İRAN EDEBİYATINDA HUSREV O ŞİRİN VE FERHAD Ü ŞİRİN YAZAN ŞAİRLER

İRAN EDEBİYATINDA HUSREV O ŞİRİN VE
FERHAD Ü ŞİRİN YAZAN ŞAİRLER
FARUK K . TIMURTAŞ
Husrev ü Şîrin yahut Ferhâd ü Şîrin hikâyesi, şark edebiyatlarının
en meşhur ve en belli başlı hikâyelerindendir. İran ve Türk
edebiyatlarının bu çok yaygın ve çok sevilmiş kıssasında, Sasanî
hükümdarlarından Husrev Pervîz (596-628) ile Ermen hükümdarının
yeğeni Şîrin arasında geçen aşk macerası anlatılmaktadır.
Su yollan yapmakta usta bir mühendis ve mimar olan Ferhâd,
Şîrin'in diğer âşığı ve üçüncü kahraman olarak hikâyede yer almaktadır.
Böylece bu üç şahıs ve iki aşk etrafında toplanan ve
efsaneleşen vakalar, kıssanın konusunu meydana getiriyor.1
Firdevsi'nin .Şe/mame'sinde, Husrev'in siyasî mücadelesi etraflı
anlatıldığı gibi, Şirin ile olan macerası üzerinde de kısaca durulmuştur.2
Hikâyeyi edebî gayeyle ilk ele alan XII. yüzyılın meşhur
İran şairlerinden Senaî'dir.3 Daha sonra Genceli Nizami (1141-1203),
yarattığı büyük eserle, hikâyeye ölmezlik vasfını kazandırdı. Nizâmi'nin
eşsiz eserinden sonra, yüzyıllar boyunca pek çok İran
ve Türk şairinin bu konuyu işlediğini görüyoruz.4
Bu araştırmamızda İran edebiyatında bu kıssayı nazm etmiş
1 Hikâyenin tarihî menşei ve tekâmülü için bk. Şükrü ibrahim, Iran ve Türk
edebiyatlarında Husrev ü Şirin ve Ferhad ü Şirin, mezuniyet tezi, Türkiyat Ens.
Ktp. tez nr. 72, s. 1-7; Faruk 1C. Timurtaş, Şeyhi ve Husrev ü Şirin'i, doktora
tezi, 1949, Türkiyat Ens. Ktp. tez nr. 333, s. 1-6; Ayni müellif, Türk edebiyatında
Husrev ü Şirin ve Ferhad ü Şirin hikâyesi (Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, IX,
1959, s. 65-69).
2 Şehname, Bombay basımı (resimli taş baskı}, s. 1051-1076.
3 Bk. Fevziye Abdullah, Ferhad ile Şirin (İA, IV, s. 565).
4 Türk edebiyatında bu hikâyeyi yazan şairler için bk. Faruk K. Timurtaş,
«Husrev ü Şirin» ve «Ferhad ü Şirin» yazan şairlerimiz (Tür k Dili , Temmuz
1952, s. 15-21); Ayni müellif, Türk Edebiyatnda Husrev ü Şirin ve Ferhad ü Şirin
hikâyesi (Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, IX, 1959, "s. 70-80).
7 4 FARUK K. TİMuRTAŞ 12]
şairleri kısaca incelemekteyiz. İran edebiyatında Husrev ve Şirin
hikâyesi yazan şâirlerin sayısını; muhtelif şüarâ tezkirelerini,
edebiyat tarihlerini, katalogları, biyografi ve bibliyografi kitaplarını
tarayarak ve belli başlı incelemeleri gözden geçirerek otuz bir
olarak tesbit ettik.
Bu rakamın yirmi sekizini, hikâyeyi büyük ve müstakil mesneviler
şeklinde ele alan şâirler teşkil ediyor. Geriye kalan üç şâir
ise hikâyeyi küçük mesneviler şeklinde yazmıştır.
Bu konuyu işleyen şairlerin sayısını, Şükrü İbrahim on dokuz,
Fevziye Abdullah - yanlışlıkla farsça yazanlar grupu içine aldığı
Ali Şîr Nevâî de dahil olmak üzere - on dokuz, H. W. Duda ise
yirmi bir olarak göstermişlerdir. Biz, Ethe katalogundan Şerîf
Kâşi, Vasli, Rûh-ul-emîn ve Hindû'yu, Blochet katalogun dan Şâ-
pûr'u, Pertsch katalogu ndan (Berlin) İbrahim Edhem ve Sencer-i
Kâşi'yi bularak ve Duda'nın eserinde zikr edilip de diğerlerinin
göstermediği Mîr Muhsin, Mevlânâ Hızrî, Arifi, İmâdüddin Fakîh
ve Hüseyin Baykara'yı alarak farsça Husrev ü Şirin yazan şâirlerin
sayısını otuz bire kadar yükselttik.
Şükrü İbrahim'in ve Fevziye Abdullah'ın farsça Husrev ü Şirin
yazan şairler arasına soktukları XV. yüzyıl şâirlerinden Kâtibi'-
nin böyle bir eseri olmadığını söylemek gerektir. Nizâmi'nin hamsesine
mukabele ettiğini bildirdiğimiz, asıl adı Muhammed b. Abdullah
olan ve h. 839 (m. 1435-1436) yılında ölen Kâtibi'nin,
kaynaklar Husrev ve Şirin mesnevisi yazdığını bildirmiyorlar.5
Hamsesini teşkil eden eserlerin adları Rieu ve Cl. Huart tarafından
gösterildiğine ve bunlar arasında Husrev ve Şirin'in adı
bulunmadığına göre8 onun bu liste içine alınması yanlıştır.
Yine XV. yüzyıl şâirlerinden Âsafi'nin Husrev ü Şirin mesnevisi
yazmış olması biraz şüpheli bir husustur. Eski kaynaklar
sâdece, mesneviler yazmıştır yahut Mahzen-ül-esrar tarzında mesnevileri
vardır, şeklinde bilgi veriyorlar. Eserlerinin adları sayılmadığı
için bu noktayı kesin olarak aydınlatamıyoruz. Aksini de
bilmediğimiz için listeden çıkarmağı doğru bulmadık.
Haklarında kısa bilgi verdiğimiz ve adlarını ölüm tarihlerine
göre sırladığımız bu şâirlerin eserlerinin nerede bulunduğunu bildirmek
faydalı olacağı için ayrıca bu hususu da gösterdik. Hikâ-
5 Devletşah Tezkiresi, s. 3S1-391; Ateşkede s, 70; Mecma -ül-füsehâ, II. s. 28.
6 Rieu, I, Hamse-i Kâtibi, s. 637; CL. Huart, Kâtibi (El, II, CI, II, s. 869).
[11 FERHAD-Ü-ŞİRİN 7 5
yeyi küçük mesneviler şeklinde yazan şâirlerin adları öbürlerini
takiben yine ölüm târihlerine göre gösterilmiştir.
Fazla meşhur ve bilinen şâirler için etraflı bilgi vermemekle
beraber, belirli bir ölçüyle hareket etmekten de geri kalmadık.
N İ Z A Mİ
Selçuklular devri şâirlerinden olup, XII. yüzyılda yaşamıştır.
Asıl adı İlyas'tır. Leylâ vü Mecnun'da bildirdiğine göre7 babası-
nın adı Yusuf b. Zeki, anasının adı Reise'dir. Nizami Gencelidir,
Kum havalisinde doğduğu hakkındaki rivayet zayıftır. Ne zaman
doğduğu belli değildir. Dr. Şafak, bâzı deliller göstererek onun
h. 535 (m. 1141) hududunda doğduğunu ileri sürüyor.
Gence'nin sünnî ve mütaassıp muhitinde yetişen Nizâmi, zühd
ü takvaya meyi etmiş ve hayatının sonuna kadar çok temiz ve
zâhidâne bir ömür geçirmiştir. Selçuklular devri Atabeglerinden
Kızıl Arslan, Nizâmi'ye çok hürmet göstermiştir.
Nizâmi'nin ne zaman öldüğü de kesin olarak bilinmiyor. Mecmac-ül-füsaha
ve Devletşâh tezkiresi1 nde h. 756 olarak gösterilen
ölüm tarihi; Nefahât-ül-iins de h. 592 Keşf-üz-zünun da h. 595
şeklinde kayd edilmiştir.8 Dr. Şafak, lşkendemâme nin ikinci kısmının
telif tarihini göz önünde tutarak onun h. 599 (m. 1203) yı-
lında öldüğünü bildiriyor.9
Metin bir üslûba; saf, akıcı, tatlı bir nazım diline sahip olan
Nizâmi, parlak ve zengin hayalleri ve esaslı bilgisiyle İran'ın birinci
derecede şâirleri arasında yer almıştır. «Destan-serâ dikta,
Firdevsi'den sonra en büyük kudreti göstermiş olan Nizâmi'nin
bu sahadaki muvaffakiyetine kendinden sonra gelenlerin hiç birisi
yetişememiştir. Mahzen-ül-esrar, Husrev-ü-Şirin,-Leylâ-vü-Mecnun,
Heft Peyker ve işkendernâme''den teşekkül eden hamsesine (Penc
Gene) sonraları birçok nazireler yazılmış ise de hiçbiri onun eserlerinin
ayarında değildir.
Hamsenin ikinci eseri olan ve 6512 beyitten ibaret bulunan
7 Dr. Rızâzâde Şafak, Tarih-i Edebiyat-ı Iran, Tahran, 1321, s. 231-232.
8 Riza Kulihân, Mecma'-ül-filsahâ, I, Tahran, 1295, s. 637; Devletşâh b. Alâ-
üd-devle, Tezkiret-üş-şaara, Browne neşri, Leiden, 1901, s. 131; Câmi, Nefahat-ül
üns, (Lâmii tercemesi), İstanbul, 1289, s. 677; Keşf-üz - zünûn, I, İstanbul 1941,
s. 704, 724.
9 Dr. Şafak, aynı eser, s. 233.
7 6 FARUK K. TİMuRTAŞ 12]
Husrev ü Şirin i h. 576 (m. 1180-1181) yılında tamamlamıştır.10
Nizami, Husrev ü Şirini Selçuk hükümdarı III. Tuğrul ile İldeniz
oğlu Atabeg Şemseddin Ebu Cafer Muhammed ve kardeşi Azerbaycan
Atabeglerinden Kızıl Arslan adlarına yazmıştır. Sasani
devrine ait efsaneyi en güzel şekilde hikâye eden bu eseriyle Nizami
büyük şöhret kazanmıştır.
Yüz yıllar boyunca kendisine pek çok nazireler yazılan Husrev
ü^ Şirinin İstanbul ve Avrupa kütüphaneleri de dahil birçok
yerlerde yazma nüshaları vardır. Taşbasmasiyle de basılmış bulunan
bu eser, son zamanlarda İran'da Armağan mecmuası sahibi
Vahîd Destgerdî tarafından birçok yazmalar karşılaştırılarak gü-
zel bir şekilde neşr edilmiştir.
EMİR HUSREV DEHLEVİ
XII. yüzyılda Hindistan'da yetişmiş şairlerdendir. Farsça şiir
söyleyen Hind şairlerinin en büyüklerinden olan Emir Husrev,
Belh Türklerindendir. Babası Emir Seyfüddin Mahmud, Lâçin emirzadelerinden
olup11 Türkistan'da (Mâverâ-ün-nehir) Keş şehrinde
yerleşmiştir.12 Husrev bu şehirde h. 651 (m. 1253-1254) yılında
dünyaya geldi.13 Fazilet ehlinden olan babası, Husrev'e çocukluğundan
itibaren ulûm ve fünûn tahsili yaptırmıştır.
Fars edebiyatiyle çok uğraşmış bulunan ve genç yaşında şiire
başlayan Emir Husrev, Dehli'de otururdu. Oranın hükümdarları
kendisine hürmet gösterirler, o da bunları şiirlerinde överdi.
Emir Husrev, Hind mutasavvıflarından, ulularından ve mür-
şidlerinden Şeyh Nizamüddin Evliyâ'ya mürid olmuş ve tasavvuf
yoluna girmiştir.14 Eserlerini İran şairlerinden bilhassa Senâî, Hakani,
Nizami, ve Sadi tarzında vücuda getirmiştir. Gazellerinde
hasseten Seyh Sadi'ye peyrevlik etmiştir.15 Şeyh Sadi de ona karşı
alâka göstermiş, hattâ onu görmek için ihtiyarlığında Şiraz'dan
kalkıp Hind'e gitmiştir.1"
10 Aynı eser, s. 234. Fevziye Abdullah, 1175-1176'da tamamlandığını yazıyor
(bk. ayni yer, s. 565,).
11 Süleyman Fehim, Sefinet-ü-şuarâ, İstanbul, 1259, s. 122.
1 2 Şafak, ayni eser, s. 397.
Ayni eser.
14 Ayni eser.
15 «jL*-- JJ^J . jJ » mısraını söylemiştir fbk. ayni yer).
1« Sefinet-iiş-şuarâ s. 127.
[11 FERHAD-Ü-ŞİRİN 7 7
Selis bir nazma ve kuvvetli bir hayale mâlik olan Emir Husrev'in
şiirlerinde Hind şairlerine mahsus bir âhenk vardır. Bu
üslûp, zamanla tedricî surette inkişaf ederek dediğimiz
meşhur tarzı meydana getirmiştir.
300-400 bin beyit yazdığı rivâyet edilen17 Emir Husrev, pek
çok eser bırakmıştır. Beş kısımdan ibaret divanından ve tarihe
dair eserlerinden başka Nizami'nin hamsesine mukabelesi de vardır.
Şirin-ü-Husrev bunların arasındadır. Fevkalâde istidada sahip
olan Emir Husrev'in on sekiz bin beyte yakın olan hamsesini üç
yılda yazdığı kayd ediliyor.18 Bütün kudretine rağmen, Husrev
Dehlevi, lafzın tatlılığı ve mânanın inceliği bakımından Nizami'ye
asla erişememiştir.19-
Emir Husrev Dehlevi'nin ölümü, Mecmcfül-füsahâ ve Sefinet-
üş-şuara da h. 725 (m. 1325) olarak gösterilmiştir. Dr. Şafak, h.
705 (m. 1305) yılında öldüğünü bildiriyor.
Şirirı-ü-Husrev in İstanbul ve Avrupa kütüphanelerinde muhtelif
yazmaları vardır.
ÂRİFİ
Adı Şemsüddin Muhammed, mahlası Ârifi, yahut Ârif'tir. Hayatı
hakkında çok şey bilinmiyen şairin h. 770 (m. 1368-1369)
sıralarında Azerbaycan ve Şirvan'da yaşamış olduğu tahmin ediliyor.20
Türk asıllı olan şair Erdebil'de doğmuştur. Celâir soyundan
Sultan Uveys mensuplarından olup sonra Şirvan Şahının
oğluna hocalık etmiştir.21 Ferhadnâme (Ferhâd ii Şirin) adını ta-
şıyan eserinin tek nüshası Ayasofya kütüphanesindedir.22
ÂSAFİ
XV. yüzyıl şâirlerindendir. Babası Ebu Said'in vezirlerinden
17 Ayni eser, s. 128.
18 Dr. Şafak, Ayni eser, s. 311.
19 Ayni eser, Krş . Birdir yine lîk o pîr-i fâni
Yok hamsesine nâzîr-i sâni
Tanzîre anı Emir Husrev
Etmiş idi gerçi himmet-i nev
Tab'a bîhûde verdi rence
Kanda Dehli vü kanda Gence
Ziya Paşa (Harâbât mukaddimesi)
20 H. W. Duda, Ferhad and Shirin, Praha, 1933, s. 87.
2 1 Agâh Sırrı Levend, Arif-i Erdebili (Tiirk (İnönü) Ansk. C. III, 1949, s.3).
2 2 Arifi, Ferhadnâme, Ayasofya Ktb, nr. 3335,
7 8 FARUK K. TİMuRTAŞ 12]
idi. Mahzen-iil-esrâr tarzında mesnevisi23 ve türkçe şiirleri vardır.?4
Fakat eseri şöhret kazanamamıştır. Ölümü h. 920 (m. 1514) yılındadır.

Keşf-üz-zünun'da bahs edilen Asaf Hân'ın bu zat mı, yoksa
asıl adı Câfer Beğ olan öbür Asaf Hân mı olduğu kesin olarak
belli değildir.25
HÂCE ŞİHÂBÜDDİN
Adı Şihabüddin Abdullah Mervârîd, mahlası Beyânî'dir. Genç-
liğinde Hüseyin Mirza'nın (Baykara) mülâzemetinde bulundu. Hü-
seyin Baykara sultan olunca onun ümerası arasına girdi ve sarayda
mühim vazifeler işgal etti. Hayatının sonunda uzleti seçti.
Tarihe dâir eserlerinden başka Hüsrev-ü-Şirin mesnevisini de yazmıştır,
fakat tamamlayamadan26 h. 922 (m. 1516) de ölmüştür.
HÂTİFİ
Safevi şairlerindendir. Adı Abdullah'tır. Horasan kasabalarından
Harcürd'de dünyaya gelmiştir. Meşhur Molla Câmi'nin kızkardeşinin
oğludur. Herat'ta dayısının yanında yetişmiştir. Câmi'-
nin müsaadesile Nizami'nin hamsesine cevap yazmış ve dört kitap
meydana getirmiştir. Şirin-ii-Husrev bunlardan biridir. Ayrıca
Şah İsmail için Şehname tarzında bir eser yazmağa başlamış, fakat
bitirememiştir. Mesnevi nev'inde oldukça kudret gösteren Hatifi,
birinci sınıf bir şâir değildir.
Harcürd'de bir «çâr-bâğ» tertip ve tanzim ettiren Hâtifi, h. 927
(1531-1532) de öldü.27 Çâr-bâg'da medfundur.
Şirin-ü-Husrev m yazma nüshaları muhtelif Avrupa kütüphanelerinde
mevcut28 olduğu gibi İstanbul kütüphanelerinde de
vardır.29
2 3 Azer, [Lûtf Ali Beg] Ateşkede, Bombay, 1299, s, 151; Sâm Miızâ, Tuhfe-i
Sami, Üniversite Ktb., F. Y. 945, v. 92 b; Sefinei-üş-şüarâ, s. 249-252.
24 Sefinet-üş-şu.arâ, ayni yer.
25 Keşf-üz-zünûn, I, s. 704.
28 Tuhfe-i Sami. v. 61 b.
27 Ölüm tarihi j L mısraıdjr [bk. Sam Mirza, Tuhfe-i Sami, v.
b; Sefinet-üş-şuara, s. 257].
28 Rieu, (Suppl), Ethe, Flügel, Blochet.
29 Ragıppaşa Ktb., 1095; Millet, 449.
[11
FERHAD-Ü-ŞİRİN 7 9
ÂHİ
Hüseyin Baykara zamanında yaşamıştır. Meşhed'lidir. Baykara'nın
oğlu Şâh Garîb Mirzâ hizmetinde bulundu. Çağatay ümerasındandır.
Ali Şîr Nevâi'nin takdirini kazanan Ahi, mesnevide
kuvvetlidir. Nizâmi'nin hamsesine cevap yazmıştır. Ölümü h. 947
(m. 1540-1541) dedir.80
KASIMI
Safevi devri şâirlerindendir. Horasanda Cünâbed adlı şehirdendir.
Adı Mirzâ Muhammed Kasım'dır. Sâdâttandır. Alim, fâzıl,
mütteki bir adam olan Mirza Kasım, mesnevide zamanının ileri
gelenlerindendir. Muamma sahasında da mahareti vardır.31
Şâh Tahmasb ve Şah İsmail nâmına dört mesnevi yazmıştır.
Bunlar Şâhnâme (Şahenşâhnâme) , Kârnâme, Leylâ vü Mecnun,
Husrev ii Şirin dir. Ölümü h. 980 (m. 1571-1571) yılına doğrudur.32
Husrev ü Şirin in muhtelif Avrupa kütüphanelerinde yazma
nüshaları vardır.33
VAHŞİ
Şah İsmail saltanatının sonlarına doğru Kirman'da Bafık kasabasında
doğmuştur. Adı Kemâlüddin'dir34. Memleketinden Yezd'e
gelmiş ve hayatının büyük bir kısmını burada geçirmiştir. Safevilerden
Şâh Tahmasb hakkında bir çok kasideleri vardır. Musammatları
ve bilhassa gazelleriyle meşhur olan Vahşi, Ferhad-ü-Şirin
mesnevisi de yazmağa başlamış, fakat bitirememiştir. Eseri kendinden
iki buçuk asır sonra gelen Visâl-i Şirâzî35 tamamlamıştır.
Vahşi'nin ölümü Yezd'de h. 991 (m. 1583) yılındadır.36
80 Ateşkede, s. 14. Şükrü ibrahim, tezinde h. 927 olarak kaydetmiştir.
31 Tuhfe-i Sami v. 26 a.
32 Blochet, III, Rieu.
3 3 Ethe, Blochet, Rieu.
31 Dr. Ali Nihat Tarlan, Iran Edebiyatı, İstanbul, 1944, s. 124.
36 Şîrazlı olan Visâl'in adı, Mirzâ Muhammed Şefi'dir. Halk arasında Mirzâ
Kûçek lakabıyla meşhurdur. Kaçarlar devri şâirlerinden olup, ayni zamanda hattat
ve musikişinastır. Asrın en iyi gazel söyleyenlerinden sayılan Visâl'in divanı 15
bin beyti buluyor. Mesnevi sahasında da mahareti vardır. Ferhad-ü-Şirin'i ikmal
ettikten başka Bezm-i Visal adında bir mesnevi daha yazmıştır. Şîraz'da h. 1262
[m. 1846] yılında ölen Visâl'in beş oğlu da devrin ilim ve edebiyat sahasında
mühim şahsiyetleridir [bk. Dr. Şafak, ayni eser, s. 382-383].
3 6 Dr. Şafak, ayni eser, s. 373.
8 0 FARUK K. TÎMURTAŞ
Külliyatı son zamanlarda İran'da basılmıştır. Ferhad-ü-Şirin in
muhtelif Avrupa Kütüphanelerinde yazma nüshaları vardır.37
XVI. Yüzyıl şâirlerinden olup Safeviler devrinde yaşamıştır.
Şîraz'lıdır. Adı Cemâlüddin Muhammed, babasının adı Bedrüddin'-
dir. Gençliğinde Hindistân'a gitti. Orada farsça yazan şâirler arasında
nüfuz ve şöhret sâhibi oldu. Meşhur Feyzi ile dost olduysa
da sonra araları bozuldu. Daha sonra tanıdığı başka şahısların
delâletiyle Ekber Şâh'ın sarayına girdi ve onun şâirler ve fâzıllar
derneği olan meclisinde yer aldı.
Lâhur'da h. 999 (m. 1590-1591) yılında 36 yaşında ölen Urfi
bilhassa Hindistan'da ve Osmanlı Türkleri arasında şöhret bulmuş
ve taklid edilmiştir. XVIII. yüzyıl Divan şâirlerimizden bir
çokları üzerinde tesirleri görülen Urfi'nin bir kasidesini Nef'i tanzir
etmiştir.38
Çok mağrur olan ve kendini birinci derecede şâirlerden bile
üstün gören Urfi, İran edebiyatı târihinde ön plânda yer tutan
şâirlerden değildir.
Urfi'nin şiiri Emîr Husrev ve Feyzi-i Hindi gibi farsça yazan
Hindistan şâirleri tarzındadır. Birçok hususiyet taşıyan ve

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar