LEBÎBÎ VE EYÜP ŞEHRENGİZİ

A. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi [TAED] 56, ERZURUM 2016, 1063-1076
LEBÎBÎ VE EYÜP ŞEHRENGİZİ
Yunus KAPLAN
Öz
Bir şehrin güzelleri ve güzellikleri hakkında yazılmış olan şehrengizler,
klasik Türk edebiyatında XVI, XVII ve XVIII. yüzyıllarda rağbet gören edebî
türlerden biridir. Özellikle 16. yüzyıl şairlerinin fazlaca rağbet gösterdiği bu
türde edebiyatımızda şimdiye kadar 84 şehrengiz örneği tespit edilmiştir.
Ancak farklı eserlerin incelenmesi, taranması ve yapılacak olan araştırmalar
neticesinde bu sayının artma ihtimali her zaman mevcuttur. Böyle bir
inceleme ve araştırma neticesinde hayatı hakkında tezkirelerde ve biyografik
kaynaklarda herhangi bir bilgi bulunmayan ancak Lebîbî mahlasını kullanan
ve XVI. yüzyılda yaşadığı anlaşılan bir şair tarafından Eyüp hakkında
yazılmış bir şehrengiz daha tespit ettik. 60 beyitten müteşekkil olan Eyüp
Şehrengizi’nde, Eyüp şehrinin tarihî ve coğrafi özelliklerinden
bahsedilmemiş olup sadece bu şehirde yaşayan 20 güzelin tanıtımı
yapılmıştır. Aynı zamanda edebiyatımızda Eyüp hakkında yazılmış şimdilik
tek şehrengiz örneği olan Eyüp Şehrengizi’yle birlikte klasik Türk
edebiyatında kaleme alınan şehrengiz sayısı 85’e çıkmıştır.
Bu çalışmada Lebîbî’nin hayatı hakkında kısa bir değerlendirmede
bulunulmuş, Eyüp Şehrengizi’nin şekil ve muhteva özellikleri üzerinde
durularak metnin çeviriyazısına yer verilmiştir.
Anahtar Sözcükler: Klasik Türk Edebiyatı, Lebîbî, şehrengiz, Eyüp.
LEBÎBÎ AND THE ŞEHRENGIZ OF EYUP
Abstract
Şehrengizs that are written for the beauties and beautifulness of a city are
one of the literature genres that are caught on for XVI, XVII and XVIII in the
classical Turkish literature. There have been 84 Şehrengiz samples until now
in our literature that are caught on mostly by the poets of 16th century.
However, it is highly possible that this number will probably increase as a
result of the researches to be made and review and examination of the
different works. We have determined another şehrengiz written about the
Eyüp city by a poet understood to be lived in the XVI and used Lebîbî pen
name but have not information about his life in the collection of biographies
and biographic sources as a result of such examination and research. In the
Eyüp Şehrengiz formed of 60 couplets, only 20 beauties living in this city
have been introduced and there have been no reference to the historical and
geographical features of city of Eyüp. At the same time, the number of the
şehrengiz written in the classical Turkish literature has risen to 85 along with
the Eyüp Şehrengiz that is the only şehrengiz samples until now that has been
written about the Eyüp in our literature.
In this paper, there is a brief evaluation about the life of the Lebîbî, and
put emphasize on the form and content of the Şehrengiz and transcription of
the text has been given.
Keywords: Classical Turkish Literature, Lebîbî, Şehrengiz genre, Eyup.

 Doç. Dr.; Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü,
yunuskaplan80@mynet.com.
1064* TAED 56 Yunus KAPLAN
Giriş
“Bir yerin tabii ve sosyal özelliklerinden bahseden bir nazım türü” (Devellioğlu, 1970,
s. 1181), “Divan edebiyatında bir şehir ile o şehrin mahbûbları hakkında yazılan manzum eser”
(Pala, 1995, s. 506), “Ortalığı velveleye salacak ve dedikoduya sebep olacak şeyler hakkında
yazılan şiirlere verilen ad” (Pakalın, 1993, s. 327), “Bir şehrin güzellerini, doğal ve tarihî
güzellikleriyle sanat ve meslek dallarında ün yapmış kişileri ve onların sosyal durumlarının
anlatıldığı tür” (Kaya, 2010, s. 461) şeklinde tanımlanan şehrengizler, bir tür olarak kısaca bir
şehrin güzellikleri veya bir şehirde yaşayan güzeller hakkında yazılmış olan eserlerdir.
Bir tür olarak şehrengizlerin ilk örneklerine Fars edebiyatında rastlanır. Adnan
Karaismailoğlu’na göre (2001, s. 142-43) 12. yüzyılda Mes’ûd-ı Sa’d-ı Selmân’ın Divan’ında
Sultan Şîrzâd b. Mes’ûd’un saray erkânını konu alan; Sultan Şîrzâd, Sultan Mes’ûd ve bir kısım
saray erkânı ile neyzen, şarkıcı gibi müzisyenlerin anlatıldığı 371 beyitlik mesnevi, bu türün ilk
örneğidir.
Türk edebiyatında ise bu türün ilk örnekleri 16. yüzyılda görülmeye başlar. Bu dönemde
ilk olarak 1512 yılında Mesîhî ve Zâtî, Edirne için birer şehrengiz yazmışlardır. Bundan bir yıl
sonra Kâtib, İstanbul ve Vize için; Taşlıcalı Yahyâ ise 1522-36 yılları arasında sadrazamlık
yapan İbrahim Paşa’ya ithafen İstanbul için birer şehrengiz yazmıştır (Levend, 1957, s. 14-21).
Edebiyatımızda Sâfî’nin Farsça yazdığı İstanbul Şehrengîzi, Usûlî’nin Yenice
Şehrengîzi ve Esîrî’nin Bağdat Şehrâşûbu gibi birkaç eser, manzum-mensur karışık
kaleme alınmış; bunun dışındakilerin büyük çoğunluğu ise manzum olarak
yazılmıştır. Manzum olanların büyük bir kısmı ise mesnevî nazım şekliyle kaleme
alınmıştır (Aydemir, 2007, s. 99).
Şehrengizlerin yazımında şairlerin nazım şeklindeki tercihleri daha çok mesneviden
yana olsa da zaman zaman kaside, terkib-i bent, muhammes, gazel gibi farklı nazım şekilleriyle
de şehrengizler yazılmıştır. Bu nazım türlerinde genellikle aruzun kısa vezinleri tercih edilmiş
ve sade, anlaşılır bir dil kullanılmıştır.
Şehrengizlerde genellikle adından bahsedilen şehirde yaşayan erkek güzellerden
bahsedilmiştir. Bunun tek istisnası, Azîzî (öl. 1585)’nin İstanbul Şehrengîzi’dir. Şekil ve
anlatım tekniği bakımından diğer şehrengizlerle aynı özellikleri taşıyan İstanbul Şehrengizi’nde,
genel teamülün aksine kadınlar tasvir edilmiştir (Çetinkaya, 2014, s. 232).
Lebîbî ve Eyüp Şehrengizi
TAED 56* 1065
Şehrengizler, çoğu zaman kısa bir “münâcât”la başlar. Bu münâcât, Allah’ın sonsuz
büyüklüğü karşısında kendi çaresizliğini gören kulun yalvarmasına pek benzemez.
Burada asıl anlatılmak istenen düşünce, şairin gördüğü güzellere dinî görevlerini
unutturacak derecede tutkun olması, bu yüzden kendini suçlu görerek affını
istemesidir. Doğrudan “sebeb-i te’lif”le maksada giren şehrengizler de vardır.
Bunların bazılarında gece ve gündüz tasvirleri yer alır. “Sebeb-i te’lif”te şair,
güzellerini tasvir edeceği şehirden bahsederek dilberlerini över. Tasvirlerini
tamamladıktan sonra da “hâtime” bölümüyle eserini bitirir. Bu bölümde şehirde
övülecek daha birçok güzel olmasına rağmen tanıdıklarını anlattığını söyleyerek
hepsine birden dua eder. Bu arada kendini övmeyi de unutmaz (Levend, 1957, s.
13).
İçeriklerine ve yapılarına göre şehrengizler üç gruba ayrılabilir:
1. Tek bir güzele ait olup hasbihal veya sergüzeştnâme tarzında yazılan, bununla
birlikte şehrin tasvirlerine de yer verenler; Çorlulu Kâtib’in İstanbul ile Vize
hakkında 919’da (1513) kaleme aldığı şehrengizle Enderunlu Fâzıl’ın Defter-i Aşk
adlı eseri bunlardandır.
2. Bir yerin güzellerini, bazı kişilerini ya da sanat erbabı ile mesleklerini tasvir
edenler; Mesîhî’nin Edirne Şehrengizi, İsmâil Belîğ’in Bursa Şehrengizi, Enderunlu
Fâzıl’ın Çenginâme’si ile Zenannâme’si gibi.
3. Bir şehrin sadece gezip görülmeye değer doğal güzelliklerini, tarihî mekânlarını
ve sosyal özelliklerini anlatanlar; Lâmiî Çelebi’nin Bursa Şehrengizi ve Nâzikî’nin
yine Bursa’yı öven manzumesi gibi (Kaya, 2010, s. 461).
Türk edebiyatında yazılmış şehrengizler üzerine şimdiye kadar birçok çalışma
yapılmıştır. 1 Yapılan bu çalışmalarla birlikte edebiyatımızda bilinen şehrengiz sayısında
zamanla bir hayli artış olmuştur. Şehrengizler üzerinde ilk toplu çalışmayı mezuniyet tezi olarak
yapan Mustafa İzzet Deliçay, bu çalışmasında edebiyatımızdaki şehrengiz sayısını 32 olarak
tespit etmiştir (Deliçay, 1936). Ardından Agâh Sırrı Levend, Türk Edebiyatında Şehrengîzler ve
Şehrengîzlerde İstanbul adlı çalışmasında bu sayıyı 44’e (Levend, 1957); Metin Akkuş, yüksek
lisans çalışmasında 49’a (Akkuş, 1987); Barış Karacasu ise önce bu sayıyı 68’e (2011, s. 260);
daha sonra da şehrengiz özelliği taşıyan Heves-nâme, Çengî-nâme, Hûbân-nâme, Zenân-nâme,

1 Bu çalışmalar hakkında toplu bilgi için bk. Karacasu, B. (2007). Türk edebiyatında şehrengizler. Türkiye
Araştırmaları Literatür Dergisi, 5(10), 259-313.; Tığlı, F. (2007). Klâsik Türk edebiyatında şehrengiz çalışmaları
hakkında bibliyografya denemesi. Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History
of Turkish or Turkic, 2(4), 763-70.
1066* TAED 56 Yunus KAPLAN
Ta’rifât, ve Nerh-nâme-i Dilberân gibi eserleri de ekleyerek 78’e çıkarmıştır (2011, s. 304).
Ardından Lokman Turan, Defterdar-zâde Ahmed Cemâlî’nin Siroz Şehrengizi üzerine yaptığı
çalışmada Fatma Sabiha Kutlar’ın çalışma yaptığı Nerh-nâme-i Dilberân, kendisinin tespit ettiği
Yenişehirli Avnî Bey’in Dîvân’ında yer alan Der-vasf-ı Yenişehr-i Fenâr başlıklı manzume ile
Edirneli Örfî Mahmûd Ağa Dîvânı’ndaki Dâru’n-Nasru’l-Meymene Şehr-i Edirnenüñ Evsâfıdur
başlıklı manzumeyi de ekleyerek şehrengiz sayısını 81’e çıkarsa (2011, s. 51) da Turan’ın
toplam sayıya dâhil ettiği Nerh-nâme-i Dilberân adlı eserin, daha önce Barış Karacasu
tarafından şehrengiz sayısına dâhil edildiği dikkate alındığında gerçek rakamın 80 olması
gerekir.
Bu çalışmadan sonra edebiyatımızda bilinmeyen bazı şehrengizler üzerine de çalışmalar
yapılmıştır. Murat Öztürk, hayatı hakkında kaynaklarda herhangi bir bilgi olmayan; ancak
yazdığı şiirlerden hareketle 16. yüzyılın ikinci yarısında yaşadığı anlaşılan Maksadî mahlaslı bir
şairin Yenice için iki, İştip içinse bir adet yazdığı şehrengizlerin tanıtımını yaparak (Öztürk,
2014) bilinen şehrengiz sayısını 83’e çıkarmıştır. Bu türle ilgili son çalışma ise şimdiye kadar
varlığı bilinmeyen ve 16. yüzyıl şairlerinden Seyrî’nin kaleme almış olduğu Halep Şehrengizi
üzerine tarafımızdan yapılan çalışmadır (Kaplan, 2015). Bu çalışmayla birlikte edebiyat
tarihimizde yazılmış olan şehrengiz sayısı 84’ü bulmuştur.
Yaptığımız mecmua taramaları esnasında şimdiye kadar varlığı bilinmeyen ve Eyüp
hakkında yazılmış olan bir şehrengiz daha tespit ettik. Bu çalışmamızın da konusunu teşkil eden
Eyüp Şehrengizi ile birlikte Türk edebiyatında yazılmış olan şehrengiz sayısı 85’i bulmuştur.
Eyüp
Kuzeydoğudan Sarıyer, doğudan Kâğıthane ve Şişli, güneyden Fatih, Bayrampaşa,
Esenler, batıdan Gaziosmanpaşa, kuzeybatıdan Çatalca ilçeleri ve kuzeyden de
Karadeniz ile çevrilidir. İlçe toprakları Haliç kıyılarından kuzeybatıya doğru hafif
dalgalı düzlükler hâlinde uzanır. XIX. yüzyıl başlarında burada bulunduğu bilinen
ve biri İslambey, Düğmeciler, Kurukavak derelerinin birleşmesiyle oluşup Eyüp
Camii yanından geçerek iskelenin iki tarafından, diğeri ise Eyüp Sultan İskelesi ile
Bahariye arasında Şah Sultan Tekkesi civarından Haliç’e dökülen iki büyük dere
yoğun iskân dolayısıyla bugün ortadan kalkmıştır. Fetihten sonraki yerleşmelerle sur
dışında teşekkül etmiş ilk kasaba olan Eyüp, bu iskânı yönlendiren Eyüp Sultan
Külliyesi’nin inşasıyla birlikte Osmanlı hanedanı ve halk arasında hâlen devam eden
büyük bir dini-manevi önem kazanmıştır.
Lebîbî ve Eyüp Şehrengizi
TAED 56* 1067
Bizans döneminde sur dışında önemsiz bir yerleşim yeri olan 1453 yılında
İstanbul’un fethiyle birlikte adını Hz. Peygamber’in sancaktarı Ebu Eyyûb ElEnsârî’den
alan Eyüp, bir kasaba şeklinde gelişmeye başladı. Fatih Sultan Mehmed
tarafından İstanbul’un imar ve iskânı için Bursa bölgesinden getirtilen bir kısım halk
buraya yerleştirildi. Böylece vakıflar yoluyla iskân teşvik edilerek sur dışında yeni
bir kasabanın teşekkülü tamamlandı. Zamanla bir kadılık hâline gelen Eyüp, Evliya
Çelebi’ye göre XVII. yüzyılda 26 nahiye 700 köye sahipti. XVIII. yüzyılda nüfusun
iyice yoğunlaştığı Eyüp’te II. Mahmud döneminde çeşitli iskân faaliyetleri
gerçekleştirildi. Rami’de kurulan kışla çevresinde yeni yerleşme birimleri ortaya
çıktı ve sanayileşme girişimleri dolayısıyla kıyılara birçok tesis inşa edildi. XIX.
yüzyılın sonlarında göçmenlerin iskânı özellikle Rami bölgesinin daha da
büyümesine yol açtı. XIX. yüzyıl sonlarına doğru Eyüp bölgesinde Kurukovan,
Eskiyeni, Bülbülderesi, İdrisköşkü, Otakcılar, Çömlekçiler, Taşlıburun ve
Yeniçeşme gibi bazı yeni semtler oluştu. Dâhiliye Nezareti’nin yaptırdığı 1885
tarihli istatistik cetveline göre Eyüp, 28 mahalleye sahipti (Artan, 1995, s. 1-3).
Lebîbî ve Eyüp Şehrengizi
Lebîbî’nin Hayatı
Lebîbî’nin hayatı hakkında kaynaklarda herhangi bir bulunmadığı gibi kütüphane
kataloglarında bu mahlasa ait herhangi bir eser kayıtlı değildir. Ancak çeşitli şiir mecmualarında
şaire ait bazı şiirlere rastlanmaktadır. 2 Bu şiirlerin kayıtlı olduğu mecmualarda şairle ilgili
memleketi, mesleği vb. herhangi bir açıklayıcı bilgi de bulunmamaktadır. Bu mecmualar
arasında mecmua derleyicisinin bazı şairler hakkında kullanmış olduğu ifadelerden Kanuni
Sultan Süleyman (öl. 1566)’ın sağlığında yazıldığı anlaşılan bir şiir mecmuasında (Mecmu’a-i
Eş’âr, AE Mnz 563 vr. 39b) Lebîbî’nin Hayâlî (öl. 1557)’nin bir gazeline tahmisi
bulunmaktadır. Bu da Lebîbî’nin, 16. yüzyıl şairlerinden olduğunu göstermektedir.
Eyüp Şehrengizi
Eyüp Şehrengizi, Süleymaniye Kütüphanesi’nde Uşşaki Tekkesi Koleksiyonu’nda 476
numarada kayıtlı olan şiir mecmuasının “126b-127a” sayfalarında kayıtlıdır. 26 satır ve 4 sütun

2 Lebîbî’nin şiirlerinin bulunduğu mecmualar ve bu mecmualardaki şiirlerin nazım şekilleri şöyledir: 1. Mecmû’a-i
Eş’âr, Millet Kütüphanesi AE Mnz 563 vr. 39b, tahmis; 2. Mecmû’a-i Eş’âr, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk
Kitaplığı, Bel. 644 vr. 29b, müseddes; 3. Mecmû’a-i Eş’ar ve Envâ-yı Hutût, University of Michigan Library 356 vr.
94b, gazel; 4. Mecmû’a-i Eş’âr, Çorum Hasan Paşa 2207 vr. 52a, gazel; 5. Mecmû’a-i Eş’âr, Topkapı Sarayı
Kütüphanesi Revan 1972 vr. 179b, gazel.
1068* TAED 56 Yunus KAPLAN
hâlinde, nesih hatla kaleme alınmıştır. Başlıklar, kırmızı mürekkepli olup eserin müstensihi belli
değildir.
Eyüp Şehrengizi’nin Şekil ve Muhteva Özellikleri
60 beyitten müteşekkil olan Eyüp Şehrengizi, şehrengizlerin büyük çoğunluğunda
olduğu gibi mesnevi nazım şekliyle ve aruzun Hezec bahrinin “Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fe’ûlün”
vezniyle kaleme alınmıştır.
Âgah Sırrı Levend’e göre şehrengizler, genellikle “münâcât”, “sebeb-i te’lif” ve
“hâtime” bölümlerinden oluşur (1957, s. 13).
Şehrengizlerin büyük çoğunluğunun sahip olduğu bu özelliğin aksine Eyüp
Şehrengizi’nde münacat ve sebeb-i telif bölümleri bulunmamaktadır. Eyüp şehrindeki güzellerin
övgüsüyle başlayan eserin ilk 48 beytinde şehirdeki 20 güzelin ikişer üçer beyitle tanıtımları
yapılmıştır. Bu güzellerin 8’i üçer beyitle, 12’si ise ikişer beyitle tanıtılmış; ilk güzel dışında
bütün güzellerin tanıtımına geçilmeden önce tanıtımı yapılacak kişinin isminin zikredildiği
başlıklar kullanılmıştır. Bu güzeller tanıtılırken bazıları sadece isimleriyle (Ahmed, Mehemmed,
Derviş, Kerim, Hüseyin, Musa), bazıları hem isimleri hem de lakaplarıyla (Suyolcuzade
Mehemmed, Arpacızade Hacı, Muallimzade Seyyid Mehemmed, Karakaşzade Derviş,
Muhtesibzade Ali, Sipahizade Musli, Filzade Veyis, Solakzade Osman, Kuloğlu İbrahim,
Kapuzcuzade Abdulkerim, Hamamcızade Derviş, Çizmecioğlu Ahmed), biri ise sadece
lakabıyla (Cerrahzade) zikredilmiştir. Bu güzellerden sadece ikisinin (Mestçi Kerim ve Cüzhan
Hüseyin) meslekleri hakkında bilgi verilmiştir.
Lebîbî, bu güzeller içinde lakap sahibi olanlardan bazılarını tavsif ederken bu lakapları
oluşturan kelimelerin çağrıştırdığı anlamları da göz önünde bulundurarak bazı kelime oyunları
yapmıştır. Örneğin Suyolcuzade Mehemmed’in tanıtımında “gönüllerin onun ayağına su gibi
aktığını, dudağı ab-ı hayat ve zülâl olan bu güzelin güzellerin başına toplandığı bir çeşme
olduğunu” söyleyerek suyla ilgili kelimeleri çeşitli anlam ilgileri içinde kullanmıştır.
Yine Cerrahzade lakaplı güzelin tavsifinde ise cerrah kelimesiyle anlamca uyumlu olan
“yakı, merhem, mecruh” kelimelerini kullanmayı tercih etmiştir.
Eyüp Şehrengizi’nde tavsifi yapılan 20 güzelin isimleri, meslekleri ve sahip oldukları
lakapları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:
Lebîbî ve Eyüp Şehrengizi
TAED 56* 1069
Adı Lakap Mesleği
Meóemmed äuyolcu-zÀde _
Aómed _ _
Meóemmed _ _
Óacı Arpacı-zÀde _
ÚÀsım _ _
Seyyid Meóemmed Muèallim-zÀde _
_ CerrÀó-zÀde _
Dervìş Úaraúaş-zÀde _
èAlì Muótesib-zÀde _
Muslì SipÀhì-zÀde _
Veyis Fìl-zÀde _
èOåmÀn äolaú-zÀde _
İbrÀhìm Úuloàlı _
Kerìm _ Mestçi
Óüseyin _ _
MÿsÀ _ _
èAbdu’l-kerìm Úapuzcı-zÀde _
Dervìş ÓammÀmcı-zÀde _
Aómed Çizmecioàlı _
Óüseyin _ Cüz-òˇÀn
Lebîbî, bu şahıslar hakkında bilgi verirken şehrengizlerin genelinde görülen sade bir dil
kullanma temayülüne uymuş ve bu şahısların tanıtımında, atalarının ve kendilerinin sahip
oldukları özelliklere uygun kelime ve tabirleri kullanmayı tercih etmiştir.
Şehrengizler, içeriklerine göre farklı şekillerde tasnife tabi tutulmuşlardır. Örneğin
Yaşar Aydemir’e göre Türk edebiyatında yazılmış olan şehrengizleri muhteva bakımından bir
şehrin sadece tarihî eserlerini, yapılarını, coğrafi özelliklerini vs. anlatanlar ve genelde bir şehrin
esnaf zümresine mensup olan güzellerin anlatıldığı şehrengizler olmak üzere iki gruba ayırmak
mümkündür (2007, s. 92). Bu sınıflandırmaya istinaden muhteva açısından Eyüp Şehrengizi,
sadece esnaf güzellerini anlattığı için bir şehrin esnaf zümresine mensup olan güzellerin
anlatıldığı şehrengizler grubuna girmektedir.
Sonuç
Hayatı hakkında kaynaklarda herhangi bir bilgi bulunmayan ancak yazmış olduğu bazı
şiirlerini ihtiva eden mecmuaların meydana getirildiği dönemden hareketle 16. yüzyıl
şairlerinden olduğu anlaşılan Lebîbî tarafından kaleme alınan Eyüp Şehrengizi, 60 beyit hâlinde
mesnevi nazım şekli ve aruzun Hezec bahrinin “mefâ’îlün mefâ’îlün fe’ûlün” kalıbıyla
1070* TAED 56 Yunus KAPLAN
yazılmıştır. “Şehir güzellerinin tavsifi ve hatime” olmak üzere iki bölümden oluşan eserde,
Eyüp’ün mimari ve coğrafi özellikleri üzerinde durulmamış; ikişer üçer beyitle bu semtte
yaşayan 20 güzelin tanıtımı yapılmıştır.
Klasik Türk edebiyatında Eyüp semti için yazılmış şimdilik bilinen tek şehrengiz olma
özelliğini taşıyan Eyüp Şehrengizi, şekil ve muhteva itibarıyla bir şehrin sadece güzellerinin
anlatıldığı şehrengizler grubuna girmektedir. Daha önce varlığı bilinmeyen Eyüp Şehrengizi’nin
tespitiyle birlikte klasik Türk edebiyatında bu türde yazılmış olan eser sayısı 85’i bulmuştur.
Şehrengìz-i Lebìbì CüvÀnÀn-ı Ebì Eyyüb el-EnãÀrì
MefÀèìlün MefÀèìlün Feèÿlün
1 Meóemmeddür biri äuyolcu-zÀde
Aúar ayaàına diller ziyÀde
2 Şekerdür ùatludur şìrìn zebÀnı
Lebi Àb-ı óayÀt-ı cÀvidÀnì
3 N’ola itse zülÀl-i laèlin iósÀn
O durur çeşme-i òayl-i cüvÀnÀn
Der-vaãf-ı Aómed ŞÀh
4 Biri gün gibi meşhÿr adı Aómed
Olupdurur serv-úadlerde ser-Àmed
5 Laúab aña n’ola deñilse ÙÿbÀ
Anı aèlÀ yaratmış Óaú TeèÀlÀ
Der-vaãf-ı Meóemmed ŞÀh
6 Meóemmeddür biri kÀn-ı mürüvvet
Naôar eyleñ aña hey àÀfil ümmet
7 Egerçi serd dirler ol civÀnı
Úamudan ben mülÀyim gördüm anı
Der-vaãf-ı Óacı ŞÀh
8 Biri Arpacı-zÀde Óacı ismi
Ser-À-pÀ nÿrdur gÿyÀ ki cismi

Lebîbî ve Eyüp Şehrengizi
TAED 56* 1071
9 Olanlar vaãlına cÀn ile rÀàıb
ÙavÀf-ı KÀèbe-i kÿyına ùÀlib
10 Açılmaz àonce-veş vardur óicÀbı
Alamaz kimse aàzından cevÀbı
Der-vaãf-ı ÚÀsım ŞÀh
11 Muèarrefdür biri ÚÀsım aña nÀm
Úamu evøÀè olurdı ey dil-ÀrÀm

12 Anuñ reftÀrı bir yerde bulunmaz
Şeker-güftÀrı òod taèrìf olunmaz
Der-vaãf-ı Seyyid Meóemmed ŞÀh
13 Biri Seyyid Meóemmed ãÀóib-iclÀl
Muèallim-zÀdedür ol ruòları al
14 CemÀli muãóafı sırr-ı ÒudÀdur
äaçı ve’l-leyli alnı ve’ê-êuóÀdur3

15 Yüzinde berú urur envÀr-ı ÚuréÀn
Olur anı gören kÀfir müselmÀn
Der-vaãf-ı CerrÀó-zÀde
16 Biri CerrÀó-zÀde çeşmi Àfet
Pesend itdi anı göz gördi àÀyet
17 Úara baàruma bir dem yaúı itsem
Olurdı bu dil-i mecrÿóa merhem
Der-vaãf-ı Dervìş ŞÀh
18 Úaraúaş-zÀdedür birisi Dervìş
áam-ı hicrÀnı virdi cÀna teşvìş
19 Sögerse òışm ile ol şeh duèÀdur
Dögerse arúañı ùut òoş ãafÀdur

3 Bu beyitte, Kur’ân-ı Kerim’deki Leyl ve Duhâ surelerinin ilk kelimelerine işaret edilmiştir.
1072* TAED 56 Yunus KAPLAN
20 Taóammül úıl cefÀsına o yÀrüñ
Alınma yayúarasına nigÀruñ
Der-vaãf-ı èAli ŞÀh
21 Birisi Muótesib-zÀde èAlì ŞÀh
İşiginde bir eksikli úulı Àh
22 Yer ile gök úadardur farúı gördüm
Güneşle göz terÀzÿsına urdum
Der-vaãf-ı Muãlì ŞÀh
23 Biri daòi celìlü’l-úadr dil-ber
SipÀhì-zÀde Muãlì ol semen-ber
24 Odur meydÀn-ı óüsnüñ şeh-süvÀrı
MelÀóat kişverinüñ tÀcdÀrı
25 Kime kim àamzesi tìàin ãalardı
Úılıcından dem-À-dem úan ùamardı
Der-vaãf-ı Veyis ŞÀh
26 Biri Fìl-zÀde nÀmı Veys ol óÿb
SiyÀhìce civÀndur òayli meràÿb
27 Semend-i nÀza binse ol ruòı al
Düşer üftÀdeler pÀyine bì-mecÀl
Der- vaãf-ı èOåmÀn ŞÀh
28 äolaú-zÀde birisi ismi èOåmÀn
CihÀn durduúça ãaà ola o cÀnÀn
29 Úul oàlıdur velì sulùÀna beñzer
MelÀóatda meh-i tÀbÀna beñzer
Der-vaãf-ı İbrÀhìm ŞÀh
30 Úuloàlı biri İbrÀhìm nÀmı
Úul itdi kendüye òÀãã u èavÀmı

Lebîbî ve Eyüp Şehrengizi
TAED 56* 1073
31 Mülaóóam bir civÀndur yok naôìri
ViãÀli òÿnınuñ èÀlem esìri
Der-vaãf-ı Kerìm ŞÀh
32 Biri daòi Kerìm ol óÿb-ãÿret
Aña mestçilik oldı çünki ãanèat
33 Görünse ol kerìmü’ş-şÀn dil-ber
Gelürdi úÀlıb-ı fersÿdeye fer
34 äunup cÀm-ı şarÀb-ı èaşúı ser-mest
Beni ayaà ile eyledi mest
Der-vaãf-ı Óüseyin ŞÀh
35 Óüseyn adı birisi ibn-i bihter
Be-àÀyet şÿò-ı şìrìn-kÀr dil-ber
36 HevÀ-yı èaşúına uydurdı êarbı
Raúìb ile ider dil ceng-i óarbi
Der-vaãf-ı MÿsÀ ŞÀh
37 Biri MÿsÀ güzel dirsem yiridür
KelÀm-ı pÀki siór-i SÀmirìdür4

38 Göñül muràına efsÿn itdi ol yÀr
äaçı dÀmına bend oldı dil-i zÀr
39 İdeydüm nÀr-ı èaşúum õerrece fÀş
Ser-À-ser ùutuşurdı dÀà ile ùaş
Der-vaãf-ı èAbdu’l-kerìm ŞÀh
40 Biri daòi Kerìm adı o ùannÀz
Úapuzcı-zÀdedür yÀr-ı cefÀ-sÀz

4
Sâmirî, Tâ-hâ Suresi’nin 88-97. ayetlerinde kendisinden bahsedilen İsrailoğullarına mensup bir şahıstır. Sâmirî,
altından süs eşyalarını eriterek buzağı gibi ses çıkaran bir altın buzağı heykeli yapmış, İsrailoğulları da bu altın
buzağıya tapmaya başlayınca Hz. Musa, bu buzağı heykelini yakıp denize atarak Sâmirî’yi de lanetlemiştir (Pala,
1995, s. 402).
1074* TAED 56 Yunus KAPLAN
41 İdüp èuşşÀúına úarşu o şehnÀz
Úılur ol evc-i istiànÀda pervÀz
Der-vaãf-ı Dervìş ŞÀh
42 Biri ÓammÀmcı-zÀde perì-rÿ
Adı Dervìş durur ol yÀr-ı dil-cÿ
43 äu gibi sìm-i eşküm ayaàına
Döküp òarc eyledüm nice òazìne
Der-vaãf-ı Aómed ŞÀh
44 Birisi Çizmecioàlıdur Aómed
İşi çün pÀredür èuşşÀúa bì-óadd
45 Diñüz ol dil-ber-i àaddÀra bÀrì
Bizi gördükçe çizmesin kenÀrı
Der-vaãf-ı Óüseyin ŞÀh
46 Biri cüz-òˇÀn durur nÀmı Óüseyn ol
Óüsün òulú ile òalú içinde maúbÿl
47 Anuñ cÀna düşelden èaşúı odı
Kül itdi cümle eczÀ-yı vücÿdı
48 CemÀli nÿrı ile şehr doldı
MelÀóat ol civÀnda òatm oldı
ÒÀtime
49 N’ola Àòirde õikr olsa bu cÀnÀn
Kütübden ãoñra nÀzil oldı ÚuréÀn
50 Añıldıysa kelÀmuñ Àòirinde
Gelür óelvÀ ùaèÀmuñ Àòirinde
51 Egerçi ôÀhiren baúsañ muéaòòar
Velì maènen muúaddemdür o server

Lebîbî ve Eyüp Şehrengizi
TAED 56* 1075
52 Gerek aèlÀ gerek ednÀ bahÀne
Şeref viren mekìn imiş mekÀna5
53 İlÀhì bu maúÀmı var eyle
CivÀnÀnını ber-òurdÀr eyle
54 Maãÿn idüp òazÀndan güllerini
Şen eyle dÀéimÀ bülbüllerini
55 Úamusı müstedÀm èömr olsun
Hemìşe dünyeler ùurduúça ùursun
56 Oúunduúça daòi bu vaãf-ı raènÀ
Ele alduúça luùfından eóibbÀ
57 İñen olmayalar èaybına nÀôır
Olan ol meclis-i èirfÀnda óÀøır
58 EdÀsında eger var ise noúsÀn
İdeler dÀmen-i èafv ile pinhÀn
59 Lebìbì eyleyüp ince òayÀli
İñende úılmayalar úìl ü úÀli
60 Çü buldı òÀtime bu naôm-ı àarrÀ
Bi-óamdi’llÀh tamÀm oldı temennÀ
Kaynaklar
Akkuş, M. (1987). Türk edebiyatında şehr-engizler ve Bursa şehr-engizleri, Atatürk
Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi,
Erzurum.
Artan, T. (1995). Eyüp. TDV İslâm Ansiklopedisi. C. 12. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yay.,
1-6.
Aydemir, Y. (2007). Ravzî’nin Edincik şehrengizi. Gazi Türkiyat: Türklük Bilimi Araştırmaları
Dergisi, 1, 97-126.

5 Bu beyitte “Bir yerin şerefi, orada oturanladır.” manasındaki Arapça “Şerefü’l-mekân bi’l-mekîn.” sözüne işaret
edilmektedir.
1076* TAED 56 Yunus KAPLAN
Çetinkaya, Ü. (2014). Bir kadın şehrengizi: Azîzî’nin İstanbul şehrengizi. Ankara Üniversitesi
Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 54, 229-68.
Deliçay, M. İ. (1936). Türk edebiyatında şehrengizler. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve
Edebiyatı Bölümü Basılmamış Mezuniyet Tezi.
Devellioğlu, F. (2011). Ansiklopedik Osmanlıca-Türkçe lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi.
Kaplan, Y. (2015). Seyrî ve Halep şehrengizi. Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, 8(14), 67-
92.
Karacasu, B. (2007). Türk edebiyatında şehrengizler. Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi,
5(10), 259-313.
Karaismailoğlu, A. (2001). Türk ve Fars Edebiyatlarında Şehr-engizler. Klasik Dönem Türk
Şiiri İncelemeleri. Ankara: Akçağ Yay., 139-146.
Kaya, B. A. (2010). Şehrengiz. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C. 38. İstanbul:
Türkiye Diyanet Vakfı Yay., 461-62.
Levend, A. S. (1957). Türk edebiyatında şehr-engizler ve şehr-engizlerde İstanbul. İstanbul: İş
Bankası Yayınları.
Mecmû’a-i Eş’âr, Süleymaniye Kütüphanesi Uşşaki Tekkesi 476, vr. 126b-127a.
Öztürk, M. (2014), Maksadî’nin Yenice ve İştip (İştib) şehrengizleri. Mustafa Kemal
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 11(25), 51-80.
Pakalın, M. Z. (1993). Tarih terimleri ve deyimleri sözlüğü. C. III. İstanbul: MEB Yayınları.
Pala, İ. (1995). Ansiklopedik Divan Şiiri sözlüğü. Ankara: Akçağ Yayınları.
Tığlı, F. (2007). Klâsik Türk edebiyatında şehrengiz çalışmaları hakkında bibliyografya
denemesi. Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and
History of Turkish or Turkic, 2(4), 763-70.
Turan, L. (2011). Defterdâr-zâde Ahmed Cemâlî’nin Siroz şehrengîzi. Osmanlı Araştırmaları,
The Journal Of Ottoman Studies, Türkiye Diyanet Vakfı Kütüphanesi, İslam
Araştırmaları Merkezi, İstanbul. XXXVII, 49-76.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar