MOLLA CÂMÎ’NİN YÛSUF U ZÜLEYHÂ’SININ BİLİNMEYEN İKİ TÜRKÇE ŞERHİ

Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
MOLLA CÂMÎ’NİN YÛSUF U ZÜLEYHÂ’SININ
BİLİNMEYEN İKİ TÜRKÇE ŞERHİ
İsmet ŞANLI*
ÖZET
Klâsik dönem İran şiirinin son temsilcisi kabul
edilen Molla Câmî, manzum ve mensur eserleri ile Türk
şair ve yazarlarınca örnek alınmış; onları çeşitli
bakımlardan etkilemiş, eserlerinin pekçoğu Türkçeye
tercüme edilmiş bir şahsiyettir. Onun yedi mesneviden
meydana gelen Heft Evreng’inde yer alan Yûsuf u Züleyhâ
da Türkçe tercümesi ve şerhi yapılmış eserlerindendir.
Bu yazıda, Arap, Fars ve Türk edebiyatında
mesnevi konusu üzerinde kısaca durulduktan sonra
Arap, Fars ve Türk edebiyatlarında kaleme alınmış Yûsuf
u Züleyhâlar hakkında genel bir bilgi verilecek daha
sonra da Câmî’nin Yûsuf u Züleyhâ’sının bugün Şem’î’ye
ait olarak gösterilen iki Türkçe şerhinin aslında Şem’î’ye
ait olmadığı ispatlanacaktır.
Anahtar Kelimeler: Mesnevî, Yûsuf u Züleyhâ,
Molla Câmî, Şerh.
TWO UNKNOWN TURKISH COMMENTARIES OF
YÛSUF U ZÜLEYHÂ OF MOLLA CÂMÎ
ABSTRACT
The last representative of the classical era Iranian
poetry, Molla Cami is an influential person over Turkish
poets. Most of his works have been translated to Turkish.
Mesnevî of “Yûsuf u Züleyha” in Molla Câmî’s book, Heft
Evreng composed of seven mesnevîs has also been
commented on and translated into Turkish.
This essay first provides general information
about mesnevies in Arabian, Persian, and Turkish
literature, then examnines two Turkish commentaries on

* Yrd. Doç. Dr., EskiĢehir Osmangazi Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi,
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, isanli26@yahoo.com
Molla Câmî’nin Yûsuf u Züleyhâ’sının… 1329
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
“Yûsuf u Züleyhâ” which have been wrongly associated to
Şem’i.
Key Words: Mesnevî, Yûsuf u Züleyhâ, Molla
Câmî, Commentary.
Giriş
Mesnevî, her beyti diğer beyitlerden bağımsız olarak kendi
içinde kafiyeli bir nazım Ģeklidir. Aruzun kısa bahirleriyle yazılmıĢtır.
Arapça s, n, y (ثىن (kökünden türemiĢ, “ikiĢer ikiĢer” anlamındaki
mesnâ (مثىن (kelimesinin nisbet eki almıĢ biçimi olan mesnevî(مثنوى ,(
edebiyat terimi olarak ilk defa Fars edebiyatında kullanılmıĢtır. Arap
edebiyatında ilk zamanlar “kasîde-i müzdevice” ya da “kasîde-i
müzdevic” adları verilen, ancak daha sonra “müzdevice”, “müzdevic”
veya aruzun “recez” bahri ile yazıldığı için “recez” ya da “urcûze”
adıyla anılan Ģiirler, mesnevînin ilk biçimi olarak kabul edilebilirse de
bu nazım Ģeklinin günümüzdeki anlamına uygun ilk örneklerinin Fars
edebiyatında ortaya çıktığı görülür1
(AteĢ 1979: 127-128; Ünver 1986:
430; Çiçekler 2004: 320).
Türk edebiyatına hem terim hem de nazım Ģekli olarak Ġran
edebiyatından geçen mesnevî, Fars Ģiirinin kaside ve gazelle birlikte
üç temel nazım Ģeklinden biridir. Mesnevîler, iki beyitlik Ģiirlerden
binlerce beyit uzunluğunda müstakil kitaplara kadar değiĢik
uzunluklarda kaleme alınmıĢtır (Kutlar 2000: 103).
Fars edebiyatında elde bulunan ilk örnekleri Sâmânîler (260
H/874 M-389 H/999 M) dönemine ait olan mesnevî, zamanla yaygın
bir nazım Ģekli hâline gelmiĢ ve bu nazım Ģekliyle pek çok eser
yazılmıĢtır. Bu edebiyatta mesnevîleriyle tanınan ve Türk edebiyatını
da etkileyen meĢhur Ģairler ve eserleri Ģunlardır: Firdevsî (ö. 410
H/1020M?), Şeh-nâme; Ferîdüddîn-i Attâr (ö. 588M/1193M?);
İlâhî-nâme, Husrev-nâme, Esrâr-nâme, Mantıku’t-tayr, Musîbetnâme,
Pend-nâme; Nizâmî (ö. 611H/1214M?); Mahzenü’l-esrâr,
Husrev ü Şîrîn, Leylî vü Mecnûn, Heft-peyker, İskender-nâme ve

1 Arap edebiyatında, Cahiliye devrinde ve bu devrin Ģiir geleneğinin devam
ettiği hicretten sonraki ilk yarım asırda birbirinden açıkça ayrılan “recez” ve “kasîd”
adları verilen iki nazım Ģekli görülür. Aruzun yine aynı adı taĢıyan bahriyle yazılan
recez, Ģair Ġclî tarafından kaside Ģeklinde uzun Ģiirler haline getirilmiĢtir. Urcûze de
denilen bu yeni tip recezler, mesnevî gibi muzdavica adı verilen bazı nazım
Ģekillerinin doğmasına ve geliĢmesine yol açmıĢtır. Urcûzelerin kısa beyitlerinin
ikiĢer ikiĢer kafiyelenmesinden meydana gelen muzdavica, uzun manzumelerin
yazılmasına imkân sağlayan bir nazım Ģeklidir (Bkz.: Çetin 1973; Kutlar 2000: 102-
103).
1330 İsmet ŞANLI
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
İkbâl-nâme; Sa’dî (ö. 691H/1292M)2
, Bostân; Emîr Husrev (ö.
725H/1325M); Matla‘u’l-envâr, Şîrîn ü Husrev, Mecnûn u Leylî,
Heşt-behişt, Âyîne-i İskenderî; Hâcû-yı Kirmânî (ö. 727H/1327M);
Ravzatü’l-envâr, Hümây u Hümâyûn, Kemâl-nâme, Gül ü Nevrûz,
Cevher-nâme, Sâm-nâme; Câmî (ö. 898H/1492M)3
; Sisiletü’z-zeheb,
Selamân u Ebsâl, Tuhfetü’l-ahrâr, Subhatü’l-ebrâr, Yûsuf u Züleyhâ,
Leylî vü Mecnûn, Hıred-nâme-i İskenderî.
Mevcut bilgilere göre Türk edebiyatında yazılan ilk mesnevi
Yûsuf Has Hâcib‟in (ö. 469H/1077M) Kutadgu Bilig‟idir. Mesnevî
tarzı, kendine özgü kafiye sistemi, kısa vezinlerle yazılması ve beyit
sınırı olmaması nedeniyle Türk edebiyatında -Fars edebiyatının da
etkisiyle- zamanla yaygınlık kazanmıĢ ve çok kullanılmıĢtır.
Mesnevîye olan ilginin azaldığı XVIII. yüzyılda ġeyh Gâlib‟in Hüsn ü
Aşk’ı, bu nazım Ģeklinin son güzel örneğidir. Türk edebiyatında önde
gelen mesnevî Ģairleri ve eserleri Ģunlardır: Mevlânâ Celâleddîn-i
Rûmî (ö. 671H/1273M), Mesnevî-i Ma’nevî; Yûnus Emre (ö.
469H/1321M), Risâletü’n-nushiyye; Kutb (XIV. yy. Altın Orda
sahası) Hüsrev ü Şîrîn; Gülşehrî (XIV. yy.), Mantıku’t-tayr; Âşık
Paşa (ö. 733H/1332M), Garîb-nâme; Hoca Mes’ûd (XIV. yy.),
Süheyl ü Nevbahâr; Ahmedî (ö. 815H/1412M), İskender-nâme;
Süleyman Çelebi (ö. 825H/1422M), Vesîletü’n-necât; Şeyhî (ö.
834H/1431M?), Har-nâme; Ca’fer Çelebî (ö. 920H/1514M), Hevesnâme;
Hamdullah Hamdî (ö. 909H/1503M), Yûsuf u Züleyhâ, Leylâ
vü Mecnûn, Mevlid, Kıyâfet-nâme, Tuhfetü’l-uşşâk; Ali Şîr Nevâî (ö.
907H/1501M), Hayretü’l-ebrâr, Ferhad ü Şîrîn, Leylî vü Mecnûn,
Seb’a-i Seyyâr, Sedd-i İskenderî; Kemalpaşazâde (ö. 940H/1533M),
Yûsuf u Züleyhâ; Zâtî (ö. 953H/1546M), Şem’ ü Pervâne; Fuzûlî (ö.
963H/1555M), Leylâ vü Mecnûn; Kara Fazlî (ö. 971H/1563M), Gül ü
Bülbül; Lâmi‘î Çelebi (ö. 938H/1531M), Vâmık u Azrâ, Vîs ü Râmin,
Şem‘ ü Pervâne, Gûy u Çevgân, Heft-peyker, Selemân u Ebsâl,
Maktel-i Hüseyn, Şehr-engîz-i Bursa; Taşlıcalı Yahyâ (ö.
990H/1582M), Gencîne-i Râz, Kitâb-ı Usûl, Şâh u Gedâ, Yûsuf u

2
Sa‟dî‟nin Gülistân‟ı mensur olarak kaleme alınmıĢ olmakla birlikte, içinde
yer yer çeĢitli nazım Ģekilleriyle yazılmıĢ manzumeler de bulunan bir eserdir.
3 Nizamî‟den sonra Türk Ģairleri üzerinde en etkili Ģair olan ve eserlerinin
çoğu Türkçeye çevrilen Câmî‟nin mesnevîlerinden Tuhfetü’l-ahrâr ve Subhatü’lebrâr,
ġem„î (ö. 1011H/1602-3M?) tarafından Türkçe Ģerh edilmiĢtir. Yûsuf u
Züleyhâ’nın ise Türkçe nazmen tercümelerinin yanında Ģerhleri de vardır (Mehmet
Tahir 2000: II/343, 389; Şerh-i Yûsuf u Züleyhâ, Müstensihi: Abdü‟l-Azîz bin
Mehmed eĢ-ġehîr be-Mü‟min-zâde, Ġstinsah tarihi: Yok, Ġstanbul Üniversitesi
Kütüphanesi, Türkçe Yazmalar Bölümü, No: 3516; Şerh-i Yûsuf u Züleyhâ,
Müstensihi: Yok, Ġstinsah tarihi: Yok, Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi
Koleksiyonu, No: 2829; Her iki Ģerh de kütüphane kataloglarında ġem‟î‟ye ait
gösterilmektedir).
Molla Câmî’nin Yûsuf u Züleyhâ’sının… 1331
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
Zelîhâ, Gülşen-i Envâr; Nev’îzâde Atâî (ö. 1045H/1635-36M), Sâkî-
nâme, Nefhatü’l-ezhâr, Sohbetü’l-ebkâr, Heft-hân, Hilyetü’l-efkâr;
Nâbî (ö. 1124H/1712M), Hayriyye, Hayr-âbâd; Azmîzâde Hâletî (ö.
1040H/1630 M), Mihr ü Mâh; Şeyh Gâlib (ö. 1213H/1798M), Hüsn ü
Aşk; Nahîfî (ö. 1150H/1738M), Mesnevî-i Şerîf Tercümesi;
Sünbülzâde Vehbî (ö. 1204H/1829M), Lutfiyye; İzzet Molla (ö.
1245H/1829M), Mihnet-keşân (Ünver 1986: 458-463; 2004: 323).
Yûsuf u Züleyhâlar
Hz. Yûsuf‟un baĢından geçen olaylar, Fars ve Türk
edebiyatlarında Yûsuf u Züleyhâ, Kıssa-i Yûsuf, Yûsuf ve Zelihâ gibi
adlarla ve mesnevî nazım Ģekliyle müstakil hikâyeler biçiminde
iĢlenmiĢtir. Bu konu, Arap edebiyatında daha çok mensur eserlerde ele
alınmıĢ ve bu mensur eserlerde yer yer küçük manzumeler de
yazılmıĢtır. Aslı bir Ġbranî menkıbesi olan bu kıssa, önce Tevrat‟ta,
sonra da Kur‟an-ı Kerim‟de yer almıĢtır. Tevrat‟ın Tekvîn bölümünde,
Kur‟an‟da ise Hz. Yûsuf4
adıyla anılan 12. surede geçer. Kıssa,
Mekke‟de 111 ayet olarak nazil olan Yûsuf Suresi‟nin 4. ayetinde
baĢlayıp 101. ayetinde son bulur. Yûsuf kıssası, kıssaların en güzeli
kabul edilir ve Kur‟an‟da “Ahsenü‟l-Kasas”5
adıyla anılır.
Taberî (ö. 310H/923M), Ebu‟l-Leys-i Semerkandî (ö.
372H/983M), ZemahĢerî (ö. 537H/1143M), Beyzavî (ö. 689H/1291M)
gibi müfessirlerin tefsirlerinden toplanan peygamber kıssalarının
IV.H/X.M yüzyıldan itibaren ayrı kitaplar haline getirilmesiyle “kısas-
ı enbiyâ” adı verilen bir edebî tür geliĢmiĢtir. Bu kıssaların en
meĢhurları Kisâ‟î (ö. 189H/805M) ve Sa‟lebî (ö. 429H/1037M)‟nin
eserleridir (Altıkulaç 2000: 69-70; Öztürk 1993: 15). Hz. Yûsuf‟un
baĢından geçenleri müstakil olarak konu alan eserlerin Arap
edebiyatındaki ilk örneği, Gazâlî (ö. 504H/1111M)‟nin Bahrü’lMahabbe
adlı eseridir6
. Ġkinci eser, Ġbnü‟l-Cevzî Abdu‟r-rahman b.
Ali b. Muhammed Ebû‟l-Ferec Cemâlü‟d-dîn (509-596H/1116-
1200M)‟nin Zehrü’l-Anîk fî-Kıssa-i Yûsuf-ı Sıddîk adlı Yûsuf
sûresinin tefsiridir. Diğer eserler; Ebû Hafs Sirâcü‟d-dîn b. Ömer b.
Ġbrahim el-Ensârî el-Avsî el-Mâlikî el-Müzekkir tarafından
682H/1284M‟de yazılan Zehrü’l-Kimâm fî-Kıssati Yûsufe Aleyhi’s-

4 Hz. Yûsuf, lâkabı Ġsrail olan Hz. Yakub‟un oğludur. Annesinin adı
Kur‟an‟da belirtilmemiĢ ise de, Tevrat‟ta Rahel (RaĢel), Ġslâmî kaynaklarda Râhil
adıyla geçmektedir. Yakup Peygamberin 12 oğlundan biri olan Yûsuf, evin en küçüğü
olan Bünyamin ile öz, diğer onu ile üvey kardeĢtir. Yakup Peygamber, çocukları
arasında güzelliği ve ahlâkıyla dikkatleri üzerine çeken Yûsuf‟u daha çok sever
(Köksal 2004: 263-269; Karaman vd. 2007: 213).
5 Kur‟an; Yûsuf Suresi, 3. âyet.
6 Bir nüshası British Museum‟da bulunan eser, 1894‟te Bombay‟da, 1900‟de
Delhi‟de basılmıĢtır (Karahan 1994: 9).
1332 İsmet ŞANLI
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
selâtü ve’s-Selâm7
(Kâtip Çelebi 2008: 2/774), Tâce‟d-dîn Ebû Bekr
Ahmed b. Muhammed bin Yezîd et-Tûsî (ö. 711H/1311M)‟nin
Câmi’u Letâ’ifu’l-Besâtîn‟i8
, Molla Mu„înî-i Cuveynî (ö. ?)‟nin
Ahsenü’l-Kasas‟ı ve Alâü‟d-dîn Alî b. Muhammed b. Ġbrâhim b.
Hazînü‟Ģ-ġihî el-Bağdâdî (ö. 740H/1340M) ‟nin Tefsîr-i Sûre-i
Yûsuf‟udur (Karahan 1994: 10).
Fars edebiyatında ilk Yûsuf u Züleyhâ mesnevîlerini Ebu‟lMüeyyed-i
Belhî (IV.H/X. yy. M), Bahtiyârî-i Ahvâzî (IVH/X. yy. M)
ve Firdevsî (ö. 410H/1020M)‟nin yazdığı çeĢitli kaynaklarda
belirtilmiĢ olsa da bu eserler mevcut değildir (Köprülü 2003: 167;
Tarlan 1944: 44; Bilgin 1994: 337-338). Bunlardan baĢka Yûsuf u
Züleyhâ yazanlar Am‟ak-ı Buhârî (ö. 542-3H/1148M), Rüknü‟d-din
Mes‟ûd b. Muhammed Ġmâmzâde (600-625H/1203-1227M), Âzerî
Tûsî (866H/1461M), Cemâlî (Pîr Cemalî, 866H/1461M), Câmî (ö.
898H/1492M), Nâzım (ö. 1081H/1671M) ve Âzer mahlaslı Lutf Ali
Beg (ö. 1195H/1781M) gibi tanınmıĢ Ģairlerdir9
(Tarlan 1944: 80-81,
111, 129; Yazıcı 2003: 230-231; Çiçekler 2004: 322; Öztürk 1993:
14).
Türk edebiyatında ilk Yûsuf u Züleyha, Ali (XIII. yy.)‟nin
Kıssa-i Yûsuf‟udur10. Anadolu sahasında ilk Yûsuf u Züleyha, ġeyyad
Hamza (XIII. yy.)‟ya aittir (Dilçin 1946). Kıpçak sahasında ise,
Mahmud (XIV. yy.) isminde, hakkında tam olarak bilgi bulunmayan
Kırımlı bir Ģairin Kırım veya DeĢt-i Kıpçak dilinde hece vezni ve
dörtlüklerle Yûsuf ve Zelihâ yazdığı bilinmektedir11 (Köprülü 2003:
322). Haliloğlu Ali (XIV. yy.)‟nin hece vezni ve dörtlüklerle 1303‟te
yazdığı Yûsuf u Züleyha, Kırımlı Mahmud‟un eserinin Oğuz
Türkçesi‟ne aktarılmıĢ Ģekli olarak kabul edilmektedir (Ertaylan
1960). Çağatay edebiyatında ise Hâmidî (XV. yy.)‟nin Yûsuf u

7 Bu eser, Tosyalı Celâl-zâde NiĢanî Mustafa Çelebi (Koca NiĢancı)
tarafından M. 1560 yılında Cevâhirü‟l-Ahbâr fî-Hasâ‟ili‟l-Ahyâr adıyla Türkçeye
çevrilmiĢ ve II. Selim‟e sunulmuĢtur (Karahan 1994: 9).
8 Bu eser, Muhammed b. Muhammed Altıparmak (ö. 1033H/1623M)
tarafından Terceme-i Sittin li-Câmi’i’l-Besâtîn (Yûsuf-nâme) adıyla Türkçeye
çevrilmiĢtir. Altıparmak‟ın yaptığı tercümenin yurt içindeki ve yurt dıĢındaki
kütüphanelerde çok sayıda nüshası vardır (Kılıç 1990: 23).
9 Keşfü’z-zünûn‟da bunların dıĢında Mes‟ûd el-Kumî ile Mahmûd Bey
Sâlim‟in de Farsça Yûsuf u Züleyhâ yazdığı belirtilmektedir (Kâtip Çelebi 2008:
4/1649).
10 630H/1233M‟te yazıldığı bilinmekle birlikte hangi bölgeye ait olduğu
bilinmeyen Ali‟nin Kıssa-i Yûsuf‟u Oğuz-Kıpçak dil ögeleri karıĢık bir eserdir
(Köprülü 2003: 256; Levend 1988: 92; Cin 2004).
11 Kırımlı Mahmud‟un Yûsuf u Züleyhâ‟sının adı Munisü’l-uşşâk olup eserin
ilk yaprağı Prof. Dr. Abdülkadir Gürer‟in özel kütüphanesinde bulunmaktadır. Eserin
ilk sayfası hakkında bilgi verdiği için Prof. Dr. Abdülkadir Gürer‟e teĢekkür ederim.
Molla Câmî’nin Yûsuf u Züleyhâ’sının… 1333
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
Züleyhâ‟sı vardır (Levend 1988: 129). Yûsuf u Züleyhâ yazan diğer
Ģairler ise, Sülî Fakih (XIV. yy.; Köktekin 1985; 1996), Erzurumlu
Darir (XIV. yy.; Karahan, 1994), Hamdullah Hamdî (ö.
914H/1508M)12, Hatâî (XV. yy., ġah Ġsmail değil), Kemal PaĢazâde
(ö. 940H/1533M)13, TaĢlıcalı Yahya (ö. 990H/1543M)14, AkĢehirli
Gubârî Abdurrahman (ö. 974H/1566M)15, Köprülü-zâde Es‟ad PaĢa
(ö. 1139H/1726M)16, Ahmed MürĢidî (ö. 1174H/1760M), Molla
Hasan (XVIII. yy.), Kerküklü Mehmet Nevrûzî (ö. 1210H/1795;
Uluhan 2007) ve Mehmed Ġzzet PaĢa17 (ö. 1330H/1911M)‟dır (Levend
1988: 128-130).
Yûsuf u Züleyhâ‟ların Ģu yazarlara ait nüshaları ise henüz
bulunmamıĢtır:
Ahmedî (öl. 815H/1412M; Canım 2000: 490), Şeyhoğlu
Mustafa (XV. yy), Kırımlı Abdülmecid (XV. yy), Dür Big (XV. yy;
Levend 1988: 129), Çâkerî Sinan (XV. yy; Kut 1978: 140-141),
Bihiştî Sinan (XV. yy; Canım 2000: 194; Sungurhan 1994: 27; Hasan
Çelebi 1989: 225-226), Çağatay Ģairi Dür Beg (XV. yy.), Bursalı
Celilî (XVI. yy; Sungurhan 1994: 34), Likâyî (XVI. yy; Canım 2000:
490), Nimetullah (XVI. yy), Halîfe (öl. 980H/1572M; Kâtip Çelebi
2008: 4/1649), Karamanlı Kâmî Mehmed (öl. 952H/1584M;
Sungurhan 1994: 134; Hasan Çelebi 1989: 2/815; KayabaĢı 1997:
466-467; Kâtip Çelebi 2008: 4/1649; Mehmed Tahir 2000: II/389),
Ziyâyî Yûsuf Çelebi (öl. 950H/1543M; Canım 2000: 371), Şikârî (öl.
992H/1584M; Kâtip Çelebi 2008: 4/1649), Manastırlı Kadı Sinan

12 Agâh Sırrı Levend, “Hamdi‟nin Yûsuf u Züleyhâ‟sı”, Türk Dili
Araştırmaları Yıllığı-Belleten, 1968, 173-211; Kemal Edib Kürkçüoğlu, Hamdi’nin
Yûsuf u Züleyhâ’sı, Ankara 1969; M. Naci Onur, Akşemseddinzâde Hamdullah
Hamdi: Yûsuf u Züleyhâ, İnceleme-Metin, Atatürk Üniversitesi SBE, Doktora Tezi,
Erzurum 1982; M. Naci Onur, Hamdullah Hamdi, Yûsuf ve Züleyhâ, Akçağ Yay.,
Ankara 1991; Zehra Öztürk, Hamdullah Hamdi’nin Yûsuf ile Zelihâ Mesnevîsi’nde
Tipler ve Motifler, Ġstanbul Üniversitesi SBE, Doktora Tezi, Ġstanbul 1993.
13 Cahit Kavcar, “Kemal-paĢazâde‟nin ġairliği ve Yûsuf u Züleyhâ‟sı”, Türk
Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten 1968, 227-249; Agâh Sırrı Levend, “KemalpaĢazâde‟nin
Yûsuf u Züleyhâ‟sı”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten 1969: 251-281;
Mustafa Demirel, Kemalpaşa-zâde’nin Yûsuf ve Zelîhâ’sı ve Dil Hususiyetleri,
Ġstanbul Üniversitesi SBE, Doktora Tezi, Ġstanbul 1979; Mustafa Demirel,
Kemalpaşa-zâde: Yûsuf u Züleyhâ, Kültür Bak. Yay., Ankara 1983.
14 Vasfi Mahir Kocatürk, Taşlıcalı Yahyâ Bey: Yûsuf u Zelihâ, Ġstanbul 1944;
Mehmet ÇavuĢoğlu, Yahyâ Bey: Yûsuf u Züleyhâ (Tenkidli Basım), Ġstanbul
Üniversitesi Yay., Ġstanbul 1979.
15 Abdurrahman b. Abdullah Gubârî, Yûsuf u Züleyhâ, Manisa Ġl Halk
Kütüphanesi, No. 1215/6.
16 Köprülüzade Es‟ad PaĢa, Terceme-i Yûsuf u Züleyhâ, Süleymaniye
Kütüphanesi, Laleli No. 1697.
17 Câmî‟nin Yûsuf u Züleyha‟sını nazmen Türkçeye çevirmiĢtir (Mehmed
Tahir 2000: II/343).
1334 İsmet ŞANLI
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
(XVI. yy; Hasan Çelebi 1989: 1/4490-491; Kâtip Çelebi 2008:
4/1649), Bursalı Havâî Mustafa (öl. 1017H/1608M; Mehmed Tahir
2000: II/488), Bağdadlı Zihnî Abdüddelil (öl. 1023H/1614M; Kâtip
Çelebi 2008: 4/1649), Rıf’atî Abdülhay (öl. 1080H/1669M; Rızâ
1316: 40; Mehmed Tahir 2000: II/184-185.), Havâî Abdurrahman
(ö. 1122H/1710M; Mehmed Tahir 2000: II/489), Süleyman Tevfik
Bey (XIX. yy; Mehmed Tahir 2000: III/196; Levend 1988: 129-130).
Molla Câmî’nin Yûsuf u Züleyhâ’sının Tercüme ve
Şerhleri
Klâsik dönem Ġran Ģiirinin son temsilcisi kabul edilen Câmî,
Türkler ile sıkı münasebette bulunmuĢ, özellikle Ali ġîr Nevâî‟nin
eserlerini okuyup takdir etmiĢ ve onun Ģiirlerine Farsça nazireler
yazmıĢtır. Ali ġir Nevâî de Hamse‟sinde Câmî‟yi medheden
kasidelere yer vermiĢtir. Hüseyin Baykara ve Ali ġîr Nevâî, Câmî‟nin
eserlerini yazdırmak için hattatlar tutmuĢlar, ayrıca bu eserleri tezyin
etmek üzere Bihzâd ve Kâsım Alî gibi ressamları
görevlendirmiĢlerdir. Câmî‟nin Akkoyunlu Uzun Hasan ve Yakub ile
Osmanlı padiĢahlarından Fatih Sultan Mehmed ve II. Bayezid ile de
muhabereleri vardır (Togan 1997: 17). Osmanlı‟dan ilgi, takdir ve
himâye gören Câmî, Türkler arasında büyük ilgi görmüĢ, manzum ve
mensur birçok eserinin Türkçe tercüme ve Ģerhleri yapılmıĢtır.18
Câmî‟nin beĢinci mesnevîsi olan Yûsuf u Züleyhâ, âĢıkâne ve
lirik bir mesnevîdir. Hezec bahrinin “mefâ‟îlün mefâ‟îlün fe‟ûlün”
vezniyle yazılmıĢtır. Eserde Hutbe, Na‟t, Mi‟raciyye gibi
manzumelerden ve NakĢibendiyye tarikatı Pîri Ubeydullah-ı Ahrâr
bahsinden sonra Hüseyin Baykara‟nın methiyesi yer alır. Câmî,
kitabın yazılıĢ sebebi ve sözün faziletleri hakkında iki manzumelik bir
bölümden sonra asıl destan kısmına geçerek Yûsuf sûresinden
hareketle, Hz. Yûsuf‟un hikâyesini anlatır. Câmî, eserinde küçük
hadîselerle aĢk hikâyelerini uzun uzadıya tavsîf etmiĢ, mesnevînin
sonuna da üç manzume eklemiĢtir. Bu manzumelerden birincisi
zamaneden Ģikâyet, ikincisi oğlu Ziyaüddin Yûsuf‟a öğüt, üçüncüsü
de nefsiyle hesaplaĢmasını anlatmaktadır. Bunlardan sonra kitap
hakkında belîğ bir medhiye söyleyen Câmî, kitabını 889H/1484M
tarihinde telif ettiğini ve eserin 4000 beyit olduğunu açıklar (Şerh-i

18 Lâmi„î Çelebi (ö. 1472H/1532M), onun Şevâhidü’n-nübüvve, Nefehâtü’l-
üns min-hazarâti’l-kuds ve Selemân u Ebsâl adlı eserlerini baĢarılı bir Ģekilde Türkçe
tercüme ettiğinden dolayı “Câmî-i Rûm” lakabını almıĢtır. Bahâristân, Tuhfetü’lahrâr
ve Subhatü’l-ebrâr adlı eserleri de ġem„î tarafından Türkçe Ģerh edilmiĢtir
(ġem‟î, Şerh-i Bahâristân, Süleymaniye Kütp., Servili 232; ġem‟î, Şerh-i Tuhfetü’lahrâr,
Süleymaniye Kütp., Sehit Ali PaĢa 239).
Molla Câmî’nin Yûsuf u Züleyhâ’sının… 1335
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
Yûsuf u Züleyhâ, Süleymaniye Kütp. Es‟ad Ef. 2829, vr. 172b; Ali
Asgar Hikmet 1994: 318-321; Kartal 2003: 93).
Câmî‟nin Yûsuf u Züleyhâ‟sı, Karamanlı Kâmi Mehmed19 ve
Mehmed Ġzzet PaĢa20 tarafından nazmen Türkçeye çevrilmiĢtir. Ayrıca
Yûsuf u Züleyhâ‟nın Ġstanbul Üniversitesi Kütüphanesi Türkçe
Yazmalar No: 3516 ve Süleymaniye Kütüphanesi Esad Efendi No.
2829‟da ġem„î adına kayıtlı, ancak ġem‟î‟ye ait olmayan iki Ģerhi
bulunmaktadır. Bu Ģerhlerin nüsha tavsifleri Ģöyledir:
1. Şerh-i Yûsuf u Züleyhâ, (Ü: İstanbul Üniversitesi
Kütüphanesi)
Ġstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, TY No: 3516, 274 vr., 19
st., hat: talik, ölç: 215x140 mm, cilt: yıpranmıĢ, zencirekli viĢne
çürüğü meĢin. BaĢlıklar kırmızı mürekkeple, Farsça beyitlerin üstü
kırmızı çizgili, sayfa kenarlarında Farsça kelimelerle ilgili kısa
açıklamalar var. Bölüm baĢlıkları kırmızı mürekkeple yazılıdır.
Başı:
Sonu:

19 Kâtip Çelebi 2008: 4/1649; Mehmed Tahir 2000: II/389.
20 Mehmed Ġzzet PaĢa, Terceme-i Yûsuf u Züleyhâ, Millet Kütüphanesi, Ali
Emiri, Manzum, No. 1172‟de kayıtlı olan eser, sonundaki “mâ-ba‟di cüz‟-i sânîdedür”
ifadesinden anlaĢıldığı üzere iki cilt halinde yapılan tercümenin birinci cildidir ve
içinde yer yer tercüme edilmemiĢ beyitler bulunmaktadır. Kütüphane kayıtlarında
eserin ikinci cildine ait bir kayıt yoktur.
1336 İsmet ŞANLI
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
İstinsah Tarihi: 1030H/1620M
Müellifi: Yok
Müstensihi: èAbdü’l-èazìz bin Meómed eş-Şehìr beMüémin-zÀde
2. Şerh-i Yûsuf u Züleyhâ, (S: Süleymaniye Kütüphanesi)
Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi No: 2829, 179 vr.,
25 st., hat: nesih, 243x139, 177x79 mm, Farsça beyitlerin üstü kırmızı
çizgili, metin mavi mürekkeple cetvel içindedir. Bölüm baĢlıkları
bulunmamaktadır.
Başı:
Sonu:
Molla Câmî’nin Yûsuf u Züleyhâ’sının… 1337
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
Te’lîf ve istinsah tarihi: Yok
Müellifi: Hâcibî (Hacı Salihzâde)
Müstensihi: Yok
Süleymaniye Kütüphanesinde bulunan Ģerh, Hâcibî21
mahlaslı Halîl Hacı Salih-zâde‟ye ait olup, bu durum eserin sonunda
(yk. 178b) belirtilmektedir. Yazmada telif ve istinsah tarihi yoktur.
Ġstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde bulunan Şerh-i Yûsuf u
Züleyhâ‟nın Ģârihi bilinmemektedir. 1030H/1620M‟de istihsah edilmiĢ
olan eserin müstensihi Abdü‟l-Azîz bin Mehmed eĢ-ġehîr be-Mü‟minzâde‟dir
(yk. 273b).
Keşfü’z-Zünûn‟da, Ömer el-Halvetî el-Manisavî‟nin
Câmî‟nin Yûsuf u Züleyhâ‟sını 1030H/1620M‟de II. Osman (ö.
1031H/1622M) için Türkçeye tercüme ettiği belirtilmektedir (Kâtip
Çelebi 2008: 4/1649). Kâtip Çelebi‟nin verdiği bu bilgiler dikkate
alınır ve zayıf bir kanıt olmakla birlikte istinsah tarihi de göz önünde
bulundurulursa, Ġstanbul Üniversitesi Kütüphanesindeki Yûsuf u
Züleyhâ Ģerhi, Ömer el-Halvetî el-Manisavî‟nin hazırlayıp II.
Osman‟a sunduğu eser olmalıdır.
ġem„î adına kayıtlı olan her iki eserde izlenen Ģerh yöntemi,
ġem„î‟nin Ģerhlerinde görülen usûlden farklıdır. ġem„î, gerek
Mevlânâ‟nın “Mesnevî”sine yaptığı Ģerhte, gerekse diğer Ģerhlerinde
doğrudan metnin Ģerhine baĢlamamıĢ; eseri niçin, ne zaman ve kimin
adına Ģerh ettiğini açıklayan bir giriĢ yazmıĢtır. Hâcibî‟ye ve Ömer elHalvetî
el-Manisavî‟ye ait olan Yûsuf u Züleyhâ Ģerhlerinde ise
ġem„î‟nin Ģerhlerindeki gibi bir giriĢ bölümü yoktur. Bu eserlerde,
“besmele”den sonra doğrudan Ģerhe baĢlanmıĢtır. Yûsuf u Züleyhâ‟nın
beyitleri mısra mısra ele alınmıĢ; önce Farsçaları yazılmıĢ sonra
Türkçe tercümeleri verilerek gerekli görülen yerlerde açıklamalar

21 Hâcibî, (Hacı Salih-zâde Halil Hâcibî Efendi): Kars‟da doğan Ģair,
gençliğinde iyi bir eğitim almıĢtır. Hâcibî, Câmî‟nin Cilâ’ü’r-Rûh adlı kasidesi ile
Yûsuf u Züleyhâ mesnevîsine, “Câmî-i Rûm” lakablı Lâmi„î Çelebi‟nin manzum
lugatına Ģerhler yazmıĢ; Mehdî Mehmed‟in Dürre-i Nâdire’sini ve Nâdir ġâh ahvâlini
mübeyyin Cihân-nümâ‟yı Türkçeye tercüme etmiĢtir. H. 1240/M. 1824 tarihinde 63
yaĢında vefat eden Hâcibî, “fenn-i ferâ‟izde sâhib-i resâ‟il ve her hünerde nâĢir-i
fezâ‟il ve fevâzıl Ģâ„ir-i „âlim ve münĢî-i dakâyık-ı me‟âlim „asrın Ġbni Hâcibi Hâcı
Sâlih-zâde Halîl Efendi‟dir.” (Mehmet Nâ‟il Tuman 2001: 172; OğraĢ 2001: 150).
1338 İsmet ŞANLI
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
yapılmıĢtır. Ü‟de çeĢitli kelime ve kavramların açıklamaları sayfa
kenarında yer alırken S‟de bu tür açıklamalar metin içerisinde
yapılmıĢtır.
ġerhten çok Câmî‟nin eserinin Türkçeye tercümesi
görünümünde olan her iki eser, takip edilen yöntem bakımından
hemen hemen birbirinin aynıdır. Ancak Hâcibî‟nin Ģerhindeki bazı
mısraların açıklamalarının diğer Ģerhe göre daha uzun olduğu
görülmrktedir. Bu durum, okuyucuda Hâcibî‟nin daha önce yazılan bu
Ģerhi gördüğü ve yararlandığı gibi bir düĢünce uyandırmaktadır. Bir
fikir vermesi için her iki Ģerhin baĢından, ortasından ve sonundan aynı
beyitlere yapılan açıklamaları aĢağıda veriyoruz:
1. Şerh-i Yûsuf u Züleyhâ
İstanbul Üniversitesi TY No: 3516
2. Şerh-i Yûsuf u Züleyhâ
Süleymaniye Kütüphanesi, Esad
Efendi No: 2829
Baş: [yk. 1b] /1/ El-óamdü li’llahi
rabbü’l-èÀlemìn ve’ã-ãalÀtü ve’sselÀmu
èalÀ-òayri òalúihi
Muóammedin ve Àlihi ve ãaóbihi
ecmaèìn.
Baş: [yk. 1b] /1/ El-óamdü li’llahi
rabbü’l-èÀlemìn ve’ã-ãalÀtü ve’sselÀmu
èalÀ-seyyidinÀ Muóammedin
ve Àlihi ve ãaóbihi ecmaèìn.
/2/ İlÀhì àonçe-i ümìd be-küşÀy
İlÀhì ümìd àonçasını aç.

Gülì ez-ravøa-i cÀvìd /3/ be-nümÀy
Ebed gonçasından bir gül göster.
Lafô-ı cÀvìd ebed maènÀsına ism-i
maãdardur /4/ ve vaãf daòi istièmÀl
olınur, cÀvìdÀn daòi dirler.
/2/ İlÀhì àonce-i ümìd be-küşÀy
Ey benüm maèbÿdum ümìdüm
àoncasını aç.
Gülì ez-ravøa-i cÀvìd /3/ be-nümÀy
Ravøa-i ebedìden bir gül göster yaènì
èazm eyledigüm kitÀbuñ teélìfini
ôuhÿra getür.
Be-òandÀn ez leb-i Àn àonçe bÀàem
/5/ Güldür ol àonçe dudaúdan benüm
bÀàumı.
Vezìn gül èıùr-perver kün demÀàem22

/4/ Be-òandÀn ez leb-i Àn àonce
bÀàem
Ol àonce-i bÀà ùabèumı güldür.
VezÀn gül èıùr-perver /5/ kün
demÀàem

22 Der-kenâr: ‘atr bi’l-feth hoş kohular kokmak ‘ıtr bi’l-kesr hoş kohulu
nesne.
Molla Câmî’nin Yûsuf u Züleyhâ’sının… 1339
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
Bu gülüñ /6/ úoúusıyla beslemeklik
eyle benüm dimÀàumı.

Ve ol gülüñ ile besleyici eyle
dimÀàumı yaènì ol teélìf ôuhÿra /6/
gelmeklige beni şÀd [u] òandÀn eyle.
Der-ìn miónet-serÀy-ı bì-muvÀsÀ
Bu ünsiyyetsüz /7/ miónet-serÀy
içinde,
Be-nièmethÀ-yı òºìşem kün şinÀsÀ
Beni kendi nièmetlerüñle /8/
eglendürmek eyle.
Der-ìn miónet-serÀy-ı bì-muvÀsÀ
Bu muvÀfaúatsız /7/ miónet evinde,
Be-nièmethÀ-yı òºìşem kün şinÀsÀ
Kendü nièmetüñle baña teélìf /8/
ôuhÿra gelmeklige baña virdigüñ
úudret-i feãÀóatuñ èuhdesinden çıúar.
Øamìrem-rÀ sipÀs endìşe kerdÀn
Benüm øamìrüm içün fikr èaùiyyesini
/9/ eyle.
ZebÀnem-rÀ sitÀyiş-pìşe kerdÀn
Dilüm içün senüñ nièmetlerinüñ
şükrine /10/ ve óamdine yaènì senüñ
nièmetlerine şükr ü óamd itmek
ãanèat eyle.
Øamìrem-rÀ sipÀs endìşe /9/ kerdÀn
Úalbümi şükr endìşeli eyle.

ZebÀnem-rÀ sitÀyiş-pìşe kerdÀn
Dilümi /10/ medó pìşeli eyle yaènì
virdigüñ neèmete beni muèterif şÀkir
eyle.
Zi-taúvìm-i òıred behreverìm /11/
baòş
èAúl defterinden eyü rızú baàışla.
Zi-taúvìm-i òıred behreverìm baòş
èAúl taúvìminden baña eyü günlük
baàışla. Taúvìm bir èilmdür ki èilm-i
/12/ nücÿmdan müstaòrecdür. EyyÀm
u sÀèÀtuñ saèd u naòsı anuñ ile bilinür
ve her kismesnenüñ /13/ ùÀlièi nìk [ü]
bed oldıàın anuñ ile óükm iderler.
Pes Óaõret-i MevlÀnÀ CÀmì
úaddesa’llahu /14/ sırruhu’s-sÀmì
èaúlı èilm-i taúvìme teşbìh ile istièÀre
idüb dir ki, yÀ Rab /15/ol èilm-i
taúvìm èaúlum olduàıdur andan baña
eyü günlük baàışla ve ùÀliè-i saèd /16/
baña naãìb eyle zìrÀ ki bir kimse bir
işe bedé itdükde saèd u mübÀrek
sÀèatde /17/ ve eyü günde başlar tÀ
1340 İsmet ŞANLI
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010

Ber-iúlìm-i suòan fìrÿzìm baòş
Söz /12/ memleketi üzre benüm
àÀlib olmaúlıàumı baàışla.

ola kim iş aósen-i vech üzre ve
ÀsÀnlıú ile óÀãıl ola.
/18/ Ber-iúlìm-i suòan fìrÿzìm baòş
Söz iúlìmi üzerine fìrÿzlik baàışla ve
beni /19/ muôaffer eyle.

Orta: [yk. 129a]
sürò-dÀden Yÿsuf èaleyhi’s-selÀm vü
úıããa-i miónet-i rÀh u zaómet-i çÀh-rÀ
vü ÀgÀh-şuden-i ZüleyòÀ ez-Àn ki
endÿhì ki Àn-rÿz dÀşte be-sebeb-i Àn
bÿde-est.
Bu sürò Yÿsuf èaleyhi’s-selÀmuñ
şeró virmekligi yol miónetinüñ
úıããasından ve daòi úuyu
zaómetinden ZüleyòÀ da ÀgÀh olub ol
sebebden bir àuããa ki ol Yÿsuf
èaleyhi’s-selÀmuñ sürò eyledigi
günde ùutub ol sürò sebebiyle ol
àuããa olmaú beyÀnındadur.
Süòan-perdÀz-ı ìn şìrìn fesÀne
Söz düziçi bu ùatlu óikÀyeden

Çünìn Àred fesÀne der-miyÀne
buncılayın getürdi óikÀye[y]i ortaya.

Orta: [yk. 81b]

Süòan-perdÀz-ı ìn şìrìn fesÀne
Bu ùatlu óikÀyet sözine ãÿret virici
yaènì NiôÀmì raómetu’llahi taèÀlÀ
Çünìn Àred fesÀne der-miyÀne
böylece getürdi óikÀye ortasında
úıããayı,
Ki bìş ez-vaãl-ı Yÿsuf bÿd rÿzì
[yk. 129b] Yûsuf èaleyhi’s-selÀmuñ
ziyÀde vaãlından
ZüleyòÀ-rÀ èaceb derdì vü sÿzì
ZüleyòÀ’nuñ gündüzi èaceb derdde
idi yanmada idi.
Ki bìş ez-vaãl-ı Yÿsuf bÿd rÿzì
ki Yÿsuf èaleyhi’s-selÀm vaãldan öñ
bir gün idi.
ZüleyòÀ-rÀ èaceb derdì vü sÿzì
ZüleyòÀ’ya mübÀlaàa ile bir derd
vir[di] óarÀret yaènì vuãlatdan ilerü
bir gün ZüleyòÀ’nuñ derdi be-àÀyet
Molla Câmî’nin Yûsuf u Züleyhâ’sının… 1341
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
Zi-dil ãabr u zi-ten ÀrÀm refte
Göñlünden ãabrı ve teninden ÀrÀmı
gitmişdi.
müştedd oldı.
Zi-dil ãabr u zi-ten ÀrÀm refte
Göñülden ãabrı ve cÀndan úarÀrı
gitmiş idi.

Şikìb ez-cÀn àam-ı fercÀm refte
CÀnından ãabrı daòi àamı da
lÀyıúlıàla gitmişdi yaènì böyle Yÿsuf
èaleyhi’s-selÀm yanında olub àamı
gitmek gerek idi, lÀkin yine yanub
yaúılurdı úorúarın elimden
aldururdum diyü.
Şikìb ez-cÀn àam-ı fercÀm refte
áam èÀúıbetli cÀnından ãabrı gitmiş
idi.

Ne der-òÀne be-kÀrì bend geştì
Ne evinüñ içinde bir iş ile
baàlamaúlıú eylerdi
Ne der-bürden be-kes òorsend geştì
Ne ùaşrada bir kimesne ile úanÀèat
ider olmamışdı.
Ne der-òÀne be-kÀrì bend geştì
Ne òÀnede bir iş ile bende olurdı

Ne der-bürden be-kes òorsend geştì
Ne ùaşrada bir kimseye úÀniè olurdı.
Müje pür-Àb u dil pür-òÿn hemìn reft
Gerçi ki göz yaş ile ùolu Àb idi ve
göñlü de ùolu úan bunuñla giderdi.
Derÿn mìyÀmed u bìrÿn hemìn reft
Derÿnına gelürdi daòi ùaşrasına da
giderdi yaènì içerüye ùaşraya aàlar
giderdi aãlÀ úarÀrı yoú idi. ÚarÀrı ise
Yÿsuf èaleyhi’s-selÀmı sìneye
çekmek idi. Yÿsuf èaleyhi’s-selÀm ise
aãlÀ yüzine baúmaz idi.
Müje pür-Àb u dil pür-òÿn hemì reft
Gerçi ki ãu ile ùolı ve yüregi úan ile
ùolı giderdi.
Derÿn mìyÀmed u bìrÿn hemì reft
İçerü gelür idi ve ùaşra gider idi.
Son: [yk. 273a]
ÇünÀn dil bÀ-òudÀ-yı èÀlemeş bÀd
Ancılayın ãÀóib-i göñül Allah’uñ
èÀleminde muèammer olsun ki,
Teéeyyüd ez-èaùÀ-yı èÀlemeş yÀd
Son: [yk. 179b]
ÇünÀn dil bÀ-òudÀ-yı èÀlemeş bÀd
Ancılayın göñül èÀlemüñ òudÀsıyla
olsun ki,
Teéeyyüd ez-èaùÀ-yı èÀlemeş yÀd
1342 İsmet ŞANLI
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
ki èÀleme èaùÀsından òÀùıra gele yaènì
cümle èÀlem anı cömerddür diyü õikr
eyleyeler.
ki èÀlemüñ èaùÀsından aña yÀd
gelmeye yaènì eóaddan àayrı bir
óudÀdan meémÿli olmaya.
Süòan-rÀ ez-duèÀ dÀdì temÀmì
Söz içün duèÀdan temÀm virdük.
Be-Àmürziş zebÀn bü’gşÀy CÀmì
Ol civÀn-merdüñ yarlıàanmasıyla
zebÀnıñı aç ey CÀmì.
Süòan-rÀ ez-duèÀ dÀdì temÀmì
Söze duèÀdan temÀmiyyet virdük.
Be-Àmürziş zebÀn bü’gşÀy CÀmì
Aña maàfiret eyle dil aç ey CÀmì.
Siyeh-kÀrì me-kün çün òÀme-i òºìş
Siyeh-kÀrlıúda yaènì cürmde olma
kendi úalemüñ gibi.

Be-şÿy ez-çeşm-i pür-òÿn nÀme-i òºìş
Ùolu úan olan gözinüñ ãuyı ile kendi
èamelinüñ defterini yıúa yaènì tevbe
ve istiàfÀrda ol .
Ez-ìn ãaórÀ cevÀd-ı òÀme pey-kün
Bu kitÀbuñ ãaórÀsında úaleminüñ
cömerdligini kesmeklik ile,
Vezìn sevdÀ sevÀd-ı nÀme ùay-kün
bu kitÀb sevdÀsından sevÀd-ı nÀmeñi
yaènì müsveddeñi devşìrmeklik ile
ZebÀn-rÀ gÿş-mÀl-i òÀmuşì dih
LisÀnına sükÿt úulaàını burmaúlıú vir.
Luàat-ı Deşìşe gÿş-mÀl kÀf-ı
èAcemiyle úulaú burmak mecÀzen
teédìb maènÀsına daòi [yk. 273b]
istièmÀl olınur dimiş.
Ki hest ez-herçi gÿyì òÀmuşì bih
Siyeh-kÀrì me-kün çün òÀme-i òºìş
Kendü nÀmeñ gibi siyeh-kÀrlıú
eyleme yaènì defter-i aèmÀlüñi daòi
teélìfÀtuñ gibi siyeh boyama.
Be-şÿy ez-çeşm-i pür-òÿn nÀme-i
òºìş
Úanla ùolu [yk. 180a] gözüñden
kendü nÀmeñi yu.
Ez-ìn ãaórÀ cevÀd-ı òÀme pey-kün
Bu ãaórÀdan úalemüñ serìèü’sseyerÀtını
siñirle,
Vezìn sevdÀ sevÀd-ı nÀme ùay-kün
bu sevdÀdan nÀme úaraluàını ùayy it
yaènì yuñ óÀãılı òatm-i kelÀm eyle .
ZebÀn-rÀ gÿşmÀl-i òÀmuşì dih
Dile sükÿtluú úulaú burma vir.

Molla Câmî’nin Yûsuf u Züleyhâ’sının… 1343
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
Her neyi ki söyledüñ sükÿt itmeklik
yigrek oldı, "úul el-òayra ve illÀ
fe’sküt"
23 óadìå-i şerìfine işÀretdür.
Temmet el-óamdü li’llÀhi taèÀlÀ.
Ki hest ez-herçi gÿyì òÀmuşì bih
Her ne ki dirsin òÀmÿşlıú andan
eyüdür.
El-óamdü li’llÀhi èale’t-tamÀm ve
ãallÀ’llÀhu èalÀ-seyyidinÀ
Muóammed eføalü’l-enÀm.

Sonuç olarak bu çalıĢma ile Süleymaniye Kütüphanesi ve
Ġstanbul Üniversitesi Kütüphanesi kataloglarında ve bu kataloglardan
hareketle yapılan bir çalıĢmada (Yılmaz 2007: 285) Ģârih ġem„î‟ye ait
gösterilen Şerh-i Yûsuf u Züleyhâ isimli her iki eserin de ġem„î‟ye ait
olmadığı, Süleymaniye Kütüphanesindeki Ģerhin kaynaklarda ve
eserde belirtildiği gibi Hâcibî mahlaslı Hacı Sâlihzâde Halil‟e ait
olduğu; Ġstanbul Üniversitesi Kütüphanesindeki Ģerhin de Kâtip
Çelebi‟nin verdiği bilgilerden hareketle Ömer el-Halvetî elManisavî‟ye
ait olabileceği tespit edilmiĢtir.
KAYNAKÇA
ALTIKULAÇ, Tayyar (2002), “Kisâî”, TDVİA, C. 26, Ankara.
Ali Asgar Hikmet (1994), Camî Hayatı ve Eserleri, Çev. M. Nuri
Gençosman, Ġstanbul, MEB Yay.
ATEġ, Ahmet (1997), “Mesnevî” İA, C. VIII, MEB Yay..
CANIM, Rıdvan (2000), Latîfî Tezkire-i ġu‟arâ ve Tabsıra-i Nuzamâ,
TTK Yay., Ankara.
CĠN, Ali (2004), Ali, Kıssa-i Yûsuf (H. 630/M. 1233) İnceleme-MetinDizin,
Ankara Üniversitesi SBE, Doktora Tezi.
ÇELEBĠOĞLU, Âmil, (1999), Türk Edebiyatında Mesnevi, Kitabevi
Yay., Ġstanbul.
ÇETĠN, M. Nihat (1973), Eski Arap Şiiri, Ġstanbul.
ÇĠÇEKLER, Mustafa (2004), “Mesnevî”, TDVİA, C. 29, TDĠB Yay.,
Ankara.
DĠLÇĠN, Dehri (1946), Şeyyad Hamza Yusuf ve Zeliha, TDK Yay.,
Ankara.

23 "Fe'l-yekul el-hayren ev li-yesmut": “… Allah‟a ve âhiret gününe iman
eden her kiĢi ya hayır söylesin veya sussun!" (Zebîdî 1981: 131).
1344 İsmet ŞANLI
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
ERTAYLAN, Ġsmail Hikmet (1960), Yusuf ile Züleyha, Ġstanbul.
KARAHAN, Leylâ (1994), Erzurumlu Darîr Kıssa-i Yûsuf (Yûsuf u
Züleyhâ), TDK Yay., Ankara.
KARAMAN, Hayreddin vd. (2007), Kur’an Yolu Türkçe Meâl ve
Tefsir, C. III, DĠB Yay., Ankara.
KARTAL, Ahmet (2003), “Câmî'nin Yûsuf u Züleyhâ'sı Ġle
Hamdullah Hamdî'nin Yûsuf u Züleyhâ'sının Mukayesesi",
Diriözler Armağanı Prof. Dr. Meserret Diriöz ve Haydar Ali
Diriöz Hatıra Kitabı, (Haz: Yard. Doç. Dr. M. Fatih Köksal
- Ahmet Naci Baykoca).
Kâtip Çelebi (2008), Keşfü’z-Zunûn, 1-5 C., Çev. RüĢtü Balcı, Tarih
Vakfı Yurt Yay., Ġstanbul.
KAYABAġI, Bekir (1997), Kâf-zâde Fâ’izî’in Zübdetü’l-Eş’âr’ı,
Ġnönü Üniversitesi SBE, YayımlanmamıĢ Doktora Tezi,
Malatya.
KINALIZADE Hasan Çelebi, (1989), Tezkiretü’ş-şuarâ, C. 1, Haz.
Ġbrahim Kutluk, TTK Yay., Ankara.
KÖKTEKĠN, Kâzım (1985), Süle Fakih’in Yûsuf ve Zelihâ’sı,
İnceleme-Metin-Dizin, Atatürk Üniversitesi SBE, Doktora
Tezi, Erzurum.
KÖKTEKĠN, Kâzım (1996), “Bir Yûsuf ve Zelihâ ġairi Süle Fakih ve
Eseri”, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
Dergisi, S. 4.
KÖPRÜLÜ, M. Fuad, (2003), Türk Edebiyatı Tarihi, Haz. Orhan F.
Köprülü, Akçağ Yay., Ankara.
KUT, Günay (1978), Heşt Bihişt Sehî Beg Tezkiresi, ĠncelemeTenkitli
Metin-Dizin (Tıpkı basım), Harvard Üniversitesi
Basımevi.
KUTLAR, Fatma, S. (2000), “Mesnevî Nazım ġekline Genel Bir
BakıĢ ve Türk Edebiyatında Mesnevî AraĢtırmalarıyla Ġlgili
Bir Kaynakça Denemesi”, Türkbilig Türkoloji Araştırmaları,
S. 1.
Mehmet Nâ‟il Tuman (2001), Tuhfe-i Nâ’ilî, Haz. Cemâl KurnazMUSTAFA
TATÇI, C. I, BĠZĠM BÜRO YAY., ANKARA.
Mehmed Tahir (2000), Osmanlı Müellifleri I-II-III ve Ahmet Remzî
Akyürek Müftahu'l-kütüb ve Esâmî-i Müellifîn Fihristi, Haz.
Molla Câmî’nin Yûsuf u Züleyhâ’sının… 1345
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 5/1 Winter 2010
Mustafa Tatçı-Cemâl Kurnaz, C. 2, Bizim Büro Basımevi
Yayın Dağıtım, Ankara.
MERMER, Ahmet (1998), “Yusuf ile Zeliha”, TDEA, C. 8, Dergâh
Yay., Ġstanbul.
OĞRAġ, Rıza (2001), Es‟ad Mehmed Efendi ve Bağçe-i Safâ-
endûz‟u, Burdur.
ÖZTÜRK, Zehra (1993), Hamdullah Hamdi’nin Yusuf ve Zeliha
Mesnevisinde Tipler ve Motifler, Ġstanbul Üniversitesi SBE,
YayımlanmamıĢ Doktora Tezi, Ġstanbul.
Rızâ (1316), Tezkire-i Rızâ, NeĢr. Ahmed Cevdet, Ġkdâm Matba‟ası,
Ġstanbul.
SUNGURHAN, Aysun (1994), Beyânî Tezkiresi, İnceleme-Tenkitli
Metin, Gazi Üniversitesi SBE, YayımlanmamıĢ Yüksek
Lisans Tezi, Ankara 1994
TARLAN, Ali Nihat (1944), İran Edebiyatı, Ahmet Sait Matbaası,
Ġstanbul 1944.
TOGAN, Z. Velidi, “Câmî” İA, C. 3, MEB Yay.
ULUHAN, Çoban Hıdır (2007), Kerküklü Şair Nevrûzî Yusuf İle
Züleyha, TDK Yay., Ankara.
ÜNVER, Ġsmail (1986), “Mesnevî”, Türk Dili Türk Şiiri Özel Sayısı II
(Divan ġiiri), TDK Yay., Ankara.
ÜNVER, Ġsmail (2004) “Mesnevî, Türk Edebiyatında”, TDVİA, C. 29,
TDĠB Yay., Ankara.
YAZICI, Tahsin (2003), “Lutf Ali Beg”, TDVİA, C. 27, Ankara.
YILMAZ, Ozan (2007), “Klâsik ġerh Edebiyatı Literatürü”, Türkiye
Araştırmaları Literatür Dergisi Eski Türk Edebiyatı I, s.
271-303.
Zeynüddîn Ahmed b. Ahmed b. Abdillâtîfi‟z-Zebîdî (1981) Sahîh-i
Buhârî Muhtasarı ve Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve Şerhi, C.
12, Mütercimi ve ġârihi: Kâmil Miras, DĠB Yay., 6. bas.,
Ankara.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar