde özellikle
de Türkçe-Farsça’dır. M. Pifun’un 1982’de yayınlattığı yaklaşık 30 bin
kelimeyi içerdiği Ferheng-e Azerbaycani-Farsi (Azerbaycanca-Farsça Sözlük)
adlı sözlüğünün ardından 1989’da Behzad Behzadi aynı adla yaklaşık
50 bin kelimelik yeni bir sözlük neşretti. Bundan iki yıl sonra İ. Olgun ve C.
Direhşan’ın birlikte hazırladıkları Ferheng-e Torki-ye Estanbuli-Farsi (İstanbul
Türkçesi-Farsça Sözlük) kitabı yayımlandı. Kuzey Azerbaycan’da
çıkan Azerbaycan Dilinin İzâhlı Lüğeti B. Behzadi tarafından Arap alfabesine
aktarılarak 4 ciltte Tahran’da neşredildi. 1985’te Gazi Gonbed, Türkmen
Türkçesinin Sözlikini (tek dilde) yayımlattı. Farsçadaki Türkçe kelimelerle
ilgili çalışmalar da dikkat çekicidir. Cevat Heyet 1984’te yayımladığı
bilig, Yaz / 2004, sayı 30
66
Mükayeset’ül-Lugateyn (İki Dilin Karşılaştırması) eserinde Türkçe ile
Farsçayı karşılaştırdıktan sonra Farsçada olduğu gibi kullanılan veya o dilde
karşılığı olmayan 1700 Türkçe kelime vermiştir. 2000 yılında da A.
İrşadifer’in Ferheng-e Vâjegan-e Torki der Zeban ve Edebiyat-e Farsi (Fars
dili ve edebiyatında Türkçe kelimeler sözlüğü) eseri ve onun devamında da
İ. Hâdi’nin Ferheng-e Etimolojik-e Torki-ye Novin (Yeni Türkçenin Etimolojik
Sözlüğü) kitabı yayınlanmıştır. Bu eser bütün kusurlu yönlerine rağmen
İran’da Türkçenin etimolojisi üzerine yapılmış ilk çalışma olduğu bakımından
dikkate değerdir. M. S. Nâibi’nin Vâjegân-e Zeban-e Torki Der Farsi
(Farsçada Türkçe Kelimeler) eseri de son zamanlarda bu konuda yazılmış
eserlerdendir. Bu dönemde Dede Korkut Destanları 5 defa yayımlanmıştır.
İlk defa 1979’da M.A. Ferzane tarafından yayımlanan bu eser daha sonra
1999’da H. M. Güneyli tarafından da araştırılarak neşredilmiştir. 3. neşri
çağdaş Azerbaycan Türkçesiyle olup M. R. İsmayılzade’ye aittir. Eserin bir
kısmı 1976’da F. Azebdefteri ve M. H. Ekberi tarafından İngilizceden
Farsçaya çevrilmiştir. Kitabın tam çevirisi ise 2002’de Behzad Behzadi tarafından
Tahran’da yayımlanmıştır. İran Türkçesinin Sarfı, İnci Dilim-Edebî
Azerbaycan Dilinin Kâideleri (M.T. Zehtabi), Mebani-ye Destûr-e Zebân-e
Azerbaycani (M. A. Ferzane), Mukayeset’ül Lugateyn (C. Heyet), Torki
Honer Est (Türkçe Hünerdir)(İ. Hadi), Ana Dil ve Türk Dili (İ. Refref),
Hodâmuz-e Torkemeni (Kendi kendine Türkmence Öğrenme Kılavuzu) (M.
Durdi Gazi), Zebân-e Torki-ye Gaşgâi ve Şive-ye Negâreş-e An (Kaşkayi
Türkçesi ve Onun İmla Kuralları)” (M. Merdâni) gibi eserler bu dönemde
dilbilgisine ait yayınlar arasındadır. Edebiyatla ilgili çalışmalar arasında en
önemlileri şunlardır: Cevat Heyet Azerbaycan Edebiyat Tarihine Bir Bakış I,
II, Azerbaycan Şifâhi Halk Edebiyatı, Edebiyatşinaslık, Y. Şeyda Edebiyat
Ocağı (Çağdaş Azerbaycan Şairlerinin Antolojisi), H. Rôşen Edebiyat-e
Şifahi-ye Merdum-e Azerbaycan (Azerbaycan Halkının Şifahi Edebiyatı), S.
Serdariniya Yaddaşti Ber Tarihçe-ye Teatr-e Azerbaycan (Azerbaycan Tiyatrosu
Tarihi Üzerine Notlar), A. Tebrizli Dil ve Edebiyat.
A. Sarrafi’ye göre 1979’dan günümüze kadar halk edebiyatıyla ilgili 115
kitap yayımlanmıştır ki, onlardan 90’ı Azerbaycan Türkçesi, 9’u Farsça,
10’u Türkmen Türkçesi ve 6’sı ad iki dilde (Türkçe-Farsça) olmuştur (A.
Sarrafi 1999: 68). Tarihle ilgili çalışmalar oldukça kısıtlıdır. C. Heyet’in
Türklerin Tarih ve Kültürüne Bir Bakış eseri ile M.T. Zehtabi’nin İran Türklerinin
Eski Tarihi kitabı dışında yayınlanmış olan eserler daha çok Kuzey
Azerbaycan ve Türkiye’de çıkan tarih kitaplarının çevrisidir. Faruk Sümer’in
Oğuzlar ve Safevi Devletinin kurulmasında Anadolu Türklerinin Rolü adlı
Gökdağ-Heyet, İran Türklerinde Kimlik Meselesi
67
kitapları Farsçaya tercüme edilerek yayınlanmıştır. Refik Özdek’in Türkün
Altın Kitabı adlı eserinin ilk iki cildi Azerbaycan Türkçesiyle neşredilmiştir.
Günümüze kadar İran’da Türk dili tarihi üzerine yazılmış olan en önemli
eser daha önce de bahsettiğimiz gibi Cevat Heyet’in Tarih-e Zeban ve
Lehceha-ye Torki adlı eseridir. Bu eserin 3. baskısı 2001 yılında yayınlanmıştır.
Hikâye ve roman kitapları olarak da Hayat Facıalarından (G.
Sabahi), Gara Çuha, Son Nağıl Son Efsane (N. Menzûri), Göy Gurşağı (İ.
Hadi), Şaman (Memizede) gibi eserlerden söz edilebilir. İran’da her yıl aşa-
ğı-yukarı 4000 kitap yayınlanır. Oysa, 1989 yılında Türkçe sadece 150 eser
yayımlanmıştır (Cevadi, Bahaduri 1999).
1997’de Hâtemi döneminin başlamasıyla Türkçe dergi ve gazeteler bir birinin
ardınca yayımlanmaya başlamıştır. İran Türkleri Farsça eğitim aldıklarından
ve bazı konuların Türk olmayan İranlılar tarafından okunmasını istediklerinden
dolayı gazete ve dergileri iki dilli Türkçe ve Farsça olarak yayımlamışlardır.
Bazı dergilerin tamamen Farsça (örneğin Yaprak dergisi),
bazılarının da tamamen Türkçe çıktığı (örneğin Yurt dergisi) görülmektedir.
Bu tip yayın organlarının sayısı azdır. İran Türklerinin çıkardığı dergi ve
gazeteler genellikle iki dillidir. Öyrenci adlı dergi Türkçe, Farsça ve İngilizce
çıkarken Arap alfabesinin yanında bazen Lâtin alfabesini de kullanmaktadır.
İran resmî dairelerinin denetimi altında Kuzey Azerbaycanlılar için yayımlanan
Körpü adlı gazete Kuzey Azerbaycan yazı dilini ve Kiril (son zamanlarda
Lâtin) alfabesini kullanır. Türkmen Türklerinin Yaprak adlı dergisi
ve Türkmen Türkçesiyle çıkan Sahra gazetesi bulunmaktadır. Özellikle son
beş yıldır İran’da üniversite öğrencilerinin çıkardığı dergiler dikkati çekmektedir.
Tahran, Tebriz, Erdebil, Hoy, İsfahan, Zencan, Merend, Hemedan gibi
şehirlerde bulunan üniversite öğrencileri millî şuuru yükseltmek, Türk kültü-
rünü araştırmak ve yaşatmak amacıyla otuz civarında dergi çıkarmışlardır.
Araz, Bakış, Baykuş, Birlik, Çağrı, Çiçek, Dan Ulduzu, Erdem, Heyder Baba,
Kimlik, Kopuz, Koroğlu, Nesim, Öyrenci, Sav, Seher, Toprak, Ulduz,
Yurt, Işık, Ildırım, Barış, Ulkam adlarını taşıyan dergilerin ad olarak seçtikleri
kelimelerin Türkçe olması ve sembolik anlam taşımaları da dikkati çekmektedir.
Öğrencilerin çıkardığı dergilerde kullanılan dilin Türkiye
Türkçesinden bir hayli etkilendiği görülmektedir. Öğrenci, öğretmen, uçak,
özel, olay gibi onlarca kelime Türkiye Türkçesinden geçmiştir. Bunda bölgede
seyredilen Türkiye televizyonlarının ve Türkçe kitapların payı olduğu
kadar, Türkiye üniversitelerinde okuyan İran Türklerine ait öğrencilerin de
önemli katkısı olmuştur. Ayrıca Güney Azerbaycan öğrencilerinin yeni
Türkçe kelime türetme eğilimlerinin güçlenmesi de dikkati çekmektedir.
bilig, Yaz / 2004, sayı 30
68
Eskiden dârülfünun ve medrese-ye âli denilen kelimeye karşılık olarak İ-
ran’da Farsça dâneşgah ve Kuzey Azerbaycan ve Türkiye’de üniversite kelimesi
kullanılmaktayken Güney Azerbaycan’da Özbek Türkçesinde enstitü
anlamına gelen bilim yurti kelimesinden türeyen biliyurt terimini kullanmaya
başlamışlardır.
Azerbaycanlı “biliyurtlular” toplumunun teşebbüsü ile hazırlanan öğrenci
dergilerinin ortak sayısında Dr. M. A. Çehregani öğrencilere hitaben yazdığı
“Yolunuz Milletçilik yoludur, tepeden tırnağa kadar milletçi olmalıyız” diyerek
onların yayın politikalarını şekillendirmektedir. Aslında öğrenci dergilerinin
hepsi Türk milletçiliği, Türkçenin İran’da hakim kılınması, sözlü ve
yazılı edebiyatın örneklerinin halka ulaştırılması, Azerbaycanlılık şuurunun
uyandırılması gibi konulara yönelmişlerdir. Örneğin, Araz dergisi kendisine
geçmişi tanıtmak ve anayasanın 15. ve 19. maddelerinin uygulanmasını
sağlamayı en önemli hedef olarak seçmiştir. Barış dergisi “seninle barışmak,
seninle sevişmek, seninle öpüşmek ebedî borcumdur menim, anayurdum:
Azerbaycan” parolasıyla çıkmaktadır. Çağrı dergisinin ortak sayıda yer alan
sayfalarında onun yayın politikası hakkında çok açık bir fikir edinmek mümkündür:
“Çağrı’nın geniş kitleler tarafından alkışlanması tuttuğu siyasette,
yani milletçilik ve milletleşme sürecimizi ele alan yazılara yer vermesindedir...
Bugün hangi ideolojiye sahip olursak olalım siyasî çizgimizin esas
istikameti Türkolog ağırlığı ile Azerbaycancılık olmalıdır”. Şehriyar dergisi
çıkış gayesini “Biz yalnız öz dilimizi seviyoruz, onun yok olmaması için bir
millî vazife olarak dilimizi hıfzetmek kararına vardık. Şehriyar dergisi bu
yolda ilk adımdır” diyerek açıklamaktadırlar (Öğrencisel Dergilerin Özel
sayısı, 7 Mart 1380).
Milli Kimliğin Şekillenmesinde Varlık Dergisinin Yeri
Varlık dergisinin ilk sayısı Nisan 1979’da Tahran’da yayımlanır. Derginin
kurucusu ve başyazarı Dr. Cevat Heyet’tir. Yazı kurulunda ise Cevat Heyet,
Hamit Nutki, M.A. Ferzane, G.H. Begdili, H. Memmedzade, T. Pirhâşimi,
A. Menzûri Hâmneyi, H. M. Savalan, S. Serdâriniya, A. Muhsini, K.
Meşrûteçi Sönmez, A. Kemâli, İ. Hâdi, M. T. Zehtâbi, M. Hesâri, B.
Resulvend, M. Rıza Heyet, İ. Refref, A. Sarrafi, H. Râşidi, E. Azâd, H. M.
Güneyli bulunmuşlardır. H. Nutki, 12 yıl derginin başyazarı olarak çalışmış,
vefatından sonra bu görevi C. Heyet üstlenmiştir. Derginin yazı işleri müdürlüğünü
2001 yılına kadar M. Rıza Heyet ve ondan sonra da İ. Refref yapmıştır.
M. H. Şehriyar ilk sayıdan itibaren derginin şeref üyesi seçilmiştir. D.
İbrahimpur’un ve ondan sonraki yılda M. İskenderi’nin derginin hazırlanma-
Gökdağ-Heyet, İran Türklerinde Kimlik Meselesi
69
sında büyük emeği geçmiştir. Yazıların yaklaşık %20’sinin Farsça yayınlandığı
derginin ilk sayılarında “kültürel-sosyal dergi” ibaresi yer alır. İlk yıllarda
ayda bir çıkan dergi, daha sonraları iki ayda bir ve üç ayda bir çıkmaya
başlamıştır. Yazı kurulu ilk sayısında çıkış sebeplerini “Azerbaycan halkının
millî ve kültürel varlığına, dil ve edebiyatına, folklor ve halk edebiyatına,
iftihar edilecek geçmişine, tükenmez bedii ve hünerî kudretine yol açmak ve
onu yeni tarîhî-sosyal şartlarda daha demokratik ve daha ileri ülküler etrafında
birleştirmek arzusu ile ortaya çıkmıştır.” sözleriyle açıklamaktadır.
Varlık dergisinin çıktığı yıllarda İran Türklerinin edebî dil üslûbu tam olarak
inkişaf etmemişti. İmlâ ve noktalama işaretleri konusunda bir birlik
bulunmuyordu. Devrimden sonra matbuatta dil problemi ortaya çıkmıştı.
Kuzey Azerbaycan’ın edebî diline dayanan yazı dilinde bir yenileşme süreci
başladı. Dergi ilk zamanlarda dil-üslûp problemini tedricen ortadan kaldırmış,
Arap alfabesi ile sözlerin kolay okunmasını sağlamıştır. Türklerin kullandığı
ortak kelimelere de sayfalarında yer veren dergi Gaspıralı’nın Tercüman
gazetesinin yüz sene önceki misyonunu üstlenmiştir. Varlık dergisi
Güney Azerbaycan Türkçe basınının atası olması itibarıyla Ekinçi’nin, yayım
alanı genişliği, okuyucuda bıraktığı etki ve mektep hâline gelmesi itibarıyla
Molla Nesreddin’in ve dil ve mefkûre itibarıyla da Tercüman’ın devamı
olarak değerlendirilebilir.
Varlık dergisi 1979-1982 yılları arasında millî meselelerde daha ateşli ve yol
gösterici yazılara yer verirken 1983-1990 yıllarında (daha çok İran-Irak savaşının
etkisi altında) bir durgunluk döneminin içine girmiştir. 1991’den
günümüze ise yine İran Türkleri’nin kültürel ve sosyal durumlarının iyileştirilmesi
için ilk yıllarda olduğu gibi yayın faaliyetine devam etmektedir.
Derginin ilk çıktığı dönemlerde daha çok folklor ve halk edebiyatı ile ilgili
yazılara, malzemelere yer verilirken, okuyucuların durumu da göz önüne alınarak
sade ve anlaşılır bir dil kullanıldı. Türkçenin dilbilgisi ve üslûbu hakkında
bilgi verilirken meşhur şair ve yazarların eserlerinden ve halk edebiyatı mahsullerinden
örnekler verilmiştir. Okuyuculara kolaylık olsun diye derginin
sonunda açıklamalı bir sözlük yer almaktaydı. Derginin dille ilgili bu politikası
netice vermeye başlamış, önceleri genellikle Farsça olan okuyucu mektupları
daha sonraları Türkçeye dönüşmüştür. Son dönemlerde Varlık dergisinin öncü-
lüğünde dil ve imlâ kurultayları yapılmakta, sonuçlar dergide yayımlanmaktadır.
Bu çalışmaların ilerde oluşturulacak bir Türkçe dil enstitüsünün dönüşme,
onun altyapısını hazırlama yönünde olduğu ifade edilmektedir.
bilig, Yaz / 2004, sayı 30
70
Varlık dergisinde edebî dil problemi çok geniş olarak ele alınmıştır. Millî
birlik ve millî şuurun oluşturulmasında millî dil ve onun şekillenmesi önemli
bir yer tutmaktadır. Dergide Güney Azerbaycanlı aydınların bu konu ile
ilgili makaleleri yayınlanırken millî dilin yaşatılması ve devlet dili olarak
kullanılması hedeflenmiştir. Diğer taraftan İran’da kullanılan Türkçenin
tarihi, Türk lehçe ve şiveleri arasındaki yeri hakkında bir çok kapsamlı yazı-
lara yer verilmiştir. O dönemde Tebriz ağzının edebî dil olarak seçilmesi
yönündeki bazı görüşler ileri sürülürken Varlık dergisi, bir halkın iki yazı
dili olmaz diye Rusça kelimeleri değiştirerek Kuzey Azerbaycan’da kullanılmakta
olan edebî dili uygulamaya çalışıyordu. M. A. Yaşar “Konuşma
dili-Yazı dili” adlı makalesinde şair ve yazarları ortak bir yazı dilinin oluşturulması
için göreve çağırmaktadır (Yaşar 1979). Derginin yazarları özellikle
de C. Heyet ve H. Nutki Azerbaycan Türkçesi edebî diline Türkiye
Türkçesinden de bazı kelime ve terimler ekleyerek hem Azerbaycan’da
(Güney ve Kuzey) hem de Türkiye’de anlaşılabilen bir Türk dili yaratmaya
çalışmışlardır.
Ana dili Azerbaycan Türkçesinin varlığının korunması, Varlık dergisinin
sahibi ve baş yazarı Cevat Heyet’i düşündüren esas meselelerdendir. O,
Paniranist politikalar sonucu İran’da konuşulan Türkçeye “Azerbaycan Dili”
denmesini şiddetle tenkit eder. Cevat Heyet ana dilini “yabancı dil”, “mahallî
dil” şeklinde isimlendirenlere cevap olarak yazdığı yazısında Azerbaycan
Türklerinin bugünkü dili Türk dilidir. Her halkın dili, annesinin kucağında
öğrendiği dildir. Ona göre Azerbaycan dili ifadesi dar anlamlıdır. Öyle ki
Azerbaycan’da kullanılan Türk dili sadece burada değil, İran’ın Fars bölgelerinde
de binlerce kişinin yüzyıllar boyu kullandığı dildir. Buna Azerbaycan
dili dediğimizde onun işleklik sahası küçülür. Bu dil 1930’lu yıllara kadar
Türk dili olarak adlandırılmıştır. Cevat Heyet söz konusu makalesinde “Bizim
dilimize İran’da Türkî diyorlar. Eskiden beri dilimizi Türki adlandırıyorlar.
Avrupa Türkologları da dilimize Azerbaycan Türkçesi veya Azerî
Türkçesi diyorlar. Türkiye’nin Osmanlı veya Anadolu Türkçesinin Türkçe
olarak adlandırılması bizim dilimizin de aynı adla adlandırılmasına engel
olmamalıdır” (C. Heyet 1982 sy. 37-38: 13).
Cevat Heyet derginin 19. yıl dönümü münasebetiyle yazdığı makalede, ge-
çen 19 yıldaki durumu şöyle açıklamaktadır:
“Uzun yıllar Pehlevi rejimi döneminde yasak olan ve kökten
inkâr edilen bir dilde dergi çıkarmak ve o dili, edebiyatı ve
kültürü yaymak kolay bir iş değildi, hatta bugün bile kolay
değildir. İslam İnkılabının ve onun iş başına getirdiği
hükümetin bize verdiği hakkı hayata geçirmek bizi birçok
Gökdağ-Heyet, İran Türklerinde Kimlik Meselesi
71
ze verdiği hakkı hayata geçirmek bizi birçok zorluklarla karşı
karşıya koymuştur. Pehleviler zamanında hükümet stratejisi
gibi propaganda yapılan Türk düşmanlığı zaman zaman kültür
şeklini almıştır. Kökü ta Firdevsi ve onun zamanına kadar uzanan
Türk düşmanlığı Pehlevilerin iş başına gelmesinden sonra
en şiddetli şeklini almıştı. Hele Avrupa’dan gelen milliyetçilik,
Meşrutiyet İnkılabı’ndan sonra Pehleviler zamanında Fars
milliyetçiliği ve hatta şovenizminin doğmasına ve halk arasında
özellikle de okumuşlar ve aydınlar arasında milli kültür ve
vatanseverlik! gibi yayılmasına sebep olmuştur. Bu durum,
Pehlevilerin devrilmesiyle ortadan kalkmamış ve maalesef hâlâ
devam etmektedir.” (C. Heyet 1998).
Cevat Heyet Varlık dergisinin 78. sayısında Farsça olarak yazdığı makalesinde
İran yönetiminin ve İranlı şovenistlerin Türk diline yaklaşımını eleştirir. Güney
Azerbaycan’ın İran’dan ayrılmasına karşı çıkan C. Heyet, Farsça ile birlikte
Türkçenin de eğitimde kullanılmasını istemekte ve buna karşı çıkanlara ise,
“İranlıyız, resmî ve millî hem de ırkçı vatandaşlarımızın ana dili olan Farsçayı
seviyoruz. Biz onunla birlikte kendi ana dilimizi de okuyup yazmak istiyoruz.
Irkçılar bize, siz bunu yaptığınızda Pantürkist olursunuz, Azerbaycan’ı İ-
ran’dan ayırırsınız diyorlar. Aslında onlar bize İran Anayasası’nda korunmasına
rağmen diyorlar ki, siz kendi ana dilinizi unutun, Farsça yazın ve varlığı-
nızı inkar edin”, cevabını vermektedir (C. Heyet 1990: 25-38).
“Azerbaycan Türk Dili’nin Adı ve Mövgeyi Bârede” adlı makalede Cevat
Heyet Türk dilinin tarihi, Türk kavimleri, Azerbaycan Türkçesinin yeri,
Azerbaycan Türklerinin etnik dağılımı ve halk edebiyatından yola çıkarak şu
neticeye varmaktadır ki, şu anda İran’da Türkçe konuşan ahali Türk dilli
değil, her bakımdan Türktür (C. Heyet 1993: 87).
Varlık dergisinde daha çok halk edebiyatıyla ilgili yazılar yazan M. A. Ferzane
“Ana Dilimiz ve Millî Varlığımız Uğrunda Mübarize Defterinden” başlıklı yazılarında
(sayı 91-93, 1994) “Türklerin dil ve kültürünün yasak edildiği yıllarda onun
korunup yaşatılmasında halkın, özellikle annelerin önemli rolü olmuştur. Baskı ne
kadar şiddetli olursa olsun, halk her yerde bayatı, koşma, yetim segahı, terâne ve
tiringe okuyarak, anneler evde çocuklarına ninniler söyleyerek bu millî varlığı
koruyup yaşatmışlardır” demektedir (Ferzane 1994: 78-79).
H. Nutki derginin ilk sayısında yazdığı Ağaran Fecri selamlarken başlıklı
yazısında Türkçenin Pehlevi dönemindeki durumunu şöyle anlatıyordu:
bilig, Yaz / 2004, sayı 30
72
“... Uydurma tarihler ve masalları bize mutlak gerçekler gibi
damla damla içirttiler. Bizi kendimize yabancı ve hatta düşman
yaptılar. Bizde, bizden olan, doğma olan her şeyi bizden ayırmak
istediler. Çocuklarımızın adlarından tutun tâ mitolojimize kadar
kimliğimizi hatırlatan en küçük belirtiye bile gözlerini kapatmadılar.
Bize hakaret ettiler! Tiyatromuz son nefeslerini verdi. Biz
ikinci derece vatandaşlığı kabul ettik. Geçmişimizi silmek, uydurma
tarihleri âyetler gibi ezberden tekrarlamak ve ancak kendimizi
inkar etmek pahasına, elimizden aldıkları haklarımızın kı-
rıntılarını yerden toplamak için izin alabildik. Kul ve köle olma
karşılığında açık ve serili yağma sofrasının en aşağısında oturmaya
izin alabildik. Ama sofranın başına geçmek için kat kat hı-
yanetlere gönüllü olarak katılmak ve hatta dirseklere kadar kardeş
kanına bulaşmak şarttı.” (H. Nutki 1979: 17).
M. H. Hesâri Folklor Yığmakta Gabagcıllar adlı makalesinde son dönemlerde
İran’da Türk folkloruna ait malzemelerin Fars folkloruna mal edilmesine karşı
çıkmaktadır. Hesâri özellikle A. E. Dehhuda’nın 4 ciltlik Emsal ve Hikem ve E.
Emiri’nin Ferheng-i Avam kitaplarında Nizâmi, Katran Tebrizi, Hâkâni gibi
Farsça yazan Türk şairlerinin ve Türk halk edebiyatı ve folklor numunelerinin
Farsa mal edilmesini şiddetle tenkit etmektedir (Hesâri 1996: 49-56).
İran Türklerinin ana dili problemi Varlık dergisinde yer alan şiirlerde de en
çok işlenen konuların başında gelmektedir. Habip Sâhir’in “Terehhata Çok
İnanma” adlı şiirinde:
Gel ateşe kızım, yanma
Terehhata çok inanma!
Zenci danmaz öz dilini,
Hindi sever öz elini
Kimse yolun şaşıp azmaz,
Türkî deyip, Farsî yazmaz!
Şeklinde duygularını mısralara dökerek halkını ana dilini korumaya çağırmaktaydı
(1979:50).
Ünlü şair Sehend’in Varlık dergisinde yayınlanan şiirleri Fars şovenistlerinin
Türkçeye karşı amansızca yürüttüğü siyaseti tenkide ayrılmıştır. Derginin ilk sayı-
sında yazdığışiir yayımlanma tarihi itibarıyla da (1979) dikkati çekmektedir.
Gökdağ-Heyet, İran Türklerinde Kimlik Meselesi
73
Tâleyime sen bak,
Düşüncelerim yasak,
Duygularım yasak,
Geçmişimden söz açmağım yasak,
Geleceğimden danışmağım yasak,
Anamdan ad aparmağım yasak...
...Bilirsen?
Anadan doğulanda bile
Özüm bilmeye bilmeye
Dil açıp danışdığım dilde
Danışmağım da yasak imiş, yasak!
Hamit Nutki Ovsun başlıklışiirinde İran’da Fars şovenistlerini cadıya benzetmiştir:
Meni ovsunlayan cadı
Meni ovladı
Dilimden bağladı...
O cadıya kandım batlağa yuvarlandım
...Açılmazsa dilim
Kim bilecek men kimem?
Men artık men değilem (1986: 5-6).
A. Ağçaylı’nın “Söhbet” (sayı 86) ve “Başı Belâlı Dilimiz” adlı hikâyelerinde
ana dili konusu işlenmektedir.
Varlık dergisi, okuyucularından gelen mektuplar için ayrı bir bölüm oluş-
turmuştur. Okuyucu mektuplarının bir çoğu Türkçenin kullanımı ve geleceği
hakkındadır. Dergide yayınlanan bir okuyucu mektubu İran Türklerinin nasıl
bir kültürel soykırıma uğradığını çok açık aksettirmektedir. Tebriz’den Hü-
seyin Cemşidî tanık olduğu bir olayı mektubunda açıklar: “Evine gelen bir
yakını kendi çocuğuna ana dilinde konuşmaya izin vermez. Başka bir çocukla
oynarken çocuk yasağı unutup Türkçe konuşmaya başlar. Bunu duyan
baba çocuğu şiddetli bir şekilde döver. Bu duruma üzüntüyle şahit olan ev
sahibi, babaya davranışının sebebini sorar. Baba çocuğun Türkçe konuştu-
ğunda terbiyesiz, şahsiyetsiz olacağını söyler. Mektubun yazarı bu babanın
nankör ve şerefsizliğinden yandım, külüm çıktı diyerek üzüntüsünü dile getirir”
(1994: 102-104).
Varlık dergisi İran Türklerinin millî şuurunun uyanışında büyük rol oynamış,
kimliğini tanıyan, Türklüğü ile övünen yeni bir kuşağın yetişmesine sebep
olmuş ve Güney Azerbaycan tarihinde eşi görülmemiş bir dönem başlatmış-
tır. Varlık dergisi, Türklüğü ön plana çıkararak Türkçenin siyasî ideolojilerin
bilig, Yaz / 2004, sayı 30
74
etkisinden kurtarılıp halkın bütün kesimleri arasında yayılmasını sağlamayı
başarmıştır. Derginin yazarları Hüseyin Cavid’in
“Tûran’da kılıçtan daha keskin ulu kuvvet,
yalnız medeniyet, medeniyet, medeniyet”
şiirinden ilham alarak halka kültür hizmetleri vermeyi amaçlamışlardır.
Varlık dergisi bugüne dek birçok lisans, yüksek lisans ve doktora tezinin ve
bilimsel makalenin konusu olmuştur: Pervane Memmedova Varlık
Jurnalında Edebiyat Meseleleri (doktora tezi, Bakü 2000), Nezaket
İsmayılova Varlık Jurnalında Şimali Azerbaycan Edebiyatının Neşri (doktora
tezi, Nahçıvan 1997), Sonel Bosnalı İran’da Türk Olgusu ve Varlık Dergisi
(yüksek lisans tezi, Paris), M. Rıza Heyet Varlık Dergisinde Dilcilikle
İlgili Çalışmalar (lisans tezi Bakü 1998) vs.
İsveç’te Güney Azerbaycanlılar tarafından yayımlanan Tribun dergisinde,
Alirıza Erdebili’nin Varlık dergisinin 20 yaşı münasebetiyle yazdığı 20 Yaşında
Bir Mektep-Varlık başlıklı yazıda Varlık dergisini bir mucize olarak değerlendirmiş
ve onun milli düşüncenin oluşumunda, edebî dilin yayılmasında, iki
Azerbaycan ve aynı zamanda iki kuşak arasında bir köprü rolü oynamasındaki
önemini belirtmiştir. A. Erdebili diyor ki: “Rus yazarları arasında Nikolay
Gogol’un “Şinel” adlı romanının kendisinden sonraki edebiyatçılar üzerindeki
etkisine dair şöyle bir ifade varmış: “Hepimiz Gogol’un şinelinin altından
çıkmışız.” Azerbaycan yazarları da M. Celil Mehmetguluzade’nin “Posta Kutusu”
hikayesinin bıraktığı etkiye göre “Hepimiz Mirze Celil’in posta kutusundan
çıkmışız” diyorlar. Bence İran’ın Azerbaycanlı ve gayriazerbaycanlı Türk
aydınlarının son kuşağı da böyle bir ifade kullanmalıdır: “Hepimiz Varlık
mektebinden çıkmışız” (A. Erdebili 2002).
Varlık dergisi bir taraftan Aras’ın iki yanını birleştirirken bir taraftan da bü-
tün Türk dünyasının geçmişi, hâli ve geleceği hakkında da yazılara yer vererek
Türklerin kültürel birliğinin oluşturulmasında çok önemli bir görev üstlenmiştir.
Varlık dergisi başta olmak üzere 1979’dan günümüze İran matbuatı
çeşitli açılardan ele alınıp incelenmelidir. Özellikle Türkiye açısından bakıldığında
bu konuda ciddi bir bilgi eksikliğinin olduğu görülmektedir. İran
Türklüğünün gelecekteki yöneliminin nereye doğru olduğunu anlayabilmek
için son 24 yıllık matbuat iyi tahlil edilmelidir.
Geçen 25 yılda İran ve özellikle de Güney Azerbaycan Türkleri arasında
millî şuurun hızlı şekilde gelişmesinde etkin rol oynayan hususları kısaca
şöyle sıralayabiliriz:
Gökdağ-Heyet, İran Türklerinde Kimlik Meselesi
75
1.İran’da Türklerin yaklaşık bin yıllık hâkimiyetinden kaynaklanan ve 1945-
1946 yılları arasında kurulan Azerbaycan Demokrat Hükümeti’yle yeni
boyutlar kazanan geleneksel millî şuur;
2.Pehlevî rejiminin devrilmesi ve İran İslam Cumhuriyetinin kurulmasından
sonra elde edilen nisbî özgürlük ortamı;
3. Türkçe kitap, gazete ve dergilerin yayımlanması ve özellikle de Varlık
dergisinin 24 yıl boyunca aralıksız neşredilmesi;
4. Sovyetler Birliği’nin çökmesi ve Kuzey Azerbaycan’ın bağımsızlığa kavuşması;
Türkiye televizyonlarının uydu yoluyla İran’da seyredilmesi;
5. 1997 seçimlerinde Hâtemi’nin cumhurbaşkanlığına seçilmesi, dolayısıyla
da Türkçe yayınların artması ve öğrenci hareketlerinin başlaması;
6. Çehregâni’nin Meclis adaylığının reddedilmesi ve Azerbaycan öğrenci
hareketinin daha da aktifleşmesi;
Ek: I
1979-2003 Yılları Arasında Çıkan Dergi ve Gazeteler
İran İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşundan (1979) günümüze kadar İran Türklerinin çıkardığı
dergi ve gazetelerin listesi aşağıda yer almaktadır (Uzun 2002; Memmedova 2000). Bu dergi
ve gazetelerin bir kısmı bugün de çıkmaktadır. Birçoğu ise kapatılmıştır. İran Türklerinin
yurtdışında çıkardıkları onlarca dergi ve gazete bulunmaktadır. Onların en geniş yayılanı
İsveç’te çıkan Tribun dergisidir.
Dergiler:
Araz I, II, Ayna, Azerbaycan’ın Sesi, Bakış, Barış, Baykuş, Birlik I, Birlik II, Bülten, Çağrı,
Çiçek, Çuvalduz, Dan Ulduzu I, Dan Ulduzu II, Dede Korkud, Erdem, Galem Ucu, Görüş,
Güneş, Heyder Baba, Ildırım, Işık, İnkilab Yolunda, İslam Çağrısı, İslamî Birlik, Kimlik,
Kopuz, Koroğlu, Mişov, Nesim, Öyrenci, Peyk-i Azer, Sav, Sehend I,II, Seher, Ses, Şehriyar,
Toprak, Ulduz I, II, Ülker, Varlık, Yaprak, Yeni yol, Yol I, II, Yoldaş, Yurd.
Gazete:
Araz, Asr-ı Azâdi, Ava-yı Erdebil, Azadlık, Azerbaycan, Azerbaycan Güneşi, Azerbaycan-i
Ayende, Bang-ı Serâb, Çenlibel, Erk, Ettelaat, Ettelaat-ı Azerbaycan, Fecr-i Azerbaycan,
Ferda-yı Ma, Ferda-yı Rôşen, Furûg-i Azâdi, Gençlik, Halk Sözü, Kardaşlık, Kepenek, Körpü,
Kûşa, Maarif, Mîsâk, Mubin, Neda-yı Azerbaycan, Nevid-i Azerbaycan, Odlar Yurdu,
Peyam-ı Erdebil, Peyam-ı Nô, Peyam-ı Urmiye, Resed, Sâhib, Sahra, Seda-yı Urmiye,
Settarhan Bayrağı, Şems-i Tebriz, Ulduz, Ümid-i Zencan, Vatan Uğrunda.
bilig, Yaz / 2004, sayı 30
76
Ek: II
1979-1984 Yıllarında İran’da Türklükle İlgili Çıkan Kitapların Bibliyografyası
Bu bilgi Dr. Cevat Heyet’in Târîh-e Zeban ve Lehcehâ-ye Torkî kitabının 404-411. Sayfalarında
yer almaktadır. Bu tarihler arasında yayınlanan eserlerin bir kısmının künyesinde
(Matbaa adı, yayın yeri ve tarihi, yazar adı vb.) eksiklikler bulunmaktadır. Bu gibi eserlerin
ne zaman, nerede ve hangi yayınevi tarafından yayımlandığının ve yazarının kim
olduğunun tam olarak belirlenmemesi Türkçenin Pehleviler döneminde yasaklanmış
olmasından ve ondan kaynaklanan korku psikolojisinin sonraki yıllarda da devam etmesinden
ileri gelmektedir. Sonraki yılların yayınlarında eserlerin künyesinde hiçbir eksiklik
gözlenmemektedir. Bibliyografya’daki eserlerin büyük bir kısmı Türkçe, bir kısmı ise
Farsçadır. Farsça eser adlarının karşısında Türkçe tercümeleri de tarafımızdan eklenmiş-
tir.
Azadlık Kahramanları I, II, 3. Baskı, Tebriz; Koroğlu, Atropat Yay., Tahran; Kolliyat-e Kitab-e Aslî
ve Kerem Be Torki / Türkçe Aslı ve Kerem’in Tüm Metni, Firdevsi Yay., Tebriz; Kolliyat-e Muhtârnâme
Be Torki / Türkçe Muhtâr-nâme’nin Tüm Metni, Firdevsi Yay., Tebriz; Kolliyat-e Rüstemnâme
Be Torki / Türkçe Rüstem-nâme’nin Tüm Metni, Firdevsi Yay., Tebriz; Kolliyat-e Emir Arslan
Be Torki / Türkçe Emir Arslan’ın Tüm Metni, Firdevsi Yay., Tebriz; Möcüz’ün Taza Tapılan Şiirleri,
Yay.Tebriz; Şehriver’in 12’si (1324-1325), 2. Baskı, Güneş Yay., Tebriz; Yûsuf ve Züleyha Çev.
Sirus Gameri, Gameri Yay., Tebriz; (1357), Külliyet-i Möcüz Şebüsteri / Möcüz Şebüsteri’nin Tüm
Şiirleri, Yay.Tebriz; (1357), Veten Eşgi (Şiirler, hikâyeler ve...), Rafat Yay., Tebriz; (1358) Ana Dili
I-VI, Ferzane Yay., Tahran; (1358), Aşıklar ( Azerbaycan Edebiyatı Mecmuası III), Ana Yay., Tebriz;
(1358), Dîvân-i Vâkif / Vâkif’in Dîvanı, Firdevsi Yay., Tebriz; (1358), Gecedir bak, gecedir / Hest
şeb âri, hest şeb, Nîma, F. Farruhzad, Şamlu ve E. Salis’in şiirlerinden seçmeler, Türkçe’ye çeviren:
Samed Behrengi, Şems Yay., Tebriz; (1358). Koroğlu (Seyidzade’nin Şiirinde, Saz Şiirinde), Ferzane
Yay., Tahran; (1358), Koroğlu, Haz.: M. M. Seyidzade, A. M. Hamneyi, Yay. Tahran; (1358),
Numûneha-yi Ez Şe’r-e Moaser-e Azerbaycan /Çağdaş Azerbaycan Şiirinden Örnekler, çev. Aziz
Muhsini, Nevid Yay., Tahran; (1358), Şehriyar ve Heyder Baba’ya Mektublar ve Nazireler, Ferzane
Yay., Tahran; (1358), Uşak Nağmeleri / Çocuk Türküleri (Şiir), Ana Yay., Tebriz; (1359),
Goşmacalar-Tampacalar (Meselha-Çistanha), Elburz Yay., Tahran; (1360), Çiçekler (Azerbaycan
Şiir ve Edeb Hâdimlerinin Eserlerinden Numuneler), Behmen Mat.; (1360), Güneş Gardaş Sene
Selam (Şiir), Möcüz Yay.; (1360), Şehriyar Azerbaycan Dilinde (Şiir), Haz.Yahya Şeyda, Yay.
Tebriz; AFİYET M.R. Serdâr-i Milli Settarhan, Yay. Tebriz; AĞÇAYLI A. (1361), Gaşgâyi El
Edebiyatı, Gülşen Mat., Tebriz; AHUNDOV E., TAPDIK İ. Aşık Şemşir, Sarı Aşık Hakkında Bir
Neçe Söz, Akt. Sefi, Behruz Yay., Tebriz; ALAV A. (1358), Aysız Geceler (Şiir), Evrin Yay., Tebriz;
ALAV A. (1358), Dumanlı Günler (Şiir), Evrin Yay., Tebriz; ALAV A. (1359), Heyder Baba’dan
Şehriyar’a Mektub ve Babek Manzumesi (Şiir), Evrin Yay., Tebriz; ALAV A. (1360), Güneşli Seher
(Şiir), Rafat Yay., Tebriz; ATAİYYE Ali Neccar oğlu (1360), Fokâhi, İçtimaî, Ahlâki Şiirler, Haz.:
Yahya Şeyda, Yay.Tebriz; AZERBAYCAN ELMLER AKADİMİYASI (1360), Tarih-i Azerbaycan
II / Azerbaycan Tarihi II, çev: N. Felsefi, Erk Yay., Tebriz; AZERİ Gulam Ali (1363), Yoksullar
Nağmesi I-II (Şiir), Yaran Yay., Tebriz; AZEROĞLU Balaş (1364), Savalan Nağmeleri (Şiir), Telaş
Yay., Tebriz; BAĞÇEBAN Semine (1360), Gelin Türkçe Danışak, Tahran; BAHTİYAR M. H. H.
(1358), İnkılab Yolunda (Şiir), Yay.Tebriz; BARIŞMAZ H.A. (1363), Nağme Dağı ve İstîmâr, Telaş
Yay., Tebriz; BARİZ Abbas, HATİBİ G.H., HAŞİMİ Feramerz (1359), Kızıl Kuş, Yay.Tebriz;
BASİRİ İbrahım (1360), Bere Sözü, Manzume Be Şekl-e Heyder Baba / Heyder Baba Uslubunda
Manzuma), Dar’ut-Tebliğ Yay., Gum; BEGDİLİ G. (1358), Şehriyarla Görüş, Yay.Tahran;
BEGDİLİ G. (1359), Kehliye Selam (Şiir), Vahid Mat., Tebriz; BEGDİLİ G. (1361), Sahah’ul Acem-
Gökdağ-Heyet, İran Türklerinde Kimlik Meselesi
77
e Hendûşah Nahçıvani / Hindûşah Nahçıvani’nin Sıhâh’ul-Acem Eseri, Neşr-i Danişgahi Yay.,
Tahran; BEHRENGİ Samed, DEHGANİ Behruz (1353), Efsâneha-yi Azerbaycani (Azerbaycan
Hikayeleri), Yay.; BEHRENGİ Samet, Goşmacalar, Tapmacalar- Folklor-i Azerbaycan, Elborz
Yay., Tahran; BEHRENGİ Samet (1359), Çuğundur satan oğlan ve bir neçe ayrı nağıl / Pancar
satan oğlan ve birkaç masal daha, Çev. M. R. Afiyet, H. Mehmetzade, Şems Yay., Tebriz;
BERELYANİ Ali, Nağmeha-ye Azerbaycani Ba Notha-ye Mûsigi / Azerbaycan Türküleri ve Müzik
Notaları, Yay.; BİRİYA Mehmet (1360), Ürek Sözleri (Şiir), Haz. Yahya Şeyda, Yay. Tebriz;
CABBARLI Cafer, Hikayeler, Azerbaycan Edebiyatı Macmuası IV, Ana Yay., Tebriz; CAVİD
Selamullah, Tarih-i Hizb-i Adalet / Adalet Partisi’ni Tarihi, Yay.Tahran; CAVİD Selamullah (1358),
Nehzet-i Milli-yi Azerbaycan Hakkında Amerika Hârice Vizaretinin Mektubları / ABD Dış İşleri
Bakanlığı’nın Azerbaycan Millî Harekei’ne İlişkin Mektupları, Yay.Tahran; CAVİD Selamullah
(1358), Tâgûti Devresinden Hatıralarım, Yay.Tahran; CAVİD Selamullah (1359), Azerbaycan
Folklorundan Numuneler I, II, Ferzane Yay., Tahran; CAVİD Selamullah (1359), Dostlar Görüşü,
Edebiyat Ocağı, Yay.Tahran; CAVİD Selamullah, HAMNEYİ A. M. (1358), Tapmacalar / Bilmeceler,
Yay.Tahran; CEMALİ Esedullah (1359), Dan Ulduzu (Zencan Şaiirleri), Yay. Zencan;
COŞGUN H.K. (1358), Azerbaycan Tablosu (Şiir), Aban Yay., Tahran; DÜZGÜN Hüseyin (1358),
Mecmue-ye Şe’r / Şiir Toplusu, Yay.; DÜZGÜN Hüseyin (1359), Kiçik Şiirler, Yay. Tahran; DÜZGÜN
Hüseyin (1360), Bakı Levhaları (Şiir), Yay. Tahran; DÜZGÜN Hüseyin (1361), Uçgun
Dahma (Şiir Macmuası), İnkılab Yay., Tahran; ENCUMEN-İ AZERBAYCANİHA-Yİ TEHRAN
(1358), Edebî Yarpaklar I, II, Yay. Tahran; ERĞEVANİYAN Kerim (1358). Ahengsâzân-e Azerbaycan
/ Azerbaycan Bestecileri, Huruş Yay.; FERECULLAHİ İsmayıl (1361), Ahger (Şiir), Yay.
Tekab; FERİD M., Ana Dilimizi Bele Yazak, Yay., Tebriz; FERŞBAF Habib (1359), Dan Yeri
(Şiir), Behruz Yay., Tebriz; FERŞBAF Habib (1359), Karadağ Kentlerinde (Şiir), Behruz Yay.,
Tebriz; FERZANE M.A. (1358), Mebâni-ye Destûr-e Zebân-e Azerbaycani / Azerbaycan Dili
Gramerinin Temel Kuralları , 3. Baskı, Ferzane Yay.,Tahran; FERZANE M.A. (1358), Kitab-ı Dede
Korkud, Ferzane Yay., Tahran; FERZANE Mehmet Ali (1361), Bayatılar, 4. Baskı, Ferzane Yay.,
Tahran; FEYZULLAHİ Hüseyin (1363), Bayatılar, 2. Baskı, Telaş Yay., Tebriz; FİKRİ K.E, Divâni
Fikrî (Golgun Kefenân-i Kerbela) / Fikri’nin Dîvanı (Kerbela Şehitleri), 3. Baskı, Yay., Tahran;
GAFLANTI (1359), Seçilmiş Eserleri, Yay. ; GARANGUŞ S. [Samed Behrengi] (1359), Pâre
Pâre, 2. Baskı, Şems Yay., Tebriz; GARİG ZENCANİ, Türkî Nôhalar (Türkçe Matem Şiirleri),
Yay.; GASIMZADE F. (1358), Kaçak Nebi (Şiir), Elnaz Yay., Tebriz; GAŞEM Aşık (1358), El
Meni Atmaz (Şiir), Yay.Tebriz; GUREYŞİ B. Türkoğlu (1358), Tepeyin Dağı, Şiirler, Gazeller,
Yay.Tahran; GÜLMUHAMMEDİ Settar, Seçilmiş Şiirler, Yay.; HACIBEYOV Üzeyir (1357),
Operâ-ye Koroğlu /Köroğlu Operası, çev. Ş. Ferehmen Raz, Armağan Yay., Tahran; HADİ İsmayıl
(1360), Hubab / Kabarcık, Türkçe Eserler I, Firdevsi Yay., Tebriz; HAGBEYGİ H. (1360), Heris’den
Bir Ses (Şiir), Yay.; HAMENEYİ A.M. (1360), Türkce-Farsca Mâmuli Danışıklar / TürkçeFarsça
Günlük Konuşmalar, Yay.Tahran; HAZRİ Nabi (1358). Montahab-e Eş’ar-e Halk-e Azerbaycan
(Azerbaycan Halkının Şiirlerinden Seçmeler, çev. M.A. Mehmid, Yay.; HEDDAD A.E.
(1358), Odlu Sözler (Şiir), Yay., Tebriz; HEYET Cevat (1358), Azerbaycan Edebiyat Tarihine Bir
Bakış I, Tahran; HEYET Cevat (1358), Târihçe-ye Torki-ye Azeri / Azeri Türkçesinin Kısa Tarihi,
Varlık Yay., Tahran; HEYET Cevat (1363), Mukayiset’ol Lugateyn / İki Dili Mukayesesi, Varlık
Yay., Kaviyan Mat., Tahran; HORREM A. (1359), Edeb Hazinesi, Yay.,Tahran; HOSROŞAHİ H.,
Yâdi Ez Mocahidin / Mucâhitleri-Savaşan Askerleri- Anarken (Şiir), Yay.; HOSROŞAHİ H. (1359),
Engelâb-e Hûnin I-II / Kanlı Devrim I-II (Şiir), Hurşid Mat., Tebriz; HÜSEYİN M., HAKVERDİYEV
A. (1357), Şemşir-e Ateşin / Ateşli Kılıç, çev. Kazım Hoşhaber, Yay., Tebriz; HÜSEYNİ M.S,
Ömer Hayyam’ın Rübaîleri, İŞRAKİ Abbas (1358), Hodâmuz-e Torki-ye Estanbuli / İstanbul
Türkçesinin Kendi Kendine Öğrenme Kılavuzu, Şems Yay., Tebriz; İŞRAKİ Abbas (1358), Mihâ-
bilig, Yaz / 2004, sayı 30
78
hem Torki-ye Azerbaycani Yâd begirem / Azerbaycan Türkçesini Öğrenmek İstiyorum, Şems Yay.,
Tebriz; KENDOĞLU F. (1358), Veten Oğlu (Türki Şiirler Macmuası), Yay., Tebriz; KERİMİ H.
(1358). Rengâreng I-VI (Şiir), Yay., Marağa; KERİMİ M. (1358), Edebiyat-e Bâstân-e Azerbaycan /
Eski Azerbaycan Edebiyatı, Işık Yay., Tebriz; KUDS Yakub (1359), Atalar Sözü (Goftâr-i Niyâkan)
I, Nevid Yay., Tahran; MAHZUN M.A. (1358), Hicran Hastası (Şiir), Yay., Tahran; MARAGEYİ
Ohadiddin (1364), Mesnevi-ye Câm-i Cem / Câm-ı Cem Mesnevisi, çev: G. Begdili, H. Yûsifi, Tabiş
Mat., Tebriz; MECİDZADE H, Türki Terâneler / Türkçe Türküler, Yay.; MEHDİ Hüseyin, Odlu
Kılınç (Hikayeler), Sabir Yay., Tebriz; MEHMET BEGOV Davud, Terânehâ-ye Halk-e Azerbaycan
/ Azerbaycan Türküleri, Akt. Menije Alipur; MEHMET GULİZADE Celil (1357), Çend Dâstan
/Birkaç Hikaye, çev. M. A. Ferzane, Ferzane Yay., Tahran; MENZURİ HAMNEYİ A. (1358), Mûş
o Gorbe (Siçan ve Pişik) / Siçan ve Kedi, Yay., Tahran; MENZURİ HAMNEYİ A. (1362), Bohlûl-e
Dânende Letîfeleri / Bilici Bohlul’un Fıkraları, Yay., Tahran; MENZURİ HAMNEYİ A. (1363),
Aslî ve Kerem Destanı, Mocûdi Yay., Tahran; MENZURİ HAMNEYİ A. (1364), Muhabbet
Destanları, Yârân Yay., Tebriz; MİŞOVLU M. (1356), Çerik Himâsesi I / Partizan Destanı (Şiir),
Mutereggi İranlı Türk Rövşenfikrler Cemiyeti Neşriyesi; MUCAVİR SERABİ H. (1359), Kızıl
Bulak (Şiir), Yay., Serab; MUHLİS Gulamrıza, Sâib Tebrîzî, Gazeller, Yay., Tebriz; MUHSİNİ
Hasan (1364). Edeb Damcıları (Şiir), Sâhil Yay., Tebriz; NABDİL Ali Rıza (1358), Tülkü Kitabı
(Bâznevisi-ye Mesnevi-ye Sâlebiyye-ye Bâgır Halhâli) / Tilki Kitabı (Bağır Halhâli’nin Sâlebiye
Mesnevisinin Yeniden Yazılışı, Yay., Tebriz; NASİH ERDEBİLİ (1364), Ürek Aynası (Şiir), Sâhil
Yay., Tebriz; NATİGİ [M.Mehdi İTİMAD] (1360), Gelinler Bezeği (Şiir), Haz.: Yahya Şeyda, Yay.,
Tebriz; NECDİ Samet (1358), Bahr-e Tavil, SAVAK Dilincen, Mehrgan Mat., Marağa; NİGABİ
(1358), Bayatılar, Merkez-i Pehş-i Kitab-i Tebriz, Tebriz; NİGABİ (1358), Uşaglar Bağçasında,
Gunçeler / Çocuklar Bahçesinde, Goncalar, Mehmet Yay., Tebriz; NÜSRET Bahtiyar, Kızıl Kan
(Şiir), Yay.; OKTAY NABDİL A. (1357), Işık (Şiir), Rafat Yay., Tebriz; PENAHİ Abbas (1359),
Hanım Nene (Şiir), Yay., Maku; PİFUN Mehmed (1361), Ferheng-e Azerbaycani-Farsî / Azerbaycanca-Farsça
Sözlük, Neşri Daniş Yay., Tahran; PİŞEVERİ C. (1358), 21 Azer – Nutuklar ve Makaleler,
Ferzane Yay., Tahran; PUREKBER R., Berresi-ye Edebiyat-e Şefâhi-ye Azerbaycan / Azerbaycan
Sözlü Edebiyatı Üzerine Araştıma , Behruz Yay., Tebriz; RAHİM Mehmet (1342), Kudret
Nağmeleri (Şiir), Azerneşr Yay., Bakü; RENCDUZAN M. İbrahım (1363), Akan Bulaklar (Şiir),
Elmehdi Yay., Tebriz; REZZAGİ Ekber (1363), Gülzâr-i Hüseyni (Şiir), 3. Baskı, Telim Yay.;
RIZAYİ M, Hodâmuz-e Torki / Türkçe Kendi Kendine Öğrenme Kılavuzu, Lâle Yay., Tebriz;
ROŞEN H (1358), Edebiyat-e Şefâhi-ye Merdom-e Azerbaycan / Azerbaycan Halkının Ssözlü Edebiyatı,
Yay.; S.C.F., Mokaleme-ye Mahfi-ye Şâh Bâ Hâharaş Eşref Pehlevi / Şah’ın Kız Kardeşi
Eşref Pehlevi ile Gizli Sohbeti (Şiir), Yay.; SABAHİ Genceli (1357), Kartal, 2. Baskı, Ferzane Yay.,
Tahran; SABAHİ Genceli (1359), Hayat Facıalarından, Dünya Yay., Tahran; SABAHİ Genceli
(1360), Şiirimiz Zamanla Adımlayır, Dünya Yay., Tahran; SABİR Ali Ekber, Mekteb Uşaklarına
(Şiir), Yay.; SABİR Ali Ekber, Mekteb Uşaklarına Töhfe (Şiir), Deniz Yay., Tebriz; SABİR Ali
Ekber (1360), Hop Hop Nâme, 2. Baskı, Ferzane Yay., Tahran; SABRİ Gulamhüseyin (1361),
Yanıklı Nağmeler (Şiir), İnkılab Yay., Tahran; SADİK H., Govsi Tebrizi, Yay. Tahran; SADİK H.
(1357), Sayalar, Tahran; SADİK H. (1360), Güneşli Veten Yaddaştları (Sefernâme), Yay., Tahran;
SAFİ (1359), Külliyat-e Gencine-ye Hüseyni (Şiir), Firdevsi Yay., Tebriz; SAHİR Habib, Lirik
Şiirler, Eyvaz Yay., Tahran; SAHİR Habib (1358), Seher Işıklanır (Şiir), Yay., Tahran; SAVALAN
H.M. (1357), Apardı Seller Saranı (Şiir), Yay, Tahran; SEHEND B.G. (1358), Sazımın Sözü I-II
(Şiir), Şems Yay., Tebriz; SELAHİ Umran (1361), Pencerden Daş Gelir (Şiir), Yay., Tahran; SELAMİ
A. (1359), Eller Cırtdan Olacak (Şiir), Azer Yay., Tebriz; SERDARİNİYA Samed (1357),
Yaddaşti Ber Tarihçe-ye Teatr-e Azerbaycan /Azerbaycan Tiyatrosunun Tarihine Dair Notlar , Ana
Mat., Tebriz; SERDARİNİYA Samed (1360), Tarih-e Rûznâmeha ve Mecelleha-ye Azerbaycan I /
Gökdağ-Heyet, İran Türklerinde Kimlik Meselesi
79
Azerbaycan Gazete ve Dergilerinin Tarihi I, Dünya Yay., Tehran; SEYİD NEGEVİ Hamid (1361),
Könül Derdi (Şiir), Behcet Yay., Tahran; SEYİDZADE Mirmehdi (1358), Koroğlu, Ferzane Yay.,
Tahran; SIHHAT Abbas (1358), Köç / Göç (Şiir), Şems Yay., Tebriz; SÖNMEZ K.M. (1358), Ağır
İller (Şiir), Yay., Tebriz; SÖNMEZ K.M. (1358), İsa’nın Son Şamı (Şiir), Yay., Tebriz; ŞAHVERDİ
Mehmet, Ganlı Torpak (Şiir), Risâlet Yay., Hoy; ŞEBÜSTERLİ M. (1358), Bağban El oğlu, Tûfan
Yay., Tebriz; ŞEBÜSTERLİ M. (1974), Bahtı Yatmış (Manzume-ye Folklorik / Folklorik Manzuma),
Yay.,ŞEHRİYAR M.H. (1358). Heyder Baba’ya Selam I-II, 2. Baskı, Hagigat Yay., Tebriz;
ŞEMİDE Ahmet (1358). Azadlık Kahramanı Heyder Amoğlu, Yay., ŞEYDA Yahya ; Sejim Gulu,
Dede Korkud Yay., Tebriz; ŞEYDA Yahya (1364), Edebiyat Ocağı (Antoloji-ye Şuarâ-ye Moaser-e
Azerbaycan / Çağdaş Azerbaycan Şairlerinin Antolojisi), Yay., Tebriz; TABİ DİNİ TEBRİZİ M. H.
(1360), Engelâb-e Ehl-e Yagin yâ Divan-e Tabi Din / Ehl-i Yakinin İnkılabı veya Tabi Din’in Divanı
(Şiir), Yay.; TEBRİZİ Molla M. C. (1357), Tefrih-nâme-ye Lazemiyye-ye Hoca Molla Nesreddin /
Nasrettin Hoca’nın Fıkraları, Firdevsi Yay., Tebriz; TEBRİZLİ Ali (1360), Dil ve Edebiyat, Atropat
Yay., Tahran; TELİMHANLI (1357), Seçilmiş Türki Şiirler, Yukarı Kahramanlı Yay., Tebriz;
TERLAN Haşım (1358), Alovlu Şiirler, Pûya Yay.; ULDUZ H. (1358), İmadeddin Nesîmî, Seçilmiş
Eserleri, Yay., Tebriz; ULDUZ H., AĞÇAYLI H. (1361), Azerbaycan Gülüşü (Tanz-i Azerbaycan),
Yay., Tebriz; VAHABZADE Bahtiyar (1363), Atılmışlar (Şiir), Erk Yay., Tebriz; VALEH (1364),
Dadlı Sözler (Şiir), Sâhil Yay., Tebriz; VURĞUN Samed, Yada Sal Meni (Şiir), Yay.; YURDOĞLU
M.H. (1358), Kurtuluş (Seçilmiş Eserler) I, Yay., Zencan; ZAMANİ Behmen (1358), Araz (Şiir),
Azerbaycan Yay., Tebriz; ZAMANOV Abbas (1358), Sâbir ve Moaserîn-e U / Sâbir ve Onun
Çağdaşları, çev. Esed Behrengi, Şems Yay., Tebriz; ZEHTABİ M.T. (1358), İran Türkçesinin Sarfi
/ Morfolojisi, Aramağan Yay., Tahran; ZEHTABİ M.T. (1359), Vayganlı Adem (Hayatı-Eserleri),
Şebüster Yay., Tebriz; ZEHTABİ M.T. (1360). Ana Dilimizi Nece Yazak?, Yay., Tahran; ZEHTABİ
M. Şebüsteri, Pervânenein Sergüzeşti / Kelebeğin Hayat Hikayesi (Şiir), İran Mütereggi
Türk Rövşenfikrler Cemiyeti; ZUHURİ Samed (1362), Şiir Sanatı İran Türkçe Edebiyatında, Safa
Mat., Tebriz ;
bilig, Yaz / 2004, sayı 30
80
Kaynakça
AFŞAR, İrec (1989), Zeban-e Farsi Der Azerbaycan I, II, Tahran: Mahmut Afşar
Vakfı Yay.
AĞÇAYLI, A (1992), “Söhbet”, Varlık, Sayı 86: 34-36.
AĞÇAYLI, A (1993), “Başı belâlı dilimiz”, Varlık, Sayı 87: 60-64.
ASLANOV, Vagif (1994), “Özüme Yer Edim, Gör Sene Neyleyeceyem”,
Azerbaycan, 6 Yanvar, Bakü.
BARUTÇU ÖZÖNDER, F. Sema (2002), İran ve Türkler, Kök Araştırmalar, 4:101-122
BAYIR, Emre (2001), “Tahran’da İkinci Raund: Reformculara Rağmen Reforma
Devam”, Stratejik Analiz, Sayı 15: 5-19.
BLAGA, Rafael (1997), İran Halkları El Kitabı.
CELİLOV, Feridun (2000), Azer Halkı, Bakü.
CEMŞİDİ, Hüseyin (1994), “Mektup”, Varlık, Sayı 92: 102.
CEVADİ, H., BAHADURİ, A. (1999), “Cenubi Azerbaycan’da Ana Dilinde
Eserlerin Çap ve Neşr Tarixi 3, Meşrûteden Sonra, Pehlevi Hakimiyeti ve Demokrat
Firgesi Dövrü”, Azerbaijan International, (7.1), Spring, USA.
ÇEHREGANİ, Mahmut Ali (2003), “Hedefimiz Milli Kültürümüze Sahip
Çıkmak”, 2023, Sayı 14, Ankara.
DOERFER, G. (1969), “İran’daki Türk Dilleri”, TDAY-Belleten, Ankara: 1-2.
ERDEBİLİ, Alirıza (2002), “20 Yaşında Bir Mekteb”, Varlık,
http://www.tribun.com (15.05.2002) Web (ağ) Sitesi.
EROL, M. Seyfettin (2002), “İran’ın Orta Asya Politikası. Deneyimli Aktörün
Güvenlik Sorunu Ya Da Ava Giden Avlanır”, Stratejik Analiz, Sayı 28: 66-75.
FERZANE, M.A. (1985), “Çeşmendâz-e Şe’r-e Mobârez-e Azerbaycan Der
Dôran-e Ehtenag”, Varlık, Sayı 1-2, Tahran.
FERZANE, M.A. (1994), “Ana Dilimiz ve Milli Varlığımız Uğrunda
Mübarizeler Defterinden”, Varlık, Sayı 93: 78-79.
GÜLDİKEN, Kadir (1998), “İran’da Yaşayan 33 Milyon Türkü Düşününüz”,
Azerbaycan, Sayı 322: 47-48.
HESARİ, M. H (1996), “Folklor Yığmakda Gabagcıllar”, Varlık, Sayı 100: 49-56.
HEYET, Cevad (1985), “20. Asırda Güney Azerbaycan Edebiyatı”, Varlık, Sayı
7-8, Tahran.
HEYET, Cevad (1989), “Şehriyar”, Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları
Dergisi, İzmir.
HEYET, Cevad (1990), “İran ve Zebân-e Govmi”, Varlık, Sayı 78: 25-38.
HEYET, Cevad (1993), “Azerbaycan’ın Türkleşmesi ve Azeri Türkçesinin
Teşekkülü”, Varlık, Sayı 87: 5-20.
HEYET, Cevad (1998), “Varlık Yirmi Yaşında”, Varlık, Sayı 107, Tahran.
HEYET, Cevad (2002), “Nasiyonalism ve Bastangerayi Der İran”, Varlık, Sayı
126-3: 20.
HEYET, M. Rıza (1997), “Şairlerimiz Bizi ve Dilimizi Nece Adlandırırlar?”,
Gökdağ-Heyet, İran Türklerinde Kimlik Meselesi
81
Varlık, Sayı 105-2, Tahran.
HEYET, M. Rıza (2000), “Alınma Kelimeler ve Tekliflerimiz”, Varlık, Sayı 115-
4: 54-60.
HEYET, M. Rıza (2000), “Dr. Cevad Heyet’in Eserlerinin Bibliyografyası”,
Bıçak ve Galem, Bakü: Tahsil Yay.
HEYET, M. Rıza (2000), “Varlık Dergisi ve Onun Görkemli Yaradıcısı”, Bıçak
ve Galem, , Bakü: Tahsil Yay.
İran İsam Cumhuriyeti Anayasası, (1996), (çev. Abdullah Ünlü), İstanbul:
Evrensel Yay.
İSMAYILOVA, Nezaket (1997), Varlıq Jurnalında Şimali Azerbaycan
Edebiyatının Neşri, Doktora Tezi, Nahçıvan Devlet Üniversitesi, Filoloji
Fakültesi, Nahçıvan.
KAFKASYALI, Ali (2002), İran Türk Edebiyatı Antolojisi I-VI, Erzurum:
Atatürk Üniversitesi Yay.
Kanun-e Esasi-ye Cumhuri-ye Eslâmi-ye İran, (1991), Tahran: İran Kültür Bakanlığı
Yay.
MEMMEDOVA, Pervane (2000), Varlık Jurnalında Edebiyat Meseleleri, Bakü:
Elm Yay.
MUSTAFAYEV, V.K. (1991), “Cenubi Azerbaycanlıların Milli Şuuru, Bazı
Geydler”, Cenubi Azerbaycan Tarihi Meseleleri, Bakü: 176-195.
NESİBZADE, Nesib (1997), İran’da Azerbaycan Meselesi, Bakü: Ay-Ulduz Yay.
NUTKİ, Hamit (1979), “Ağaran Fecri Selamlarken...”, Varlık, Sayı 1: 17.
NUTKİ, Hamit (1979), “Mesele-ye Ferheng-e Akvam-e Mohtelef-e İran ve Kanun-e
Esasi Cumhuri-ye İslami”, Varlık, Sayı 2: 7-14.
NUTKİ, Hamit (1986), “Ovsun”, Varlık, Sayı 85: 5.
PURCEVADİ, Nesrullah 1366 (1987), Bâz Hem Derbâre-ye “İran-e Mazlum”,
Neşr-e Dâneş, sayı 6, s. 46-57, Tahran
PURCEVADİ, Nesrullah 1366 (1987), “İran-e Mazlum”, Neşr-e Dâneş, Sayı 5
Murdad-Şehriver: 2-10.
RESULZADE, M.E. (1993), İran Türkleri, (Hazırlayanlar: Yavuz Akpınar, İrfan M.
Yıldırım, Selahattin Çağın), İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı.
SAHİR, Habib (1979), “Terehhata Çok İnanma”, Varlık, Sayı 3: 50.
SARAY, Mehmet (1999), Türk-İran İlişkileri, Ankara: Atatürk Araştırma
Merkezi Yay.
SARIKAYA, Yalçın (2002), “Hatemi Döneminde İran’ın Dış Politikası,
Geleneksel Dış Politika İçin Atılım İmkanı mı?” 2023, Sayı 14, Ankara.
SARRAFİ, A. (1999), “İran Türklerinin Dili ve Folkloru”, Varlık, Sayı 114-3: 60-71.
SEHEND, Bulud Karaçurlu (1979), “Yasak”, Varlık, Sayı 1: 15.
SHAFFER, Brenda (2001), “İran’da Azerbaycanlı Ortak Kimliğinin Oluşumu”,
(çev. Yalçın Sarıkaya), Azerbaycan, Sayı 339: 19-38.
SHAFFER, Brenda (2002), “Azerbaycan Cumhuriyetinin Kuruluşu: İran’daki
bilig, Yaz / 2004, sayı 30
82
Azeriler Üzerindeki Etkisi”, Bağımsızlıklarının 10. Yılında Türk , (Editörler:
Prof. Emine Gürsoy Naskalı, Erdal Şahin) Haarlem-Hollanda: SOTA Yay., s.
261-284.
SÜPHANDAĞLI, M. (1994), “Dert Menşeyinden Derman Ummayın”, Yol,
Temmuz-Ağustos, Tahran.
SÜPHANDAĞLI, M., (1994), “Nâme-ye Sergoşâde-ye Yek Moselmân-e Ehl-e
Torkiye Be Modir Mesûl-e Feslnâme-ye Varlık”, Keyhan Havayi, 31 Ağustos,
Tahran.
TAGIYEVA, Ş., RAHİMOĞLU E. (1994), “Cevat Heyet Nede İttiham
Olunur?”, Yeni Müsavat, 9 Dekabr, Bakü.
TAGIYEVA, Ş.A. (1991), “1978-79. İller İran İngilabından Sonra Cenubi
Azerbaycan’da Milli Hüguglar Uğrunda Mübarize”, Cenubi Azerbaycan Tarihi
Meseleleri, Elm Yay., Bakü, s. 143-175.
TAHİRZADE, Adalet (1992), Varlık Toplusu ve Ana Dili, (Akt. M. Rıza Heyet),
Varlık, Sayı 84-1, Tahran.
Tebriz Danişgahında Azerbaycan Türkçesi ve Edebi Dil Üzere Araşdırmalar
Seminarı, (1987), Varlık, Sayı 63-2: 3-6
Türk Dili Yazı Kuralları- I. ve II. Ortografi Seminarının Aldığı Kararlar,
(2001), (Haz. İbrahim Refref), Varlık, Sayı 120-1: 56-80.
UZUN, Enver, (2002), Güney Azerbaycan Basın Tarihi, Trabzon: Türk Ocağı
Trabzon Şubesi Yay.
ÜTÜK, Kazım (2002), “Araftaki Ülke: İran”, 2023, Sayı 14: 8-15.
YAŞAR, M.A. (1979), “Danışık Dili-Yazı Dili”, Varlık, Sayı 2: 3-7.
bilig Ê Summer / 2004 Ê Number 30: 51-84
© Ahmet Yesevi University Board of Trustees
Iranian Turks’ Identity Problem
Dr. Bilgehan A. GÖKDAĞ∗
M. Rıza HEYET∗∗
Abstract: This article includes Iran and Southern Azerbayjan's
Turks' activities about knowing and protecting of their identities,
specially in 20th century that is the period in which Turkish
language is forbidden in Iran, Turkish press-publication life and the
problems that Turkish intelecuals facing with them in Iran. This
article, also prepares informations about Iranian Turks' publication
of more than 30 magazines in late period and it evaluates more than
10 works' publication, whose subjects are about Turkish language,
literature and history.

Key words: Iranian Turks, Identity problems, Turkology, prespublication's
life, Varlik magazine.


Kırıkkale University, Faculty of Arts and Science / KIRIKKALE
batsiz@yahoo.com
∗∗ Ankara University, Faculty of Modern Turkish Language and Dialects / ANKARA
m_r_heyet@hotmail.com

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar